SON DAKİKA

#Teknoloji

HABER DEĞER - Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TUSAŞ heyetinden Başkan Büyükkılıç'a ziyaret Haber

TUSAŞ heyetinden Başkan Büyükkılıç'a ziyaret

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Türkiye Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu ve beraberindeki heyeti, makamında konuk etti. Türk havacılık tarihinde devletin ilk uçak fabrikası kurulan ve Hava İndirme 1. Komando Tugayı bulunan Kayseri’de, son süreçte ise TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş.’nin de yeniden hayata geçirilmesi ile Kayseri havacılık alanında öne çıkarken, ziyaretler de devam ediyor. Bu doğrultuda Kayseri’nin yeniden havacılık alanında yer alan bir kent olması için desteklerini gerçekleştiren Başkan Büyükkılıç, havacılık konusundaki istişarelerini de sürdürüyor. TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, Havacılık Yapısalları Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Öztürk ve TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş. Genel Müdürü Ali Ekşi’nin yer aldığı ziyarete ilişkin yaptığı değerlendirmede Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, “Nazik ziyaretleri dolayısıyla kendilerine teşekkür ediyor; millî teknoloji hamlemizin öncü alanlarından biri olan havacılıkta ülkemize ve şehrimize sundukları kıymetli katkılar için şükranlarımı sunuyorum” ifadelerinde bulundu. Büyükkılıç, Kayseri’nin başarılarının artmasını dileyerek, “Kayseri’mizin bu vizyoner çalışmalarla daha da güçleneceğine yürekten inanıyor, başarılarının artarak devam etmesini temenni ediyorum” şeklinde konuştu. TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Demiroğlu, Havacılık Yapısalları Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Öztürk ve TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş. Genel Müdürü Ekşi de Başkan Büyükkılıç’a samimi misafirperverlikleri ve havacılık alanındaki destekleri için teşekkürlerini iletti. Başkan Büyükkılıç, konuklarından Bünyan Kaymakamı Yücel Erdem ve Belediye Başkanı Selahattin Metin’i de makamında ağırladı. Ziyarete ilişkin Büyükkılıç, “Nazik ziyaretleri dolayısıyla kendilerine teşekkür ediyor; birlik, beraberlik ve ortak akıl anlayışıyla Bünyan’ımızın geleceği için el ele, gönül gönüle çalışmaya devam ettiğimizi bir kez daha ifade ediyorum. Bünyan için ortaya koydukları gayret ve kıymetli çalışmalarda kolaylıklar diliyorum” değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan, Kahramanmaraşlılar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Topal ve beraberindeki heyeti de konuk eden Başkan Büyükkılıç, “Kahramanmaraşlılar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Topal ve beraberindeki heyet belediyemizi ziyaret etti. Nazik ziyaretleri için teşekkür ediyor, yürüttükleri çalışmalarda kendilerine kolaylıklar ve başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı. Başkan Büyükkılıç, ayrıca Kayseri Halk Ozanları Kültür Derneği Başkanı Emri Karakuş (Âşık Gulfani) ve heyetini de ağırladı. Büyükkılıç, ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, başkan ve heyetine teşekkürlerini iletti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dünyanın servet haritası çıktı: Milyarderlerin adresi bu şehirler oldu Haber

