DEM'den iktidara çok başlıklı eleştiri: Kayyım, ekonomi ve savaş politikaları
DEM'den iktidara çok başlıklı eleştiri: Kayyım, ekonomi ve savaş politikaları
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada 4 Kasım 2016'da HDP'ye yönelik operasyonların 10'uncu yılı, Kobanê Davası, kayyım uygulamaları, fon vurgunu ve Türkiye'nin bölgesel politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kayyım anlayışının Van'dan İstanbul'a yayıldığını söyleyen Hatimoğulları, Kobanê Davası kapsamında tutuklu bulunan siyasetçilerin serbest bırakılmasını ve AİHM kararlarının uygulanmasını istedi.
Haber Giriş Tarihi: 03.11.2026 15:02
Haber Güncellenme Tarihi: 03.11.2026 15:05
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık grup toplantısında gündemdeki siyasi ve ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Konuşmasına Barış Anneleri'ni selamlayarak başlayan Hatimoğulları, annelerin yıllardır sürdürdüğü barış mücadelesine dikkat çekti. Barış Anneleri'nin toplumsal barışın öncülüğünü yaptığını belirten Hatimoğulları, bu mücadelenin yeni dönemde de önemli bir rol üstleneceğini ifade etti.
4 Kasım operasyonlarının 10'uncu yılı
4 Kasım 2016'da HDP'nin dönemin eş genel başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın da aralarında bulunduğu milletvekilleri, MYK üyeleri ve parti yöneticilerine yönelik gözaltı ve tutuklamaları hatırlatan Hatimoğulları, yaşananları siyasi darbe olarak nitelendirdi.
Operasyonların yalnızca parti yöneticilerinin tutuklanmasıyla sınırlı kalmadığını belirten Hatimoğulları, Kobanê Davası üzerinden milyonlarca insanın siyasi iradesinin hedef alındığını savundu. Davada hâlâ tutuklu bulunan Pervin Oduncu, Zeynep Karaman, Zeynep Ölbeci, Aynur Aşan, Nezir Çakan, Dilek Yağlı, Nazmi Gür, Günay Kubilay, Bülent Parmaksız, Alp Altınörs, İsmail Şengül, Ali Ürküt, Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın isimlerini sıralayan Hatimoğulları, bütün siyasi mahpuslara dayanışma mesajı gönderdi.
Aradan geçen on yıla dikkat çeken Hatimoğulları, operasyonların gerçekleştirildiği dönemde sekiz yaşında olan çocukların bugün seçmen konumuna geldiğini, buna rağmen siyasi sonuçların devam ettiğini söyledi. AİHM'in Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkında verdiği kararları hatırlatan Hatimoğulları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi'nin serbest bırakılmaları yönündeki kararlarının uygulanmadığını belirtti.
Kobanê Davası'nı siyasi intikam sürecine dönüşmüş bir yargılama olarak değerlendiren Hatimoğulları, davada adaletin siyasi hesaplara rehin edildiğini savundu. DEM Parti'nin 4 Kasım dolayısıyla cezaevleri önünde eylemler gerçekleştireceğini de duyuran Hatimoğulları, cezaevlerinde siyasi mahpus kalmayana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.
Kayyım uygulamaları Van'dan İstanbul'a yayıldı
Konuşmasında kayyım politikalarına da geniş yer ayıran Hatimoğulları, 2016 yılında HDP'li belediyelere yönelik başlayan uygulamaların bugün DEM Parti belediyelerinde de sürdüğünü söyledi.
Kayyım uygulamalarının farklı kentlere yayıldığını belirten Hatimoğulları, Van'dan İstanbul'a uzanan siyasi ve idari müdahale sürecine dikkat çekti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu bulunduğunu ve yargılamasının devam ettiğini hatırlatan Hatimoğulları, partisinin grup başkanvekili Sezai Temelli'nin de aralarında bulunduğu heyetin Silivri'deki duruşmayı takip ettiğini aktardı.
Siyasetçilerin yerinin mahkeme salonları veya cezaevleri olmadığını söyleyen Hatimoğulları, seçilmiş temsilcilerin halkın iradesini yansıttığını belirtti. Halkın seçimle ortaya koyduğu iradenin kayyım atamalarıyla değiştirilmesini eleştiren Hatimoğulları, bu uygulamaların demokrasiye zarar verdiğini savundu.
