SON DAKİKA

#Teknoloji

HABER DEĞER - Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karl Marx bugünü görmüş müydü? Haber

Karl Marx bugünü görmüş müydü?

Bugün, modern dünyanın en etkili düşünürlerinden biri olan Karl Marx’ın ölüm yıldönümü. 14 Mart 1883’te Londra’da hayatını kaybeden Marx, yalnızca bir filozof değil; aynı zamanda ekonomist, gazeteci ve devrimci bir düşünürdü. Ölümünden sonra fikirleri dünya siyasetini, işçi hareketlerini ve sosyal bilimleri derinden etkilemeye devam etti. Kimdi Karl Marx? 1818 yılında Almanya’nın Trier kentinde doğan Karl Marx, özellikle kapitalist sistem üzerine yaptığı analizlerle tanındı. En yakın çalışma arkadaşı Friedrich Engels ile birlikte yazdığı “Komünist Manifesto” (1848), tarihin en etkili politik metinlerinden biri kabul edilir. Marx’ın en kapsamlı eseri ise kapitalist üretim ilişkilerini inceleyen “Kapital” adlı çalışmasıdır. Marx’a göre tarih, sınıflar arasındaki mücadelelerin tarihidir. Ona göre toplumlar; üretim araçlarını elinde bulunduran sınıflar ile emek gücüyle yaşayan sınıflar arasındaki gerilim üzerinden şekillenmektedir. Marx Nasıl Öldü? Karl Marx, hayatının son yıllarını Londra’da yoksulluk ve sağlık sorunları içinde geçirdi. Eşi Jenny’nin ve kızının ölümünden sonra sağlığı daha da bozuldu. 14 Mart 1883’te Londra’daki evinde koltuğunda otururken hayatını kaybetti. Cenazesine çok az kişi katıldı; fakat bugün Highgate Mezarlığı’ndaki mezarı dünya çapında ziyaret edilen sembolik bir yer haline gelmiş durumda. Bugünü Açıklayan Öngörüleri Marx’ın en çarpıcı yönlerinden biri, kapitalizmin geleceğine ilişkin yaptığı öngörülerdi. 19. yüzyılda yazdığı metinler, bugün hâlâ tartışılan birçok sorunu açıklayan analizler içeriyor. 1. Servetin giderek az sayıda elde toplanması Marx, kapitalizmin zamanla serveti büyük sermaye gruplarında yoğunlaştıracağını savunmuştu. Günümüzde dünyanın en zengin birkaç yüz insanının, milyarlarca insanın toplam servetine yaklaşan bir ekonomik güce sahip olması bu tartışmayı yeniden gündeme taşıyor. 2. Orta sınıfın daralması Marx, kapitalizmin uzun vadede toplumun geniş kesimlerini güvencesiz çalışma koşullarına iteceğini öngörüyordu. Bugün esnek çalışma, platform ekonomisi ve güvencesiz istihdam tartışmaları bu analizlerle sık sık ilişkilendiriliyor. 3. Küreselleşme Marx, kapitalizmin sınır tanımayan bir sistem olduğunu ve dünya pazarını genişleteceğini yazmıştı. Bugün küresel üretim zincirleri ve uluslararası şirketler bu öngörünün önemli örnekleri olarak görülüyor. 4. Teknoloji ve emek ilişkisi Marx’a göre makineleşme üretimi artırırken emek üzerindeki baskıyı da artırabilirdi. Günümüzde yapay zekâ ve otomasyon tartışmaları, Marx’ın teknoloji ile emek arasındaki gerilime dair analizlerini yeniden gündeme getiriyor. Günümüz Tartışmalarında Marx Bugün Marx’ın fikirleri farklı ideolojik çevreler tarafından farklı şekillerde yorumlanıyor. Kimi çevreler onu kapitalizmin en güçlü eleştirmeni olarak görürken, kimileri ise analizlerinin modern ekonomi için hâlâ önemli bir teorik çerçeve sunduğunu savunuyor. Ancak şu konuda geniş bir fikir birliği var: Karl Marx, modern dünyayı anlamak isteyen herkesin karşısına çıkan en güçlü düşünürlerden biri olmaya devam ediyor. Ölümünün üzerinden 143 yıl geçmesine rağmen Marx’ın sorduğu sorular hâlâ güncelliğini koruyor: Servet nasıl dağıtılıyor? Emek kimin için üretiyor? Ve daha adil bir dünya mümkün mü?

