SON DAKİKA

#Sürdürülebilirlik

HABER DEĞER - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzocam 2025’i yüzde 55’lik ciro artışıyla kapattı Haber

İzocam 2025’i yüzde 55’lik ciro artışıyla kapattı

İzocam, 2025 yılını geçtiğimiz yıla göre yüzde 55’lik bir ciro artışıyla geride bıraktı. Şirket, gü çlü satış performansı, ihracat ivmesi ve dijital dönüşüm yatırımlarıyla sektördeki liderliğini pekiştirdi. Türkiye yalıtım sektörünün lider markası İzocam, 60. kuruluş yıldönümünü kutladığı 2025 yılını satış hacmi ve üretimde elde ettiği başarıların sonucu olarak, bir önceki yıla göre yüzde 55’lik bir ciro artışıyla geride bıraktı. Son aylarda elde ettikleri güçlü performansın, yıl boyunca sürdürdükleri stratejik çalışmaların sonuçlarını net biçimde ortaya koyduğunu belirten İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, “Firmamız açısından satış hacmi ve üretim açısından oldukça verimli ve başarılı bir dönem olarak tamamladığımız 2025 yılını, önceki yıla göre yüzde 55’lik bir ciro artışıyla kapattık. Camyünü ve taşyünü ürün gruplarımızda tonaj bazında rekor seviyelere ulaşmış bulunmaktayız. Tekiz sandviç panel ürün grubumuz, yılın ilk yarısında sana yi sektöründeki dalgalanmaların etkisiyle yıla zayıf başlamış olsa da ikinci yarıda önemli proje kazanımlarıyla kapasitesini doldurmuş ve yılsonu hedeflerimize ulaşmıştır. Özellikle taşyünü panel grubunda pazar liderliğimizi sürdürmekte, birçok büyük projede tercih edilmekteyiz. Mekanik izolasyon tarafında ise kauçuk izolasyon malzemeleri, camyünü ve taşyünü boru ürünlerinde pazar payımızı artırırken; XPS ve EPS ürün gruplarımızda da projelerdeki varlığımızı geçtiğimiz yıla göre yüzde 20’nin üzerinde artırmış bulunmaktayız. 2025 yılı aynı zamanda şantiye ve projelere daha fazla odaklandığımız bir yıl olmuştur. Deprem bölgesindeki yeniden yapılanma çalışmalarıyla birlikte, sanayi ve bina inşaat projelerini yakından takip etmekteyiz” diye konuştu. İzocam olarak 2025 yılında iç pazardaki güçlü performanslarına paralel olarak, ihracat pazarlarında da önemli bir ivme yakaladıklarını aç ıklayan Murat Savcı, “2024 yılına göre dolar bazında yaklaşık yüzde 30’luk bir ihracat artışı sağlamış bulunmaktayız. Bu artışta özellikle camyünü ve sandviç panel ürün gruplarımız öne çıkmaktadır. Ortadoğu ve Ukrayna’daki jeopolitik gelişmeler bazı bölgelerde satışlarımızı etkilese de Avrupa’da yeni pazarlara girişlerimiz ihracattaki başarımızı olumlu şekilde desteklemiştir” dedi. 2026’DA KAPASİTE ARTIŞI, DİJİTALLEŞME VE İHRACATTA GÜÇLÜ HEDEFLER 2026 yılına yönelik hedeflerinin; kapasite büyümesi, ihracat artışı, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında yakaladıkları güçlü ivmeyi devam ettirmek olduğunu belirten İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, “Hem ülkemizin enerji verimliliği hedeflerine hem de yeşil dönüşüm politikalarına katkı sunmayı, çevreye duyarlı üretim yaklaşımımızı güçlendirmeyi ve sektörümüzdeki liderliğimizi daha da ileri taşım aya kararlıyız. Enerji verimliliği yüksek binaların Türkiye’nin geleceğinde kritik rol oynayacağına olan inancımızla; ülkemizin sürdürülebilir yarınları için değer üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Kayseri’de kurulu bulunan yeni üretim tesislerinin tam kapasiteyle devreye girmesiyle birlikte üretim maliyetlerinin azalmasını, kârlılığın artmasını ve ihracatın güçlenmesini beklediklerini vurgulayan Murat Savcı, “Kayseri tesisimizden İzocam ürün portföyünün tamamını sevk ederek lojistik verimliliğimizi artırmayı hedeflemekteyiz. Tarsus camyünü tesisimizde ise ürün portföyümüzü iyileştirme ve yeni ürün geliştirme çalışmalarımız sürdürülmektedir. XPS ürün grubunda yapılacak geliştirmelerle de perakende pazarında ve proje bazlı kullanımlarda rekabet gücümüzü daha da yükseltmeyi amaçlamaktayız. Aynı zamanda 2026 yılında ‘Kazandıran İzocam’ sadakat programımızı daha da yaygınla? ?tırmayı, tali bayilerimize yönelik yeni yazılım altyapımızı devreye almayı ve dağıtım kanalı etkinliğimizi artırmayı planlamaktayız” şeklinde konuştu. İKİZ DÖNÜŞÜM STRATEJİSİ: DİJİTALLEŞME VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK BİR ARADA Sürdürülebilir gelecek için inovasyon ve çevre odaklı yatırımlarının da kararlılıkla devam ettiğini ifade eden Murat Savcı, “Yapay zekâ uygulamalarımız iş süreçlerimizi hızlandırarak verimliliğimizi artırmakta; sıfır atık projelerimiz sürdürülebilir kalkınmanın güçlü halkalarından biri hâline gelmektedir. Dijitalleşme ve çevresel sürdürülebilirliği eş zamanlı olarak kapsayan ’ikiz dönüşüm’ vizyonumuz ile hem sektörümüzün rekabetçiliğini artıran hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmayı amaçlayan bütünsel bir yaklaşım sergilemekteyiz” dedi. Dijitalleşmenin, tüm sektörlerde olduğu gibi yalıtım sektöründe de hızl? ? bir dönüşüme etki ettiğini belirten Murat Savcı, “İzocam olarak, bu kapsamda 2020 yılında en modern ERP (kurumsal kaynak planlama) sistemine geçerek altyapımızı yeniledik, iş süreçlerimizi daha verimli ve entegre bir yapıya taşıdık. 