MOSSAD ve RSF Arasındaki Gizli İttifak Deşifre Oldu
MOSSAD ve RSF Arasındaki Gizli İttifak Deşifre Oldu
Sızdırılan raporlara göre, Sudan’ı büyük bir insani felakete sürükleyen paramiliter yapının tepe yöneticileri Tel Aviv’e birden fazla gizli ziyaret gerçekleştirdi. İlk temas Mayıs 2025’te gerçekleşirken, benzer nitelikteki ikinci kritik temas Şubat 2026’da yapıldı.
Haber Giriş Tarihi: 03.09.2026 11:58
Haber Güncellenme Tarihi: 03.09.2026 12:04
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Sudan’da on binlerce sivilin hayatını kaybetmesine ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açan kanlı iç savaşta dış güçlerin parmağı bir kez daha belgelendi. Fransız araştırma kuruluşu Africa Intelligence ve Middle East Eye tarafından paylaşılan istihbarat ve diplomatik veriler, Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne karşı savaş yürüten paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) yönetiminin İsrail ve istihbarat servisi MOSSAD ile gizli kapılar ardında doğrudan iş birliği yaptığını gözler önüne serdi.
Tel Aviv’de Gizli Temaslar ve Üst Düzey Heyetler
Sızdırılan raporlara göre, Sudan’ı büyük bir insani felakete sürükleyen paramiliter yapının tepe yöneticileri Tel Aviv’e birden fazla gizli ziyaret gerçekleştirdi. İlk temas Mayıs 2025’te gerçekleşirken, benzer nitelikteki ikinci kritik temas Şubat 2026’da yapıldı. Bu ziyaretler sırasında RSF heyetleri, İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra doğrudan dış istihbarat servisi MOSSAD’ın üst düzey kadrosuyla masaya oturdu.
Görüşmelere katılan isim profili, kurulan irtibatın ciddiyetini açıkça ortaya koyuyor. RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo’nun (Hemedti) yardımcısı Abdurrahim Hamdan Dagalo ve kardeşi Algoney Hamdan Dagalo’nun ilk heyette yer aldığı, Şubat ayındaki heyete ise grubun hukuk başdanışmanı İzzettin el-Safi’nin de dahil olduğu aktarıldı. Gerçekleşen bu görüşmelerin, sahadaki çatışma dinamiklerini yönlendirme ve istihbari destek sağlama amacı taşıdığı değerlendiriliyor.
Tel Aviv Yönetiminin İkili Stratejisi ve Casusluk Teknolojileri
İsrail’in Sudan krizinde başvurduğu denge siyaseti, çatışmanın her iki tarafıyla da temas kurarak bölgedeki nüfuzunu artırma hedefine dayanıyor. Başbakan Binyamin Netanyahu ve Dışişleri Bakanlığı kanadı resmi düzeyde Sudan Silahlı Kuvvetleri ile diplomatik ilişkileri canlı tutmaya çalışırken, MOSSAD ise gölge operasyonlar yürüterek RSF ile olan bağlarını sıkılaştırıyor.
Bu temasların geçmişi, Nisan 2023’te başlayan çatışmaların öncesine kadar uzanıyor. Ortaya çıkan veriler, Tel Aviv menşeli gelişmiş gözetleme sistemlerinin, siber takip yazılımlarının ve casusluk teknolojilerinin RSF unsurlarına aktarıldığını gösteriyor. Ömer el-Beşir rejiminin devrilmesinden sonra Geçici Egemenlik Konseyi’nin 6 Ocak 2021 tarihinde İbrahim Anlaşmaları kapsamında attığı normalleşme adımları, bu tür arka kapı diplomasisinin zeminini hazırlamıştı.