Theodore Postol’dan çarpıcı çıkış: Füze savunma sistemleri teknik dolandırıcılık Haber

Theodore Postol’dan çarpıcı çıkış: Füze savunma sistemleri teknik dolandırıcılık

Massachusetts Institute of Technology bünyesinde Bilim, Teknoloji ve Ulusal Güvenlik Politikaları alanında çalışan Prof. Theodore Postol, Orta Doğu’da süren savaşın askeri teknolojilerine dair dikkat çeken açıklamalar yaptı. Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen’e verdiği röportajda konuşan Postol, özellikle ABD ve İsrail’in kullandığı füze savunma sistemlerinin gerçek performansının kamuoyuna anlatılandan çok farklı olduğunu öne sürdü. “Saldırıların yüzde 95’ini engelleyemiyorlar” Postol, siyasi söylemler ve medya anlatılarının bu sistemlerin başarı oranını abarttığını savundu. Ona göre füze savunma sistemleri pratikte oldukça sınırlı bir etkiye sahip. Postol, “Siyasetçiler ve basın, bu sistemlerin halkı koruyabileceğine dair sahte iddialarda bulunuyor. Oysa gerçek şu ki saldırı anında bu sistemler yüzde 95 oranında başarısız oluyor” dedi. Uzman isim, özellikle ABD yapımı Patriot missile system performansını 1991’deki Gulf War döneminden bu yana incelediğini ve sistemin o dönemde Irak’ın Scud füzelerini durdurmada ciddi zorluk yaşadığını söyledi. “Gökyüzündeki patlama gerçek önleme değildir” Postol, savunma sistemlerine ilişkin kamuoyunda oluşan görsel algının da çoğu zaman yanıltıcı olduğunu belirtti. İnsanların gökyüzünde gördüğü patlamaların çoğu zaman füzenin vurulduğu anlamına gelmediğini ifade etti. “İnsanlar bir patlama gördüğünde füzenin imha edildiğini sanıyor. Oysa çoğu zaman gördükleri şey savunma füzesinin kendi savaş başlığının boşlukta patlamasıdır” değerlendirmesinde bulundu. Bu nedenle Iron Dome ve Patriot gibi sistemlerin gerçek başarı oranlarının kamuoyuna açıklanandan çok daha düşük olabileceğini ileri sürdü. İran’ın füze ve İHA kapasitesine dikkat çekti Postol, İran’ın özellikle balistik füze ve insansız hava aracı teknolojilerinde önemli ilerleme kaydettiğini savundu. İran’ın “Fettah” hipersonik savaş başlığının Mach 10–12 hızlarına ulaşabildiğini belirten uzman, bu tür bir sistemin yalnızca patlayıcıyla değil sahip olduğu kinetik enerjiyle de büyük yıkım oluşturabileceğini söyledi. Ayrıca İran’ın İHA operasyonlarında küresel uydu ağlarının önemli rol oynadığını ve operatörlerin binlerce kilometre uzaklıktan dronları yüksek hassasiyetle yönlendirebildiğini ifade etti. “Nükleer çatışma riski artıyor” Postol, savaşın siyasi boyutuna ilişkin de sert değerlendirmelerde bulundu. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hakkında oldukça ağır ifadeler kullanan Postol, bölgedeki çatışmanın daha tehlikeli bir aşamaya girebileceği uyarısında bulundu. Uzman isim, savaşın kontrolden çıkması halinde bölgesel bir nükleer çatışma riskinin ortaya çıkabileceğini ve bunun küresel sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Postol’a göre mevcut askeri doktrinler ve savunma sistemlerine yapılan milyarlarca dolarlık yatırımlar gerçek savaş koşullarında beklenen korumayı sağlamayabilir. Bu nedenle savaş teknolojileri konusunda kamuoyunun daha gerçekçi bilgilerle bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

