SON DAKİKA

#Toplumsal Dönüşüm

HABER DEĞER - Toplumsal Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplumsal Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yılın kelimesini halk seçecek: TDK 2025 adaylarını açıkladı Haber

Yılın kelimesini halk seçecek: TDK 2025 adaylarını açıkladı

Türk Dil Kurumu, dilin toplumsal dönüşümlerle kurduğu bağı görünür kılmak amacıyla yürüttüğü “Yılın Kelimesi/Kavramı” çalışmasında 2025 adaylarını açıkladı. Oylama, TDK’nin resmî internet sitesi üzerinden halkın katılımına açıldı. TDK ve Ankara Üniversitesi ortaklığı 2025 Yılının Kelimesi/Kavramı süreci, TDK ile Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İletişim Araştırmaları ve Uygulama Merkezi (İLAUM) iş birliğiyle yürütüldü. Değerlendirme Kurulu, yurttaşlardan gelen önerileri inceleyerek beş kavramı finale taşıdı. 2025’in kelime adayları Bu yılın adayları, dijitalleşme, ahlaki duyarlılık, çevresel sorunlar ve toplumsal dönüşüm başlıklarını yansıtıyor: Dijital vicdan: Gerçek hayatta sorumluluk almadan, sosyal medyada paylaşımlar ve beğeniler yoluyla vicdani rahatlama sağlama hâli. Vicdani körlük: Ağır zulüm ve adaletsizlikler karşısında bireylerin ve toplumların ahlaki duyarlılığını yitirerek kayıtsızlaşması. Çorak: Kısır toprak anlamının ötesinde; manevi dünyanın kuruması ve iklim kriziyle bağlantılı susuzluk gibi geniş bir anlam alanı. Eylemsiz merhamet: İyi niyete rağmen duygusal farkındalık ile somut sorumluluk alma arasındaki boşluk. Tek tipleşme: Dil, düşünce, estetik ve mekân tercihlerinde bireylerin birbirine benzemesi. Oylama takvimi Halk oylaması 22–28 Aralık 2025 tarihleri arasında yapılacak. Katılımcılar, 28 Aralık saat 17.30’a kadar TDK’nin resmî sitesinden oy kullanabilecek. Sonuçlar, oylamanın ardından kamuoyuyla paylaşılacak. TDK’den vurgu Yetkililer, seçilecek kelimenin yalnızca dilsel bir tercih değil, 2025’in toplumsal ruhunu yansıtan bir gösterge olacağını belirtiyor.

Krediyle boşanma çağı: Ayrılık artık borçla finanse ediliyor Haber

Krediyle boşanma çağı: Ayrılık artık borçla finanse ediliyor

Türkiye’de her yıl yüz binlerce kişi boşanma davası açıyor. Artan dava yoğunluğu, yükselen mahkeme giderleri ve avukatlık ücretleri nedeniyle boşanma süreci yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ciddi bir ekonomik yük haline geliyor. Kimlerin etkilendiği, bu sürecin neden pahalılaştığı ve sonuçlarının ne olduğu güncel verilerle ortaya konuluyor. Boşanma davaları adliyelerin en yoğun dosyaları arasında yer alıyor Türkiye’de yılda yaklaşık 200 bin kişinin boşandığı belirtilirken, boşanma davaları adliyelerde en sık görülen dosyalar arasında üst sıralarda bulunuyor. Toplumsal dönüşüm, ekonomik baskılar ve uzun süren yargı süreçleri, ayrılık kararlarının sayısını artıran temel etkenler arasında gösteriliyor. Mahkeme masrafları binlerce lirayı buluyor Güncel verilere göre bir boşanma davasında yalnızca mahkeme harçları ve giderleri ortalama 4 bin liraya ulaşıyor. Bu tutar, davanın uzaması ve ek işlemlerin devreye girmesiyle daha da artabiliyor. Avukatlık ücretleri ayrılığın mali kaderini belirliyor Anlaşmalı boşanmalarda avukatlık ücretleri 50 bin liradan başlarken, çekişmeli davalarda bu rakam 150 bin lirayı aşabiliyor. Nafaka, velayet, mal paylaşımı ve maddi-manevi tazminat taleplerinin eklenmesiyle toplam maliyetin üst sınırı neredeyse ortadan kalkıyor. Süre uzadıkça ekonomik yük katlanıyor Bilirkişi raporları, ek duruşmalar ve itiraz süreçleri boşanma davalarını aylarca, hatta yıllarca uzatabiliyor. Bu durum, süreci yalnızca psikolojik değil, ekonomik açıdan da Türkiye toplumu için daha yıpratıcı hale getiriyor. Boşanmak için kredi çekiliyor Artan masraflar nedeniyle birçok yurttaş, boşanma sürecini finanse edebilmek için bankalardan kredi kullanmak zorunda kalıyor. Ayrılık, böylece yeni bir borç yüküyle başlıyor ve ekonomik kırılganlığı daha da derinleştiriyor. Büyük şehirlerde boşanma oranı daha yüksek seyrediyor Verilere göre boşanma oranı Türkiye genelinde 2,1 olarak ölçülürken, en sık boşanmanın görüldüğü iller arasında İstanbul, Ankara ve İzmir öne çıkıyor. Hakkâri, Şırnak ve Muş gibi illerde ise oranların daha düşük seviyelerde kaldığı ifade ediliyor. Boşanma sürecinin artan maliyeti, ayrılığı yalnızca duygusal değil, ekonomik bir eşik haline getirirken; krediyle finanse edilen boşanmalar, Türkiye toplumunda yeni bir sosyal gerçeğe işaret ediyor.

