SON DAKİKA

#Yürüyüş

HABER DEĞER - Yürüyüş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yürüyüş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ramazan’da sağlıklı oruç: Sahurdan iftara doğru beslenme rehberi Haber

Ramazan’da sağlıklı oruç: Sahurdan iftara doğru beslenme rehberi

1 Mart’ta başlayacak Ramazan Ayı’nda oruç tutan yurttaşlar için beslenme düzeni günlük yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Gün doğumundan gün batımına kadar süren açlık ve susuzluk sürecine vücudu hazırlamak için sahurda doğru gıdalar tercih etmek, iftarda ise mideyi yormadan dengeli öğünler oluşturmak gerekiyor. Sağlık sorunu olanlar ya da düzenli ilaç kullananların ise oruç öncesinde doktor görüşü alması öneriliyor. Sahurda uzun süre tok tutan besinler öne çıkıyor Sahur, gün boyunca enerjiyi korumanın en önemli basamağı olarak görülüyor. Protein ve lif açısından zengin yumurta, yoğurt, peynir, tam tahıllar, baklagiller ve yulaf gibi besinler sindirimi yavaşlatarak tokluk süresini uzatıyor. Su içeriği yüksek meyve ve sebzeler de susuzluk hissini azaltmaya yardımcı oluyor. İşlenmiş, aşırı tuzlu ve şekerli gıdalar ise hem susuzluğu artırdığı hem de kan şekerinde dalgalanma yarattığı için sınırlandırılmalı. Sahurda ağır ve yağlı yemeklerden kaçınmak, hem sindirim hem de uyku kalitesi açısından önem taşıyor. İftarda mideyi yormayan dengeli başlangıç öneriliyor Uzun saatler aç kalan bedenin ani ve ağır yemeklerle zorlanmaması gerektiği belirtiliyor. Orucu su ve hurma gibi hafif bir başlangıçla açmak, ardından çorba ve salata gibi kolay sindirilen besinlerle devam etmek öneriliyor. Ana öğünde protein kaynakları (et, tavuk, balık veya baklagiller), sebze yemekleri, tam tahıllar ve yoğurt gibi ürünlerle dengeli bir tabak oluşturulması vücudun ihtiyaçlarını karşılıyor. Aşırı yağlı, kızartılmış ve şekerli yiyecekler hazımsızlık, kilo artışı ve ani enerji düşüşüne yol açabiliyor. Su tüketimi ve yaşam alışkanlıkları belirleyici Uzmanlar, iftar ile sahur arasındaki sürede su tüketiminin zamana yayılması gerektiğini vurguluyor. Kafeinli içeceklerin susuzluğu artırabileceği belirtilirken, hafif egzersiz, yürüyüş ve stres azaltıcı aktivitelerin enerji seviyesini korumaya yardımcı olduğu ifade ediliyor. Yeterli uyku ve porsiyon kontrolü de Ramazan boyunca sağlıklı kalmanın temel unsurları arasında yer alıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Spor salonuna gitmeden formda kalmak mümkün: “Egzersiz atıştırmalıkları” öne çıkıyor Haber

Spor salonuna gitmeden formda kalmak mümkün: “Egzersiz atıştırmalıkları” öne çıkıyor

Formda kalmanın yalnızca spor salonuna gitmek ya da zorlu antrenmanlar yapmakla mümkün olmadığı belirtiliyor. University College London Spor, Egzersiz ve Sağlık Enstitüsü’nden kıdemli araştırma görevlisi Jo Blodgett, günlük rutine kolayca eklenebilen kısa süreli hareketlerin önemli sağlık faydaları sunduğunu vurguluyor. “Egzersiz atıştırmalıkları” olarak adlandırılan bu yaklaşım, özellikle zamanı ya da motivasyonu sınırlı olanlar için pratik bir alternatif sunuyor. Küçük hareket patlamaları büyük fark yaratabilir Bilimsel adı “yüksek yoğunluklu, aralıklı günlük yaşam fiziksel aktiviteleri” (VILPA) olan bu yöntem, gün içinde kısa süreli efor artışları yaratmayı temel alıyor. Merdiven kullanmak, bir durak erken inip hızlı yürümek ya da yürüyüş sırasında tempoyu artırmak gibi basit alışkanlıklar kalp sağlığını destekleyebiliyor. Uzmanlara göre gün içine eklenen birkaç dakikalık yoğun hareket bile uzun vadede yaşam süresi üzerinde olumlu etki yaratabiliyor. Spor salonu tek başına yeterli değil Blodgett, haftada birkaç kez spor yapan birçok kişinin günün geri kalanını hareketsiz geçirdiğine dikkat çekerek bu durumu “aktif tembellik” olarak tanımlıyor. Yarım saatlik bir egzersizin, gün boyu süren oturmayı telafi etmeye yetmediğini belirten uzmanlar; sık sık ayağa kalkmayı, öğle aralarında yürüyüş yapmayı ve mümkünse toplantıları hareket halinde gerçekleştirmeyi öneriyor. Araştırmalar, oturma süresinin azaltılmasının genel sağlık üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor. Hedef uzun egzersiz değil, daha az hareketsizlik Yeni yaklaşım, egzersizin süresinden çok hareketsiz geçirilen zamanı azaltmaya odaklanıyor. Uzmanlar, uyanık olunan saatlerin önemli bir bölümünde hareketli kalmanın ideal olduğunu ifade ediyor. Günlük ev işleri, alışveriş poşetleri taşımak ya da temizlik yapmak bile kas gücünü ve dengeyi korumaya katkı sağlayabiliyor. Blodgett’e göre bu konuda katı bir formül yok: “Ne kadar çok hareket ederseniz, o kadar iyi.” Bu nedenle küçük ama düzenli aktiviteler, spor salonuna alternatif olmanın ötesinde sürdürülebilir bir yaşam alışkanlığına dönüşebiliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dopamin detoksu: Kaçmak değil, sistemi yeniden ayarlamak Haber