USB bellekler tarihe mi karışıyor? Teknoloji dünyasında bir dönem kapanıyor Haber

USB bellekler tarihe mi karışıyor? Teknoloji dünyasında bir dönem kapanıyor

Bir dönem bilgisayar kullanıcılarının vazgeçilmezi olan USB bellekler, teknoloji dünyasında yerini yeni çözümlere bırakmaya hazırlanıyor. Dosya taşımayı kolaylaştıran bu küçük cihazlar, bulut depolama servislerinin yaygınlaşması ve USB-C standardının hakimiyet kazanmasıyla birlikte giderek daha az kullanılmaya başladı. Yeni nesil bilgisayarlarda USB-A giderek kayboluyor Son yıllarda piyasaya çıkan dizüstü bilgisayar ve tabletlerde geleneksel USB-A portları hızla ortadan kalkıyor. Yerini daha hızlı ve çok yönlü olan USB-C girişleri alıyor. Bu değişim eski tip USB belleklerin kullanımını zorlaştırırken, çoğu kullanıcı adaptör kullanmak zorunda kalıyor. Adaptör ihtiyacı ise USB belleklerin en büyük avantajı olan pratiklik ve taşınabilirlik özelliğini büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Büyük dosyalar yeni depolama çözümleri gerektiriyor Teknolojideki gelişmeler dosya boyutlarını da hızla büyüttü. 4K videolar, yüksek çözünürlüklü fotoğraf arşivleri ve büyük yazılım paketleri artık gigabaytlarca hatta terabaytlarca veri gerektiriyor. Bu nedenle kullanıcılar giderek daha hızlı ve yüksek kapasiteli çözümlere yöneliyor. Özellikle harici SSD sürücüler, saniyeler içinde büyük veri transferi yapabilmeleri ve terabayt seviyesinde depolama alanı sunmaları nedeniyle popüler hale geldi. Bulut servisleri fiziksel depolamayı geride bırakıyor Depolama dünyasındaki en büyük dönüşüm ise internet tabanlı çözümlerle yaşanıyor. Bulut servisleri sayesinde kullanıcılar dosyalarına herhangi bir cihazdan erişebiliyor, verilerini otomatik olarak yedekleyebiliyor ve dosyalarını saniyeler içinde paylaşabiliyor. Bu durum fiziksel depolama araçlarının kullanımını ciddi şekilde azaltıyor. Günümüzde USB bellekler çoğunlukla internetin olmadığı ortamlarda veri transferi yapmak veya bilgisayar sistemlerinde teknik işlemler gerçekleştirmek gibi sınırlı alanlarda kullanılıyor. Nostaljik bir teknolojiye dönüşebilir Uzmanlara göre USB bellekler tamamen ortadan kalkmayacak olsa da günlük kullanıcıların hayatındaki rolü hızla azalıyor. Bir zamanlar veri taşımanın sembolü olan bu küçük cihazlar, teknoloji tarihindeki yerini alarak daha çok teknik servislerin ve özel kullanım alanlarının aracı haline gelebilir. Kısacası dijital depolama dünyasında yeni dönem bulut, yüksek hızlı SSD ve çevrim içi veri erişimi üzerine kuruluyor. USB bellekler ise yavaş yavaş nostaljik bir teknolojiye dönüşüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Savaşta yeni cephe mi açılıyor: İran teknoloji devlerini hedef listesine aldı Haber