2021’de devreye aldığımız veri analitiği çözümleriyle karar süreçlerimizi güçlendirdik ve aynı dönemde başlattığımız RPA (robotik süreç otomasyonu) projeleriyle birçok süreci otomatize ederek verimliliğimizi artırdık. 2022’de hayata geçirilen yapay zekâ tabanlı satış ve maliyet tahminleri ile fiyat önerileri sunan projemiz ise sektörde öncü bir adım olmuştur. 2023’te müşteri ilişkileri yönetimimizi daha güçlü bir zemine taşırken, 2024’te başlattığımız projelerle üretim ve enerji verilerinin anlık takibini sağlamaya başladık. Dijitalleşme yatırımlarımızın önemli bir parçası olarak, 2024 yılından bu yana tüm İzocam tesislerinde kullanılan ‘Endüstriyel e -Tools App’ ile manuel kontrol süreçlerini tamamen dijital ortama taşıdık. Arıza analizi, iş güvenliği gözlemleri, geliştirme projeleri ve risk analizleri gibi kritik bilgiler artık anlık olarak mobil cihazlardan sisteme aktarılabilmektedir. Bu sayede hem kâğıt tüketimi azalmış hem de sahadan bilgi akışı hızlanarak ortak veri depolama süreçleri daha etkin hale gelmiştir” diye konuştu. Bu çerçevede 2025 yılında da teknoloji yatırımlarını artırarak, operasyonel mükemmeliyet ve müşteri memnuniyetini dijital dönüşümle birleştirdiklerini belirten Murat Savcı, “Tarsus camyünü üretim tesisimizde devreye aldığımız Metriks Üretim Yönetim Sistemi ile üretim hattındaki tüm kritik proses parametrelerini (sıcaklık, basınç, enerji tüketimi, devir vb.) otomatik olarak toplayıp analiz etmeye başladık. Operatörlere anlık yönlendirme sağlayan bu dijital platform, kalite ve verimliliği artıran önemli bir adım olmuş ; Tarsus’taki başarılı uygulamanın önümüzdeki dönemde tüm tesislere yaygınlaştırılması planlanmaktadır. Gebkim tesisimizde hayata geçirilen XPS Tartım Otomasyonu ise hammadde verimliliğinde önemli bir adım olmuştur. Dijital tartım sistemi sayesinde ürünlerimiz paketleme öncesi online ölçülmekte ve reçetesinde yer alan oranlarda hammadde kullanılarak ürünlerin istenilen standartta üretimi sağlanmaktadır” dedi. Enerji verimliliği, atık yönetimi ve karbon ayak izi konularında elde ettikleri tüm bu kazanımların, attıkları dijitalleşme adımlarının olumlu sonuçlarını somut bir şekilde ortaya koyduğunu söyleyen Murat Savcı, orta vadede, yapay zeka uygulamalarını tüm iş süreçlerine entegre etmeyi, fabrikalarında dijitalleşmeyi artırmayı ve siber güvenlik altyapılarını güçlendirmeyi hedeflediklerini vurguladı. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ODAKLI ÜRETİM VE GELECEĞE YATIRIM Yapay zeka projeleriy le iş süreçlerini dönüştürürken, çevreye duyarlı yaklaşımlarıyla da sektöre örnek olduklarını dile getiren İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “İzocam ürünlerimiz en az yüzde 30 oranında geri dönüştürülmüş malzeme içerirken, camyünü ürünlerinde bu oran yüzde 80’e kadar çıkmaktadır. Döngüsel ekonomi vizyonunu üretim süreçlerimize entegre ederek her bir ürünümüzde çevre dostu ve sağlıklı çözümler sunmayı, karbon ayak izimizi azaltmayı hedeflemekteyiz. Bu hedef doğrultusunda attığımız en önemli adımlardan biri, 2023 yılı sonunda hayata geçirdiğimiz ‘Zero Waste to Landfill’ (Düzenli Depolamaya Sıfır Atık) projesi olmuştur. Türkiye’de yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen başlattığımız bu proje ile proses hurdalarının enerji üretiminde kullanılmasına, geri dönüştürülebilir atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasına ve geri dön? ?ştürülemeyen atıkların alternatif sektörlerde enerji kaynağı olarak değerlendirilmesine odaklanmaktayız. Ayrıca 2022’den bu yana uyguladığımız WCM (World Class Manufacturing) vizyonu ile tesislerimizde çevresel etkiyi en aza indiren, enerji tüketimini azaltan ve CO₂ salımını düşüren projeler hayata geçirmekteyiz. Sürdürülebilirlik vizyonumuz tesis yatırımlarımızla da güçlenmektedir. Tarsus tesisimizde elyaf makinelerinde kompresör verimliliği ve hurda geri kazanım projeleri devam etmektedir. 2024’te başlattığımız ürün tipi ve proses bazlı enerji tüketim hesaplamaları ile de enerji tüketimimizi daha etkin yöneterek; her aşamada izlenebilir ve sürdürülebilir bir enerji yönetimi sağlamaktayız. Ayrıca hatlarımızda yaptığımız modernizasyonlar ile kapasite artışları sağlanmış; dijital operasyon izleme ve yönetim sistemi devreye alınmıştır. Bu dijital operasyon izleme ve yönetim sisteminin önümüzde ki dönemde diğer tesislere de aktarılması planlanmaktadır.”

