SON DAKİKA

#Tarih

HABER DEĞER - Tarih haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarih haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Efsane mi gerçek mi? Kral Arthur tartışması sürüyor Haber

Efsane mi gerçek mi? Kral Arthur tartışması sürüyor

Popüler anlatılarda Kral Arthur; Yuvarlak Masa Şövalyeleri, Kutsal Kase arayışı ve Camelot gibi unsurlarla birlikte anılsa da, bu hikâyelerin büyük kısmının sonradan eklenen efsanevi öğeler olduğu düşünülüyor. Akademisyenler ikiye bölünmüş durumda Bazı tarihçiler, Arthur’un tamamen kurgusal bir karakter olduğunu savunuyor. Bu görüşe göre Arthur figürü, 9. yüzyılda kaleme alınan metinlerle birlikte ortaya çıktı ve dönemin toplumsal ihtiyaçlarına cevap veren bir kahraman olarak yaratıldı. Özellikle Historia Brittonum adlı eserde Arthur’un bir kraldan ziyade Saksonlara karşı savaşan bir lider olarak anlatılması, karakterin sonradan şekillendirildiği görüşünü güçlendiriyor. “Gerçek bir savaş lideri olabilir” diyenler de var Diğer bir grup akademisyen ise Arthur’un tarihsel bir figüre dayanabileceğini öne sürüyor. Bu görüşü destekleyenler, Annales Cambriae (Galler Yıllıkları) gibi kaynaklara dikkat çekiyor. Bu kayıtlarda, Arthur’un 6. yüzyılda yaşamış bir savaş lideri olabileceği ve Camlann Savaşı’nda hayatını kaybettiğinin anlatıldığı ifade ediliyor. Ayrıca aynı dönemde Britanya’da “Arthur” isminin yaygınlaşması da, bu ismin gerçek bir liderden esinlenmiş olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Efsane ile gerçek iç içe geçmiş olabilir Bazı araştırmacılar ise daha dengeli bir yaklaşım benimsiyor. Bu görüşe göre Kral Arthur, ya gerçek bir kişinin zamanla efsaneleştirilmiş hali ya da farklı tarihsel figürlerin özelliklerinin birleşmesiyle oluşmuş sembolik bir karakter olabilir. Bu nedenle Arthur’un, anlatıldığı gibi bir kral olmasa bile, tarihsel bir çekirdeğe sahip olması ihtimal dışı görülmüyor. Tartışma bitmiş değil Bugün gelinen noktada Kral Arthur’un varlığına dair kesin bir kanıt bulunmuyor. Ancak efsane, tarih ile mitoloji arasındaki sınırın ne kadar belirsiz olabileceğini gösteren en güçlü örneklerden biri olmayı sürdürüyor. Uzmanlara göre, yeni arkeolojik bulgular ve metin analizleri bu tartışmaya ilerleyen yıllarda daha net yanıtlar getirebilir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Erdoğan’dan Macaristan’ın yeni başbakanına tebrik telefonu Haber

Erdoğan’dan Macaristan’ın yeni başbakanına tebrik telefonu

Türkiye-Macaristan ilişkilerinde “yeni dönem” vurgusu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Macaristan Başbakanı Peter Magyar ile telefonda görüştü. Görüşmede iki ülke ilişkilerinin geleceği ile bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı. Seçim başarısı için tebrik etti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Erdoğan, görüşmede Magyar’ı seçimlerde elde ettiği başarı dolayısıyla tebrik etti. “Ortak tarih ve kültür” vurgusu Erdoğan, Türkiye ile Macaristan arasındaki ilişkilerin köklü bir geçmişe dayandığını belirterek, ortak tarih ve kültürün iki ülke ilişkilerinin temelini oluşturduğunu ifade etti. İki ülke arasındaki iş birliğinin yeni dönemde daha da ileri taşınacağına olan inancını dile getirdi. Stratejik ortaklık mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Macaristan arasındaki geliştirilmiş stratejik ortaklığın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca iki ülkenin NATO müttefiki olduğuna dikkat çekerek, bu iş birliğinin bölgesel ve küresel istikrara katkı sunduğunu ifade etti. Yeni dönemde iş birliği artabilir Görüşmede, iki ülkenin uluslararası platformlarda daha yakın iş birliği içinde hareket etmesi gerektiği yönünde mesajlar verildi. Diplomatik kaynaklar, bu temasın Türkiye-Macaristan ilişkilerinde yeni bir sürecin başlangıcı olabileceğini değerlendiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İlber Ortaylı bugün son yolculuğuna uğurlanıyor Haber