Dünyanın servet haritası çıktı: Milyarderlerin adresi bu şehirler oldu

Hurun Global Rich List 2025 yayımlandı, küresel servetin hangi kentlerde yoğunlaştığı netleşti. Listede ABD ve Asya şehirleri öne çıkarken, Türkiye’den yalnızca İstanbul yer aldı. Hurun Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan Hurun Global Rich List 2025, dünyadaki milyarderlerin şehir bazlı dağılımını ortaya koydu. Küresel finans merkezleri, teknoloji üsleri ve sermaye yoğun bölgelerin başı çektiği listede, milyarder sayısının belirli metropollerde toplandığı görüldü. Araştırma, ekonomik güç merkezlerinin coğrafi olarak nerelerde yoğunlaştığını da gözler önüne serdi. New York Zirvede, ABD ve Asya Ağırlığı Artıyor Listeye göre dünyanın en fazla milyarder barındıran şehri New York oldu. ABD’nin finans başkenti, 129 milyarderle ilk sıraya yerleşti. Onu 97 milyarderle Londra, 92 milyarderle Şanghay ve 91 milyarderle Pekin takip etti. Mumbai, Şıncın, Hong Kong ve Singapur gibi Asya şehirlerinin üst sıralarda yer alması, küresel servetin doğuya kayışını bir kez daha ortaya koydu. Teknoloji ve Finans Kentleri Yarışta Önde Listenin ilk 20 sırasında yer alan şehirlerin büyük bölümünü finans, teknoloji ve sanayi merkezleri oluşturdu. San Francisco, Los Angeles ve Paris gibi kentler; teknoloji girişimleri, küresel şirket merkezleri ve sermaye akışları sayesinde milyarder yoğunluğunu artıran şehirler arasında yer aldı. Uzmanlar, bu tabloyu dijital ekonomi ve küresel yatırım ağlarının sonucu olarak değerlendiriyor. Türkiye’den Listede Sadece İstanbul Var Hurun Global Rich List 2025’te Türkiye’den yalnızca İstanbul yer aldı. İstanbul, 28 milyarderle dünya genelinde 22. sıraya yerleşti. Türkiye’nin en büyük ekonomik ve finansal merkezi olan İstanbul’un listede yer alması dikkat çekerken, milyarder sayısının küresel ölçekte sınırlı kalması da tartışma konusu oldu. Ekonomistler, İstanbul’un bölgesel bir finans merkezi olmasına rağmen, sermaye birikimi ve küresel yatırım çekme kapasitesinin henüz üst sıralardaki kentlerle yarışacak düzeyde olmadığını vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Herkese mesajla bildirildi: WhatsApp’a dikkat çeken yeni özellik Haber

Herkese mesajla bildirildi: WhatsApp’a dikkat çeken yeni özellik

Mesajlaşmada dil engelini kaldıracak güncelleme resmen duyuruldu. WhatsApp, kullanıcılarına gönderdiği resmi bilgilendirme mesajıyla uygulamaya “çevir” özelliğinin eklendiğiniaçıkladı. Yeni özellikle birlikte, farklı dillerde gönderilen mesajlar uygulama içinden tek dokunuşla çevrilebilecek. Uygulamadan yapılan duyuruya göre, kullanıcılar gelen bir mesaja basılı tuttuklarında “Çevir” butonunu görecek. Bu buton aracılığıyla mesaj, tercih edilen dile anında çevrilecek. WhatsApp, çeviri işlemlerinin cihaz üzerinde gerçekleştirileceğini vurgulayarak, mesaj gizliliğinin korunacağını özellikle belirtti. WhatsApp’ın kullanıcılara gönderdiği bilgilendirme mesajında, “Artık farklı diller konuşan arkadaşlarınız ve aile üyelerinizle tek dokunuşla kolayca iletişim kurabilirsiniz. Çeviriler cihazınızda yapılır, böylece mesajlarınız gizliliğini korur” ifadelerine yer verildi. Özelliğin kullanılabilmesi için uygulamanın en güncel sürümünün yüklenmesi gerekiyor. Yıl içinde yeni yapay zekâ araçları geliyor Teknoloji dünyasında yer alan değerlendirmelere göre WhatsApp, yıl boyunca birçok yeni özelliği devreye almayı planlıyor. Uluslararası teknoloji siteleri The Verge ve TechCrunch’ta yer alan analizlerde; mesaj özetleme, akıllı yanıtlar ve sohbet içi öneriler gibi yapay zekâ destekli araçların test edildiği aktarıldı. Ayrıca gizlilik tarafında da önemli adımlar atılıyor. Yeni sistemle birlikte sohbet yedekleri, çoklu cihaz kullanımı ve medya paylaşımları üzerinde kullanıcıların daha fazla kontrol sahibi olacağı belirtiliyor. Uzmanlar, bu güncellemelerin WhatsApp’ı klasik bir mesajlaşma uygulamasından çıkararak daha akıllı bir iletişim platformuna dönüştüreceğini ifade ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

2025’in belgesel listesi: 35 film var, kaçış yok! Haber

2025’in belgesel listesi: 35 film var, kaçış yok!