Platin Global 100 Ödülleri sahiplerini buldu Haber

Platin Global 100 Ödülleri sahiplerini buldu

'Türkiye'nin En Dinamik Aylık Ekonomi ve İş Dünyası Dergisi' mottosuyla 27 yılı başarıyla geride bırakan Platin, Bağımsız Pazar Araştırma Şirketi Ipsos ile birlikte yürüttüğü araştırma sonuçlarına göre Türkiye'nin Global 100 endeksinde ülkemizi uluslararası arenada başarıyla temsil eden şirketleri bu yıl “Etki Ekonomisi” temasıyla ödüllendirdi. Platin Global 100 Ödülleri 2025, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ve T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın teşrifleriyle gerçekleşti. Borsa İstanbul, Takas İstanbul, Merkezi Kayıt Kuruluşu, Turkish Airlines, Türk Telekom, Vakıfbank ve Ziraat Bankası sponsorluğunda gerçekleşen Platin Global 100 Ödülleri 24 TV'den canlı yayınlandı. Ödül töreninde, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Platin Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Bahar Akgün açıklamalarda bulundu. Sekizinci kez gerçekleşen Platin Global 100 Ödülleri’nin açılışını yapan Platin Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Bahar Akgün; “Platin Dergisi, 27 yıllık yayıncılık birikimiyle Türkiye iş dünyasının bugününe ve yarınına yön veren tematik içerikler üretmeyi amaçlayan, referans bir ekonomi ve iş dünyası yayınıdır. Bu vizyon doğrultusunda, Ipsos Türkiye iş birliğiyle hazırlanan Platin Global 100 Endeksi, üretim ve ihracat performanslarıyla küresel ölçekte öne çıkan Türk şirketlerini 8’inci kez bir araya getirmektedir. Farklı sektörlerde ülkemizi başarıyla temsil eden bu şirketler, her yıl belirlenen gelecek odaklı temalar çerçevesinde ödüllendirilmektedir. 2025 yılı itibarıyla Platin Global 100’ün odağı, ekonomik büyümeyi sosyal ve çevresel faydayla birlikte ele alan Etki Ekonomisi olmuştur. Şeffaflık, ölçülebilirlik ve hesap verebilirlik temelinde şekillenen bu yaklaşım; çıktıdan sonuca, niyetten gerçek etkiye geçişi temsil etmektedir. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu, etki yönetimini merkezine alan şirketleri destekleyerek; sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası haline getiren bir ekosistemin oluşmasına katkı sağlamak hedeflenmektedir. Bu anlayışla, geleceği bugünden tasarlayan ve somut değer yaratan şirketler ödüllendirilerek Türkiye iş dünyasında etki odaklı dönüşümün yaygınlaşmasına öncülük edilmektedir.” dedi. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu da yaptığı konuşmada;Etki Ekonomisi yaklaşımının yatırım anlayışında niteliksel bir dönüşümü ifade ettiğini belirterek, bugüne kadar yatırımların ağırlıklı olarak büyüklüğü üzerinden değerlendirildiğini, gelinen noktada ise yatırımların nasıl bir ekonomik, sosyal ve çevresel etki yarattığının da en az bu kadar önemli hale geldiğini vurguladı. Etki ekonomisinin; sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda şeffaflık, ölçülebilirlik ve hesap verebilirlik ilkelerini güçlendiren bütüncül bir çerçeve sunduğunu ifade etti. Dağlıoğlu ayrıca, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi ve Milli Enerji ve Maden Politikası gibi stratejik adımlarla küresel yatırım ekosisteminde yalnızca bir yatırım merkezi değil, yön veren bir aktör konumuna ilerlediğine dikkat çekti. Etki yatırımı, sosyal etki analizi ve etki odaklı fon mekanizmalarının Türkiye’de hızla geliştiğini belirten Dağlıoğlu, önümüzdeki dönemde bu alanlara ayrılan finansal kaynakların artacağını ve etki odaklı yaklaşımın yatırım ekosisteminin kalıcı bir unsuru haline geleceğini ifade etti. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, sekizinci kez düzenlenen Platin Global 100 Ödül Töreni'nde açıklamalarda bulundu. “Küresel ekonominin jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları, dijitalleşme ve iklim değişikliği gibi çok boyutlu sınamalarla önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirtti. Uluslararası kuruluşların büyüme beklentilerinde sınırlı yukarı yönlü revizyonlar yapmasına rağmen küresel büyümenin tarihsel ortalamaların altında seyrettiğine dikkat çeken Bakan, tüm bu zorluklara rağmen Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle pozitif ayrışmayı başardığını ifade etti. Bolat, Türkiye ekonomisinin 2025 yılında da kesintisiz büyümesini sürdürdüğünü vurgulayarak, nominal GSYH’nin 1,5 trilyon doların üzerine çıkarak rekor seviyeye ulaştığını, mal ihracatının yıllıklandırılmış bazda 270 milyar dolar seviyesini yakaladığını, hizmet ihracatının ise 117 milyar dolarla tarihi bir başarıya imza attığını kaydetti. Cari işlemler açığında sağlanan güçlü gerilemenin makroekonomik dengeleri güçlendirdiğini belirten Bakan, sürdürülebilir ihracat anlayışı çerçevesinde yeşil ve dijital dönüşüm ile yerli ve millî üretimin stratejik önemine işaret etti. Konuşmasında Etki Ekonomisi kavramına da özel bir vurgu yapan Bakan, ekonomik başarının artık yalnızca büyüklük ve hacimle ölçülemeyeceğini belirterek, “Bugün artık sadece ne kadar ürettiğimizi değil; nasıl ürettiğimizi, kimin için ürettiğimizi ve neye etki ettiğimizi de sorgulamak zorundayız” dedi. Etki ekonomisinin çevresel sürdürülebilirlik, toplumsal refah ve kalıcı değer üretimini merkeze alan yeni bir paradigma sunduğunu ifade eden Bakan, kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi iş birliğiyle bu anlayışın yaygınlaştırılacağını vurguladı. Bakan, Platin Global 100 Ödülleri ile yalnızca ticari başarılarıyla değil, yarattıkları sosyal ve çevresel etkiyle de öne çıkan şirketlerin ödüllendirilmesinin, Türkiye’nin sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme hedeflerine önemli katkı sağladığını sözlerine ekledi. 24 TV'den de canlı yayınlanan Platin Global 100 Ödülleri, çekilen hatıra fotoğrafıyla son buldu.

