SON DAKİKA

#Yürüyüş

HABER DEĞER - Yürüyüş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yürüyüş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Spor salonuna gitmeden formda kalmak mümkün: “Egzersiz atıştırmalıkları” öne çıkıyor Haber

Spor salonuna gitmeden formda kalmak mümkün: “Egzersiz atıştırmalıkları” öne çıkıyor

Formda kalmanın yalnızca spor salonuna gitmek ya da zorlu antrenmanlar yapmakla mümkün olmadığı belirtiliyor. University College London Spor, Egzersiz ve Sağlık Enstitüsü’nden kıdemli araştırma görevlisi Jo Blodgett, günlük rutine kolayca eklenebilen kısa süreli hareketlerin önemli sağlık faydaları sunduğunu vurguluyor. “Egzersiz atıştırmalıkları” olarak adlandırılan bu yaklaşım, özellikle zamanı ya da motivasyonu sınırlı olanlar için pratik bir alternatif sunuyor. Küçük hareket patlamaları büyük fark yaratabilir Bilimsel adı “yüksek yoğunluklu, aralıklı günlük yaşam fiziksel aktiviteleri” (VILPA) olan bu yöntem, gün içinde kısa süreli efor artışları yaratmayı temel alıyor. Merdiven kullanmak, bir durak erken inip hızlı yürümek ya da yürüyüş sırasında tempoyu artırmak gibi basit alışkanlıklar kalp sağlığını destekleyebiliyor. Uzmanlara göre gün içine eklenen birkaç dakikalık yoğun hareket bile uzun vadede yaşam süresi üzerinde olumlu etki yaratabiliyor. Spor salonu tek başına yeterli değil Blodgett, haftada birkaç kez spor yapan birçok kişinin günün geri kalanını hareketsiz geçirdiğine dikkat çekerek bu durumu “aktif tembellik” olarak tanımlıyor. Yarım saatlik bir egzersizin, gün boyu süren oturmayı telafi etmeye yetmediğini belirten uzmanlar; sık sık ayağa kalkmayı, öğle aralarında yürüyüş yapmayı ve mümkünse toplantıları hareket halinde gerçekleştirmeyi öneriyor. Araştırmalar, oturma süresinin azaltılmasının genel sağlık üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor. Hedef uzun egzersiz değil, daha az hareketsizlik Yeni yaklaşım, egzersizin süresinden çok hareketsiz geçirilen zamanı azaltmaya odaklanıyor. Uzmanlar, uyanık olunan saatlerin önemli bir bölümünde hareketli kalmanın ideal olduğunu ifade ediyor. Günlük ev işleri, alışveriş poşetleri taşımak ya da temizlik yapmak bile kas gücünü ve dengeyi korumaya katkı sağlayabiliyor. Blodgett’e göre bu konuda katı bir formül yok: “Ne kadar çok hareket ederseniz, o kadar iyi.” Bu nedenle küçük ama düzenli aktiviteler, spor salonuna alternatif olmanın ötesinde sürdürülebilir bir yaşam alışkanlığına dönüşebiliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dopamin detoksu: Kaçmak değil, sistemi yeniden ayarlamak Haber