Fon vurgununu 'ekonomik Susurluk' olarak nitelendirdi
Hatimoğulları'nın konuşmasında öne çıkan bir diğer başlık ise Türkiye'de gündeme gelen fon vurgunu oldu. Susurluk kazasının 30'uncu yılına değinen Hatimoğulları, geçmişte devlet, siyaset ve mafya ilişkileri üzerinden ortaya çıkan tartışmalarla günümüzdeki finansal skandallar arasında benzerlik kurdu.
Aradan geçen 30 yılda araçların değiştiğini ancak zihniyetin değişmediğini söyleyen Hatimoğulları, günümüzde bu ilişkilerin borsa ve fonlar üzerinden sürdüğünü ileri sürdü. Fon vurgununu Türkiye'nin ekonomik Susurluk'u olarak tanımlayan Hatimoğulları, iktidarın olayla ilgili henüz somut adımlar atmadığını savundu.
Fonlardan yüksek kazanç elde eden bazı kişilerin paralarını iade ettiğine ilişkin açıklamaların yeterli olmadığını belirten Hatimoğulları, paranın geri verilmesinin olası suçların ortadan kalkması anlamına gelmeyeceğini söyledi. Olayda rolü bulunanların ve denetim sorumluluğu taşıyan bürokratların hesap vermesi gerektiğini ifade etti.
Kademeli emeklilik ve bütçe tartışması
Ekonomik gündeme ilişkin değerlendirmelerinde kademeli emeklilik konusunu da gündeme getiren Hatimoğulları, partilerinin bu konuda TBMM'ye kanun teklifi sunduğunu ancak teklifin henüz görüşülmediğini söyledi. İktidar partilerinin karşı çıkması nedeniyle düzenlemenin Meclis gündemine alınmadığını savunan Hatimoğulları, emeklilik konusunda yurttaşların beklentilerinin karşılanması gerektiğini belirtti.
Bütçe politikalarını da eleştiren Hatimoğulları, kamu kaynaklarının silahlanma ve askerî harcamalar yerine halkın temel ihtiyaçlarına ayrılması gerektiğini ifade etti. İş, aş ve ekmek için bütçe ayrılması çağrısında bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı, barış politikalarının ekonomik kaynakların kullanımında da belirleyici olması gerektiğini söyledi.
Yemen-Suudi Arabistan anlaşmasına tepki
Hatimoğulları, konuşmasında Türkiye'nin bölgesel politikaları ve Suudi Arabistan ile Yemen arasındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
AKP, MHP ve CHP'nin oylarıyla Dışişleri Komisyonu'ndan geçen Mekke Anlaşması'na karşı olduklarını belirten Hatimoğulları, anlaşmanın Genel Kurul aşamasında da kabul edilmesine karşı çıkacaklarını söyledi.
Anlaşmanın güvenlik ve askerî yükümlülükler bakımından belirsizlikler taşıdığını savunan Hatimoğulları, bir ülkeye yönelik saldırının diğer ülkeler tarafından da saldırı olarak kabul edilmesi ve karşılıklı yardım yükümlülüğünün doğmasının Türkiye'yi kendi belirlemediği çatışmaların içine çekebileceğini ileri sürdü.
Saldırı ve terörizm tanımlarının muğlak olduğunu, istihbarat paylaşımına ilişkin güvencelerin de yeterince açık olmadığını söyleyen Hatimoğulları, demokratik taleplerin ve muhalif seslerin güvenlik tehdidi olarak değerlendirilmesi riskine dikkat çekti.
Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmalara değinen Hatimoğulları, anlaşmanın Türkiye'yi Suudi Arabistan'ın tarafına yaklaştıracağını savundu. Askerî çatışmaların toplumsal ve ekonomik maliyetini yoksul kesimlerin üstlendiğini belirterek, savaşlarda en ağır bedeli emekçi ve yoksul ailelerin çocuklarının ödediğini söyledi.
Türkiye'ye barış diplomasisi çağrısı
Dünyanın büyük bir siyasi ve askerî çalkantıdan geçtiğini belirten Hatimoğulları, bölgedeki sorunların çözümünün yeni askerî ittifaklar ve silahlanma politikalarıyla sağlanamayacağını ifade etti.
Türkiye'nin bölgesel konumu nedeniyle çatışan taraflar arasında arabuluculuk yapabilecek bir ülke olduğunu söyleyen Hatimoğulları, Ankara'nın müzakere ve barış diplomasisini esas alması gerektiğini belirtti.