Savaşta yeni cephe mi açılıyor: İran teknoloji devlerini hedef listesine aldı

Orta Doğu’daki savaşın genişleme ihtimali dünya kamuoyunda endişe yaratırken İran’a yakınlığıyla bilinen Tasnim haber ajansı dikkat çeken bir açıklama yayımladı. Ajansın paylaştığı haberde, İsrail ile bağlantılı olduğu öne sürülen bazı teknoloji altyapılarının İran’ın “yeni hedefleri” arasında değerlendirildiği belirtildi. Haberde, ABD merkezli teknoloji şirketlerine ait bazı ofis ve veri altyapılarının askeri amaçlarla kullanıldığı iddiasına yer verildi. Listede teknoloji devleri yer aldı Tasnim’in yayımladığı listede küresel teknoloji sektörünün önde gelen şirketleri bulunuyor. Haberde Google, Microsoft, Palantir Technologies, IBM, Nvidia ve Oracle gibi şirketlerin altyapı noktalarının İran tarafından potansiyel hedefler arasında değerlendirildiği öne sürüldü. Söz konusu şirketlerin veri merkezleri, bulut hizmetleri ve teknoloji altyapılarının İsrail’deki bazı şehirlerde ve Körfez ülkelerinde bulunduğu ifade edildi. “Yeni hedefler” ifadesi dikkat çekti Tasnim tarafından yayımlanan açıklamada bu altyapıların İran açısından “yeni hedefler” olarak değerlendirildiği belirtildi. Açıklamada, bu tesislerin askeri faaliyetlerle bağlantılı olduğu iddiasına da yer verildi. İran’a yakın kaynaklar söz konusu altyapıların askeri veri işleme, yapay zekâ analizi ve operasyonel destek gibi alanlarda kullanıldığını ileri sürdü. Savaşın niteliğinin değiştiği iddia edildi Ajans tarafından yayımlanan açıklamada Orta Doğu’daki savaşın yeni bir aşamaya girdiği değerlendirmesi yapıldı. Açıklamada çatışmanın giderek daha fazla teknoloji ve altyapı alanlarını kapsayan bir boyuta doğru ilerlediği ifade edildi. Tasnim’in aktardığı değerlendirmede “Bölgesel savaşın kapsamı altyapı savaşına doğru genişledikçe İran’ın meşru hedeflerinin kapsamı da genişliyor” ifadelerine yer verildi. Bu gelişme, Orta Doğu’daki savaşın yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmayıp teknoloji altyapılarını da kapsayabilecek yeni bir boyuta evrilebileceği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Huawei, Madrid'de koşu saatlerine odaklanan son teknoloji yeniliklerini tanıttı Haber