Dopamin detoksu: Kaçmak değil, sistemi yeniden ayarlamak

Dopamini “sıfırlamak” mümkün mü? Bilimsel açıdan bakıldığında dopamini tamamen sıfırlamak mümkün değil. Dopamin, beynin motivasyon, öğrenme ve ödül mekanizmalarında temel rol oynayan bir nörotransmitter. Yaşam sürdüğü sürece bu sistem çalışmaya devam ediyor. Asıl sorun, dopaminin yokluğu değil; sürekli ve yoğun uyarılarla sistemin aşırı yüklenmesi. Uzmanlar, sosyal medya, hızlı tüketilen içerikler, sık bildirimler, düzensiz beslenme ve hareketsizlik gibi faktörlerin dopamin sistemini “sürekli patlama modunda” tuttuğunu belirtiyor. Bu durum zamanla odaklanma güçlüğü, motivasyon kaybı ve günlük hayattan alınan keyfin azalması gibi sonuçlara yol açabiliyor. Dopamin detoksu neyi amaçlıyor? Dopamin detoksu, kısa süreli bir ceza ya da radikal bir kopuş olarak değil, alışkanlıkları yeniden düzenlemeye yönelik bir başlangıç adımı olarak değerlendiriliyor. Amaç; hızlı ve yapay dopamin artışlarını azaltarak, beynin daha dengeli ve sürdürülebilir bir motivasyon düzeyine yeniden alışmasını sağlamak. Bu yaklaşımda temel hedefler şöyle özetleniyor: Aşırı ve otomatik uyarıcıları azaltmak Doğal dopamin kaynaklarına (hareket, üretim, sosyal bağlar, doğa) alan açmak Odaklanma ve süreklilik gerektiren faaliyetleri desteklemek Günlük hayatta nasıl uygulanabilir? Uzmanlara göre dopamin detoksu “ya hep ya hiç” şeklinde uygulanmak zorunda değil. Küçük ve sürdürülebilir adımlar yeterli olabiliyor: Bildirimleri azaltmak: Özellikle sosyal medya bildirimlerini kapatmak veya kontrol saatleri belirlemek. Tek işe odaklanmak: Aynı anda birden fazla işle uğraşmak yerine, kısa sürelerle tek bir göreve odaklanmak. Hızlı içerik ve şeker tüketimini fark etmek: Bu ikilinin birlikte dopamin piklerini artırdığına dikkat çekiliyor. Hareketi destek olarak görmek: Düzenli yürüyüş, hafif egzersiz veya kısa fiziksel aktiviteler dopamin sisteminin doğal dengesine katkı sağlıyor. En sık yapılan hata: Kendini cezalandırmak Uzmanlar, dopamin detoksu sürecinde en büyük riskin kişinin kendine aşırı sert davranması olduğunu vurguluyor. Alışkanlıkların uzun sürede oluştuğu ve bir günde tamamen değişmesinin gerçekçi olmadığı hatırlatılıyor. Detoksun amacı iradeyi zorlamak değil, sinir sistemine nefes aldırmak. Dopamin detoksu, mucizevi bir yöntem ya da hızlı bir çözüm olarak görülmemeli. Daha çok, yoğun uyarı çağında zihinsel dengeyi yeniden kurmaya yönelik bir farkındalık süreci olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bazen çözüm daha fazla zorlamak değil, sistemi yavaşlatmaya izin vermekle başlıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İskoçların sessiz mutluluk reçetesi: Coorie Haber

