SON DAKİKA

#Yeni Anayasa

HABER DEĞER - Yeni Anayasa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeni Anayasa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP Lideri Bahçeli'den Çerçeve Yasa açıklaması: "Geniş bir mutabakat ortaya çıktı" Haber

MHP Lideri Bahçeli'den Çerçeve Yasa açıklaması: "Geniş bir mutabakat ortaya çıktı"

"Terörsüz Türkiye" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Habertürk Ankara Temsilcisi Nasuhi Güngör’ü parti genel merkezindeki makam odasında kabul ederek iç ve dış siyasetin ana başlıklarını değerlendirdi. "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında TBMM'den 467 oyla geçen Çerçeve Yasa'ya değinen MHP lideri, sürecin meclis komisyonlarındaki uzlaşıyla verimli bir noktaya ulaştığını belirtti. Geçmişteki 1 Ekim tokalaşmasının tesadüf olmadığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın birlik çağrısı ve insani bir vazifenin gereği olduğunu vurgulayan Bahçeli, Meclis'teki oy dağılımına ilişkin şunları kaydetti: "Yasanın çıkması hususunda geniş bir mutabakat ortaya çıktı. Doğrusu 467 rakamını ben de beklemiyordum. Ama bu düzeyde bir kabul, toplumsal mutabakatın genişlemesine ve dayanışmanın güçlenmesine vesile oldu." Bu tarihi sürecin ardından Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki aşiret liderleri ile kanaat önderlerinin partilerini ziyaret ettiğini ve sahada muazzam bir kaynaşma yaşandığını aktaran Bahçeli, toplumsal barışın pekiştiğine dikkat çekti. Sporda Kimlik Siyasetine ve Dini Anketlere Sert Tepki Son dönemde yayımlanan bazı kamuoyu araştırmalarına tepki gösteren Bahçeli, anket şirketlerinin acilen sağlam bir yasal düzenlemeyle ele alınması gerektiğini savundu. Amedspor üzerinden yürütülen tartışmalara değinen MHP lideri, sporu etnik köken ve mezhep gibi kimliklerle eşleştirmenin gaflet olduğunu belirtti. Türkiye'deki dini hayata yönelik yayımlanan diğer bir anket için ise "beşinci kol faaliyeti" nitelendirmesinde bulunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "İslami araştırma adı altında milletimizi köksüz, kişiliksiz, dinsiz bir toplum gibi göstermek büyük bir saptırmadır. Türk milleti inançlıdır, ahlaklıdır, dinine ve geleneksel değerlerine sadıktır." "Mekke Anlaşması Türkiye'yi merkeze taşıyacak" Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve "Mekke Anlaşması" olarak adlandırılan üçlü ittifakı değerlendiren Bahçeli, bu hamleyi "fevkalade sağlıklı ve stratejik" olarak nitelendirdi. İslam dünyasının muazzam bir potansiyele sahip olmasına rağmen Batı karşısında lider bir ülke çıkaramadığına dikkat çeken Bahçeli, şöyle konuştu: "Türkiye’nin liderliğinde bu çalışmalar yürütüldüğü takdirde bu durum bizi merkeze taşır, dünyada çok daha itibarlı hale getirir. Pakistan ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra diğer ülkelerle bu ittifak çok daha güçlü hale gelecektir." Yeni Anayasa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kalıcı siyasi istikrarı sağladığını ancak iki dönemlik uygulama sürecinin ardından bazı noktaların gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, sistemin sağlıklı işlemesi için yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılması gereken köklü değişikliklere dair vizyonunu paylaşan Bahçeli, reformun şifrelerini şu sözlerle özetledi: "Bizim söylediğimiz şudur. Bahsettiğiniz her iki alanda da hem sistemi güçlendirecek hem de aksamaları giderecek değişiklikler üzerinde müzakere edilmelidir. Sadece siyaset değil; sivil toplum kuruluşları, aydınlarımız, akademisyenlerimiz bir araya gelerek bunu ele almalıdır. Sistemi güçlendiren, aksaklıkları gideren bu değişimler elbette yeni anayasa çalışmasıyla uyumlu olarak ele alınmalıdır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan "Türkiye Modeli" açıklaması: "Fakültelerde ders olarak okutulacaktır" Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan "Türkiye Modeli" açıklaması: "Fakültelerde ders olarak okutulacaktır"