Savaş Suçları, İdam Kararları ve Uluslararası Raporlar
İsrail’in müzakere masasına oturttuğu RSF lider kadrosu, uluslararası insan hakları kurumları ve yerel yargı mercileri nezdinde ağır savaş suçları ve soykırım iddialarıyla anılıyor. Port Sudan Terörle Mücadele Mahkemesi, geçtiğimiz Temmuz ayında Batı Darfur Valisi Hamis Abdullah Abakar’ın kaçırılarak katledilmesi ve el-Geneyne kentinde Masalit halkına yönelik etnik temizlik yapılması suçlamasıyla Hemedti ile birlikte 15 RSF yöneticisi hakkında gıyaplarında idam kararı vermişti.
Benzer şekilde Birleşmiş Milletler raporları ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tarafından yayımlanan kapsamlı incelemeler, RSF milislerinin Darfur bölgesinde silahsız sivillere, yerel kabilelere ve kadınlara yönelik planlı katliamlar yaptığını belgeleriyle kayda geçirdi. Tüm bu belgelenmiş insanlık suçlarına rağmen İsrail istihbaratının söz konusu aktörlerle stratejik temaslarını sürdürmesi, bölgedeki istikrarsızlığı körükleyen en somut göstergeler arasında gösteriliyor.
İnsani Trajedinin Ağır Faturası
Nisan 2023’ten bu yana süregelen silahlı çatışmalar, Sudan’ı modern tarihinin en derin insani yıkımlarından biriyle baş başa bıraktı. Çatışma İzleme ve Konum Ağı (ACLED) teyitli can kaybı sayısını 15 binin üzerinde açıklarken, Dünya Sağlık Örgütü ve saha kaynakları açlık, salgın hastalıklar ve kayıt dışı infazlar nedeniyle gerçek ölü sayısının 150 bine ulaştığını tahmin ediyor.
Şiddet dalgası sonucunda 10 milyondan fazla sivil evlerini terk ederek ülke içinde yerinden edilirken, 2 milyonu aşkın Sudanlı ise can güvenliği arayışıyla Çad, Mısır ve Güney Sudan gibi komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Uluslararası toplumun sessiz kaldığı bu insani dram sürerken, MOSSAD ve RSF arasındaki ortaklığın ortaya çıkması, çatışmaların neden sonlandırılamadığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MOSSAD ve RSF Arasındaki Gizli İttifak Deşifre Oldu
Sızdırılan raporlara göre, Sudan’ı büyük bir insani felakete sürükleyen paramiliter yapının tepe yöneticileri Tel Aviv’e birden fazla gizli ziyaret gerçekleştirdi. İlk temas Mayıs 2025’te gerçekleşirken, benzer nitelikteki ikinci kritik temas Şubat 2026’da yapıldı.
Sudan’da on binlerce sivilin hayatını kaybetmesine ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açan kanlı iç savaşta dış güçlerin parmağı bir kez daha belgelendi. Fransız araştırma kuruluşu Africa Intelligence ve Middle East Eye tarafından paylaşılan istihbarat ve diplomatik veriler, Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne karşı savaş yürüten paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) yönetiminin İsrail ve istihbarat servisi MOSSAD ile gizli kapılar ardında doğrudan iş birliği yaptığını gözler önüne serdi.
Tel Aviv’de Gizli Temaslar ve Üst Düzey Heyetler
Sızdırılan raporlara göre, Sudan’ı büyük bir insani felakete sürükleyen paramiliter yapının tepe yöneticileri Tel Aviv’e birden fazla gizli ziyaret gerçekleştirdi. İlk temas Mayıs 2025’te gerçekleşirken, benzer nitelikteki ikinci kritik temas Şubat 2026’da yapıldı. Bu ziyaretler sırasında RSF heyetleri, İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra doğrudan dış istihbarat servisi MOSSAD’ın üst düzey kadrosuyla masaya oturdu.
