Uluslararası ilişkiler ve güvenlik alanının en prestijli yayın organlarından biri olan Foreign Affairs dergisinde yayımlanan kapsamlı analiz, Rusya’nın mevcut jeopolitik konumlanmasını ve Moskova’nın geleceğini bekleyen stratejik riskleri mercek altına aldı.
Haber Giriş Tarihi: 10.09.2026 11:58
Haber Güncellenme Tarihi: 10.09.2026 12:03
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi’nin (RIAC) kıdemli isimlerinden ve önde gelen Rus dış politika uzmanı Andrey Kortunov imzasını taşıyan “Rus Gücünü Bekleyen Riskler: Moskova Dış Politikasını Değişen Dünyaya Uyarlayabilir mi” başlıklı makale, Rusya'nın uzun vadeli dış politika rotasına dair çarpıcı tespitler sunuyor.
Kortunov, Rusya’nın Batı ile yaşadığı derin kırılmanın ve Ukrayna savaşıyla hız kazanan kutuplaşmanın, ilk bakışta Moskova’ya yeni manevra alanları açmış gibi görünse de orta ve uzun vadede ülkenin küresel ağırlığını aşındırabilecek yapısal tehditleri beraberinde getirdiğini vurguluyor.
Batı ile İplerin Kopması
Analizde dikkat çeken ilk unsur, Rusya’nın Soğuk Savaş sonrası dönemde benimsediği ve büyük ölçüde Avrupa ile ekonomik entegrasyona dayanan dış politika paradigmasının tamamen çöküşü olarak gösteriliyor. Andrey Kortunov, Moskova’nın yaptırımlar ve diplomatik tecrit karşısında eksenini Asya’ya, Orta Doğu’ya ve genel hatlarıyla “Küresel Güney”e kaydırdığına işaret ediyor.
Ancak yazara göre, bu yönelim sanıldığı kadar pürüzsüz ve sınırsız kazanımlar vadeden bir süreç değil. Batı pazarlarından kopan Rus enerjisi, hammaddeleri ve savunma sanayisi ürünleri, yeni alıcılar bulabilmek için ciddi fiyat indirimlerine ve tek taraflı bağımlılıklara maruz kalıyor. Kortunov, Moskova'nın diplomatik söyleminde sıkça vurgulanan "çok kutuplu dünya" vizyonunun, pratikte Rusya’nın stratejik seçeneklerini çeşitlendirmek yerine onu belirli güç merkezlerine daha bağımlı kılabileceği uyarısında bulunuyor.
Rus dış politikasındaki doğuya yönelişin en kritik sütununu Pekin ile kurulan ortaklık oluşturuyor. Kortunov, Moskova ve Pekin arasındaki ilişkilerin tarihin en üst düzeyinde olduğunu kabul etmekle birlikte, bu dengenin giderek Rusya aleyhine bozulduğuna dikkat çekiyor. Çin’in devasa ekonomik ölçeği, teknolojik üstünlüğü ve küresel ticaret ağlarındaki belirleyiciliği karşısında Rusya’nın konumunun giderek "küçük ortak" rolüne doğru evrilmesi riski taşınıyor.
Makalede, Rusya'nın stratejik özerkliğini koruma arzusunun altı çizilirken, finansal işlemlerden kritik sanayi bileşenlerine kadar Pekin’e artan bağımlılığın uzun vadede Rusya’nın kendi bölgesindeki ve dünyadaki bağımsız karar alma kabiliyetini kısıtlayabileceği belirtiliyor. Moskova, bir yandan ABD ve müttefiklerine karşı Çin ile ortak bir cephe görüntüsü verirken, diğer yandan tamamen Çin’in jeopolitik yörüngesine hapsolma kaygısıyla karşı karşıya kalıyor.
Yakın Çevre Üzerindeki Etkinin Zayıflaması
Analizin en can alıcı noktalarından birini, Moskova’nın tarihsel olarak kendi etki alanı ve "arka bahçesi" olarak gördüğü Avrasya coğrafyasındaki çözülmeler oluşturuyor. Güney Kafkasya ve Orta Asya gibi bölgelerde Rusya’nın güvenlik garantörlüğü rolünün sorgulanmaya başlandığı ifade ediliyor.
Kortunov, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki süreçten Orta Asya cumhuriyetlerinin izlediği çok vektörlü diplomasiye kadar bölgedeki birçok aktörün, Moskova’nın askeri ve ekonomik kaynaklarını tek bir çatışmaya odaklamasından faydalanarak alternatif ortaklar arayışına girdiğini kaydediyor. Türkiye, Çin, Avrupa Birliği ve hatta Körfez ülkelerinin bu bölgelerdeki artan varlığı, Rusya’nın geleneksel nüfuz alanlarında güç kaybetmesine yol açıyor. Moskova’nın artık bölge ülkelerini salt güvenlik taahhütleriyle kendi ekseninde tutması zorlaşıyor.