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda "Terörsüz Türkiye" sürecine ve gündemdeki diğer başlıklara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Çerçeve Yasa'nın Meclis'te 467 oyla kabul edilmesinin milletin sürece verdiği desteğin açık bir yansıması olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Milletin Terörsüz Türkiye'ye verdiği desteğin yansımasıdır. Bu çok önemli. Milletin verdiği desteğin siyasete yansıması olduğunu düşünüyorum. Türkiye'de birçok kesim terörden illallah demiş vaziyette. İnsanlar memnun. 2 senedir kimsenin burnu kanamıyor. Yatırım ve turizm gelişiyor. Barış ve esenlik havasını toplum satın aldı" dedi. Sürecin başarıyla sonuçlanmasıyla birlikte özgün bir başarının elde edileceğini ifade eden Kurtulmuş, ortaya çıkacak modelin uluslararası alanda büyük yankı uyandıracağını belirterek, "Ortaya koyduğumuz Türkiye modeli tamamlandığında bütün dünyaya örnek olacak, fakültelerde ders olarak okutulacaktır" ifadelerini kullandı. "Devlet yapımızı bozacak tek bir cümle yoktur" Yürürlüğe giren yasanın bir af yasası olduğu yönündeki eleştirilere kesin bir dille karşı çıkan Kurtulmuş, bu eleştirileri haksız bulduğunu ancak saygıyla karşıladığını belirtti. Hazırlanan raporda ve metinde devleti zayıflatacak hiçbir unsurun bulunmadığının altını çizerek, "Bu yasanın af yasası söylemlerine katılmıyorum. Bu eleştirileri haksız buluyorum ancak saygıyla karşılıyorum. Raporda milli egemenliğimizi, milli birliğimizi, bütünlüğümüzü, ulus devlet yapımızı bozacak bir tek cümle yoktur. Geçici ve müstakil bir yasadır. PKK/KCK terör örgütünün kendi tasfiye süreciyle ilgilidir. Hazırlanan yasada 3 tane emniyet sibobu yerleştirilmiştir. Bu yasa genel bir af değil. TBMM her sahfayı kontrol edecek ve komisyon oluşturulacak. Bu kadar nitelikli bir şekilde hazırlanmış bir yasa teklifi, nasıl bölücü bir yasa teklifi değil" değerlendirmelerinde bulundu. "Yılların verdiği tahribatların giderilmesi lazım" Yasa çıkarmanın işin en kolay kısmı olduğunu, asıl mühim olanın zihniyetlerin ve siyasi bakış açılarının değişmesi olduğunu dile getiren Kurtulmuş, geçmişten kalan yaralara dikkat çekerek, "Bu yasayla birlikte terörsüz Türkiye'ye, bölgeye kapı açılmıştır. Yasa çıkarmak işin en kolayı. Mühim olan zihniyetlerin, siyaset bakışların değişmesi. Hepimiz bu topraklara bağlıyız. Yılların verdiği tahribatlar var. Bunların da süratle giderilmesi lazım" şeklinde konuştu. Açıklamalarının sonunda yeni anayasa meselesine de değinen Meclis Başkanı, "Yeni bir anayasa yapmak Türkiye'nin boynuna borçtur. Bu bir siyasi sorumluluktur, siyasetin topluma karşı bir sorumluluğudur" diyerek sözlerini tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "Terörsüz Türkiye" ve dış politika mesajları geldi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "Terörsüz Türkiye" ve dış politika mesajları geldi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan ziyaretinin hem ikili ilişkiler hem de Türk dünyasının entegrasyonu açısından tarihi önemde olduğunu vurguladı. Astana ve Türkistan'daki temasların ardından uçakta gündemi değerlendiren Erdoğan, iç ve dış politikaya yön verecek mesajlar paylaştı. "Silah bırakmanın ivmelenmesi için istihbaratımız çalışıyor" "Terörsüz Türkiye" vizyonuna yönelik adımların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte karşılaşılan engellere ve provokasyonlara teslim olmayacaklarını belirtti. Meclis komisyonunun uzlaşı temelinde bir yol haritası ortaya koyduğunu hatırlatan Erdoğan, sürecin güvenlik boyutuna dair "Geride bıraktığımız 18 ayda hem kayda değer mesafe aldık hem de TUSAŞ saldırısı gibi gizli-açık pek çok badire atlattık. Bunlara rağmen yolumuzdan dönmedik. Silah bırakmanın ivmelenmesi için İstihbarat Teşkilatımız çalışıyor. Biz kararlıyız, Terörsüz Türkiye'yi istemeyenleri sevindirmeyeceğiz." dedi. Körfez krizi ve İsrail eleştirisi ABD ile İran arasında tırmanan askeri gerilimi ve bölgedeki istikrarsızlığı değerlendiren Erdoğan, krizin arkasındaki temel dinamik olarak Tel Aviv yönetimini işaret etti. Kalıcı barışın sağlanması için bölge dışı aktörlerin hesaplarının devre dışı bırakılması gerektiğini savunan Erdoğan, durumu "Bu krizi doğuran ana etkenlerden biri her fırsatta vurguladığım gibi İsrail’in bitmek bilmeyen kışkırtmalarıdır. Birtakım hayaller ve ütopyalara kapılan İsrail, bu tahriklerle bölgemizi kendi hevesleri uğruna ateşe atmaktan çekinmediğini defalarca gösterdi. İsrail istiyor ki bu savaş bölge geneline yayılsın." sözleriyle özetledi. "7-8 Temmuz'daki Ankara NATO Zirvesi kritik öneme sahip" Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO Liderler Zirvesi'ne de değinen Cumhurbaşkanı, küresel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemden geçildiğini ifade etti. Tehditlerin karmaşıklaştığı yeni dünya düzeninde ittifak içi dayanışmanın test edildiğini belirten Erdoğan, "NATO içerisinde adaletli yük paylaşımı, samimi iş birliği ve ortak güvenlik anlayışı, ittifakın geleceği için çok çok önemli" dedi. F-35 görüşmeleri ve KAAN’a uluslararası ilgi Savunma sanayiindeki gelişmelere ve F-35 programına ilişkin soruları yanıtlayan Erdoğan, Amerikalı muhataplarla diplomatik ve teknik temasların sürdüğünü ve müspet bir netice almayı umduklarını dile getirdi. Milli muharip uçak KAAN projesinin ise takvimine uygun şekilde ilerlediğini belirten Erdoğan, savunma sanayii ihracatındaki yükselişe dikkat çekerek SAHA-2026 fuarında 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldığını hatırlattı. 15 yaş altına sosyal medya kısıtlaması geliyor Dijital dünyanın barındırdığı tehlikelere karşı çocukları korumak adına yasal düzenlemelerin devreye alındığını açıklayan Cumhurbaşkanı, internet ortamının algoritmaların insafına bırakılmayacağını söyledi. Siber birimlerin sanal devriyelerle suç odaklarına karşı mücadele ettiğini belirten Erdoğan, "Yaş doğrulama sistemiyle internet artık 15 yaş altı çocuklarımız için daha güvenli hale gelecek. Bunun kararını verdik, veriyoruz" ifadeleriyle yeni dönemin sinyalini verdi. Sivil ve kuşatıcı yeni anayasa çağrısı Konuşmasının son bölümünde yeni anayasa ihtiyacının bir lüks değil, zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Erdoğan, tüm siyasi partilere önyargıları bir kenara bırakarak ortak hareket etme çağrısında bulundu. Mevcut anayasanın darbe döneminin izlerini taşıdığını ifade eden Erdoğan, "Milletimiz yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasaya kavuşmak istiyor. Siyaset, milletin taleplerine kulak tıkayamaz" diyerek hazırlıklarının tamam olduğunu sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli açıklamalarda bulundu Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli açıklamalarda bulundu