Görüşmelere katılan isim profili, kurulan irtibatın ciddiyetini açıkça ortaya koyuyor. RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo’nun (Hemedti) yardımcısı Abdurrahim Hamdan Dagalo ve kardeşi Algoney Hamdan Dagalo’nun ilk heyette yer aldığı, Şubat ayındaki heyete ise grubun hukuk başdanışmanı İzzettin el-Safi’nin de dahil olduğu aktarıldı. Gerçekleşen bu görüşmelerin, sahadaki çatışma dinamiklerini yönlendirme ve istihbari destek sağlama amacı taşıdığı değerlendiriliyor.
Tel Aviv Yönetiminin İkili Stratejisi ve Casusluk Teknolojileri
İsrail’in Sudan krizinde başvurduğu denge siyaseti, çatışmanın her iki tarafıyla da temas kurarak bölgedeki nüfuzunu artırma hedefine dayanıyor. Başbakan Binyamin Netanyahu ve Dışişleri Bakanlığı kanadı resmi düzeyde Sudan Silahlı Kuvvetleri ile diplomatik ilişkileri canlı tutmaya çalışırken, MOSSAD ise gölge operasyonlar yürüterek RSF ile olan bağlarını sıkılaştırıyor.
Bu temasların geçmişi, Nisan 2023’te başlayan çatışmaların öncesine kadar uzanıyor. Ortaya çıkan veriler, Tel Aviv menşeli gelişmiş gözetleme sistemlerinin, siber takip yazılımlarının ve casusluk teknolojilerinin RSF unsurlarına aktarıldığını gösteriyor. Ömer el-Beşir rejiminin devrilmesinden sonra Geçici Egemenlik Konseyi’nin 6 Ocak 2021 tarihinde İbrahim Anlaşmaları kapsamında attığı normalleşme adımları, bu tür arka kapı diplomasisinin zeminini hazırlamıştı.
Savaş Suçları, İdam Kararları ve Uluslararası Raporlar
İsrail’in müzakere masasına oturttuğu RSF lider kadrosu, uluslararası insan hakları kurumları ve yerel yargı mercileri nezdinde ağır savaş suçları ve soykırım iddialarıyla anılıyor. Port Sudan Terörle Mücadele Mahkemesi, geçtiğimiz Temmuz ayında Batı Darfur Valisi Hamis Abdullah Abakar’ın kaçırılarak katledilmesi ve el-Geneyne kentinde Masalit halkına yönelik etnik temizlik yapılması suçlamasıyla Hemedti ile birlikte 15 RSF yöneticisi hakkında gıyaplarında idam kararı vermişti.
Benzer şekilde Birleşmiş Milletler raporları ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tarafından yayımlanan kapsamlı incelemeler, RSF milislerinin Darfur bölgesinde silahsız sivillere, yerel kabilelere ve kadınlara yönelik planlı katliamlar yaptığını belgeleriyle kayda geçirdi. Tüm bu belgelenmiş insanlık suçlarına rağmen İsrail istihbaratının söz konusu aktörlerle stratejik temaslarını sürdürmesi, bölgedeki istikrarsızlığı körükleyen en somut göstergeler arasında gösteriliyor.
İnsani Trajedinin Ağır Faturası
Nisan 2023’ten bu yana süregelen silahlı çatışmalar, Sudan’ı modern tarihinin en derin insani yıkımlarından biriyle baş başa bıraktı. Çatışma İzleme ve Konum Ağı (ACLED) teyitli can kaybı sayısını 15 binin üzerinde açıklarken, Dünya Sağlık Örgütü ve saha kaynakları açlık, salgın hastalıklar ve kayıt dışı infazlar nedeniyle gerçek ölü sayısının 150 bine ulaştığını tahmin ediyor.
Şiddet dalgası sonucunda 10 milyondan fazla sivil evlerini terk ederek ülke içinde yerinden edilirken, 2 milyonu aşkın Sudanlı ise can güvenliği arayışıyla Çad, Mısır ve Güney Sudan gibi komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Uluslararası toplumun sessiz kaldığı bu insani dram sürerken, MOSSAD ve RSF arasındaki ortaklığın ortaya çıkması, çatışmaların neden sonlandırılamadığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
En Çok Okunan Haberler