İlber Ortaylı bugün son yolculuğuna uğurlanıyor

Türkiye’nin en tanınmış tarihçilerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatı kamuoyunda büyük üzüntü yarattı. Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle yoğun bakımda tedavi gören Ortaylı, 13 Mart 2026’da hayatını kaybetti. Usta tarihçi için bugün İstanbul’da anma töreni ve cenaze programı düzenlenecek. Galatasaray Üniversitesi’nde anma töreni Prof. Dr. İlber Ortaylı için ilk tören 16 Mart Pazartesi günü saat 11.00’de Galatasaray Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek. Akademisyenler, öğrenciler ve sevenleri burada Ortaylı’yı anmak için bir araya gelecek. Törenin ardından cenaze namazı için Fatih Camii’ne geçilecek. Fatih Camii’nde son yolculuk Ortaylı’nın cenaze namazı ikindi namazını müteakip Fatih Camii’nde kılınacak. Ünlü tarihçi, namazın ardından Fatih Camii haziresine defnedilecek. Ortaylı’nın, hayatı boyunca büyük saygı duyduğunu ifade ettiği Fatih Sultan Mehmet’in türbesinin bulunduğu alana yakın bir noktaya defnedileceği bildirildi. Hazireye giriş sınırlı olacak Aile tarafından yapılan açıklamada, Fatih Camii haziresinde devam eden restorasyon çalışmaları nedeniyle defin alanına sınırlı sayıda kişinin alınabileceği belirtildi. Hazire alanına yalnızca aile yakınları ve görevli kişilerin alınacağı ifade edilirken, Ortaylı’yı sevenlerden bu konuda anlayış gösterilmesi istendi. Cenaze nedeniyle bazı yollar kapatılacak İstanbul Emniyet Müdürlüğü, cenaze töreni nedeniyle Fatih çevresinde bazı yolların trafiğe kapatılacağını duyurdu. Saat 09.00 itibarıyla şu yolların geçici olarak kapatılacağı açıklandı: İtfaiye Caddesi Büyük Karaman Caddesi Aslanhane Sokak Mıhçılar Caddesi Manisalı Fırın Sokak Taylasan Sokak Hulusi Noyan Sokak Nalbant Demir Sokak Hattat Nazif Sokak Fatih Türbesi Sokak Alternatif güzergâh olarak Kıztaşı Caddesi ve Haydar Bey Caddesi önerildi. Tarih anlatımını geniş kitlelere taşıdı 1947 yılında Avusturya’nın Bregenz kentinde doğan İlber Ortaylı, Osmanlı tarihi, diplomasi tarihi ve şehir tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla Türkiye’de tarih anlatımına önemli katkılar sundu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde eğitim alan Ortaylı, akademik kariyeri boyunca dünyanın birçok önemli üniversitesinde araştırmalar yaptı. “İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı”, “Türklerin Tarihi”, “Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek” ve “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” gibi eserleri geniş okur kitlesine ulaştı. 2005-2012 yılları arasında Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı görevini yürüten Ortaylı, Osmanlı mirasının korunması ve tanıtılmasına yönelik önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Güçlü hitabeti, keskin yorumları ve geniş kültürüyle kamuoyunda “tarihin hocası” olarak anılan Ortaylı, Türkiye’de tarih bilincinin yaygınlaşmasında önemli rol oynadı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Karl Marx bugünü görmüş müydü? Haber

Karl Marx bugünü görmüş müydü?