2026-01-17’de yayımlanan listede (yazarlar: Burcu Teker, Cem Kayıran, Ekin Sanaç, Elif Yılmaz, Harun Kubat, Marlene Janke, Utkan Çınar, Zelal Buldan) ortak bir iddia var: Bu belgeseller “anlatmak” için değil, izleyiciyi tanıklığa zorlamak için var. Bazısı şiddetin görüntüsüyle yüzleştiriyor, bazısı devletin ve kurumların örtbas düzenini deşiyor, bazısı da müzik ikonlarını “efsane” diye parlatmak yerine insan tarafını kazıyor. Savaş belgeselleri bu yıl konforu iptal ediyor Seçkide savaş hattı çok güçlü. 2000 Meters to Andriivka, Rusya işgali altındaki Ukrayna’yı bir “haber” gibi değil, nefes nefese bir tanıklık gibi kuruyor: askerlerin stratejik bir köy için ilerlediği o orman hattı, izleyicinin kaçamayacağı bir yere dönüşüyor. Aynı şekilde Put Your Soul on Your Hand and Walk da Gazze’ye gidemeyen bir yönetmen ile Filistinli foto muhabir arasındaki uzun soluklu video görüşmelerle, “erişilemeyen coğrafyanın” nasıl görünür kılındığını gösteriyor. Şiddetin imgesi ve etik yük: İzlemek bile bir sorumluluk Afterlives, şiddetin görüntüleriyle nasıl yüzleşileceğini sorguluyor; antik bir heykelden dijital arşivlere, propaganda materyallerinden sanal rekonstrüksiyonlara uzanırken izleyiciyi tek bir soruya sıkıştırıyor: “Gördüğün şeyin yükünü taşıyor musun, yoksa tüketip geçiyor musun?” Bu çizgide The Perfect Neighbor da var; adaletin bir cinayet karşısında nasıl taraflı çalışabildiğini “duygu sömürmeden” göstererek öfkeyi bile gerekçelendiren bir yerden konuşuyor. Kurumların karanlığı: Örtbas, güç ve ceza düzeni The Alabama Solution, ABD’deki en ölümcül hapishane sistemlerinden birine bakarken dramatik numaralara yaslanmıyor; tam tersine soğukkanlılığıyla vuruyor. The Mortician ölüm endüstrisinin ticari yüzünü açıyor; ölümün bile kâra çevrildiği bir düzende “etik” kelimesinin nasıl içinin boşaltıldığını gösteriyor. Cover-Up ise araştırmacı gazeteci Seymour Hersh’ün kariyeri üzerinden ABD’nin karanlık sayfalarına ışık tutan bir hat kuruyor: devlet, medya ve güç ilişkileri yan yana geliyor. Pop kültür ve müzik: Efsaneler parlatılmıyor, kazınıyor Becoming Led Zeppelin arşiv görüntülerine yaslanıyor; hatta bazı şarkıları neredeyse baştan sona canlı performans olarak taşıyor. Üstelik merhum John Bonham’ın ilk kez duyulan röportaj kayıtlarıyla “grup mitini” somutlaştırıyor. It’s Never Over, Jeff Buckley Buckley’nin anlatısını fotoğraflar, eski