İzocam'dan Dilovası tesisi için stratejik karar Haber

İzocam'dan Dilovası tesisi için stratejik karar

Türkiye yalıtım sektörünün 60 yıllık lideri İzocam, sürdürülebilirlik, modern üretim ve verimlilik odaklı stratejisi doğrultusunda Dilovası’ndaki taşyünü üretim tesisinde üretimi durdurma kararı aldı. Türkiye’de 60 yıldır yalıtım sektörünün kurucusu ve lideri olan İzocam, üretim yapılanmasını modernizasyon, verimlilik ve sürdürülebilirlik odağında yeniden şekillendirmeye devam ediyor. Bugün 5 fabrika sahasında 7 farklı ürün grubu üreten şirket, çevreci ve yüksek verimlilik sağlayan üretim teknolojilerine geçiş sürecinin bir parçası olarak, ilk fabrikası olan Dilovası’ndaki tesisinde 28 Aralık 2025 itibarıyla üretimi durdurma kararı aldı. Operasyonel süreçlerin tamamlanmasının ardından tesisin kapatılması planlanırken, İzocam taşyünü üretimine Kayseri’de faaliyet gösteren modern ve yüksek kapasiteye sahip yeni tesisinde devam edecek. Bu adım, şirketin 60 yıllık birikimini daha gelişmiş, çevre dostu ve sürdürülebilir üretim altyapısıyla geleceğe taşımayı hedefleyen stratejisinin önemli bir parçası niteliğini taşıyor. 2025 yılı için belirledikleri “Biz Geleceğiz” mottosu ile İzocam’ın liderliğini, güvenilirliğini ve çevre dostu üretim yaklaşımını bir adım daha ileri taşımayı hedeflediklerini belirten İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, Dilovası tesisinde üretimin durdurulması yönündeki kararın, uzun vadeli verimlilik ve sürdürülebilirlik hedeflerinin bir parçası olduğunu vurguladı. Savcı, “Faaliyetlerimizi yalnızca bugünün koşullarına değil, geleceğin ihtiyaçlarına göre şekillendirmeye devam ediyoruz. Bu vizyon doğrultusunda yatırımlarımızı; sürdürülebilirlik, verimlilik, çevresel sorumluluk ve uluslararası standartlara tam uyum prensibi üzerine kuruyor, eski ve verimliliği düşük teknolojileri operasyon dışı bırakıyoruz. Bir süredir Dilovası tesisimizin mevcut durumunu hassasiyetle değerlendirmekteydik ve tüm opsiyonları da kapsamlı bir şekilde ele aldık. Yapılan teknik fizibilite ve ekonomik geri dönüş analizleri sonucunda, Dilovası tesisimizdeki mevcut teknolojinin sürdürülebilir olmadığı ve modernizasyon için gerekli yatırımın geri dönüşünün yeterli bulunmadığı belirlenmiş; bu nedenle tesisin yenilenmesi verimli bir seçenek olarak değerlendirilmeyerek, Yönetim Kurulumuz tarafından üretimin sonlandırılması kararı alınmıştır” dedi. Murat Savcı, Dilovası tesisi için alınan bu kararın diğer tesislerdeki üretimleri etkilemeyeceğini ve taşyünü üretimi de dahil tüm faaliyetlerin diğer tesislerde kesintisiz şekilde devam edeceğini belirtti. Şeffaf ve Kontrollü Bir Dönüşüm Planlandı İzocam Yönetim Kurulu’nun kararı ile Dilovası tesisinde üretimin 28 Aralık 2025’te durdurulacağını açıklayan Murat Savcı, tüm sürecin, çalışan haklarına, şirket değerlerine ve yasal mevzuata uygun şekilde planlı ve kontrollü biçimde yürütüldüğünü ve tüm paydaşlarla şeffaf bir iletişim içinde olduklarını belirtti. Murat Savcı, “Taahhüdümüz, paydaşlarımıza kesintisiz hizmet sunmaya devam ederken, İzocam’ın üretim altyapısını daha modern ve sürdürülebilir bir düzeye taşımaktır. Enerji verimliliği yüksek ürünlerimizle ülkemizin tasarruf hedeflerine katkıda bulunmayı sürdüreceğiz. İzocam, sektördeki liderliğini modern, çevreci ve verimli üretim anlayışıyla geleceğe taşımaya; ülkemizin enerji tasarrufu hedeflerine katkıda bulunmaya kararlılıkla devam edecektir” diye konuştu. İzocam’ın Gelecek Hedefleri İzocam olarak, 60’ıncı kuruluş yılına özel olarak benimsedikleri “Biz Geleceğiz” mottosuyla; sürdürülebilir üretim, modern teknolojiler, kapasite gelişimi ve uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayan Murat Savcı, gelecek vizyonlarını şu sözlerle ifade etti: “İzocam, Türkiye’nin sürdürülebilir yarınları için yalnızca enerji verimliliği yüksek ürünler geliştirmeye değil; aynı zamanda çevresel etkileri azaltan, geri dönüşümü teşvik eden, modern üretim teknolojileriyle uyumlu bir ekosistem oluşturmayı hedeflemektedir. Üretim süreçlerimizin dijitalleşmesi, operasyonel verimliliğimizin artırılması ve global standartlarda çevre dostu çözümlerin yaygınlaştırılması, önümüzdeki dönemin stratejik öncelikleri olacaktır. Sektördeki liderliğimizi daha da güçlendirmek için Ar-Ge kapasitemizi genişletmeye, uluslararası pazarlardaki etkinliğimizi artırmaya ve ülkemizin enerji tasarrufu hedeflerine katkı sağlayan yenilikçi yalıtım çözümlerini hayata geçirmeye devam edeceğiz.”