Kortunov, modern uluslararası sistemde gücün yalnızca askeri kapasite ve nükleer caydırıcılıktan ibaret olmadığını, sürdürülebilir bir hegemonya ve nüfuz için ekonomik dinamizm ile teknolojik yenilikçiliğin vazgeçilmez olduğunu hatırlatıyor. Rusya’nın son yıllarda dış politikasını büyük oranda askeri araçlar ve baskı mekanizmaları üzerinden yürütmesinin, ülkenin kültürel ve kurumsal "yumuşak gücünü" ağır şekilde yıprattığı vurgulanıyor.
Savunma harcamalarına öncelik veren bir savaş ekonomisinin, eğitimden yüksek teknolojiye kadar geleceğin küresel rekabetinde belirleyici olacak alanlardaki sivil yatırımları gölgede bıraktığına işaret eden yazar, bunun kaçınılmaz olarak Rusya’nın inovasyon kapasitesini ve uluslararası cazibesini sınırlandıracağını öne sürüyor. Diplomasiyi yalnızca gerilim yönetimi ve sert caydırıcılık zeminine oturtmanın getirdiği kısıtlar, Moskova'yı uzun vadede daha esnek ve rekabetçi ortaklıklar kurmaktan alıkoyuyor.
Geleceğe Uyum Sağlama İhtiyacı
Andrey Kortunov’un değerlendirmelerinin temelinde, Rusya'nın mevcut kazanımlarını ve uluslararası ağırlığını koruyabilmesi için dış politikasını değişen küresel gerçeklere uyarlamak zorunda olduğu tezi yatıyor. Yalnızca Batı karşıtı bir blok oluşturma veya geleneksel hammadde ihracatçısı rolüyle çok kutuplu dünyanın öncü aktörlerinden biri kalmanın mümkün olmayacağını belirten yazar, Moskova’nın daha rasyonel, çok yönlü ve ekonomik dengeleri gözeten bir strateji geliştirmesi gerektiği sonucuna varıyor.
Foreign Affairs kapsamlı değerlendirmesi, Rusya’nın askeri ve söylemsel alandaki sert tutumunun ardında yatan derin yapısal çelişkileri gözler önüne sererken, önümüzdeki yıllarda Moskova'yı bekleyen asıl sınavın küresel dinamizme ayak uydurup uyduramamak olacağını açıkça gösteriyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Rus Gücünü Bekleyen Yeni Riskler
Uluslararası ilişkiler ve güvenlik alanının en prestijli yayın organlarından biri olan Foreign Affairs dergisinde yayımlanan kapsamlı analiz, Rusya’nın mevcut jeopolitik konumlanmasını ve Moskova’nın geleceğini bekleyen stratejik riskleri mercek altına aldı.
Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi’nin (RIAC) kıdemli isimlerinden ve önde gelen Rus dış politika uzmanı Andrey Kortunov imzasını taşıyan “Rus Gücünü Bekleyen Riskler: Moskova Dış Politikasını Değişen Dünyaya Uyarlayabilir mi” başlıklı makale, Rusya'nın uzun vadeli dış politika rotasına dair çarpıcı tespitler sunuyor.
Kortunov, Rusya’nın Batı ile yaşadığı derin kırılmanın ve Ukrayna savaşıyla hız kazanan kutuplaşmanın, ilk bakışta Moskova’ya yeni manevra alanları açmış gibi görünse de orta ve uzun vadede ülkenin küresel ağırlığını aşındırabilecek yapısal tehditleri beraberinde getirdiğini vurguluyor.
Batı ile İplerin Kopması
Analizde dikkat çeken ilk unsur, Rusya’nın Soğuk Savaş sonrası dönemde benimsediği ve büyük ölçüde Avrupa ile ekonomik entegrasyona dayanan dış politika paradigmasının tamamen çöküşü olarak gösteriliyor. Andrey Kortunov, Moskova’nın yaptırımlar ve diplomatik tecrit karşısında eksenini Asya’ya, Orta Doğu’ya ve genel hatlarıyla “Küresel Güney”e kaydırdığına işaret ediyor.
Ancak yazara göre, bu yönelim sanıldığı kadar pürüzsüz ve sınırsız kazanımlar vadeden bir süreç değil. Batı pazarlarından kopan Rus enerjisi, hammaddeleri ve savunma sanayisi ürünleri, yeni alıcılar bulabilmek için ciddi fiyat indirimlerine ve tek taraflı bağımlılıklara maruz kalıyor. Kortunov, Moskova'nın diplomatik söyleminde sıkça vurgulanan "çok kutuplu dünya" vizyonunun, pratikte Rusya’nın stratejik seçeneklerini çeşitlendirmek yerine onu belirli güç merkezlerine daha bağımlı kılabileceği uyarısında bulunuyor.