röportajlar ve canlı performanslarla örüyor; müziği “çekinerek” değil, doya doya kullanıyor. John Candy: I Like Me ise Candy’yi sadece komedyen olarak değil, yıldız olmanın yükünü taşıyan bir insan olarak anlatıyor. Sly Lives! da “Siyah dehanın yükü” üzerinden şöhret, ırk ve düşüş ilişkisini didikliyor. Kimlik, ırkçılık, dayanışma: Teselli bile saklanabiliyor Die Möllner Briefe çok sert bir yerden geliyor: Irkçı kundaklama sonrası aileye destek için yazılan ama teslim edilmeyip arşive kaldırılan mektuplar… Dayanışmanın bile nasıl gasp edilebildiğini anlatıyor. Black Is Beautiful: The Kwame Brathwaite Story ise “Black Is Beautiful” sloganının ardındaki estetik ve politik gücü görünür kılıyor. Dear Ms.: A Revolution in Print de feminist yayıncılığın bir dergiden ibaret olmadığını; kürtaj hakkından ekonomik eşitsizliğe kadar pek çok başlığı düşüncede kırılmaya dönüştürdüğünü hatırlatıyor. Spor belgeselleri: Soyunma odası, rekabet ve miras Court of Gold, Olimpiyat oyunlarına içeriden bir bakış sunarak yıldızlarla dolu kadroların arkasındaki çalışma ve gerilimi gösteriyor. Taurasi Diana Taurasi’nin mirasını “parlak başarı” diye değil, bitmeyen mükemmellik arayışı ve bedeller üzerinden anlatıyor. Ange & The Boss: Puskás in Australia ise Puskás’ın Avustralya günlerini daha hafif, sevimli ve yer yer komik bir hat üzerinden aktarıyor. Ekoloji ve teknoloji: Roket yükselirken bir hayat sökülüyor Shifting Baselines, SpaceX Starbase projesinin küçük bir sahil köyünü nasıl dönüştürdüğüne bakıyor: gökyüzü değişirken kıyı ekosistemi bozuluyor, yerel halk “yeni uzay kapısı” masalının gölgesinde yaşamayı öğreniyor. Island of the Winds ise Losheng Sanatoryumu’nda yıllardır ayrıştırılmış lepra hastalarının gündelik yaşamına odaklanarak dayanışmayı ve direnişi sakin ama sarsıcı bir dille taşıyor. Türkiye’den güçlü işler: Hafıza, sahne, barış dili Ferhangi Bir Yaşam, Ferhan Şensoy’un arşivi ve yakınlarının tanıklıklarıyla verimli bir hayatın izini sürüyor. Kardeş Türküler ile 30 Yıl ise Türkiye’nin yakın tarihindeki karanlık geçitlerle sahnedeki ısrarlı barış dilini aynı anda taşıyor. Sound Dreams of İstanbul da İstanbul’u “bildiğimiz” halinden çok “hatırladığımız/düşlediğimiz” haliyle dinleyen bir belgesel olarak öne çıkıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Microsoft’ten 2026 için net mesaj: Yapay zeka artık araç değil, iş ortağı Haber