İzocam'dan, Dilovası tesisi için stratejik karar! Haber

İzocam'dan, Dilovası tesisi için stratejik karar!

Türkiye yalıtım sektörünün 60 yıllık lideri İzocam, sürdürülebilirlik, modern üretim ve verimlilik odaklı stratejisi doğrultusunda Dilovası’ndaki taşyünü üretim tesisinde 28 Aralık 2025 tarihi itibariyle üretimi durdurma kararı aldı. Türkiye’de 60 yıldır yalıtım sektörünün kurucusu ve lideri olan İzocam, üretim yapılanmasını modernizasyon, verimlilik ve sürdürülebilirlik odağında yeniden şekillendirmeye devam ediyor. Bugün 5 fabrika sahasında 7 farklı ürün grubu üreten şirket, çevreci ve yüksek verimlilik sağlayan üretim teknolojilerine geçiş sürecinin bir parçası olarak, ilk fabrikası olan Dilovası’ndaki tesisinde 28 Aralık 2025 itibarıyla üretimi durdurma kararı aldı. Operasyonel süreçlerin tamamlanmasının ardından tesisin kapatılması planlanırken, İzocam taşyünü üretimine Kayseri’de faaliyet gösteren modern ve yüksek kapasiteye sahip yeni tesisinde devam edecek. Bu adım, şirketin 60 yıllık birikimini daha gelişmiş, çevre dostu ve sürdürülebilir üretim altyapısıyla geleceğe taşımayı hedefleyen stratejisinin önemli bir parçası niteliğini taşıyor. 2025 yılı için belirledikleri “Biz Geleceğiz” mottosu ile İzocam’ın liderliğini, güvenilirliğini ve çevre dostu üretim yaklaşımını bir adım daha ileri taşımayı hedeflediklerini belirten İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, Dilovası tesisinde üretimin durdurulması yönündeki kararın, uzun vadeli verimlilik ve sürdürülebilirlik hedeflerinin bir parçası olduğunu vurguladı. Savcı, “Faaliyetlerimizi yalnızca bugünün koşullarına değil, geleceğin ihtiyaçlarına göre şekillendirmeye devam ediyoruz. Bu vizyon doğrultusunda yatırımlarımızı; sürdürülebilirlik, verimlilik, çevresel sorumluluk ve uluslararası standartlara tam uyum prensibi üzerine kuruyor, eski ve v erimliliği düşük teknolojileri operasyon dışı bırakıyoruz. Bir süredir Dilovası tesisimizin mevcut durumunu hassasiyetle değerlendirmekteydik ve tüm opsiyonları da kapsamlı bir şekilde ele aldık. Yapılan teknik fizibilite ve ekonomik geri dönüş analizleri sonucunda, Dilovası tesisimizdeki mevcut teknolojinin sürdürülebilir olmadığı ve modernizasyon için gerekli yatırımın geri dönüşünün yeterli bulunmadığı belirlenmiş; bu nedenle tesisin yenilenmesi verimli bir seçenek olarak değerlendirilmeyerek, Yönetim Kurulumuz tarafından üretimin sonlandırılması kararı alınmıştır” diye konuştu. Murat Savcı, Dilovası tesisi için alınan bu kararın diğer tesislerdeki üretimleri etkilemeyeceğini ve taşyünü üretimi de dahil tüm faaliyetlerin diğer tesislerde kesintisiz şekilde devam edeceğini belirtti. ŞEFFAF VE KONTROLLÜ BİR DÖNÜŞÜM PLANLANDI İzocam Yönetim Kurulu’nun kararı ile Dilovası tesisinde üretim in 28 Aralık 2025’te durdurulacağını açıklayan Murat Savcı, tüm sürecin, çalışan haklarına, şirket değerlerine ve yasal mevzuata uygun şekilde planlı ve kontrollü biçimde yürütüldüğünü ve tüm paydaşlarla şeffaf bir iletişim içinde olduklarını belirtti. Murat Savcı, “Taahhüdümüz, paydaşlarımıza kesintisiz hizmet sunmaya devam ederken, İzocam’ın üretim altyapısını daha modern ve sürdürülebilir bir düzeye taşımaktır. Enerji verimliliği yüksek ürünlerimizle ülkemizin tasarruf hedeflerine katkıda bulunmayı sürdüreceğiz. İzocam, sektördeki liderliğini modern, çevreci ve verimli üretim anlayışıyla geleceğe taşımaya; ülkemizin enerji tasarrufu hedeflerine katkıda bulunmaya kararlılıkla devam edecektir” diye konuştu. İZOCAM’IN GELECEK HEDEFLERİ İzocam olarak, 60’ıncı kuruluş yılına özel olarak benimsedikleri “Biz Geleceğiz” mottosuyla; sürdürülebilir üretim, modern teknolojiler, kapasite gelişimi ve uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayan Murat Savcı, gelecek vizyonlarını şu sözlerle ifade etti: “İzocam, Türkiye’nin sürdürülebilir yarınları için yalnızca enerji verimliliği yüksek ürünler geliştirmeye değil; aynı zamanda çevresel etkileri azaltan, geri dönüşümü teşvik eden, modern üretim teknolojileriyle uyumlu bir ekosistem oluşturmayı hedeflemektedir. Üretim süreçlerimizin dijitalleşmesi, operasyonel verimliliğimizin artırılması ve global standartlarda çevre dostu çözümlerin yaygınlaştırılması, önümüzdeki dönemin stratejik öncelikleri olacaktır. Sektördeki liderliğimizi daha da güçlendirmek için Ar-Ge kapasitemizi genişletmeye, uluslararası pazarlardaki etkinliğimizi artırmaya ve ülkemizin enerji tasarrufu hedeflerine katkı sağlayan yenilikçi yalıtım çözümlerini hayata geçirmeye devam edeceğiz.”