Danıştay ve idari yargının hukuk devleti açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Recep Tayyip Erdoğan, devlet ile vatandaş arasındaki ilişkide idari yargının bir denge unsuru olduğunu söyledi. Erdoğan konuşmasında, hukuk devletinin temelinin adalet, eşitlik ve şeffaflık olduğunu ifade ederek, “Bu düzende idareci vatandaşın efendisi değildir, hizmetkârıdır” ifadelerini kullandı. Son 23 yılda kamu yönetimi ve yargı alanında önemli reformlar yaptıklarını dile getiren Erdoğan, mahkeme sayılarının artırıldığını, istinaf sisteminin getirildiğini ve yargının iş yükünün azaltıldığını belirtti. Erdoğan ayrıca, “Reform irademiz ilk günkü gibi diri ve güçlüdür” diyerek yeni reform mesajı verdi. Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde yeni anayasa vurgusu yapan Erdoğan, mevcut anayasanın darbe dönemlerinin izlerini taşıdığını savundu. “Kurucu anayasalarımız dışında son iki anayasa darbelerin ve hukuk dışı müdahalelerin ürünüdür” diyen Erdoğan, bunun Türkiye açısından demokratik bir eksiklik olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu anayasanın “yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil” olması gerektiğini belirterek, “Bu demokratik ayıbı gidermek Türk siyasetinin boynunun borcudur” ifadelerini kullandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

HKP Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran: "İran’a sahip çıkmak aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmaktır” Haber

HKP Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran: "İran’a sahip çıkmak aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmaktır”