Bugün, modern dünyanın en etkili düşünürlerinden biri olan Karl Marx’ın ölüm yıldönümü. 14 Mart 1883’te Londra’da hayatını kaybeden Marx, yalnızca bir filozof değil; aynı zamanda ekonomist, gazeteci ve devrimci bir düşünürdü. Ölümünden sonra fikirleri dünya siyasetini, işçi hareketlerini ve sosyal bilimleri derinden etkilemeye devam etti. Kimdi Karl Marx? 1818 yılında Almanya’nın Trier kentinde doğan Karl Marx, özellikle kapitalist sistem üzerine yaptığı analizlerle tanındı. En yakın çalışma arkadaşı Friedrich Engels ile birlikte yazdığı “Komünist Manifesto” (1848), tarihin en etkili politik metinlerinden biri kabul edilir. Marx’ın en kapsamlı eseri ise kapitalist üretim ilişkilerini inceleyen “Kapital” adlı çalışmasıdır. Marx’a göre tarih, sınıflar arasındaki mücadelelerin tarihidir. Ona göre toplumlar; üretim araçlarını elinde bulunduran sınıflar ile emek gücüyle yaşayan sınıflar arasındaki gerilim üzerinden şekillenmektedir. Marx Nasıl Öldü? Karl Marx, hayatının son yıllarını Londra’da yoksulluk ve sağlık sorunları içinde geçirdi. Eşi Jenny’nin ve kızının ölümünden sonra sağlığı daha da bozuldu. 14 Mart 1883’te Londra’daki evinde koltuğunda otururken hayatını kaybetti. Cenazesine çok az kişi katıldı; fakat bugün Highgate Mezarlığı’ndaki mezarı dünya çapında ziyaret edilen sembolik bir yer haline gelmiş durumda. Bugünü Açıklayan Öngörüleri Marx’ın en çarpıcı yönlerinden biri, kapitalizmin geleceğine ilişkin yaptığı öngörülerdi. 19. yüzyılda yazdığı metinler, bugün hâlâ tartışılan birçok sorunu açıklayan analizler içeriyor. 1. Servetin giderek az sayıda elde toplanması Marx, kapitalizmin zamanla serveti büyük sermaye gruplarında yoğunlaştıracağını savunmuştu. Günümüzde dünyanın en zengin birkaç yüz insanının, milyarlarca insanın toplam servetine yaklaşan bir ekonomik güce sahip olması bu tartışmayı yeniden gündeme taşıyor. 2. Orta sınıfın daralması Marx, kapitalizmin uzun vadede toplumun geniş kesimlerini güvencesiz çalışma koşullarına iteceğini öngörüyordu. Bugün esnek çalışma, platform ekonomisi ve güvencesiz istihdam tartışmaları bu analizlerle sık sık ilişkilendiriliyor. 3. Küreselleşme Marx, kapitalizmin sınır tanımayan bir sistem olduğunu ve dünya pazarını genişleteceğini yazmıştı. Bugün küresel üretim zincirleri ve uluslararası şirketler bu öngörünün önemli örnekleri olarak görülüyor. 4. Teknoloji ve emek ilişkisi Marx’a göre makineleşme üretimi artırırken emek üzerindeki baskıyı da artırabilirdi. Günümüzde yapay zekâ ve otomasyon tartışmaları, Marx’ın teknoloji ile emek arasındaki gerilime dair analizlerini yeniden gündeme getiriyor. Günümüz Tartışmalarında Marx Bugün Marx’ın fikirleri farklı ideolojik çevreler tarafından farklı şekillerde yorumlanıyor. Kimi çevreler onu kapitalizmin en güçlü eleştirmeni olarak görürken, kimileri ise analizlerinin modern ekonomi için hâlâ önemli bir teorik çerçeve sunduğunu savunuyor. Ancak şu konuda geniş bir fikir birliği var: Karl Marx, modern dünyayı anlamak isteyen herkesin karşısına çıkan en güçlü düşünürlerden biri olmaya devam ediyor. Ölümünün üzerinden 143 yıl geçmesine rağmen Marx’ın sorduğu sorular hâlâ güncelliğini koruyor: Servet nasıl dağıtılıyor? Emek kimin için üretiyor? Ve daha adil bir dünya mümkün mü?