Microsoft’ten 2026 için net mesaj: Yapay zeka artık araç değil, iş ortağı

Microsoft’un yayımladığı kapsamlı değerlendirmeye göre, yapay zekâ birkaç yıllık deneme ve uyum sürecinin ardından gerçek etkisinin ölçüldüğü yeni bir evreye giriyor. Şirket, 2026’da yapay zekânın yalnızca soruları yanıtlayan bir sistem olmaktan çıkıp, karar süreçlerine katılan ve uzmanlıkları güçlendiren bir yapı haline geleceğini vurguluyor. İnsan–yapay zeka iş birliği merkeze yerleşiyor Microsoft Yapay Zekâ Deneyimleri Ürün Şefi Aparna Chennapragada, 2026’yı “insan–yapay zekâ ittifaklarının yılı” olarak tanımlıyor. Bu dönemde yapay zekâ, veri işleme, içerik üretimi ve kişiselleştirme gibi alanlarda aktif rol üstlenirken; insanların strateji, yaratıcılık ve yönlendirme sorumluluğunu koruyacağı belirtiliyor. Microsoft’a göre gelecek, insanları dışlayan değil, onları güçlendiren bir teknoloji anlayışı üzerine kuruluyor. Yapay zeka ajanları dijital ekip arkadaşına dönüşüyor Microsoft Güvenlik Kurumsal Başkan Yardımcısı Vasu Jakkal, 2026 itibarıyla yapay zekâ ajanlarının bir araç değil, dijital ekip arkadaşı gibi çalışacağını ifade ediyor. Bu dönüşümle birlikte her yapay zekâ ajanının net bir kimliğe sahip olması, erişim alanlarının sınırlandırılması ve üretilen verilerin güvenli biçimde yönetilmesi kritik hale geliyor. Güvenlik, Microsoft’a göre sonradan eklenen bir önlem değil, yerleşik ve otonom bir unsur olarak tasarlanıyor. Sağlık alanında yapay zeka kritik bir boşluğu doldurabilir Microsoft Yapay Zekâ Sağlık Başkan Yardımcısı Dr. Dominic King, küresel sağlık sisteminde ciddi bir insan gücü açığına dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2030’a kadar 11 milyon sağlık çalışanı açığı oluşması beklenirken, milyarlarca insanın temel sağlık hizmetlerine erişimde zorluk yaşayacağı öngörülüyor. Microsoft’un geliştirdiği MAI-DxO sistemi, karmaşık vakalarda yüksek doğruluk oranlarıyla yapay zekânın sağlık alanında destekleyici bir güç olabileceğini ortaya koyuyor. Bilimsel araştırmaların merkezine yerleşiyor Microsoft Araştırma Başkanı Peter Lee, 2026’da yapay zekânın yalnızca araştırmaları özetleyen bir yardımcı değil, hipotez üreten ve deney süreçlerini yöneten aktif bir aktör haline geleceğini belirtiyor. Bu gelişmenin, fizik, kimya ve biyoloji gibi alanlarda keşif süreçlerini hızlandırarak her bilim insanının yapay zekâ destekli bir laboratuvar asistanına sahip olmasını mümkün kılması bekleniyor. Altyapı anlayışı köklü biçimde değişiyor Microsoft Azure CTO’su Mark Russinovich’e göre yapay zekâ büyümesi artık yalnızca daha büyük veri merkezleriyle açıklanmıyor. 2026’da odak noktası, dağıtılmış sistemler, verimli bilgi işlem ve maliyet–performans dengesi olacak. Microsoft, bu süreci “bağlantılı yapay zekâ süper fabrikalarının yükselişi” olarak tanımlıyor. Yapay zekâ kodun arkasındaki bağlamı kavrıyor GitHub verileri, yapay zeka destekli kod üretiminin hızla arttığını ortaya koyuyor. GitHub Baş Ürün Sorumlusu Mario Rodriguez, yapay zekânın yalnızca kodu değil, kodun geçmişini, ilişkilerini ve nedenlerini anlayan bir yapıya evrildiğini belirtiyor. Bu yaklaşım, hataların daha erken tespit edilmesini ve daha isabetli yazılım geliştirme süreçlerini mümkün kılıyor. Kuantum ve yapay zeka yeni bir çağın kapısını aralıyor Microsoft Discovery & Quantum Başkan Yardımcısı Jason Zander, kuantum hesaplamanın sanıldığından çok daha yakın olduğunu söylüyor. Microsoft’un geliştirdiği Majorana 1 çipiyle birlikte, yapay zekâ, süper bilgisayarlar ve kuantum teknolojilerinin birleşimi, bilim ve endüstride köklü dönüşümlerin önünü açabilecek bir hesaplama çağını işaret ediyor. Microsoft’un 2026 öngörüleri, yapay zekânın teknoloji dünyasında yardımcı bir araçtan stratejik bir iş ortağına dönüşeceği yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.