İran’a yönelik saldırıların bölgesel sonuçları, Türkiye’nin bu süreçteki pozisyonu, Kürt meselesi, yeni anayasa tartışmaları ve iktidar blokunun politikaları, Haber Değer Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Özmen’in sorularıyla HKP Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran tarafından değerlendirildi. Kıran, ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırılarının münferit bir gelişme olarak okunamayacağını, bunun sosyalist blokun çözülüşünden sonra bölgede adım adım hayata geçirilen emperyalist bir yeniden dizayn planının devamı olduğunu söyledi. Türkiye halkının önündeki temel görevin antiemperyalist bir hatta birleşmek olduğunu vurgulayan Kıran, İran’a destek vermenin yalnızca dayanışma değil, Türkiye’nin geleceğini savunmak anlamına geldiğini belirtti. “İran’a yönelik saldırı, Büyük Ortadoğu Projesi’nin yeni aşamasıdır” Sait Kıran’a göre İran’a yapılan saldırıyı anlayabilmek için ABD emperyalizminin uzun yıllardır bölgeye yönelik müdahale çizgisine bakmak gerekiyor. Kıran, sosyalist blokun dağılmasının ardından Washington’un Ortadoğu’yu siyasal, askeri ve coğrafi olarak yeniden şekillendirmeyi hedeflediğini söyledi. Bu çerçevede Yugoslavya’nın parçalandığını, Irak’ın bölündüğünü, Libya’nın yıkıma sürüklendiğini, Suriye’nin parçalı bir yapıya itildiğini belirten Kıran, bugün aynı planın İran üzerinde uygulandığını ifade etti. Kıran, bu tabloyu yalnızca İran’ı ilgilendiren bir kriz olarak görmediklerini açıkça söyledi. Yıllardır “Yugoslavya, Irak, Libya, Suriye; sıra sende Türkiye” uyarısını yaptıklarını dile getiren Kıran, İran’a yönelik saldırıya karşı çıkmanın aynı zamanda Türkiye’yi bekleyen tehlikeye karşı durmak anlamına geldiğini savundu. Ona göre ABD’nin ve siyonist İsrail’in İran’a saldırısı, bölgenin kaynaklarını denetim altına alma ve halkları birbirine kırdırma stratejisinin devamı niteliğinde. “ABD emperyalizmi bölgeden defedilmeden katliamlar bitmez” Kıran, ABD emperyalizmini yalnızca bölge halklarının değil, dünya halklarının da “baş düşmanı” olarak tanımladı. Ona göre Ortadoğu’da süren savaşların, işgallerin ve kitlesel yıkımın temel kaynağı doğrudan ABD emperyalizmi. Bölge halklarının, etnik kimlikleri ya da mezhepleri ne olursa olsun, önce bu temel gerçeği kavraması gerektiğini söyledi. Kıran, 1990’dan bu yana ABD müdahaleleri ve bu müdahalelerin tetiklediği süreçler sonucunda milyonlarca insanın yaşamını yitirdiğini, çok daha fazlasının ise yerinden edildiğini ifade etti. Gazze’de yaşananları da bu hattın devamı olarak tanımlayan Kıran, “Siyonist İsrail demek ABD demektir” diyerek İsrail’in bölgedeki varlığını Washington’un açık desteğiyle ilişkilendirdi. İsrail’in ABD desteği olmadan bölgede bir gün bile ayakta kalamayacağını savunan Kıran, bu nedenle İsrail’in yürüttüğü her saldırının arkasında ABD’nin okunması gerektiğini söyledi. “Bölge halklarının önündeki temel görev açık bir antiemperyalist hatta birleşmektir” Kıran, Türkiye halkına ve bölge halklarına düşen sorumluluğun yalnızca tepki göstermek olmadığını, daha net ve siyasal bir duruş sergilemek olduğunu dile getirdi. Kendisini devrimci, demokrat, yurtsever ya da ilerici olarak tanımlayan herkesin, gerçekten halkını seviyorsa ABD emperyalizmine açık biçimde karşı çıkması gerektiğini söyledi. Bu noktada iktidarları da hedef alan Kıran, başta Türkiye’deki siyasal iktidar olmak üzere bölgedeki pek çok yönetimin halklarının değil ABD’nin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini savundu. İran’a yönelik saldırı karşısında Müslüman ülke yönetimlerinden beklenen düzeyde bir tepki gelmediğini söyleyen Kıran, bu sessizliğin halklar için ayrı bir açmaz yarattığını ifade etti. Bölgedeki işbirlikçi iktidarlar ile emperyalizme karşı ortak bir mücadele hattı kurulmadan kalıcı bir çıkışın mümkün olmadığını vurguladı. “Devrimci, demokrat ve ilerici güçlerin önünü baskı ve medya ambargosu kesiyor” Ferhat Özmen’in, antiemperyalist partilerin neden halk tabanında daha güçlü bir karşılık bulamadığı yönündeki sorusuna Kıran iki boyutlu bir yanıt verdi. Birinci boyutta doğrudan devlet baskısına, fiziki saldırılara, yargı mekanizmalarına ve medya kuşatmasına dikkat çekti. Gerçek devrimci partilere burjuva medyada yer verilmediğini, ekranların daha çok “devrimci gibi görünüp emperyalist projelerle uyumlu hareket eden yapılara” açıldığını söyledi. İkinci boyutta ise devrimci hareketin kendi zaaflarına değindi. Halkla yeterli bağ kurulamadığını, işçi, köylü, esnaf ve emekçilerle temasın yeterince güçlendirilemediğini belirtti. Kıran, özellikle sosyalist blokun yıkılmasından sonra proje siyasetiyle hareket eden, Avrupa ve ABD kaynaklı fon ilişkileriyle çizgisini bozan yapıların halk nezdinde ciddi bir kafa karışıklığı yarattığını savundu. Bu nedenle hem emperyalizme karşı mücadele ettiklerini hem de halk nezdinde “gerçek devrimcilik” ile “sahte sol” arasındaki farkı anlatmak zorunda kaldıklarını söyledi. “Kürt halkının özgürlüğü emperyalizmle işbirliği üzerinden