Huawei, Madrid'de koşu saatlerine odaklanan son teknoloji yeniliklerini tanıttı

Huawei, 26 Şubat'ta İspanya'nın Madrid kentinde düzenlenen "Now is Your Run" global ürün lansman etkinliğinde en son yeniliklerini tanıttı. Teknoloji devi, beş yıllık bir aradan sonra profesyonel koşu saatlerine geri dönüşünü yepyeni HUAWEI WATCH GT Runner 2'nin piyasaya sürülmesiyle kutladı. Etkinlikte ayrıca HUAWEI WATCH Ultimate 2, HUAWEI Mate 80 Pro, HUAWEI MatePad Mini, HUAWEI FreeBuds Pro 5 ve HUAWEI Band 11 Serisi de sergilendi. İki kez Olimpiyat maraton şampiyonu olan Eliud Kipchoge, HUAWEI WATCH GT Runner'ın küresel elçisi olarak tanıtıldı. "Koşmak, hızlı koşmaktan çok daha fazlasıdır" diye n Kipchoge, "Koşmanın her düzeyde en güzel aktivite olduğuna inanıyorum. Huawei ile birlikte, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca koşucuya ulaşabilir ve umarım hayatlarını güzel ve olumlu bir şekilde etkileyebiliriz." dedi. HUAWEI WATCH GT RUNNER 2: BEŞ YILLIK BİRİKİM, PROFESYONEL KOŞU SAATLERİNİ YENİDEN TANIMLIYOR HUAWEI WATCH GT Runner 2, benzersiz konumlandırma hassasiyeti sunmak için tasarlanmış yeni bir 3D yüzer anten mimarisi ile donatılmıştır. İlk kez akıllı bir konumlandırma algoritması ile donatılan bu cihaz, sinyal kesintileri sırasında bile koşucunun rotasını ve mesafesini hesaplamaya devam ederek kesintisiz konumlandırma sağlar. Yeni akıllı maraton modu, tek noktadan yarış yönetimi sunarak yolculuk boyunca bileğinizde kişisel antrenörünüz gibi davranır. HUAWEI WATCH GT Runner 2, sadece profesyonel sporcuların performanslarını artırmalarına yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda amatör koşuculara da akıllı ve profesyonel bir koşu deneyimi sunar. Eliud Kipchoge, etkinlikte Huawei ile ürünleri birlikte geliştirme deneyimini paylaşarak, "Sadece elit sporcular için değil, dünyanın dört bir yanındaki tüm koşucular için akıllı saat deneyimini iyileştirmek amacıyla fikirlerimi ve bakış açımı paylaşmaktan büyük heyecan duyuyorum" dedi. HUAWEI WATCH ULTİMATE 2 VE HUAWEI BAND 11 SERİSİ: NEXT-LEVEL FİTNESS Huawei bu etkinlikte, kullanıcılar için daha profesyonel ve kişiselleştirilmiş fitness deneyimleri sunmak üzere tasarlanan bir dizi yeni giyilebilir cihazı tanıttı. HUAWEI WATCH Ultimate 2, dalış ve açık hava maceraları için en üst düzey özelliklerini korurken, golf sahası ve saha içi oyun için özel olarak tasarlanmış gelişmiş özellikler sunarak çarpıcı bir "Yeşil" renkte piyasaya sürüldü. Bu, daha hassas ve akıllı bir üst düzey spor deneyimi sunar. Bu arada HUAWEI Band 11 Serisi, parlak güneş ışığı altında bile mükemmel görünürlük sağlayan daha büyük ve daha net bir ekrana sahip şık tasarımı pratik işlevsellikle birleştiriyor. Sağlık izleme, aktivite takibi ve kullanışlı özellikleri tek bir kompakt cihaza entegre eden bu cihaz, kullanıcıların günlük fitness ihtiyaçları için güvenilir bir yol arkadaşı olarak hizmet veriyor. HUAWEI MATE 80 PRO: MOBİL DENEYİMDE YENİ BİR ÇIĞIR AÇAN SON TEKNOLOJİ AMİRAL GEMİSİ ÜRÜNÜ Huawei, şirketin teknolojik hünerlerini sergilediği Mate Serisi ile küresel pazara büyük bir dönüş yapıyor. Huawei'in en son yeniliklerini temsil eden HUAWEI Mate 80 Pro, çeşitli aydınlatma koşullarında ve karışık renk sıcaklıklarında tutarlı renk doğruluğu sağlayan yükseltilmiş bir True-to-Color Kameraya sahiptir. Klasik zarafeti modern estetikle harmanlayan yeni Dual Space Ring Tasarımı, katılımcıların büyük beğenisini kazandı. Gelişmiş performans, 2. Nesil Kunlun Glass ve gelişmiş AI özellikleriyle Huawei, en son teknolojiyi ve deneyimleri sunmaya devam ederek akıllı telefon deneyimini yeni zirvelere taşıyor. EN ÜST DÜZEY ZEKA İÇİN TREND BELİRLEYEN TEKNOLOJİ TANITILDI Huawei, ilk Mini tableti HUAWEI MatePad Mini'yi tanıttı. Geleneksel tabletlerden daha ince ve daha hafif olan 8,8 inçlik kompakt gövdesi sayesinde ceplere veya el çantalarına kolayca sığar. İster belgeleri okumak, ister en sevdiğiniz programları izlemek veya iş seyahatleri sırasında hareket halindeyken yaratıcı çalışmalar yapmak için olsun, bu cihaz ihtiyacınız olan her an hazırdır. İş dünyası profesyonelleri, kitap kurdu okuyucular, ofis çalışanları ve akademik araştırmacılar için ideal bir dijital yardımcıdır. Şirket ayrıca, sektörün çift motorlu AI gürültü engelleme özelliğine sahip ilk kablosuz kulaklıkları olan HUAWEI FreeBuds Pro 5 kulaklıklarını da tanıttı. Çift sürücülü akustik sistemle eşleştirilen bu ürünler, vokal ve enstrümantal ayrıntıları korurken olağanüstü gürültü azaltma sağlayarak kullanıcılara sürükleyici bir canlı dinleme deneyimi yaşatır. Huawei geçtiğimiz yıl, daha kapsayıcı ve genç bir iletişim yaklaşımıyla küresel tüketicilerle gerçek ve yakın bağlar kurmayı amaçlayan "Now is Yours" marka önerisini tanıttı. Huawei, "Now is Your Run" lansman etkinliğinde, Eliud Kipchoge ile işbirliği yaparak koşuyu bir spor olarak tanıtmak ve sağlıklı bir yaşam tarzını savunmak için bir araya geldi. Huawei, ileriye dönük olarak, daha fazla insanın teknoloji aracılığıyla daha sağlıklı ve daha canlı bir yaşam sürmesini sağlamak için sıcak ürünler ve samimi iletişim kullanarak teknolojik yenilikler yoluyla fitness ve sağlığı teşvik etmeye devam edecektir.