Bölgenin yeni savaş paktlarına değil, barış ve iş birliği anlaşmalarına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Hatimoğulları, halklar arasında eşitlik, demokrasi ve adaletin geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin önceliğinin kendi toplumsal barışını sağlamak olması gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, bölgesel sorunların çözümünde diyalog ve müzakerenin esas alınması çağrısında bulundu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
DEM'den iktidara çok başlıklı eleştiri: Kayyım, ekonomi ve savaş politikaları
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada 4 Kasım 2016'da HDP'ye yönelik operasyonların 10'uncu yılı, Kobanê Davası, kayyım uygulamaları, fon vurgunu ve Türkiye'nin bölgesel politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kayyım anlayışının Van'dan İstanbul'a yayıldığını söyleyen Hatimoğulları, Kobanê Davası kapsamında tutuklu bulunan siyasetçilerin serbest bırakılmasını ve AİHM kararlarının uygulanmasını istedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık grup toplantısında gündemdeki siyasi ve ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Konuşmasına Barış Anneleri'ni selamlayarak başlayan Hatimoğulları, annelerin yıllardır sürdürdüğü barış mücadelesine dikkat çekti. Barış Anneleri'nin toplumsal barışın öncülüğünü yaptığını belirten Hatimoğulları, bu mücadelenin yeni dönemde de önemli bir rol üstleneceğini ifade etti.
4 Kasım operasyonlarının 10'uncu yılı
4 Kasım 2016'da HDP'nin dönemin eş genel başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın da aralarında bulunduğu milletvekilleri, MYK üyeleri ve parti yöneticilerine yönelik gözaltı ve tutuklamaları hatırlatan Hatimoğulları, yaşananları siyasi darbe olarak nitelendirdi.
Operasyonların yalnızca parti yöneticilerinin tutuklanmasıyla sınırlı kalmadığını belirten Hatimoğulları, Kobanê Davası üzerinden milyonlarca insanın siyasi iradesinin hedef alındığını savundu. Davada hâlâ tutuklu bulunan Pervin Oduncu, Zeynep Karaman, Zeynep Ölbeci, Aynur Aşan, Nezir Çakan, Dilek Yağlı, Nazmi Gür, Günay Kubilay, Bülent Parmaksız, Alp Altınörs, İsmail Şengül, Ali Ürküt, Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın isimlerini sıralayan Hatimoğulları, bütün siyasi mahpuslara dayanışma mesajı gönderdi.
Aradan geçen on yıla dikkat çeken Hatimoğulları, operasyonların gerçekleştirildiği dönemde sekiz yaşında olan çocukların bugün seçmen konumuna geldiğini, buna rağmen siyasi sonuçların devam ettiğini söyledi. AİHM'in Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkında verdiği kararları hatırlatan Hatimoğulları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi'nin serbest bırakılmaları yönündeki kararlarının uygulanmadığını belirtti.
Kobanê Davası'nı siyasi intikam sürecine dönüşmüş bir yargılama olarak değerlendiren Hatimoğulları, davada adaletin siyasi hesaplara rehin edildiğini savundu. DEM Parti'nin 4 Kasım dolayısıyla cezaevleri önünde eylemler gerçekleştireceğini de duyuran Hatimoğulları, cezaevlerinde siyasi mahpus kalmayana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.
Kayyım uygulamaları Van'dan İstanbul'a yayıldı
Konuşmasında kayyım politikalarına da geniş yer ayıran Hatimoğulları, 2016 yılında HDP'li belediyelere yönelik başlayan uygulamaların bugün DEM Parti belediyelerinde de sürdüğünü söyledi.
Kayyım uygulamalarının farklı kentlere yayıldığını belirten Hatimoğulları, Van'dan İstanbul'a uzanan siyasi ve idari müdahale sürecine dikkat çekti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu bulunduğunu ve yargılamasının devam ettiğini hatırlatan Hatimoğulları, partisinin grup başkanvekili Sezai Temelli'nin de aralarında bulunduğu heyetin Silivri'deki duruşmayı takip ettiğini aktardı.
Siyasetçilerin yerinin mahkeme salonları veya cezaevleri olmadığını söyleyen Hatimoğulları, seçilmiş temsilcilerin halkın iradesini yansıttığını belirtti. Halkın seçimle ortaya koyduğu iradenin kayyım atamalarıyla değiştirilmesini eleştiren Hatimoğulları, bu uygulamaların demokrasiye zarar verdiğini savundu.
Fon vurgununu 'ekonomik Susurluk' olarak nitelendirdi
Hatimoğulları'nın konuşmasında öne çıkan bir diğer başlık ise Türkiye'de gündeme gelen fon vurgunu oldu. Susurluk kazasının 30'uncu yılına değinen Hatimoğulları, geçmişte devlet, siyaset ve mafya ilişkileri üzerinden ortaya çıkan tartışmalarla günümüzdeki finansal skandallar arasında benzerlik kurdu.