kurulamaz” Röportajın dikkat çeken başlıklarından biri de Kürt meselesi oldu. Kıran, her halk gibi Kürt halkının da kendi kaderini tayin hakkı bulunduğunu açık biçimde söyledi. Ancak bu hakkın emperyalizmle işbirliği halinde savunulamayacağını vurguladı. Ona göre ABD ve müttefikleri hiçbir halka gerçek özgürlük getirmedi; yalnızca kendilerine bağımlı yapılar ve vekil unsurlar oluşturdu. Kendisinin de Kürt olduğunu vurgulayan Kıran, ABD’nin Kürt halkının haklarını değil, Ortadoğu’daki jeopolitik çıkarlarını gözettiğini savundu. Irak, Suriye ve geçmişte farklı Kürt siyasi odaklarıyla kurulan ilişkilerin hep aynı sonuca çıktığını, emperyalizmin işine yarayan dönemlerde destek verildiğini, ardından bu yapıların kolayca gözden çıkarıldığını söyledi. Kürt halkının demokratik haklarının gerçek güvenceye kavuşmasının ancak antiemperyalist ve antifodal bir çizgide mümkün olacağını savundu. “Bizim çözüm önerimiz Türk ve Kürt halklarının ortak cumhuriyetidir” Kıran, Kürt meselesine ilişkin çözüm başlığında da partilerinin tarihsel çizgisini anlattı. Hikmet Kıvılcımlı’dan hareketle Kürt sorununun devrimci bir zeminde çözülebileceğini belirten Kıran, bugün için önerdikleri siyasal formülün “Edirne’den Çin sınırına kadar Türkleri ve Kürtleri birlikte barındıracak bir Türk-Kürt Halk Cumhuriyeti” olduğunu söyledi. Bu yaklaşımın emperyalizmin bölgede kurmak istediği bağımlı ve parçalı yapının alternatifi olduğunu ifade eden Kıran, halkların eşitliği, özgürlüğü ve kardeşliği temelinde bir düzen kurulmadan kalıcı bir çözümden söz edilemeyeceğini savundu. Ona göre emperyalist çözüm bölge halklarına yalnızca kan, yıkım ve yeni bağımlılık ilişkileri getirecek; devrimci çözüm ise ortak yaşamı ve gerçek özgürlüğü hedefleyecek. “Yeni anayasa ve iç cephe söylemi, BOP’un Türkiye ayağını hazırlıyor” Yeni anayasa tartışmaları ve “iç cephe” çağrıları konusunda da oldukça sert konuşan Kıran, Meclis’te yer alan partilerin sağdan sola geniş bir Amerikancı mutabakat içinde hareket ettiğini ileri sürdü. Mevcut anayasa tartışmalarının halk yararına değil, Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağını hayata geçirmeye dönük bir “ısındırma programı” olduğunu söyledi. Devlet Bahçeli’nin son dönemde öne çıkardığı iç cephe vurgusunu da bu çerçevede değerlendiren Kıran, burada gerçek anlamda halkçı ya da bağımsız bir milli birlik projesi görmediklerini belirtti. Aksine, bu sürecin Türkiye’deki etnik ve siyasal fay hatlarını yeniden düzenleyerek emperyalizmin çıkarlarına uygun bir zemin oluşturma amacı taşıdığını savundu. Halkların birbirine karşı kışkırtılmasının emperyalist siyasetin temel yöntemi olduğunu söyleyen Kıran, bu nedenle Türkiye halkının bu sürece karşı uyanık olması gerektiğini dile getirdi. “CHP’ye destek stratejik yakınlık değil, AKP iktidarına karşı tutumdur” Programın son bölümünde CHP mitinglerinde HKP’nin görünürlüğü ve bu durumun olası siyasi ittifaklarla ilişkisi de soruldu. Kıran bu konuda partilerinin herhangi bir seçim hesabıyla hareket etmediğini söyledi. CHP ile organik ya da stratejik bir ittifak arayışında olmadıklarını, ancak mevcut iktidarı “yüzyılın felaketi” olarak gördükleri için AKP’ye karşı gelişen toplumsal itirazlara destek verdiklerini ifade etti. CHP yönetimini de eleştirdiklerini belirten Kıran, buna rağmen CHP tabanında yer alan yurtsever, Mustafa Kemalci unsurların desteklenmesini tarihsel bir sorumluluk olarak gördüklerini söyledi. HKP’nin meseleye milletvekilliği pazarlığı ya da seçim hesabı üzerinden değil, Türkiye’nin gidişatına dair bir görev duygusuyla yaklaştığını vurguladı. “İran saldırısı için uluslararası suç duyuruları yaptık” Kıran, İran’a yönelik saldırılar sonrası yalnızca sokakta değil, hukuki alanda da girişimlerde bulunduklarını anlattı. ABD Büyükelçiliği önünde protesto eylemi düzenlediklerini, İzmir’de NATO karargâhı önünde de benzer eylemler yapıldığını söyledi. Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’na başvurarak ABD’li ve İsrailli yetkililer hakkında savaş ve saldırı suçu işlendiği gerekçesiyle girişim başlattıklarını aktardı. Bu başvuruların sonucundan bağımsız olarak siyasi bir anlam taşıdığını belirten Kıran, eğer uluslararası mekanizmalar harekete geçmezse bunun da bu kurumların emperyalist güçlerden bağımsız olmadığını ortaya koyacağını savundu. Böylece hem hukuki hem siyasal düzlemde emperyalist saldırganlığın teşhir edilmesini amaçladıklarını söyledi. “Halklar umutsuzluğa kapılmasın; ikinci antiemperyalist kurtuluş savaşı da zafere ulaşacaktır” Programın kapanışında Kıran, tarihsel bir vurgu yaparak Türkiye halkına moral ve mücadele çağrısı yaptı. Birinci antiemperyalist kurtuluş savaşında Türk ve Kürt halklarının birlikte emperyalizmi yenilgiye uğrattığını hatırlatan Kıran, bugün de benzer bir ortak direnişin mümkün olduğunu savundu. “Ya istiklal ya ölüm” anlayışıyla mücadele eden hiçbir halkın yenilemeyeceğini söyleyen Kıran, sözlerini “Halkız, haklıyız, yeneceğiz” diyerek tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