Algoritmaların gölgesinde emek: Yapay zeka çağında Marx’ı yeniden okumak Haber

Algoritmaların gölgesinde emek: Yapay zeka çağında Marx’ı yeniden okumak

Sanayi Devrimi’nin buhar makineleri, Marx’ın “artı değer” teorisini görünür kılmıştı. Günümüzde ise veri merkezleri, platform ekonomileri ve yapay zeka modelleri, emeğin yeni biçimlerini ortaya çıkarıyor. Kod yazan mühendislerden içerik moderatörlerine, veri etiketleme yapan görünmez işçilere kadar geniş bir emek zinciri, dijital üretimin arka planında yer alıyor. Bu tablo, Marx’ın emek ile sermaye arasındaki gerilimin yalnızca biçim değiştirdiğini, ortadan kalkmadığını gösteriyor. Yapay zeka şirketlerinin sahip olduğu veri birikimi, çağın en stratejik üretim aracı olarak tanımlanıyor. Marx’ın üretim araçlarının mülkiyeti üzerine yaptığı vurgu, bugün veri mülkiyeti ve algoritmik kontrol tartışmalarında yeniden karşılık buluyor. Teknolojiyi geliştirenlerin kim olduğu kadar, bu teknolojiden elde edilen değerin kimler arasında paylaşıldığı sorusu da ideolojik bir mücadele alanı yaratıyor. Platform kapitalizmi olarak adlandırılan modelde, çalışma süreleri esnekleşirken güvencesizlik artıyor. Serbest çalışanlar, içerik üreticileri ve gig ekonomisi işçileri, görünürde bağımsız ancak algoritmalar tarafından yönlendirilen bir üretim düzeninin parçası haline geliyor. Bu durum, Marx’ın yabancılaşma kavramının dijital çağdaki karşılığı olarak yorumlanıyor: İşçi artık yalnızca ürüne değil, verisine ve dijital kimliğine de yabancılaşıyor. Öte yandan yapay zeka, üretkenliği artırma potansiyeli nedeniyle emek tartışmalarını farklı bir boyuta taşıyor. Otomasyonun bazı meslekleri ortadan kaldırabileceği, ancak yeni iş alanları yaratabileceği savunuluyor. Tartışma burada ideolojik bir eksene oturuyor: Yapay zeka toplumsal refahı mı büyütecek, yoksa servetin daha dar bir kesimde yoğunlaşmasını mı hızlandıracak? Eleştirel yaklaşımlar, yapay zekanın nötr bir araç olmadığını vurguluyor. Algoritmaların hangi verilerle eğitildiği, hangi şirketlerin kontrolünde olduğu ve hangi ekonomik model içinde kullanıldığı; teknolojinin toplumsal sonuçlarını belirleyen temel faktörler arasında gösteriliyor. Bu perspektif, Marx’ın “altyapı–üstyapı” ilişkisine dair analizlerinin dijital çağda yeni bir yorumunu gündeme getiriyor. Bugün yapay zeka, yalnızca bir mühendislik meselesi değil; emek, mülkiyet ve güç ilişkilerinin yeniden tanımlandığı bir tarihsel kırılma olarak değerlendiriliyor. Marx’ın yüzyıllar önce sorduğu temel soru güncelliğini koruyor: Üretimin yarattığı değer kim için, kim tarafından ve hangi koşullarda paylaşılacak? Algoritmaların yönettiği bu yeni dünyada, tartışma teknoloji ile ideoloji arasındaki çizgide sürüyor. Yapay zekanın geleceği, teknik ilerlemenin ötesinde, toplumsal tercihlerin ve politik kararların belirleyeceği bir mücadele alanı olarak şekillenmeye devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yapay zekâ güvenliği dönüştürüyor: Siber güvenlik hisseleri baskı altında Haber

