Gece yeme alışkanlığı, kilo artışından kalp-damar hastalıklarına kadar birçok sağlık sorununu beraberinde getiriyor.
Haber Giriş Tarihi: 08.01.2026 02:44
Haber Güncellenme Tarihi: 07.01.2026 23:47
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Gece yeme alışkanlığının çoğu zaman fizyolojik açlıktan değil, davranışsal ve hormonal nedenlerden kaynaklandığını belirten Diyetisyen Esmanur Gündoğdu, gün içinde yetersiz ve dengesiz beslenmenin, uzun süreli açlıkların, stresin, duygusal yeme eğiliminin ve düzensiz uykunun gece açlığını tetiklediğini söylüyor. Gündoğdu’ya göre, yeterli protein ve lif alınmaması, akşam saatlerinde kan şekeri dalgalanmalarına yol açarak gece yeme isteğini artırabiliyor.
Vücudun biyolojik saatinin gece saatlerinde dinlenme ve onarım moduna geçtiğini hatırlatan Gündoğdu, bu saatlerden sonra sindirim, insülin yanıtı ve enerji harcamasının belirgin şekilde azaldığını vurguluyor. Bu nedenle gece alınan besinler enerjiye dönüşmek yerine yağ depolanmasına yöneliyor. İnsülin duyarlılığının günün erken saatlerinde daha yüksek olduğunu belirten Gündoğdu, gece saatlerinde kas ve karaciğerin glukozu kullanma kapasitesinin düştüğünü, bunun da kan şekerinin daha uzun süre yüksek kalmasına neden olduğunu ifade ediyor. Bu durumun özellikle insülin direnci ve diyabet riski olan bireyler için metabolik yük oluşturduğunu söylüyor.
Gece tüketilen küçük porsiyonların bile kilo artışına yol açabileceğine dikkat çeken Gündoğdu, kilo kontrolünün yalnızca miktarla değil, beslenme zamanlaması ve hormonal yanıtla da ilişkili olduğunu belirtiyor. Gece beslenmesinin özellikle karın bölgesi yağlanmasıyla bağlantılı olduğunu vurgulayan Gündoğdu, yükselen kortizol düzeyi ve insülin direncinin yağ depolanmasını visseral yağ dokusuna yönlendirdiğini, bunun da kalp-damar hastalıkları açısından en riskli yağlanma tipi olduğunu ifade ediyor.
Gece saatlerinde kuruyemiş, meyve ya da “fit” olarak adlandırılan atıştırmalıkların bile kontrolsüz tüketildiğinde masum olmadığını belirten Gündoğdu, sağlıklı besinlerin yanlış zamanda tüketildiğinde sağlıksız sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca gece beslenmesinin mide asidini artırarak melatonin salgısını baskıladığını, bunun da uykuya dalmayı zorlaştırdığını, gece uyanmalarını artırdığını ve reflü riskini yükselttiğini söylüyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gece atıştırmaları kalp sağlığını tehdit ediyor
Gece yeme alışkanlığı, kilo artışından kalp-damar hastalıklarına kadar birçok sağlık sorununu beraberinde getiriyor.
Gece yeme alışkanlığının çoğu zaman fizyolojik açlıktan değil, davranışsal ve hormonal nedenlerden kaynaklandığını belirten Diyetisyen Esmanur Gündoğdu, gün içinde yetersiz ve dengesiz beslenmenin, uzun süreli açlıkların, stresin, duygusal yeme eğiliminin ve düzensiz uykunun gece açlığını tetiklediğini söylüyor. Gündoğdu’ya göre, yeterli protein ve lif alınmaması, akşam saatlerinde kan şekeri dalgalanmalarına yol açarak gece yeme isteğini artırabiliyor.
Vücudun biyolojik saatinin gece saatlerinde dinlenme ve onarım moduna geçtiğini hatırlatan Gündoğdu, bu saatlerden sonra sindirim, insülin yanıtı ve enerji harcamasının belirgin şekilde azaldığını vurguluyor. Bu nedenle gece alınan besinler enerjiye dönüşmek yerine yağ depolanmasına yöneliyor. İnsülin duyarlılığının günün erken saatlerinde daha yüksek olduğunu belirten Gündoğdu, gece saatlerinde kas ve karaciğerin glukozu kullanma kapasitesinin düştüğünü, bunun da kan şekerinin daha uzun süre yüksek kalmasına neden olduğunu ifade ediyor. Bu durumun özellikle insülin direnci ve diyabet riski olan bireyler için metabolik yük oluşturduğunu söylüyor.
Gece tüketilen küçük porsiyonların bile kilo artışına yol açabileceğine dikkat çeken Gündoğdu, kilo kontrolünün yalnızca miktarla değil, beslenme zamanlaması ve hormonal yanıtla da ilişkili olduğunu belirtiyor. Gece beslenmesinin özellikle karın bölgesi yağlanmasıyla bağlantılı olduğunu vurgulayan Gündoğdu, yükselen kortizol düzeyi ve insülin direncinin yağ depolanmasını visseral yağ dokusuna yönlendirdiğini, bunun da kalp-damar hastalıkları açısından en riskli yağlanma tipi olduğunu ifade ediyor.
Gece saatlerinde kuruyemiş, meyve ya da “fit” olarak adlandırılan atıştırmalıkların bile kontrolsüz tüketildiğinde masum olmadığını belirten Gündoğdu, sağlıklı besinlerin yanlış zamanda tüketildiğinde sağlıksız sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca gece beslenmesinin mide asidini artırarak melatonin salgısını baskıladığını, bunun da uykuya dalmayı zorlaştırdığını, gece uyanmalarını artırdığını ve reflü riskini yükselttiğini söylüyor.
En Çok Okunan Haberler