1900 yıllık İskit mezarlarında zehirli pigment keşfi: Bilim insanlarını şaşırtan bulgu Haber

1900 yıllık İskit mezarlarında zehirli pigment keşfi: Bilim insanlarını şaşırtan bulgu

Ukrayna’da gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda, yaklaşık 1900 yıl öncesine ait İskit mezarlarında dikkat çekici bir keşif yapıldı. İki kadına ait mezarda bulunan kırmızı pigment topaklarının, kimyasal analizler sonucunda zencefre (civa sülfür) olduğu tespit edildi. Oldukça zehirli bir madde olan bu pigmentin, antik toplumlarda farklı amaçlarla kullanılmış olabileceği düşünülüyor. Kırmızı pigment zencefre olduğu ortaya çıktı Araştırmayı yürüten bilim insanları, mezarda bulunan kırmızı mineral parçalarının zencefre olduğunu doğruladı. Vermilyon olarak da bilinen bu pigment, cıva sülfürün doğal mineral formudur ve yoğun kırmızı rengi nedeniyle tarih boyunca boya ve pigment olarak kullanılmıştır. Bilim insanları, pigmentin cesetlerin üzerine serpilmiş olabileceğini ve bunun ölülerin solgun tenine daha canlı bir görünüm vermek amacı taşıyabileceğini belirtiyor. Çürümeyi yavaşlatmak için kullanılmış olabilir Araştırmacılar, zencefrenin yalnızca ritüel amaçlı kullanılmadığını, aynı zamanda pratik bir işlevinin de olabileceğini düşünüyor. Bu mineralin bakterilere karşı belirli bir direnç gösterdiği ve cesetlerin çürümesini yavaşlatmak amacıyla kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor. İskit mezarlarının çoğu zaman tekrar açılarak yeni definler için kullanıldığı biliniyor. Bu nedenle çürümeyi yavaşlatan maddelerin kullanılması, mezarların uzun süre kullanılmasını kolaylaştırmış olabilir. Mezarda iki kadının kalıntıları bulundu Söz konusu mezar, Ukrayna’nın güneyinde Dinyeper Nehri kıyısındaki Chervony Mayak adlı Geç İskit mezarlığında keşfedildi. Mezarın içinde iki kadına ait kalıntılar yer alıyordu. Araştırmacılar, ilk gömülen kadının öldüğünde 35–45 yaşlarında, daha sonra aynı mezara defnedilen diğer kadının ise 18–20 yaşlarında olduğunu belirledi. Kadınların yanında boncuklar, çanak çömlekler ve metal eşyalar gibi çeşitli mezar hediyeleri de bulundu. Zencefre oldukça zehirli bir madde Zencefre insanlar için son derece zehirli bir mineraldir. Özellikle ısıtıldığında ortaya çıkan cıva gazı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Uzmanlara göre bu maddeye uzun süre maruz kalmak: titreme solunum problemleri sinir sistemi hasarı hatta ölüm gibi sonuçlara neden olabilir. Ancak araştırmacılar, antik dönem insanlarının bu toksik etkilerin farkında olmadığını düşünüyor. Kozmetik amaçlı kullanılmış olabilir Araştırmacılar, zencefrenin kozmetik amaçlarla kullanılmış olabileceği ihtimalini de değerlendiriyor. Çünkü pigment bulunan mezarların tamamı kadınlara ait. İskit toplumunda mezar eşyalarının kadın ve erkek arasında belirgin biçimde farklılaştığı biliniyor. Bu nedenle kırmızı pigmentin kadınlara özgü bir kozmetik veya ritüel objesi olabileceği düşünülüyor. Tarih öncesi toplumlarda pigment kullanımı Bilim insanlarına göre zencefre ve benzeri pigmentler tarih öncesi toplumlarda oldukça yaygındı. Avrupa’da 15 bin yıl öncesine ait bazı mezarlarda da kırmızı pigment kullanımına rastlanıyor. Bu pigmentler genellikle: vücut boyası ritüel süsleme mağara resimleri defin törenleri gibi alanlarda kullanılıyordu. Ukrayna’daki keşif ise, Geç İskit döneminde bu pigmentin kullanımını bilimsel olarak doğrulayan ilk çalışma olması açısından büyük önem taşıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Türk tarihçiliğinin büyük ismi İlber Ortaylı hayatını kaybetti Haber

