SON DAKİKA

#Sosyalist Hareket

HABER DEĞER - Sosyalist Hareket haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyalist Hareket haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eşitlik yolunda katledildiler: Onbeşler neden katledildi? Haber

Eşitlik yolunda katledildiler: Onbeşler neden katledildi?

Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı, Türkiye Komünist Partisi’ni kurarak antiemperyalist mücadeleyi sosyalizm hedefiyle birleştirmek isteyen ilk kuşak komünistlerdi. 1920 sonunda Anadolu’ya geçerek Milli Mücadele’ye katılmak amacıyla yola çıkan bu heyet, 28–29 Ocak 1921 gecesi Trabzon açıklarında Karadeniz’de katledildi. Olay, Türkiye sol tarihinin en büyük kırılmalarından biri olarak kayda geçti. Türkiye’de komünist hareketin öncüsü: Mustafa Suphi kimdi? Mustafa Suphi (1883–1921), Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) kurucusu ve ilk genel başkanıydı. Giresun’da doğan Suphi, Galatasaray Lisesi’nden sonra Paris’te siyaset bilimi eğitimi aldı. İttihat ve Terakki’ye muhalif kimliği nedeniyle sürgün edildi, Rusya’da Bolşeviklerle tanıştı ve 1917 Ekim Devrimi’ne aktif destek verdi. 1920’de Bakü’de toplanan kongrede TKP’nin kuruluşuna öncülük etti. TKP’nin kuruluşu ve Anadolu’ya yöneliş 10 Eylül 1920’de Bakü’de yapılan kongrede TKP resmen kuruldu. Parti programında, emperyalizme karşı yürütülen Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın destekleneceği ve bu mücadelenin emekçilerin iktidarıyla tamamlanacağı ilan edildi. Mustafa Suphi ve yoldaşları, bu hedef doğrultusunda Anadolu’ya geçerek Ankara hükümetiyle doğrudan temas kurmayı amaçladı. Erzurum’dan Trabzon’a: Planlı bir tecrit Aralık 1920 sonunda Bakü’den yola çıkan TKP heyeti, 28 Aralık’ta Kars’a ulaştı. Başlangıçta olumlu karşılanan heyet, Erzurum’da kışkırtılmış kalabalıkların tehdidiyle karşılaştı ve kente sokulmadı. Ardından “güvenlik” gerekçesiyle Trabzon’a yönlendirildi. 27 Ocak 1921’de Trabzon’a varan Suphi ve yoldaşları, burada da linç atmosferiyle karşılandı. 28–29 Ocak 1921: Karadeniz’de Onbeşler Katliamı 28 Ocak gecesi Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı, Trabzon Limanı’ndan bir motor tekneyle denize açıldı. Teknenin kontrolünü elinde bulunduran Yahya Kaptan ve adamları tarafından saldırıya uğrayan heyetin tamamı bıçaklanarak öldürüldü ve Karadeniz’e atıldı. Cesetlere hiçbir zaman ulaşılamadı. Olay tarihe “Onbeşler Katliamı” olarak geçti. Katledilen 15 komünist önderin tam listesi Karadeniz’de katledilen TKP kurucu kadrosu şu isimlerden oluşuyordu: Mustafa Suphi – TKP Genel Başkanı Ethem Nejat – TKP Genel Sekreteri Bahaeddin (Aşçıoğlu) Kazım Ali (Manisalı) Kazım Hulusi Maksut (Kıralioğlu) Emin Şefik Cemil (Cemil Nazmi) Nazmi İsmail (Çitoğlu) Mehmet (Hatipoğlu) Mehmet Ali Hayrettin (Ahmetoğlu) İsmail Hakkı (Dr. İsmail Hakkı) İsmail Hakkı (“Topçu” lakaplı) Marya (Meryem) Suphi – TKP teknik komite üyesi, Mustafa Suphi’nin eşi Marya Suphi’nin akıbeti: Katliamın en karanlık sayfası Mustafa Suphi’nin eşi Marya Suphi, Trabzon’da zorla alıkonuldu ve diğer yoldaşlarıyla birlikte denize çıkarılmadı. Sonrasında yaşadıklarına dair anlatımlar farklılık gösterse de, Marya Suphi’nin de ağır şiddete maruz kaldığı ve hayatını kaybettiği yönünde güçlü tanıklıklar bulunuyor. Akıbeti tam olarak aydınlatılamayan Marya Suphi, Onbeşler’in trajedisinin sembol isimlerinden biri olarak anılıyor. Katliamın ardından: TKP ve sosyalist hareket Onbeşler’in katledilmesiyle TKP, daha kuruluşunun üzerinden aylar geçmişken tüm merkez kadrosunu kaybetti. Parti uzun yıllar yeraltında faaliyet yürütmek zorunda kaldı. Katliam, Türkiye’de sosyalist hareketin önüne çekilen ilk büyük set olarak değerlendirildi. Nazım Hikmet’in “Göğsümde on beş yara var” dizeleri, bu kaybın kolektif hafızadaki yerini simgeledi. Yıldönümünde anma: Onbeşler unutulmuyor Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı, her yıl 28–29 Ocak’ta Türkiye’nin birçok kentinde anılıyor. Sol partiler, sendikalar ve demokratik kitle örgütleri, Onbeşler’i antiemperyalist ve sosyalist mücadelenin ilk şehitleri olarak selamlıyor. Mezarı Karadeniz’in derinlikleri olan bu 15 komünist, aradan geçen 100 yılı aşkın zamana rağmen Türkiye solunun hafızasında yaşamaya devam ediyor.