‘Terörsüz Türkiye’ raporu Meclis’te kabul edildi: Kurtulmuş 7 başlığı tek tek açıkladı Haber

‘Terörsüz Türkiye’ raporu Meclis’te kabul edildi: Kurtulmuş 7 başlığı tek tek açıkladı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda çalışmalar yürüten Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı 60 sayfalık ortak rapor kabul edildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yapılan 21’inci toplantıda oylanan rapor, 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla komisyondan geçti. Rapor 7 ana bölümden oluşuyor Kurtulmuş, raporun 7 ana başlık altında hazırlandığını açıkladı. Buna göre birinci bölümde komisyonun çalışma süreci, ikinci bölümde temel hedefler, üçüncü bölümde Türk ve Kürt yurttaşlar arasındaki kardeşliğin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku ele alındı. Dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişi ve kurumların söylem analizlerinden çıkan mutabakat alanları yer aldı. Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşme başlığına ayrıldı. Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona eriyor. Ekler ve dijital paylaşım vurgusu yapıldı Ana rapora beş ek hazırlandığı belirtildi. Bu eklerde komisyon üyeleri, çalışma usul ve esasları, siyasi partilerin sunduğu raporların dijital bağlantıları ve QR kodları, şimdiye kadarki toplantı özetleri ile dinlenen kurum ve kişi listeleri yer alacak. 21’inci toplantının tam tutanağının da rapora ekleneceği ifade edildi. “Rapor af mahiyetinde değildir” Kurtulmuş, raporun bir af düzenlemesi niteliği taşımadığını özellikle vurgulayarak, metnin terör eylemleri ve şiddet ikliminin sona erdirilmesine yönelik iradeyi ortaya koyduğunu söyledi. Çalışmaların tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, raporun bir “nihayet değil, atılacak adımların mihenk taşı” olduğunu ifade etti. Kardeşlik ve milli dayanışma vurgusu TBMM Başkanı, Türkiye toplumunun uzun yıllar ağır bedeller ödediğini belirterek terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesinin yalnızca güvenlik politikalarıyla sınırlı olmadığını dile getirdi. Hukuk devleti pratiğinin güçlendirilmesi, demokratik siyasetin ve toplumsal bütünleşmenin ilerletilmesi gerektiğini söyledi. Bölgedeki istikrarsızlıkların emperyal müdahalelerle bağlantılı olduğunu belirten Kurtulmuş, çözümün daha fazla kardeşlik ve bütünleşmeden geçtiğini ifade etti. Yeni anayasa mesajı Kurtulmuş, yeni anayasa hazırlığının komisyonun doğrudan görev alanında olmadığını ancak Türkiye için ertelenemez bir sorumluluk olduğunu kaydetti. Meclis’in milli iradenin tecelligahı olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, sürecin toplumsal meşruiyet zemininde ilerlemesi gerektiğini söyledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MHP’den sistem mesajı: Başkanlık yapısı anayasa içinde kurumsallaşmalı Haber