Türk tarihçiliğinin büyük ismi İlber Ortaylı hayatını kaybetti

Türk tarihçiliğinin en önemli isimlerinden biri olan İlber Ortaylı, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle yoğun bakımda bulunan Ortaylı’nın 78 yaşında hayatını kaybettiği açıklandı. Yoğun bakımda tedavi görüyordu Sağlık sorunları nedeniyle İstanbul’daki Koç Üniversitesi Hastanesinin yoğun bakım servisinde tedavi altında bulunan Ortaylı’nın durumunun son günlerde ağırlaştığı bildirildi. 12 Mart’ta entübe edildiği açıklanan Ortaylı’nın tedavisi yoğun bakımda devam ederken, 13 Mart 2026 tarihinde hayatını kaybettiği duyuruldu. Vefat haberini ilk olarak gazeteci İzzet Çapa sosyal medya hesabından paylaştı. Ardından Ortaylı’nın ailesi de yazılı bir açıklama yayımladı. Ailesinden duygusal açıklama Ortaylı’nın ailesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Ailemizin büyüğü İlber Ortaylı’yı 13 Mart 2026 gününde kaybettik. Uzun süren ve giderek karmaşıklaşan sağlık sorunlarına rağmen hayata duyduğu merakı, insanlarla bir arada olma arzusu hiç azalmadı ve gücü yettiğince bildiği gibi yaşadı. Okurları, öğrencileri ve sevenleri onu hiçbir akademisyene nasip olmayacak büyüklükte bir sevgi ve saygıyla sarmaladılar.” Açıklamada cenaze törenine ilişkin bilgilerin daha sonra paylaşılacağı da belirtildi. Türkiye’den başsağlığı mesajları Ortaylı’nın vefatı sonrası siyaset ve akademi dünyasından çok sayıda taziye mesajı yayımlandı. Kemal Memişoğlu mesajında, “Türkiye büyük bir değerini, bir tarih dâhisini yitirdi” ifadelerini kullanırken, Numan Kurtulmuş Ortaylı’nın “ilim dünyasında silinmez bir iz bıraktığını” söyledi. Ali Babacan ise Ortaylı’nın bir nesile tarihi sevdiren önemli bir isim olduğunu belirtti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş de yayımladığı mesajda Ortaylı’nın Türkiye için büyük bir değer olduğunu vurguladı. Türk tarihçiliğinin en önemli isimlerinden biriydi 1947 yılında Avusturya’nın Bregenz kentinde doğan Ortaylı, küçük yaşta ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etti. Akademik eğitimini Ankara’da tamamlayan Ortaylı, tarih alanındaki çalışmalarıyla Türkiye’nin en tanınan akademisyenlerinden biri haline geldi. Ortaylı özellikle: Osmanlı tarihi Türk modernleşmesi Avrupa–Osmanlı ilişkileri alanındaki çalışmalarıyla tanındı. Akademik kariyeri boyunca Galatasaray ve Bilkent başta olmak üzere birçok üniversitede ders verdi. Topkapı Sarayı’nın müdürlüğünü yaptı Ortaylı, 2005–2012 yılları arasında İstanbul’daki Topkapı Sarayı Müzesi’nin müdürlüğünü üstlendi. Bu dönemde müzenin uluslararası tanıtımı ve bilimsel çalışmalarına önemli katkılar sundu. Ayrıca televizyon programları, konferanslar ve yazılarıyla geniş kitlelere ulaşarak Türkiye’de popüler tarih anlatımının en etkili isimlerinden biri olarak kabul edildi. Türkiye’de geniş bir iz bıraktı Eserleri, akademik çalışmaları ve kamuoyuna yönelik anlatımıyla Ortaylı, yalnızca akademi dünyasında değil geniş toplum kesimlerinde de tarih bilincinin gelişmesine katkı sağladı. Ortaylı’nın vefatı Türkiye’de tarih ve kültür dünyasında büyük bir kayıp olarak değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Pembe Pusula Gazetesi 15 yaşında: Kadınların sesi susmayacak Haber