Yılın kadın otomobili ödülleri sahiplerini buldu Haber

Yılın kadın otomobili ödülleri sahiplerini buldu

Kadınların gözünden otomobil dünyasının en iyileri seçildi Kadın otomobil gazetecilerinden oluşan uluslararası jüri, Ocak–Aralık 2025 tarihleri arasında en az iki kıtada satışa sunulan 55 modeli değerlendirdi. Güvenlik, sürüş konforu, teknoloji, çevresel etki ve günlük kullanım kolaylığı gibi kriterler doğrultusunda her segmentte bir model ödüle layık görüldü. 2026 sonuçları, elektrikli araçların artık yalnızca bir alternatif değil, ana akım tercih haline geldiğini bir kez daha ortaya koydu. Nissan Leaf, kompakt sınıfta zirveye çıktı Tamamen elektrikli yapısıyla uzun süredir şehir içi mobilitenin simge modellerinden biri olan Nissan Leaf, “En İyi Kompakt Otomobil” ödülünü kazandı. Sessiz sürüşü, kullanıcı dostu teknolojileri ve erişilebilir elektrikli mobilite anlayışı, Leaf’i segmentinde öne çıkardı. Skoda Elroq, kompakt SUV kategorisinin kazananı oldu Elektrikli SUV hamlesini güçlendiren Skoda Elroq, “En İyi Kompakt SUV” seçildi. 500 kilometreyi aşan menzili, pratik iç mekânı ve farklı güç seçenekleriyle Elroq, hem şehir içi hem uzun yol kullanımında güvenilir bir alternatif olarak değerlendirildi. Mercedes-Benz CLA, geniş otomobil sınıfında ödüle uzandı Premium kompakt sedan sınıfının güçlü temsilcisi Mercedes-Benz CLA, “En İyi Geniş Otomobil” ödülünün sahibi oldu. Dijitalleşmiş iç mekânı, yüksek konfor seviyesi ve sessiz sürüş karakteriyle jüri üyelerinden tam not aldı. Hyundai Ioniq 9, büyük SUV kategorisinde öne çıktı Tamamen elektrikli Hyundai Ioniq 9, “En İyi Büyük SUV” seçildi. Geniş ailelere hitap eden iç hacmi, modüler yapısı ve sürdürülebilir mobilite yaklaşımı, modeli segmentinin lideri haline getirdi. Toyota 4Runner, arazi ruhunu koruyan model olarak seçildi Klasik arazi anlayışını sürdüren Toyota 4Runner, “En İyi 4x4” ödülüne layık görüldü. Merdiven şasili yapısı, dayanıklılığı ve mekanik güvenilirliğiyle gerçek off-road karakterini koruyan nadir modellerden biri olarak öne çıktı. Lamborghini Temerario, özel otomobil ödülünü aldı Süper spor otomobil dünyasında yeni bir sayfa açan Lamborghini Temerario, “En İyi Özel Otomobil” seçildi. Hibrit V8 motoru, yüksek performansı ve yenilikçi mühendislik yaklaşımıyla markanın geleceğini temsil eden modellerden biri olarak değerlendirildi. Renault ve Ford’a özel ödüller WWCOTY jürisi yalnızca modelleri değil, markaların vizyonlarını da ödüllendirdi. Renault, yeni AmpR platformu ve ileri teknoloji yatırımlarıyla “En İyi Teknoloji Ödülü”nü kazandı. Ford ise kurumsal yapısında toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendiren politikaları nedeniyle “Sandy Myhre Ödülü”ne layık görüldü. 2026 WWCOTY sonuçları, otomotiv sektöründe güvenlik, sürdürülebilirlik ve kullanıcı odaklı teknolojilerin kadınların bakış açısıyla nasıl şekillendiğini bir kez daha ortaya koydu.