MHP’den sistem mesajı: Başkanlık yapısı anayasa içinde kurumsallaşmalı

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, MHP’nin hazırladığı 100 maddelik yeni anayasa önerisinin temel yaklaşımını kamuoyuyla paylaştı. Yıldız, anayasal düzen, devlet yapısı, temel haklar ve başkanlık sistemine ilişkin değerlendirmelerinde, “kurumsallaşma” ve “devlet aklı” vurgusunu öne çıkardı. Devlet aklı vurgusu öne çıktı Yıldız, devletin zaman ve koşullara göre değişebilen bir yapısı olmakla birlikte, değişmeyen bir ruhu bulunduğunu belirterek bu ruhu “devlet aklı” olarak tanımladı. Devlet aklının siyasi davranışta yüksek rasyonalite ve amaca uygunluğu esas aldığını ifade eden Yıldız, bu yapının dinamik olduğunu ve tarihsel tecrübeyi sürekli aktardığını dile getirdi. “Terörsüz Türkiye hedefi geri dönülmez” Açıklamasında terörle mücadeleye de geniş yer ayıran Yıldız, terörün çağdaş devletlerin egemenlik, güvenlik ve toplumsal istikrarını tehdit eden çok boyutlu bir olgu olduğunu söyledi. “Terörsüz Türkiye” hedefinin tartışmaya kapalı, ertelenemez ve geri dönülmez bir devlet meselesi olduğunu belirten Yıldız, bu yaklaşımın MHP açısından net ve süreklilik arz eden bir çizgi olduğunu ifade etti. Kurucu değerler ve üniter yapı vurgulandı Yıldız, anayasal düzenin, milli devlet yapısının ve üniter yönetim modelinin tartışma konusu yapılamayacağını savundu. Kurucu değerlerin tarihsel bir zorunluluk ve hukukun vazgeçilmez unsuru olduğunu belirten Yıldız, bu çerçevenin Türkiye toplumunun ortak paydası olarak görülmesi gerektiğini dile getirdi. 100 maddelik anayasa önerisinin çerçevesi çizildi MHP’nin yeni anayasa önerisinin “yeni, nitelikli, sivil, milli ve manevi hayatın esaslarını kavramış” bir anlayışla hazırlandığını aktaran Yıldız, başlangıç bölümünde “Allah’ın lütfu, kardeşlik ruhu ve vatan sevgisi” vurgusunun yer aldığını söyledi. Anayasa teklifinde “devletin şekli ve nitelikleri”nin değiştirilemez hükümler arasında korunduğunu, temel haklar alanında ise “hakların bütünlüğü” yaklaşımının benimsendiğini ifade etti. Yıldız, hakları düzenleyen maddelerdeki sınırlama sebeplerinin kaldırıldığını ve hürriyetin esas, sınırlamanın istisna olduğu anlayışın güçlendirildiğini belirtti. TBMM’ye uzlaşma ve denge rolü Anayasa teklifinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin milli birliği sağlama misyonunun güçlendirildiğini kaydeden Yıldız, TBMM Başkanı’na tarafsız konumuyla milli uzlaşmanın sağlanması ve siyasi krizlerin çözümünde arabuluculuk görevi verildiğini aktardı. Milletvekili dokunulmazlığı ve milletvekilliğinin düşmesine ilişkin belirsizliklerin de giderildiğini ifade etti. Başkanlık sistemi için kurumsallaşma çağrısı Yıldız, başkanlık sistemine ilişkin düzenlemelerin anayasa bütünlüğü içinde ele alındığını belirterek, sistemin kurumsal bir yapıya kavuşturulmasının hedeflendiğini söyledi. Buna göre başkanla birlikte iki başkan yardımcısının seçilmesinin öngörüldüğünü, Başkanlık Kabinesi’nin anayasal statüye dahil edildiğini ve Başkanlık Hükümet Programı’nın Meclis’e sunulmasına yönelik bir yöntem getirildiğini ifade etti. Yıldız, üniter devlet ilkesine anayasada açıkça yer verildiğini de vurguladı.