Pembe Pusula Gazetesi 15 yaşında: Kadınların sesi susmayacak

Türkiye’nin Tek Kadın Gazetesi Pembe Pusula Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Neslihan Çelik Alkoçlar, 15. Kuruluş Yıldönümü ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla açıklama yayınladı. Açıklamasında dikkat çeken ifadelere yer veren Pembe Pusula Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Neslihan Çelik Alkoçlar, gazetenin kurulduğu günden bu yana kadınların eşitlik, adalet ve hak mücadelesinin sözcüsü olmaya çalıştıklarını vurgulayarak, kadınların sesini görünür kılan, sorunlarını gündeme taşıyan ve çözüm için yol gösteren öncü bir misyon üstlendiklerini söyledi. “Kadınlar, erkek egemen zihniyete kurban edilmeye devam ediyor” Tarih yazan bir kalemin, cesaretle atılmış bir imzanın ve kadınların sesini büyüten bir mücadelenin yıl dönümünü kutluyor olmanın gurur ve mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Alkoçlar, 8 Mart’ta yalnızca bir gazetenin kuruluşunu değil, kadınların varoluş mücadelesini, özgürlüğe kanat çırpışlarını ve toplumsal hayattaki güçlü varlığını da gündeme taşıyacaklarını belirterek, “Biz sadece habercilik yapmadık, kadınlara varoluş mücadelesinin kutsallığı noktasında cesaret verdik, onların toplumun hücrelerine kadar yayılan kimi zaman hüzünlü kimi zaman gurur veren yaşam hikayelerini sayfalarımıza taşıdık. 15 yılda sadece dayanışma ruhunu büyütmedik aynı zamanda son 15 yılda acımasızca yaşamdan koparılan 4500 kadınımızın hatırasını sayfalarımıza taşıyarak toplumumuzun ve kurumlarımızın kadın cinayetleri ile yüzleşmesi ve cezasızlığın ortadan kalkmasına yönelik farkındalık oluşmasına yönelik örnek bir yayıncılık benimsedik. Dünyanın farklı coğrafyalarında erkek egemen zihniyet, güç ve iktidar savaşıyla her yeri kan gölüne çevirirken, kadınlar ve çocuklar her zaman olduğu gibi yaşam ve umut arasındaki trajedinin mağduru olmaya devam etmektedir. ‎Daha bir hafta önce İran’da bir kız okulunda 168 evladın öldürülmesi, Filistin’de 3 yıldır devam eden zulümde öldürülen kadın ve çocukların sayısı bize hem Türkiye’de hem de dünyada kadınların karşı karşıya olduğu vahşet ve riski derin ve yakıcı şekilde anlatmaktadır. Kadına yönelik şiddet, aile içi istismar, ekonomik eşitsizlik ve özellikle kadın cinayetleri, çağımızın en ağır insan hakları ihlalleri arasında yer alıyor. Her yıl binlerce kadın, yalnızca kadın olduğu için şiddete maruz kalıyor, hayatını kaybediyor ya da yaşam hakkını tehdit altında sürdürüyor. Erkek egemen zihniyetin devamlılığı için kadınlar kurban edilmeye devam ediyor.” dedi. “Kalem sustuğunda karanlık büyür. Kadın yazdığında tarih değişir” ‎“Kadın varsa toplum vardır” gerçeğiyle haykıran varoluş mücadelesinin verdiği ilham ve cesaretin Pembe Pusula’nın yolunu aydınlatmaya devam ettiğine dikkat çeken Neslihan Çelik Alkoçlar, kadınların sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal hayatta daha güçlü temsil edilmesi için atılan her adımda, geçmişin cesur kadınlarının izini gördüklerini, onların açtığı yolda daha kararlı yürüdüklerine işaret ederek; “Yaşamdan koparılan tüm kadınları saygı ve özlemle anıyor, kadınların özgür ve güvenli yaşayabildiği bir dünya için mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Kadın cinayetleri istatistik değildir. Her biri hayalleri, umutları ve yaşamları yarım bırakılmış kadınların hikâyesidir. Her isim, yitirdiğimiz bir hayatın yüreklerimizde açtığı yarayı, toplum vicdanına büyüyen kara lekeyi temsil ediyor. Özgecan Aslan, Pınar Gültekin, Emine Bulut, Şule Çet, Başak Cengiz, Münevver Karabulut, Nagehan Usta, Narin Güran ve daha niceleri… Bu isimler toplumsal şiddetin sembolü hâline gelmiş acı bir gerçek olarak hafızamızdaki ve vicdanımızdaki tazeliğini koruyor. 15 yıl önce yola çıkarken tek bir ilkemiz vardı: Kadınların sesi duyulmalı, kadınların hikâyeleri anlatılmalı ve adalet talebi görünür olmalı. Gazeteciliğin yalnızca haber vermek olmadığına inanıyoruz. Bize göre gazetecilik toplumun vicdanını canlı tutabildiği ölçüde büyüyecektir. Bu nedenle kadına yönelik şiddet başta olmak üzere dünyamızı sonsuz bir uçurumun eşiğine sürükleyen sorunları ve bu sorunların baş aktörlerinin kirli ve karanlık yüzlerini ifşa etmeyi, dünyayı güzelleştiren her bir kadının adını ve hikayesini yaşatmayı sorumluluğumuzun gereği olarak görüyoruz. Kuruluş yıldönümümüz olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde bir kez daha söz veriyoruz: Kadınların sesi olmaya, adalet arayışını görünür kılmaya ve kadınların yaşam hakkını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü her kadın adı hatırlandıkça, her hikâye anlatıldıkça, sessizlik biraz daha kırılır. Kalem sustuğunda karanlık büyür. Kadın yazdığında tarih değişir. Nice güçlü, cesur ve aydınlık yıllara…” diye konuştu.