60 yıllık dev üretim üssü kapanıyor: Yüzlerce emekçi belirsizlikte Haber

60 yıllık dev üretim üssü kapanıyor: Yüzlerce emekçi belirsizlikte

Ne oldu, nerede oldu, ne zaman olacak ve kimleri etkileyecek? Kocaeli’nin Dilovası’nda 60 yıldır üretim yapan İzocam, burada yer alan taşyünü tesisinde üretimi 28 Aralık 2025 itibarıyla durdurma kararı aldığını duyurdu. Şirket, operasyonel kapanışın ardından üretimi Kayseri’deki tesislerine taşıyacak. Karar, fabrikada çalışan yüzlerce emekçiyi doğrudan etkilerken, “ne olacak?” sorusu yanıtını bulmuş değil. Şirket kapanma gerekçesini “verimlilik ve sürdürülebilirlik” olarak açıkladı İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, Dilovası tesisinin mevcut teknolojisinin sürdürülebilir bulunmadığını, modernizasyon için gerekli yatırımın ekonomik geri dönüşünün yetersiz kaldığını belirtti. Savcı, kararın şirketin uzun vadeli verimlilik, çevresel sorumluluk ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda alındığını ifade etti. Üretim Kayseri’ye taşınıyor ancak iş güvencesi hakkında takvim yok Şirket, taşyünü üretiminin Kayseri’de kesintisiz süreceğini duyurdu; fakat Dilovası’ndaki emekçilerin yeni tesise hangi koşullarla, kaç kişinin ve ne zaman geçebileceğine ilişkin ayrıntılı bir plan açıklanmadı. Bu durum, bölgedeki aileler için ekonomik belirsizliği derinleştiriyor. “Yasal mevzuata uygun süreç” vurgusu belirsizliği gidermedi Savcı, sürecin çalışan hakları ve yasal mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü, paydaşlarla şeffaf iletişim kurduklarını söyledi. Ancak mevcut açıklamalar, emekçilerin kıdem, tazminat, yer değişikliği, eğitim ve işe yerleştirme başlıklarında hangi güvencelere sahip olacağı sorularını yanıtlamıyor. Yerel ekonomi için kritik eşik Dilovası’ndaki kapanma, yalnızca fabrikayı değil; yan sanayiyi, lojistiği ve bölgedeki küçük işletmeleri de etkileme potansiyeli taşıyor. Bölge esnafı ve sendikalar, kararın istihdam ve yerel gelir üzerindeki yansımalarının ciddiyetine dikkat çekiyor. Karar kamuoyuna nasıl yansıdı? Sürecin ayrıntıları ilk olarak Dünya Gazetesi’ne yansıdı. Haberde, teknik fizibilite ve geri dönüş analizlerinin yönetim kurulunu üretimi sonlandırma yönünde karara götürdüğü aktarılırken, emekçilerin geleceğine ilişkin netlik olmadığı vurgulandı. Şimdi ne olacak? Gözler; şirketten somut takvim ve yazılı taahhüt içeren bir istihdam planına, yerel yönetimlerden ise bölge ekonomisini koruyacak tamamlayıcı adımlara çevrilmiş durumda. Emekçilerin “retorik güvenceler” yerine, somut hak ve tarih beklediği bu süreçte, yapılacak yeni açıklamalar belirleyici olacak.

Yeni değil, yeterli olsun: İkinci el kıyafetlere talep rekor kırıyor! Haber

Yeni değil, yeterli olsun: İkinci el kıyafetlere talep rekor kırıyor!