Dopamin detoksu: Kaçmak değil, sistemi yeniden ayarlamak

Dopamini “sıfırlamak” mümkün mü? Bilimsel açıdan bakıldığında dopamini tamamen sıfırlamak mümkün değil. Dopamin, beynin motivasyon, öğrenme ve ödül mekanizmalarında temel rol oynayan bir nörotransmitter. Yaşam sürdüğü sürece bu sistem çalışmaya devam ediyor. Asıl sorun, dopaminin yokluğu değil; sürekli ve yoğun uyarılarla sistemin aşırı yüklenmesi. Uzmanlar, sosyal medya, hızlı tüketilen içerikler, sık bildirimler, düzensiz beslenme ve hareketsizlik gibi faktörlerin dopamin sistemini “sürekli patlama modunda” tuttuğunu belirtiyor. Bu durum zamanla odaklanma güçlüğü, motivasyon kaybı ve günlük hayattan alınan keyfin azalması gibi sonuçlara yol açabiliyor. Dopamin detoksu neyi amaçlıyor? Dopamin detoksu, kısa süreli bir ceza ya da radikal bir kopuş olarak değil, alışkanlıkları yeniden düzenlemeye yönelik bir başlangıç adımı olarak değerlendiriliyor. Amaç; hızlı ve yapay dopamin artışlarını azaltarak, beynin daha dengeli ve sürdürülebilir bir motivasyon düzeyine yeniden alışmasını sağlamak. Bu yaklaşımda temel hedefler şöyle özetleniyor: Aşırı ve otomatik uyarıcıları azaltmak Doğal dopamin kaynaklarına (hareket, üretim, sosyal bağlar, doğa) alan açmak Odaklanma ve süreklilik gerektiren faaliyetleri desteklemek Günlük hayatta nasıl uygulanabilir? Uzmanlara göre dopamin detoksu “ya hep ya hiç” şeklinde uygulanmak zorunda değil. Küçük ve sürdürülebilir adımlar yeterli olabiliyor: Bildirimleri azaltmak: Özellikle sosyal medya bildirimlerini kapatmak veya kontrol saatleri belirlemek. Tek işe odaklanmak: Aynı anda birden fazla işle uğraşmak yerine, kısa sürelerle tek bir göreve odaklanmak. Hızlı içerik ve şeker tüketimini fark etmek: Bu ikilinin birlikte dopamin piklerini artırdığına dikkat çekiliyor. Hareketi destek olarak görmek: Düzenli yürüyüş, hafif egzersiz veya kısa fiziksel aktiviteler dopamin sisteminin doğal dengesine katkı sağlıyor. En sık yapılan hata: Kendini cezalandırmak Uzmanlar, dopamin detoksu sürecinde en büyük riskin kişinin kendine aşırı sert davranması olduğunu vurguluyor. Alışkanlıkların uzun sürede oluştuğu ve bir günde tamamen değişmesinin gerçekçi olmadığı hatırlatılıyor. Detoksun amacı iradeyi zorlamak değil, sinir sistemine nefes aldırmak. Dopamin detoksu, mucizevi bir yöntem ya da hızlı bir çözüm olarak görülmemeli. Daha çok, yoğun uyarı çağında zihinsel dengeyi yeniden kurmaya yönelik bir farkındalık süreci olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bazen çözüm daha fazla zorlamak değil, sistemi yavaşlatmaya izin vermekle başlıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.