Venezuela’da dengeleri değiştiren çıkış: Tek lider Maduro’dur Haber

Venezuela’da dengeleri değiştiren çıkış: Tek lider Maduro’dur

ABD’nin askeri operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini alıkoyduğunu açıklamasının ardından, ülkede siyasi kriz derinleşiyor. Gözler, sessizliğini bozan Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’e çevrildi. “Venezuela hiçbir ülkenin sömürgesi olmayacak” Rodríguez, yaptığı sert açıklamada Venezuela’nın tek meşru liderinin Maduro olduğunu vurgulayarak, “Zincirler kırıldı. Bu halk bir daha asla köle olmayacak” ifadelerini kullandı. ABD yönetiminin söylemlerinin aksine konuşan Rodríguez, ülkesinin hiçbir devletin kolonisi olmayacağını belirtti. Maduro için acil kanıt ve serbest bırakma talebi Rodríguez, Maduro ve eşinin hayatta olduklarına dair derhal kanıt sunulmasını isteyerek, “Maduro derhal serbest bırakılmalıdır” dedi. ABD’nin tutumunu uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendiren Rodríguez, bu sürecin tarih ve adalet önünde karşılıksız kalmayacağını savundu. Yüksek Mahkeme devreye girdi Gelişmelerin ardından Venezuela Yüksek Mahkemesi Anayasa Dairesi, Delcy Rodríguez’i geçici devlet başkanı olarak atadı. Kararda, idari sürekliliğin ve ulusun savunulmasının sağlanmasının amaçlandığı ifade edildi. Trump’tan açık tehdit ABD Başkanı Donald Trump ise Rodríguez’i doğrudan hedef aldı. Trump, “Eğer istediklerimizi yaparsa ABD ordusu Venezuela’ya girmez” diyerek askeri müdahale ihtimalini açıkça gündemde tuttu. Gerilim tırmanıyor Caracas yönetimi yurttaşlara sükûnet çağrısı yaparken, ABD ile Venezuela arasındaki kriz yalnızca diplomatik değil, bölgesel istikrar açısından da yeni bir kırılma noktasına ilerliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.