Kış Kapıda, Fiyatlar El Yakıyor Her çarşamba Ankara’nın merkezinde Ayrancı Kapalı Pazar Yeri'nde kurulan ikinci el pazarı, son haftalarda adım atılamayacak kadar kalabalık. Havalar soğudukça, vatandaşın önceliği mont, kazak, bot oldu. Ancak mağazalardaki fiyatlar cep yakıyor: Yeni bir mont 2.500 liradan başlıyor, bot fiyatları 3.000 lirayı aşıyor. Bu tablo, dar gelirli yurttaşı da öğrenciyi de “yeniden giyilebilir” ikinci ellere yöneltti. Bir pazar esnafı durumu şöyle özetliyor: “Kış geldi, herkes mont soruyor. 200 liraya ikinci el mont buluyor, yeni fiyatı 10 katı. Kim alacak o paraya?” “Temizse yeter”: Tüketim değil, hayatta kalma ekonomisi Pazara gelenlerin çoğu artık “marka” ya da “moda” aramıyor. Yeter ki iş görsün anlayışı hâkim. Bir üniversite öğrencisi elinde ikinci el botu gösterip gülüyor: “Geçen yıl aynı model mağazada 3.500 liraydı. Buradan 250’ye aldım. Temizse, sağlam tabanlıysa, neden olmasın?” Bu sözler, Türkiye’nin orta sınıfının bile artık ikinci ele yöneldiğini gösteriyor. Kıyafet yalnızca bir ihtiyaç değil; gelir adaletsizliğinin en somut göstergesi haline gelmiş durumda. İsraf azalıyor mu, yoksa mecburiyet mi? Bir yandan çevre savunucuları ikinci el alışverişin sürdürülebilirlik açısından olumlu olduğunu savunuyor. Tekstil sektörünün dünyada en çok atık üreten alanlardan biri olduğu biliniyor. Ancak Ankara’daki pazarın gerçekliği biraz farklı: Burada insanlar “ekolojik bilinçten” değil, ekonomik çaresizlikten alışveriş yapıyor. “Keşke çevreci olduğumuz için alsak ama olmuyor,” diyor bir anne. “Çocuğa mont alacağım, 1.200 liradan aşağı yok. Burada 150’ye buldum. Temiz, sıcak tutuyor, gerisi önemli değil.” Ay sonunu getiremeyenler için yeni normal: İkinci el Asgari ücretlinin maaşı kiraya, faturalara ve mutfağa gidiyor. Giyecek, artık lüks tüketim kalemlerinden biri haline geldi. Her ay sonu, pazarlarda benzer bir manzara: Mont denerken pazarlık yapan işçiler, botun tabanını kontrol eden öğrenciler, eldivenlere bakan emekliler… Ekonomistler, bu durumu “sessiz bir uyum süreci” olarak tanımlıyor. Yani halk, gelirine göre değil; geliri yetmediği için ikinci el piyasasına mecburen adapte oluyor. “İkinci el ekonomisi” büyüyor Son yıllarda yalnızca sokak pazarlarında değil, dijital platformlarda da ikinci el satış patladı. Uygulamalardaki ilan sayısı rekor kırarken, kadınlar evdeki kullanılmayan kıyafetleri satarak geçim sağlamaya başladı. Uzmanlara göre bu tablo, bir yönüyle “mikro direniş ekonomisi” oluşturuyor: İsraf azalıyor, döngüsel ekonomi güçleniyor; ancak bunun nedeni gönüllü bilinç değil, hayatta kalma zorunluluğu. Bir montun ardındaki hikâye Ankara’daki tezgâhlarda 150 liraya alınan bir mont, aslında bu ülkenin ekonomik tablosunu anlatıyor. Bir yanda “kış indirimi” diye 3.000 liraya ürün satan mağazalar, diğer yanda soba dumanı arasında pazarlık yapan insanlar. Bir mont, artık yalnızca bir kıyafet değil; gelir eşitsizliğinin soğuk gerçeği. Tüketim çağında tükenmişlik Her çarşamba yeniden kurulan ikinci el pazarları, artık bir “moda” değil, bir hayatta kalma alanı. Yükselen fiyatların, azalan maaşların, büyüyen umutsuzluğun ortasında, vatandaşın tercihi net: “Yeniye gücüm yetmiyor, ikinci el de olsa sıcak tutsun yeter.” Bu söz, aslında koca bir dönemin özeti: Artık mesele şıklık değil, dayanıklılık.

Asgari ücret için ilk toplantı tamamlandı: Taraflar masada ama uzlaşı uzak Haber

Asgari ücret için ilk toplantı tamamlandı: Taraflar masada ama uzlaşı uzak

İşçi, işveren ve hükümet temsilcileri, yeni yılda belirlenecek asgari ücret öncesinde ilk kez bir araya geldi. Üçlü Danışma Kurulu toplantısında, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı ve işleyişine ilişkin görüş alışverişi yapıldı. Komisyon öncesi hazırlık toplantısı yapıldı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantı, 21 Ekim’de Ankara’da düzenlendi. Toplantının ana gündemini, Aralık ayında başlayacak asgari ücret pazarlıkları öncesi komisyonun temsil yapısı, karar süreçleri ve işleyiş biçimi oluşturdu. Bakanlık, 9 Ekim’de “Sendikal Örgütlenmenin Yaygınlaştırılması” başlığıyla topladığı kurulun bu kez asgari ücret temasıyla yeniden bir araya geldiğini açıkladı. İşçi temsilcileri komisyon yapısına tepkili İşçi sendikaları, yıllardır süren temsil eşitsizliğine dikkat çekti. TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, geçtiğimiz Aralık ayında yaptığı açıklamada, “Adil olmayan bir komisyonda 50 yıl oturduk. Bu sistem değişmezse TÜRK-İŞ bir daha o masaya oturmayacak,” ifadelerini kullanmıştı. Benzer şekilde, HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan da komisyonun yeniden yapılandırılması gerektiğini belirterek, “TÜRK-İŞ katılmayacak, biz de aynı noktadayız. Yapı değişmeden masaya oturmak anlamsız,” dedi. Komisyonun mevcut yapısı nasıl işliyor? Yasaya göre, Asgari Ücret Tespit Komisyonu 15 üyeden oluşuyor: 5 işçi temsilcisi, 5 işveren temsilcisi, 5 hükümet temsilcisi. Komisyona, Bakanlık temsilcisi başkanlık ediyor. Toplantılar en az 10 üyenin katılımıyla yapılıyor; kararlar oy çokluğuyla alınıyor. Eşitlik durumunda ise başkanın bulunduğu tarafın oyu üstün sayılıyor. Mevcut asgari ücret ve işverene maliyeti 2025 yılı itibarıyla asgari ücret: Brüt: 26 bin 5 lira 50 kuruş, Net: 22 bin 104 lira 67 kuruş. Bir işçinin işverene toplam maliyeti ise 30 bin 621 lira 48 kuruş. Bu tutarın 4 bin 95 lirası sosyal güvenlik primi, 520 lirası işsizlik sigorta fonuna gidiyor. Yeni dönem için beklenti ve tartışmalar Aralık ayında başlayacak pazarlıklarda, ekonomik göstergeler kadar komisyonun yapısına dair değişim talepleri de gündemde olacak. Sendikalar, asgari ücretin tek taraflı belirlenmesine yol açan yapının değiştirilmesini, işverenler ise enflasyon ve istihdam baskısı altında dengeli bir artış talep ediyor. Hükümet cephesi, “asgari ücrette sürdürülebilirlik” vurgusuyla süreci yönetmeyi hedefliyor. Ancak sendikaların “katılmama” resti, bu yılki görüşmeleri geçmiş yıllara kıyasla daha gergin bir zemine taşıyacak gibi görünüyor. İlk toplantı, yeni ücretin rakamsal boyutundan çok yöntem tartışmalarıyla tamamlandı. Taraflar masada kalmayı sürdürse de, adil temsil ve sosyal uzlaşma beklentilerinin karşılanıp karşılanamayacağı henüz belirsiz.