Yapay zekâ güvenliği dönüştürüyor: Siber güvenlik hisseleri baskı altında

Yapay zekâ tabanlı güvenlik araçlarının yazılım açıklarını otomatik biçimde tespit edip çözüm önermeye başlaması, siber güvenlik alanında yeni bir dönemin kapısını araladı. “Claude Code Security” adıyla duyurulan özellik, kod tabanlarını analiz ederek güvenlik açıklarını saptıyor ve hedefli yazılım yamaları öneriyor. Bu gelişme, sektörün iş modellerine ilişkin tartışmaları hızlandırırken piyasalarda da dalgalanmaya yol açtı. Claude Code Security insan araştırmacı gibi çalışıyor Yeni özellik, klasik kural tabanlı güvenlik tarayıcılarından farklı olarak yazılım bileşenleri arasındaki ilişkileri analiz ediyor, verinin uygulama içindeki akışını izliyor ve karmaşık güvenlik açıklarını bağlamsal biçimde tespit edebiliyor. Sistem, bulgularını yeniden değerlendirerek yanlış pozitifleri azaltıyor ve güvenlik risklerini önem derecesine göre sıralayabiliyor. Böylece ekiplerin gözden kaçırabileceği sorunların erken aşamada giderilmesi hedefleniyor. Kurumsal müşterilere sınırlı ön izleme sunuldu Claude Code Security’nin ilk aşamada Enterprise ve Team paketlerini kullanan kurumsal müşterilere yönelik sınırlı bir ön izleme olarak sunulduğu bildirildi. Yapay zekânın doğrudan yazılım güvenliği süreçlerine entegre edilmesi, güvenlik ekiplerinin rolünün dönüşeceğine dair tartışmaları da beraberinde getirdi. Piyasalarda siber güvenlik hisseleri geriledi Duyurunun ardından siber güvenlik sektöründe faaliyet gösteren büyük şirketlerin hisselerinde sert düşüşler görüldü. Analistler, yapay zekâ destekli otomasyonun güvenlik açıklarını bulma süreçlerini hızlandırmasının, geleneksel hizmet modelleri üzerinde baskı yaratabileceğine dikkat çekiyor. Buna karşın bazı uzmanlar, yapay zekânın sektörü ortadan kaldırmak yerine iş yapış biçimlerini yeniden şekillendireceğini savunuyor. Sektörde dönüşüm tartışması büyüyor Uzmanlara göre yapay zekâ araçları güvenlik araştırmacılarının yerini tamamen almak yerine onların üretkenliğini artıran bir katman oluşturabilir. Ancak otomasyonun yaygınlaşması, güvenlik açıklarını bulmaya dayalı bazı iş modellerinin değerini azaltabilir. Bu durum, siber güvenlik şirketlerinin ürün stratejilerini ve gelir yapılarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Yapay zekâ çağında güvenlik yeniden tanımlanıyor Yazılım geliştirme süreçlerine doğrudan entegre edilen güvenlik araçları, “shift-left security” yaklaşımını güçlendirerek hataların daha erken aşamada tespit edilmesini mümkün kılıyor. Bu dönüşümün, hem şirketlerin risk yönetimi stratejilerini hem de teknoloji piyasalarındaki rekabet dengelerini uzun vadede etkilemesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Şirketlerde üst düzey değişim: İş dünyasında haftanın atamaları açıklandı Haber