40 yıl boyunca zamanı satan kadın: Ruth Belville ve Arnold’un hikâyesi Haber

40 yıl boyunca zamanı satan kadın: Ruth Belville ve Arnold’un hikâyesi

Günümüzde zaman, takvim bildirimleri ve akıllı saatlerle sürekli gözümüzün önünde. Oysa 19. yüzyılın sonlarında “saat kaç?” sorusunun kesin bir cevabı yoktu. Zaman, herkes için aynı akmıyordu. İşte bu belirsizlikten doğan tuhaf ama hayati bir meslek vardı: zaman satıcılığı. Bu işin en ünlü ismi ise Londra sokaklarında bir efsaneye dönüşen Ruth Belville’di. Zamanın merkezi: Greenwich O dönemde dünyanın en doğru saati, Greenwich Kraliyet Gözlemevi’ndeydi. Gerçek zaman, astronomik ölçümlerle yalnızca burada belirlenebiliyordu. Saat ustaları, bankalar, demiryolları ve fabrikalar için bu bilgi hayatiydi. Ancak herkesin düzenli olarak Greenwich’e gitmesi imkânsızdı. Çözüm basitti ama zekiceydi: Zaman, taşınacaktı. Arnold adlı saat Ruth Belville’in en değerli varlığı, Arnold adını verdiği bir cep saatiydi. Aslında bu saat, 1786’da ünlü saat ustası John Arnold tarafından üretilmiş son derece hassas bir kronometreydi. Arnold, saniyenin onda biri kadar sapmayla çalışabiliyordu; bu da dönemi için olağanüstüydü. Her pazartesi Ruth, Maidenhead’deki evinden yola çıkar, saatler süren bir yolculukla Greenwich’e giderdi. Gözlemevinde Arnold’un saati ana saatle karşılaştırılır, fark resmi bir sertifikayla kayda geçirilirdi. Ardından Ruth, Londra’ya dönerek müşterilerini tek tek ziyaret ederdi. Kapı çalınırdı. Saatçi sorardı: — “Arnold nasıl?” Ruth cevap verirdi: — “Dört saniye ileri.” Alışveriş bu kadar basitti. Bir aile mesleği Bu sıra dışı iş Ruth’la başlamadı. Babası John Belville, Greenwich Gözlemevi’nde kıdemli astronomdu. Gözlemevinin sürekli saat ayarlamak isteyenlerle dolup taşması üzerine, doğru zamanı insanlara ulaştırma fikri ortaya çıktı. 1836’da John Belville’in yaklaşık 200 düzenli abonesi vardı. Ölümünden sonra işi eşi Maria devraldı, ardından da Ruth Belville. Böylece Belville ailesi, 104 yıl boyunca zaman tedarikçiliği yaptı. Teknolojiye direnen kadın yüzyıla girildiğinde teknoloji hızla ilerliyordu. 1924’te BBC, Big Ben’in çanlarını radyodan yayınlamaya başladı. 1936’da “konuşan saat” telefondan aranabilir hale geldi. Ama Ruth Belville pes etmedi. Herkesin emekli olmasını beklediği bir yaşta, o hâlâ her hafta Greenwich’e gidiyordu. Ancak 1940’ta, 86 yaşındayken mesleğini bıraktı. Londra Saat Yapımcıları Şirketi kendisine maaş bağladı. Ruth Belville, 1943’te 89 yaşında hayatını kaybetti. Arnold’u ise ardında bir miras olarak bıraktı. Zaman Leydisi Ruth Belville’in ölümüyle birlikte bir meslek de tarihe karıştı. Artık zamanı kimse kapı kapı satmıyordu. Ama onun hikâyesi, teknolojinin henüz her şeye hükmetmediği bir çağda, insan zekâsının ve güvenin nasıl bir ekonomik değere dönüştüğünün unutulmaz bir örneği olarak kaldı. Londra onu tek bir isimle hatırladı: Greenwich’in Zaman Leydisi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.