İstanbul Modern’de perde Çin’e açılıyor: “Hikâye Çin’de Geçiyor” seçkisi başlıyor! Haber

İstanbul Modern’de perde Çin’e açılıyor: “Hikâye Çin’de Geçiyor” seçkisi başlıyor!

Toplumsal dönüşüm beyazperdede Türk Tuborg AŞ’nin katkıları ve Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu işbirliğiyle bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen seçki, Çin toplumunun sosyo-ekonomik dönüşümüne ayna tutuyor. Program, 1940’ların trajedisinden 1990’ların sanat ortamına, günümüz Şanghay’ından Hong Kong’un göçmen hikayelerine uzanan geniş bir yelpazede, sinemanın yeni anlatı biçimlerini keşfe çıkıyor. İşte seçkide yer alan 5 çarpıcı yapım İstanbul Modern Sinema’nın küratörlüğünde hazırlanan programda gösterilecek filmler ve detayları şöyle: Sanat Akademisi 1994 (Yi shu xue yuan 1994): Yönetmen Jian Liu imzalı animasyon, 1990’lar Çin’inde sanat eğitimi alan üç gencin geleneksel ile modern arasında sıkışmışlığını, politik belirsizlikler içindeki özgürlük arayışlarını konu alıyor. Gölgesiz Kule (Bai ta zhi guang): Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan Zhang Lu imzalı film, Pekin’de yaşayan orta yaşlı bir yemek eleştirmeninin kayıp babasıyla yüzleşme sürecini ve eksik aile bağlarını, 13. yüzyıldan kalma Beyaz Pagoda metaforu üzerinden anlatıyor. Onun Hikâyesi (Hao dong xi): "Çin’in Barbie’si" olarak anılan ve gişede büyük başarı yakalayan film, Şanghay’da yaşayan yalnız bir annenin hikayesine odaklanıyor. Yönetmen Shao Yihui, kadın dayanışmasını ve toplumsal cinsiyet rollerini güçlü bir mizahla ele alıyor. Mantı Kraliçesi (Shui jiao huang hou): Gerçek bir başarı öyküsüne dayanan film, 1970’lerde çocuklarıyla Hong Kong’a göç eden Zang Jianhe’nin, iskelede mantı satarak başladığı işini dev bir gıda imparatorluğuna dönüştürmesini konu ediniyor. Lisbon Maru’nun Batışı (Li si ben wan chen mo): Fang Li’nin yönettiği belgesel, 1942’de yüzlerce Britanyalı savaş esirinin hayatını kaybettiği trajik gemi kazasını, hayatta kalanların tanıklıkları ve arşiv görüntüleriyle gün yüzüne çıkarıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.