Şirketlerde üst düzey değişim: İş dünyasında haftanın atamaları açıklandı

Türkiye iş dünyasında üst yönetim değişimleri sürüyor. 14–20 Şubat haftasında farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketler stratejik dönüşüm, dijitalleşme ve büyüme hedefleri doğrultusunda önemli atamalara imza attı. İnsan kaynakları, operasyon, teknoloji ve kamu ilişkileri gibi kritik alanlarda yapılan görevlendirmeler, kurumların yeni dönem stratejilerine işaret etti. Doğan Holding’de insan kaynakları ve teknoloji yönetimi yeniden yapılandı Doğan Holding, üst yönetiminde yaptığı değişiklik kapsamında Esra Beyzadeoğlu’nu İnsan Kaynakları ve Teknoloji’den Sorumlu İcra Kurulu Üyesi olarak atadı. 25 yılı aşkın deneyime sahip Beyzadeoğlu, holding ve iştiraklerinde insan kaynakları yapılanması ile dijital dönüşüm süreçlerine liderlik edecek. ING Türkiye’de COO ataması Bankacılık tarafında ise ING Türkiye, Operasyon Genel Müdür Yardımcılığı görevine Ezgi Demirdağ Saydağ’ı getirdi. Saydağ’ın, kurumun dijital bankacılık ve operasyonel dönüşüm çalışmalarını yönetmesi bekleniyor. Kafein Teknoloji’de stratejik müşteri yönetimi değişti Teknoloji sektöründe Kafein Teknoloji, Stratejik Müşteri Yönetimi Direktörlüğü görevini Serkan Demir’e emanet etti. Demir, yeni rolünde şirketin büyük ölçekli müşteri ilişkilerini ve iş birliklerini güçlendirmeye odaklanacak. İzocam’da yeni genel direktör Sanayi tarafında İzocam’ın Genel Direktörlük görevine Kerem Kürklü atandı. Kürklü’nün şirketin uzun vadeli stratejik hedefleri, operasyonel verimlilik ve kurumsal yönetişim süreçlerine liderlik etmesi planlanıyor. Yemeksepeti’nde iki kritik görev E-ticaret ve hızlı teslimat alanında faaliyet gösteren Yemeksepeti, yönetim kadrosuna iki önemli ismi dahil etti. Mert Tanyeri Pazarlama Lideri olurken, Dilan Can Kamu Politikaları ve Kamu İlişkileri Direktörü olarak göreve başladı. Atamaların şirketin büyüme stratejileri ve kamu ilişkileri yönetimini güçlendirmesi hedefleniyor. Yeni dönem mesajı: Dijital dönüşüm ve stratejik büyüme Hafta boyunca yapılan atamalar, şirketlerin özellikle dijitalleşme, müşteri deneyimi, operasyonel verimlilik ve regülasyon yönetimi alanlarına odaklandığını gösterdi. Uzmanlar, üst yönetimdeki bu hareketliliğin küresel rekabet ve yapay zekâ etkisiyle hızlanan dönüşümün bir parçası olduğuna dikkat çekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.