Rus dış politikasındaki doğuya yönelişin en kritik sütununu Pekin ile kurulan ortaklık oluşturuyor. Kortunov, Moskova ve Pekin arasındaki ilişkilerin tarihin en üst düzeyinde olduğunu kabul etmekle birlikte, bu dengenin giderek Rusya aleyhine bozulduğuna dikkat çekiyor. Çin’in devasa ekonomik ölçeği, teknolojik üstünlüğü ve küresel ticaret ağlarındaki belirleyiciliği karşısında Rusya’nın konumunun giderek "küçük ortak" rolüne doğru evrilmesi riski taşınıyor.
Makalede, Rusya'nın stratejik özerkliğini koruma arzusunun altı çizilirken, finansal işlemlerden kritik sanayi bileşenlerine kadar Pekin’e artan bağımlılığın uzun vadede Rusya’nın kendi bölgesindeki ve dünyadaki bağımsız karar alma kabiliyetini kısıtlayabileceği belirtiliyor. Moskova, bir yandan ABD ve müttefiklerine karşı Çin ile ortak bir cephe görüntüsü verirken, diğer yandan tamamen Çin’in jeopolitik yörüngesine hapsolma kaygısıyla karşı karşıya kalıyor.
Yakın Çevre Üzerindeki Etkinin Zayıflaması
Analizin en can alıcı noktalarından birini, Moskova’nın tarihsel olarak kendi etki alanı ve "arka bahçesi" olarak gördüğü Avrasya coğrafyasındaki çözülmeler oluşturuyor. Güney Kafkasya ve Orta Asya gibi bölgelerde Rusya’nın güvenlik garantörlüğü rolünün sorgulanmaya başlandığı ifade ediliyor.
Kortunov, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki süreçten Orta Asya cumhuriyetlerinin izlediği çok vektörlü diplomasiye kadar bölgedeki birçok aktörün, Moskova’nın askeri ve ekonomik kaynaklarını tek bir çatışmaya odaklamasından faydalanarak alternatif ortaklar arayışına girdiğini kaydediyor. Türkiye, Çin, Avrupa Birliği ve hatta Körfez ülkelerinin bu bölgelerdeki artan varlığı, Rusya’nın geleneksel nüfuz alanlarında güç kaybetmesine yol açıyor. Moskova’nın artık bölge ülkelerini salt güvenlik taahhütleriyle kendi ekseninde tutması zorlaşıyor.
Kortunov, modern uluslararası sistemde gücün yalnızca askeri kapasite ve nükleer caydırıcılıktan ibaret olmadığını, sürdürülebilir bir hegemonya ve nüfuz için ekonomik dinamizm ile teknolojik yenilikçiliğin vazgeçilmez olduğunu hatırlatıyor. Rusya’nın son yıllarda dış politikasını büyük oranda askeri araçlar ve baskı mekanizmaları üzerinden yürütmesinin, ülkenin kültürel ve kurumsal "yumuşak gücünü" ağır şekilde yıprattığı vurgulanıyor.
Savunma harcamalarına öncelik veren bir savaş ekonomisinin, eğitimden yüksek teknolojiye kadar geleceğin küresel rekabetinde belirleyici olacak alanlardaki sivil yatırımları gölgede bıraktığına işaret eden yazar, bunun kaçınılmaz olarak Rusya’nın inovasyon kapasitesini ve uluslararası cazibesini sınırlandıracağını öne sürüyor. Diplomasiyi yalnızca gerilim yönetimi ve sert caydırıcılık zeminine oturtmanın getirdiği kısıtlar, Moskova'yı uzun vadede daha esnek ve rekabetçi ortaklıklar kurmaktan alıkoyuyor.
Geleceğe Uyum Sağlama İhtiyacı
Andrey Kortunov’un değerlendirmelerinin temelinde, Rusya'nın mevcut kazanımlarını ve uluslararası ağırlığını koruyabilmesi için dış politikasını değişen küresel gerçeklere uyarlamak zorunda olduğu tezi yatıyor. Yalnızca Batı karşıtı bir blok oluşturma veya geleneksel hammadde ihracatçısı rolüyle çok kutuplu dünyanın öncü aktörlerinden biri kalmanın mümkün olmayacağını belirten yazar, Moskova’nın daha rasyonel, çok yönlü ve ekonomik dengeleri gözeten bir strateji geliştirmesi gerektiği sonucuna varıyor.
Foreign Affairs kapsamlı değerlendirmesi, Rusya’nın askeri ve söylemsel alandaki sert tutumunun ardında yatan derin yapısal çelişkileri gözler önüne sererken, önümüzdeki yıllarda Moskova'yı bekleyen asıl sınavın küresel dinamizme ayak uydurup uyduramamak olacağını açıkça gösteriyor.
En Çok Okunan Haberler