Sağlıklı yaşam söylemi her ne kadar olumlu bir hedef gibi sunulsa da uzmanlara göre günümüzde sosyal medya ve popüler kültürün etkisiyle psikolojik bir baskı alanına dönüşmüş durumda. “İyi hissetmek” yerini “iyi görünmek zorunda olma” kaygısına bırakıyor.
Haber Giriş Tarihi: 01.01.2026 00:33
Haber Güncellenme Tarihi: 31.12.2025 23:13
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Uzmanlar, sağlıklı yaşam kavramının artık bireyin ruhsal iyilik hâlini desteklemekten çok, bir performans ölçütü haline geldiğine dikkat çekiyor. Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Psikolog Erdal Dede, spor yapma sıklığı, beslenme düzeni ve günlük adım sayısı gibi kriterlerin, kişinin öz-değeriyle eşleştirilmeye başlandığını vurguluyor.
Dede’ye göre sağlık, giderek “iyi hissetmekten çok iyi görünerek kanıtlanması gereken” bir alana dönüşüyor. Bu yaklaşım ise bireyleri beden merkezli bir algıya hapsederek kaygı, takıntı, yeme bozuklukları ve tükenmişlik gibi sorunları tetikleyebiliyor.
Özellikle sosyal medyada yayılan “yeterince istersen sağlıklı olursun” mesajı, bireylerde süreklilik zorunluluğu, kontrol baskısı ve suçluluk duygusu yaratıyor. Sağlıklı görünemediğini düşünen kişiler, yorgunluk, stres ve mutsuzluk gibi duygularını bastırma eğilimine girebiliyor.
Uzmanlar, bu baskının gençler ve kadınlar üzerinde daha yoğun hissedildiğini belirtiyor. Sürekli kıyaslama hâli, zamanla özsaygı düşüklüğü, stres ve depresif belirtileri artırabiliyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sağlıklı yaşam yeni bir baskıya mı dönüştü?
Sağlıklı yaşam söylemi her ne kadar olumlu bir hedef gibi sunulsa da uzmanlara göre günümüzde sosyal medya ve popüler kültürün etkisiyle psikolojik bir baskı alanına dönüşmüş durumda. “İyi hissetmek” yerini “iyi görünmek zorunda olma” kaygısına bırakıyor.
Uzmanlar, sağlıklı yaşam kavramının artık bireyin ruhsal iyilik hâlini desteklemekten çok, bir performans ölçütü haline geldiğine dikkat çekiyor. Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Psikolog Erdal Dede, spor yapma sıklığı, beslenme düzeni ve günlük adım sayısı gibi kriterlerin, kişinin öz-değeriyle eşleştirilmeye başlandığını vurguluyor.
Dede’ye göre sağlık, giderek “iyi hissetmekten çok iyi görünerek kanıtlanması gereken” bir alana dönüşüyor. Bu yaklaşım ise bireyleri beden merkezli bir algıya hapsederek kaygı, takıntı, yeme bozuklukları ve tükenmişlik gibi sorunları tetikleyebiliyor.
Özellikle sosyal medyada yayılan “yeterince istersen sağlıklı olursun” mesajı, bireylerde süreklilik zorunluluğu, kontrol baskısı ve suçluluk duygusu yaratıyor. Sağlıklı görünemediğini düşünen kişiler, yorgunluk, stres ve mutsuzluk gibi duygularını bastırma eğilimine girebiliyor.
Uzmanlar, bu baskının gençler ve kadınlar üzerinde daha yoğun hissedildiğini belirtiyor. Sürekli kıyaslama hâli, zamanla özsaygı düşüklüğü, stres ve depresif belirtileri artırabiliyor.
En Çok Okunan Haberler