Türkiye Sosyalist Hareketinin “Doktor”u Hikmet Kıvılcımlı Kimdir? Haber

Türkiye Sosyalist Hareketinin “Doktor”u Hikmet Kıvılcımlı Kimdir?

1902 yılında, o dönem Osmanlı toprağı olan, bugün ise Kosova sınırları içinde yer alan Priştine’de dünyaya gelen Hikmet Kıvılcımlı, doğum kaydında “Hüseyin Hikmet” olarak geçse de, “Hüseyin” adını kullanmadı. Aile içinde ise “Hüseyin Ali” olarak anıldı. Babası Hüseyin Bey, Priştine Posta ve Telgraf Müdürü; annesi Münire Hanım ise ev hanımıydı. Çocukluk yılları, İkinci Meşrutiyet coşkusu ve Balkan Savaşları felaketinin yarattığı sarsıntıların gölgesinde geçti. Savaş sonrası ailesiyle Anadolu’ya göç etti; Kuşadası’nda jandarma subayı dayısının yanında eğitimini sürdürdü. Lise öğrenimine Muğla İdadisi’nde başladı, ancak Mütareke koşulları onu yarıda bıraktı. Millî Mücadele Yılları: Kuva-yı Milliye’den İlk Yazılara İzmir’in işgali ve teyzesinin öldürülmesi üzerine okulu bırakıp Batı Anadolu’da Yörük Ali Efe’nin kuvvetlerine katıldı. Dayısının ölümüyle ailesi bölgeden ayrılınca, Köyceğiz Kuva-yı Milliye Askeri Komutanlığı görevini üstlendiğini aktardı. Aynı dönemde Muğla’da Menteşe gazetesinde millî direniş yanlısı makaleler kaleme aldı; bu yazılar, onun ileride sürecek yayıncılık serüveninin ilk adımı oldu. İstanbul Günleri ve Tıbbiyede Dönüşüm Yerel direnişten umut kesince İstanbul’a gidip Vefa Lisesi’ne kaydoldu. Kuva-yı Milliye kıyafetiyle okul müdürünün karşısına çıkması anekdotlaşan bir detaydı. Lise diplomasının ardından Mekteb-i Tıbbiye’ye ilk başvurusu yaş engeline takıldı; ikinci denemesinde girdiği okulda başlarda milliyetçi-muhafazakâr bir kimliğe sahipti. İkinci sınıfta Fransız Komünist Partisi yayınları ve Dr. Şefik Hüsnü ile Burhan Asaf’ın etkisiyle komünizmi benimsedi. 1921’de Türkiye Komünist Partisi’ne (TKP) katıldığı kabul edilen Kıvılcımlı, 1925’te tıp eğitimini tamamlayarak psikiyatri uzmanı oldu. Aynı yıl TKP Gençlik Kolları Başkanlığı’na ve ardından Merkez Komitesi’ne seçildi. Hapishane Yılları ve “Kızıl Profesör”lük 1925’te yazılarından ötürü Ankara İstiklal Mahkemesi’nde yargılanarak 10 yıl kürek cezasına çarptırıldı; yeni Türk Ceza Kanunu’yla 1 yıl sonra tahliye edildi. 1927 ve 1929’da yeniden tutuklandı; 1933 affıyla çıktı. Hapiste Marksist eserler çevirdi, Zindan adlı el gazetesiyle mahkûmlara komünizm anlattı. 1934’te tekrar tutuklandı; işkence gördüğünü iddia etti. Toplam 22 yılı bulan cezaevi hayatı boyunca TKP’yi yumuşak siyaset izlemekle suçladı; hizipçilikle Merkez Komite’den ihraç edildi. 1935’te Marksizm Bibliyoteği yayınevini kurdu; çeviriler ve kendi eserleri sansüre uğradı. Henri Bergson’a karşı Bergsonizm, TKP içi polemiklerde ise Marksizm Kalpazanları gibi sert metinler yazdı; Nazım Hikmet ve Kerim Sadi ile kalem kavgaları yürüttü. Yol Serisi ve Emekçi Kütüphanesi projeleri sansür ve yarım kalan çevirilerle sekteye uğradı. Donanma Davası ve Uzun Tutukluluk 1938’de Nazım Hikmet ve Kemal Tahir’le birlikte Donanma Davası’nda yargılandı; 15 yıl hapse mahkûm oldu. Sağlık izni sonrası Suriye ve Lübnan’a kaçtı; destek bulamayınca Türkiye’ye dönüp yeniden tutuklandı. Çankırı, Amasya, Kırşehir cezaevlerinde kalan Kıvılcımlı, doktorluk yaptı; Osman Bölükbaşı ve Erol Güngör gibi isimlerle tanıştı. Demokrat Parti’nin genel affıyla serbest kaldı. Siyasette Yeni Denemeler DP iktidarını faşizmle suçlayan Kıvılcımlı, 1954’te Vatan Partisi’ni kurdu. 