Erdoğan, Yapıcıoğlu’nu Saraçhane’de değil, Saray’da ağırladı Haber

Erdoğan, Yapıcıoğlu’nu Saraçhane’de değil, Saray’da ağırladı

Görüşme Beştepe’de basına kapalı gerçekleşti AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nu Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti. Cumhurbaşkanlığı kaynakları, görüşmenin planlı bir ziyaret olduğu bilgisini paylaşırken, içerik ve gündeme ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Görüşmeden yalnızca bir fotoğraf servis edildi. Erdoğan–HÜDA PAR temasları seçim sonrası yeniden hızlandı HÜDA PAR, son seçimlerde Cumhur İttifakı’nı destekleyen bileşenlerden biri olarak TBMM’de grup dışı temsil edilen partiler arasında yer alıyor. Son aylarda artan siyasi temaslar, parti ile AK Parti arasında yeni döneme dair olası işbirliği senaryolarını yeniden gündeme taşıdı. Görüşmenin içeriğine dair resmi açıklama yapılmadı Basına kapalı gerçekleştirilen toplantı sonrası ne Beştepe’den ne de HÜDA PAR cephesinden görüşme başlıklarına ilişkin bir açıklama gelmedi. Ankara kulislerinde görüşmenin yerel seçimler, yeni anayasa tartışmaları ve bölgesel siyaset dosyaları bağlamında yapıldığı yorumları öne çıktı. HÜDA PAR son dönemde Meclis ve kabine temaslarını sıklaştırdı Yapıcıoğlu, son haftalarda hükümet kanadıyla üst düzey temaslar yürütüyor. Parti, özellikle yeni anayasa görüşmeleri ve “sivil siyaset vurgusu” üzerinden kamuoyuna yönelik açıklamalarını artırmış durumda.

Mehmet Uçum: Terör hiçbir iyi hedefin aracı olamaz! Haber

Mehmet Uçum: Terör hiçbir iyi hedefin aracı olamaz!

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, sosyal medya hesabından yayımladığı “Önce Geçiş Sonra Demokrasi Çarpıtması!” başlıklı yazısında, “Terörsüz Türkiye” süreci ve demokrasi reformları üzerine tartışmalara yanıt verdi. Uçum, bazı çevrelerin “geçiş süreci” kavramını yanlış yorumlayarak demokrasiyi askıya alma iddiasında bulunduğunu belirtti. “Geçiş süreci demokrasiden bağımsız değildir” Uçum yazısında, “Terörsüz Türkiye’ye geçiş”in amacının terörün kesin ve kalıcı biçimde sona ermesi olduğunu, bu sürecin yalnızca terör örgütü ve onun siyasi-ideolojik bağlantılarıyla sınırlı olduğunu vurguladı. “Geçiş süreci Türkiye’deki ve bölgedeki Kürt yurttaşların tamamına yönelik değildir. Bu süreçteki özneler münfesih terör örgütünün kurucuları, yöneticileri ve hukuken muhatap alınabilecek kişilerle sınırlıdır.” Uçum’a göre, geçiş süreci hukuku demokratik düzenin bir parçası olarak görülmeli ve demokrasiyle birlikte ilerlemelidir. “Geçiş süreci hukukunu demokrasi dışında görmek abestir. Terörün ve şiddetin sona ermesi zaten demokratik alanı genişletecek, yeni olanaklar yaratacaktır.” “Türkiye’de demokrasi askıda değil, işliyor” Yazısında muhalefetin “demokrasi askıda” yönündeki söylemlerine de yanıt veren Uçum, Türkiye’de demokratik sistemin tüm kurumlarıyla işlediğini belirtti: “Demokrasi askıda ise Türkiye’de her türlü muhalefet nasıl olabiliyor, varlıklarını nasıl sürdürebiliyor? En radikal fikirlerin bile ortaya çıkabildiği bir ortamda, ‘demokrasi yok’ demek ideolojik körlüktür.” Uçum, hukuki süreçlerin ve cezaların “demokrasiye darbe” gibi gösterilmesini yanlış bulduğunu vurguladı: “Suç alanına girilmedikçe her kanattan muhalifler demokratik alanda son derece rahat hareket ediyor. Türkiye’nin gerçeği budur.” “Terörü sona erdirmek hiçbir ön şarta bağlanamaz” Uçum, yazısının sonunda “terör ve demokrasi” arasındaki ilişkiyi açık biçimde tanımlayarak, terörün hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını belirtti: “Terörü sona erdirmek hiçbir ön şarta bağlanamaz. Terör hiçbir iyi hedefin aracı olamaz. Terörün bitmesi herkesin kazancıdır, demokrasiyi geliştirmek için yüksek bir imkandır. Bu süreci istismar etmek en büyük sabotaj olur.” “Demokrasiye geçiş değil, demokrasiyi güçlendirme hedefi” Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, “demokrasiye geçiş” gibi ifadelerin Türkiye’nin mevcut sistemini yok saydığını da dile getirdi: “Türkiye zaten demokratik bir düzene sahip. Hedef, demokrasiye geçmek değil, demokrasiyi geliştirmektir. Cumhuriyet ve demokrasi güçlü temellere sahiptir; eksikleri tamamlamak, kurumları geliştirmek elbette mümkündür.” Uçum’un yazısı, Cumhurbaşkanlığı çevrelerinde yürütülen “Terörsüz Türkiye” ve “yeni anayasa” tartışmalarına dair en kapsamlı değerlendirmelerden biri olarak dikkat çekti. Siyaset kulislerinde ise bu çıkış, önümüzdeki dönemde güvenlik-demokrasi dengesine dair yeni anayasal adımların habercisi olarak yorumlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.