İskoçların sessiz mutluluk reçetesi: Coorie

İskoçların son yıllarda dünyaya yayılan yaşam yaklaşımı coorie, tam da bu noktada devreye giriyor. Coorie, mutluluğu “ulaşılacak bir sonuç” gibi değil; anla kurulan bağın doğal yan ürünü gibi ele alıyor. Coorie ne demek? İskoçça’da coorie; “sokulmak”, “sarılmak” gibi anlamlara geliyor. Ama buradaki sarılma yalnızca bir battaniyeye değil; yaşadığınız yere, iklime, topluluğa ve gündelik hayata bilinçli şekilde yakınlaşmak demek. Coorie’nin önerisi basit: Hayatı pürüzsüzleştirmeye çalışmak yerine, onunla uyumlanmayı öğrenmek. İskoçya’nın sert havası, uzun kışları, ani yağmurları… Coorie, bütün bu gerçekleri “engel” değil, yaşam ritmini kuran unsurlar olarak görür. Hygge ve Friluftsliv ile farkı ne? Kuzeyli yaşam felsefeleri sıkça yan yana anılıyor ama coorie’nin tonu farklı: Hygge (Danimarka) daha çok ev içi konfora odaklanır: sıcak içecek, yumuşak dokular, mum ışığı, iç mekân huzuru. Friluftsliv (Norveç) ise dışarıya, açık havada aktif olmaya yaslanır: yürüyüş, kamp, doğa sporu. Coorie, bu ikisinin kesiştiği yerde ama daha duygusal bir çizgide durur. Ne yalnızca “evin sıcaklığı”dır ne de doğayı “performans alanı”na çevirir. Coorie’nin özü şudur: bulunduğun yerle bağ kurmak ve mümkünse bunu paylaşmak. Hygge sıcaklık arar, friluftsliv hareket… Coorie ise aidiyet. Coorie’nin kalbi: doğayla temas ve sadelik Coorie, insanı doğadan ayrı bir varlık gibi konumlandırmaz. Doğa “kontrol edilecek” değil, günlük hayatın doğal uzantısıdır. Hava bozduğunda savaşmak yerine uyum sağlamak, coorie’nin temel refleksidir. Bu yaklaşım ister istemez sadeleşmeyi getirir: Daha az tüketmek, yereli seçmek, satın almak yerine onarmak, hız yerine ritim… Coorie’nin sadeliği bir yoksunluk değildir; dikkati azaltıp derinleştirmektir. Az ama anlamlı seçenekler, tanıdık çevreler, küçük ama sürekli temaslar… Mutluluk bazen eklediklerimizden değil, çıkarabildiklerimizden doğar. İskoçya’nın vahşi doğasında coorie Coorie’yi anlamanın en kısa yolu İskoçya’nın yükseklerine bakmaktır. Dağlar burada “manzara” değil; insanı ölçüsüne çeken, kendi havasını yaratan dev varlıklar gibidir. Haziran’da kar, birkaç dakikada görüşü yutan sis, yön değiştiren rüzgâr… Hepsi sıradan. Bu coğrafyada insan merkezli bir düzen yok; yollar, yapılar, yaşam doğaya göre şekillenmiş. Coorie de bunu kabul ettirir: Islanmak, üşümek, yorulmak; hayatın dışına atılacak “kötü parçalar” değil, deneyimin parçasıdır. Bothy’ler: paylaşımın mimari hâli İskoçya’da yürüyüş rotalarında küçük taş kulübelerle karşılaşabilirsiniz: bothy. Ne otel ne özel mülk; daha çok kolektif sığınak. Kapıları çoğu zaman kilitli değildir. Yoldan geçen herkes içeri girip ısınabilir, dinlenebilir, gerekirse geceyi geçirebilir. Lüks yoktur ama bir “sessiz anlaşma” vardır: Kimseye ait değil, herkese açık. Bothy kültürü coorie’nin en net cümlesi gibidir: Doğa sertse, insanın tutumu da mütevazı ve dayanışmacı olmalı. Soğuk su ve yürüyüş: performans değil, temas Coorie’nin popüler ritüellerinden biri soğuk suda yüzmek. Bu pratik “rekor kırmak” için değil; bedeni yeniden duymak, dikkati ana sabitlemek içindir. Nefes yavaşlar, zihin sadeleşir. Yürüyüşler de aynı mantıkla ele alınır: Sisli bir vadide ağır ağır ilerlemek, rüzgârın değişimini fark etmek, gökyüzüne uzun süre bakmak… Coorie için doğa bir yarış pisti değil, bir temas alanıdır. Coorie evde nasıl yaşanır? İskoçya’ya gitmeden de coorie mümkün. Evde coorie’nin ilk adımı “daha konforlu” yapmak değil, daha fark edilir kılmaktır. Ekranları kapatmak, sessizliğe yer açmak, doğal ışığı çoğaltmak, ritmi düşürmek… Ve en önemlisi: birlikte geçirilen zaman. Uzayan sofralar, aceleye gelmeyen yemekler, konuşmanın merkezde olduğu akşamlar… Coorie, yalnızlığı da sever ama “kaçış” gibi değil; bilinçli bir duraklama gibi. Zanaat, yün ve sabır kültürü İskoç kültüründe yün ve örgü yalnızca “el işi” değil; zamanla ilişki kurmanın yolu. Örgü acele sevmez, dikkatsizliği affetmez. Bu yüzden coorie’de bir tür zihinsel denge pratiğidir: elin ritmiyle düşüncenin ritmi eşitlenir. “Kötü hava yoktur, yanlış kıyafet vardır” sözü de coorie’nin hayata bakışını özetler: Koşulları değiştirmeye çalışmak yerine, onlara uygun yaşamak. Sofra, pazar ve paylaşım Coorie’de beslenme “ne yediğinden” çok “nasıl ve kiminle yediğinle” ilgilidir. Mevsiminde olan, yakın çevreden gelen, az işlem görmüş ürünler… Gösterişli tariflerden çok kaynağı bilinen basitlik. Davetler de paylaşım üstüne kurulur: ev sahibi temayı belirler, misafirler katkıyla gelir. Zaman genişler, hikâyeler akar, sofra bir “bağ kurma alanı”na dönüşür. Doğayı eve taşımak: bitkilerle yaşamak Coorie’nin ev içindeki en yumuşak adımlarından biri bitkilerle bağ kurmak. Bitki bakımının hızlı sonucu yoktur; sabır, süreklilik, gözlem ister. Bu yavaşlık coorie’nin tam kalbidir. Doğa ile bağ bazen dağların ortasında değil, evin köşesindeki bir saksıda başlar.