Aradan geçen 30 yılda araçların değiştiğini ancak zihniyetin değişmediğini söyleyen Hatimoğulları, günümüzde bu ilişkilerin borsa ve fonlar üzerinden sürdüğünü ileri sürdü. Fon vurgununu Türkiye'nin ekonomik Susurluk'u olarak tanımlayan Hatimoğulları, iktidarın olayla ilgili henüz somut adımlar atmadığını savundu.
Fonlardan yüksek kazanç elde eden bazı kişilerin paralarını iade ettiğine ilişkin açıklamaların yeterli olmadığını belirten Hatimoğulları, paranın geri verilmesinin olası suçların ortadan kalkması anlamına gelmeyeceğini söyledi. Olayda rolü bulunanların ve denetim sorumluluğu taşıyan bürokratların hesap vermesi gerektiğini ifade etti.
Kademeli emeklilik ve bütçe tartışması
Ekonomik gündeme ilişkin değerlendirmelerinde kademeli emeklilik konusunu da gündeme getiren Hatimoğulları, partilerinin bu konuda TBMM'ye kanun teklifi sunduğunu ancak teklifin henüz görüşülmediğini söyledi. İktidar partilerinin karşı çıkması nedeniyle düzenlemenin Meclis gündemine alınmadığını savunan Hatimoğulları, emeklilik konusunda yurttaşların beklentilerinin karşılanması gerektiğini belirtti.
Bütçe politikalarını da eleştiren Hatimoğulları, kamu kaynaklarının silahlanma ve askerî harcamalar yerine halkın temel ihtiyaçlarına ayrılması gerektiğini ifade etti. İş, aş ve ekmek için bütçe ayrılması çağrısında bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı, barış politikalarının ekonomik kaynakların kullanımında da belirleyici olması gerektiğini söyledi.
Yemen-Suudi Arabistan anlaşmasına tepki
Hatimoğulları, konuşmasında Türkiye'nin bölgesel politikaları ve Suudi Arabistan ile Yemen arasındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
AKP, MHP ve CHP'nin oylarıyla Dışişleri Komisyonu'ndan geçen Mekke Anlaşması'na karşı olduklarını belirten Hatimoğulları, anlaşmanın Genel Kurul aşamasında da kabul edilmesine karşı çıkacaklarını söyledi.
Anlaşmanın güvenlik ve askerî yükümlülükler bakımından belirsizlikler taşıdığını savunan Hatimoğulları, bir ülkeye yönelik saldırının diğer ülkeler tarafından da saldırı olarak kabul edilmesi ve karşılıklı yardım yükümlülüğünün doğmasının Türkiye'yi kendi belirlemediği çatışmaların içine çekebileceğini ileri sürdü.
Saldırı ve terörizm tanımlarının muğlak olduğunu, istihbarat paylaşımına ilişkin güvencelerin de yeterince açık olmadığını söyleyen Hatimoğulları, demokratik taleplerin ve muhalif seslerin güvenlik tehdidi olarak değerlendirilmesi riskine dikkat çekti.
Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmalara değinen Hatimoğulları, anlaşmanın Türkiye'yi Suudi Arabistan'ın tarafına yaklaştıracağını savundu. Askerî çatışmaların toplumsal ve ekonomik maliyetini yoksul kesimlerin üstlendiğini belirterek, savaşlarda en ağır bedeli emekçi ve yoksul ailelerin çocuklarının ödediğini söyledi.
Türkiye'ye barış diplomasisi çağrısı
Dünyanın büyük bir siyasi ve askerî çalkantıdan geçtiğini belirten Hatimoğulları, bölgedeki sorunların çözümünün yeni askerî ittifaklar ve silahlanma politikalarıyla sağlanamayacağını ifade etti.
Türkiye'nin bölgesel konumu nedeniyle çatışan taraflar arasında arabuluculuk yapabilecek bir ülke olduğunu söyleyen Hatimoğulları, Ankara'nın müzakere ve barış diplomasisini esas alması gerektiğini belirtti.
Bölgenin yeni savaş paktlarına değil, barış ve iş birliği anlaşmalarına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Hatimoğulları, halklar arasında eşitlik, demokrasi ve adaletin geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin önceliğinin kendi toplumsal barışını sağlamak olması gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, bölgesel sorunların çözümünde diyalog ve müzakerenin esas alınması çağrısında bulundu.
En Çok Okunan Haberler