Çin ekonomisinin yeni motoru: Nitelikli üretici güçler küresel düzeni dönüştürüyor Haber

Çin ekonomisinin yeni motoru: Nitelikli üretici güçler küresel düzeni dönüştürüyor

Bilimsel devrim: Takipçiden öncüye geçiş Çin’in ekonomik dönüşümünün merkezinde, teknoloji ve bilimsel atılım bulunuyor. Artık insansız hava araçları tarlalarda tohum ekiyor, robotlar 5G ağıyla fabrikalarda üretim yapıyor, yapay zekâ algoritmaları ise şehir trafiğini optimize ederek “akıllı kent” yaşamını mümkün kılıyor. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’nın 2025 Küresel Yenilik Endeksi’ne göre Çin, tarihinde ilk kez dünyanın en yenilikçi ilk 10 ülkesi arasına girdi. 2024’te Ar-Ge harcamaları 3,6 trilyon yuanı aştı; bu, 2020’ye göre %48’lik bir artış anlamına geliyor. Kuantum haberleşme, insanlı uzay araştırmaları, derin deniz keşifleri gibi alanlarda lider konuma yükselen Çin, artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, bilimsel vizyonuyla da küresel bir merkez haline geliyor. Yeniliğe dayalı büyüme modeli: Çin ekonomisinin DNA’sı değişiyor Geçmişte emeğe ve kaynak yoğunluğuna dayalı büyüme modelini benimseyen Çin, artık verimlilik ve teknoloji odaklı bir büyüme tarzına geçti. 2000–2021 döneminde üretim verimliliğinde yıllık ortalama artış oranı %3,6 olarak kaydedildi. Beş Yıllık Plan’ın son aşamasına girilirken, yeni nitelikli üretici güçler ekonomik büyümeyi enerjiden bağımsız hale getirdi. Birim GSYH başına enerji tüketimi azalırken, akıllı üretim ve dijital dönüşümle “akıllı imalat çağı” başladı. Halk odaklı refah: Teknoloji toplum için çalışıyor Çin’in 1,4 milyarlık nüfusunun 400 milyonu orta gelir grubunda, bu da dev bir iç pazar yaratıyor. Kırsal alanlarda akıllı hasat makineleri dakikada 600 kilo ürün toplarken, hastanelerde yerli cerrahi robotlar görev yapıyor. Yaşlı bakım merkezlerinde akıllı bileklik ve yürüme bantları, teknolojinin sosyal refaha dönüşmesini sağlıyor. Yapay zekâ, “İnternet+” kampanyaları, uzaktan sağlık ve akıllı ev sistemleri gibi girişimler; istihdam, tüketim ve inovasyon arasında döngüsel bir refah modeli kurdu. Bu model, hem ekonomik büyümeyi destekliyor hem de refahı toplumun her kesimine yayıyor. “Çin çözümü”: Batı modeli dışında bir kalkınma alternatifi Çin, modernleşmeyi Batı değerlerine endekslemeden gerçekleştiren ender ülkelerden biri. “Verimli piyasa + etkili hükümet” formülüyle hem özel sektörün dinamizmini hem de kamu planlamasının gücünü birleştiriyor. Bu yaklaşım, gelişmekte olan ülkeler için Batı merkezli kalkınma anlayışına alternatif bir model sunuyor. Çin, “Kuşak ve Yol” inisiyatifi ile küresel işbirliğini güçlendirirken, yoksullukla mücadele ve kırsal dönüşüm politikalarını sürdürüyor. 2025 itibarıyla ülkenin GSYH’sının 140 trilyon yuanı aşması bekleniyor — ancak bu büyüme sadece rakamsal değil; kalite, inovasyon ve sürdürülebilirlik temelli bir dönüşüm anlamına geliyor. Yeni nitelikli üretici güçler, Çin’in küresel vizyonunu şekillendiriyor Çin, teknoloji ve inovasyonu sosyal refaha dönüştüren bu yeni kalkınma modelinde, artık sadece kendi ekonomisini değil, dünyanın geleceğini de şekillendiren bir aktör haline geldi. Yeni nitelikli üretici güçler; dinamik, yenilikçi ve sürdürülebilir bir Çin yaratırken, aynı zamanda Doğu merkezli bir küresel modernleşme modelinin temelini atıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.