DİSK’ten Ankara’ya yürüyüş çağrısı: Asgari değil, insanca yaşanacak ücret Haber

DİSK’ten Ankara’ya yürüyüş çağrısı: Asgari değil, insanca yaşanacak ücret

Asgari ücret pazarlıklarının kritik bir aşamaya geldiği süreçte Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), milyonlarca emekçinin yaşam koşullarına dikkat çekmek amacıyla İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş kararı aldı. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yürüyüşün “insanca yaşanacak bir ücret” talebiyle yapılacağını açıkladı. “Gelirde ve vergide adalet için yürüyoruz” DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamada, “21 Aralık Pazar günü saat 12.00’de İstanbul’dan Ankara’ya bir yürüyüş başlatıyoruz. İnsanca yaşayacak ücret için, gelirde adalet için, vergide adalet için yürüyoruz” dedi. DİSK yönetimi ve işçiler alandaydı Basın açıklamasına DİSK yönetimi, sendika temsilcileri ve çok sayıda işçi katıldı. “Asgari Değil, İnsanca Yaşanacak Ücret” yazılı pankart önünde konuşan Çerkezoğlu, asgari ücret tespit sürecinin demokratik olmadığını vurguladı. “Asgari ücret tüm toplumu etkiliyor” Asgari ücretin yalnızca asgari ücretle çalışanları değil, emeğiyle geçinen tüm toplumu etkilediğini belirten Çerkezoğlu, “15 kişinin bir masanın etrafında oturup milyonların hayatı hakkında karar verdiği bir sistem kabul edilemez. Bu süreç gerçek bir toplu pazarlık mekanizmasına dönüşmelidir” ifadelerini kullandı. Enflasyon tartışmasına tepki Enflasyon gerekçesiyle ücret taleplerinin bastırılmasına karşı çıkan Çerkezoğlu, “Türkiye’de enflasyonun nedeni ücretler değil; sermayenin aşırı kâr hırsı, yanlış kur ve vergi politikalarıdır” dedi. “Ücretleri baskılamak işsizliği çözmez” Asgari ücret artışlarının işsizliği artıracağı yönündeki iddiaları da eleştiren Çerkezoğlu, kalıcı ve güvenceli istihdam için üretime dayalı bir ekonomi politikasının şart olduğunu vurguladı. Kartal’dan Ankara’ya uzun yürüyüş Yürüyüşün detaylarını paylaşan Çerkezoğlu, 21 Aralık Pazar günü Kartal Meydanı’ndan yola çıkacaklarını, yürüyüşün Gebze, Kocaeli, Bursa ve Eskişehir güzergâhını izleyerek Ankara’ya ulaşacağını söyledi. “Tüm emekçileri mücadeleye çağırıyoruz” Çerkezoğlu, işçilere, emekçilere ve emeklilere seslenerek, “İnsanca ücret, vergide adalet ve ülkede adalet için bu mücadeleyi birlikte büyütelim” çağrısında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.