1956’da anayasa teklifi hazırladı; 1957 seçimleri öncesinde mitinglerde Kur’an’dan alıntı yaptığı için yargılandı ve beraat etti. Seçim sonrası tutuklandı; 1959’da serbest kaldı. 27 Mayıs 1960 Darbesi sonrası sol hareketlerin (Yön, MDD, TİP) dışında kaldı; “İkinci Kuva-yı Milliye” çizgisini benimsedi. 1965’te Tarihsel Maddecilik Yayınları’nı, 1967’de Sosyalist gazetesini kurdu. Türkiye’de Kapitalizmin Gelişimi, Tarih-Devrim-Sosyalizm gibi eserlerini bastı. 1968’de İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği’ni oluşturdu. 12 Mart ve Sürgün Günleri 1969’da prostat kanseri teşhisi kondu. 12 Mart 1971 Muhtırası’na başta tarafsız kaldı; sol üzerindeki baskılar artınca tavır aldı. Hakkında arama kararı çıkınca Alanya üzerinden Kıbrıs’a, oradan Lübnan’a geçti. Lübnan’dan sınır dışı edilince Suriye, ardından Paris’e gitti; SSCB’ye iltica talebi reddedildi. Bulgaristan’a girmesi TKP’nin olumsuz referansıyla engellendi. TKP’den atıldı; Tito’ya yazdığı mektupla Yugoslavya’ya özel izinle girdi ve Belgrad’da tedavi gördü. Son Günler ve Miras 11 Ekim 1971’de Belgrad’da yaşamını yitirdi. Arkasında yaklaşık 50 bin sayfa eser bıraktı; takma adlar ve kaybolan metinler nedeniyle tam sayısı bilinmiyor. En önemli mirası, Türkiye koşullarına uyarlanmış Marksist bir tarih anlayışı olan “Tarih Tezi”dir. Yazısız ve yazılı tarihi ayırmış; medeniyetleri bitkisel ve hayvansal olarak sınıflandırmış; barbarlık kavramını olumlayan özgün bir yaklaşım geliştirmiştir. Marx, Engels, İbn Haldun, Rousseau ve Toynbee gibi isimlerden beslenmiş; tarihin üretim temelli, determinist bir süreç olduğunu savunmuştur. Hikmet Kıvılcımlı, hem teorik üretimi hem de siyasi mücadelesiyle Türkiye solunun en tartışmalı ve üretken figürlerinden biri olarak hafızalarda yerini aldı. Kaynakça: ALKAN, Mehmet Öznur, 150. Yılında Das Kapital: Osmanlı’dan Günümüze Türkiye’deki Serencâmı, İletişim Yay., İstanbul 2017. ASLAN, Zehra, “Türk-Rus İlişkileri Ekseninde Türkiye’de İktidarların ‘Sol’ Algısı”, Karadeniz Araştırmaları Dergisi, S 51, 2016, s. 171-190. BORA, Tanıl, Cereyanlar: Türkiye’de Siyasî İdeolojiler, İletişim Yay., İstanbul 2017. ÇARIK, Şenol, Doktor Hikmet Kıvılcımlı: Adanmış Bir Hayat, Asi Kitap, İstanbul 2017. ELİAÇIK, Canan Özcan, Barbarın Tarihi-Ezilenin Dini: Hikmet Kıvılcımlı’da Tarih ve Din, İletişim Yay., İstanbul 2021. KALE, Ahmet, Hikmet Kıvılcımlı Kitabı, Dipnot Yay., Ankara 2017. KALE, Ahmet, Kıvılcımlı Külliyatı: Ayrıntılı Bibliyografya, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, İstanbul 2014. KARACA, Emin, İnadın ve Direncin Adı: Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Destek Yay., İstanbul 2011. KIVILCIMLI, Hikmet, çeşitli eserler. TUFAN, Tarkan, Hikmet Kıvılcımlı: Hayatı ve Eserleri, Nokta Kitap, İstanbul 2012. ÜLKEN, Hilmi Ziya, Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., İstanbul 2017. YÜKSEL, Erol, Millî Mücadele’den 27 Mayıs’a Bir Siyasetçi: Refik Koraltan, AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi Yay., Ankara 2018.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.