Suriye Semalarında İsrail ve Türkiye Karşı Karşıya mı Geliyor?
Suriye Semalarında İsrail ve Türkiye Karşı Karşıya mı Geliyor?
Suriye'de rejim sonrası Türkiye ve İsrail arasında hava sahası nüfuz mücadelesi tırmanıyor. İsrail'in 18 Ağustos'ta Ebu Zuhur Üssü'ne saldırısı gerilimi artırırken, iki ülke arasında stratejik bir çekişme yaşandığı vurgulanıyor.
Haber Giriş Tarihi: 29.08.2026 10:57
Haber Güncellenme Tarihi: 29.08.2026 11:04
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Orta Doğu merkezli yayın organı The New Arab sitesinde gazeteci ve analist Paul Iddon imzasıyla yayımlanan kapsamlı analiz, Beşşar Esed rejiminin çöküşünün ardından Suriye hava sahasında İsrail ile Türkiye arasında giderek belirginleşen nüfuz mücadelesini ele alıyor. Analize göre, Şam’daki rejim değişikliğinin ardından Suriye semalarında neredeyse hiçbir engelle karşılaşmadan operasyon yürüten İsrail, Türkiye’nin bölgedeki artan askeri ve lojistik varlığı nedeniyle yeni kısıtlamalar ve stratejik engellerle karşı karşıya kalıyor. Bölgedeki son hava saldırıları ve karşılıklı açıklamalar, Amerikan menşeli gelişmiş hava unsurlarına sahip iki güçlü bölgesel aktörün Suriye üzerindeki rekabetini hızla tırmandırdığını gösteriyor.
Ebu Zuhur Saldırısı ve Tırmanan Gerilim
Gerilimin en somut göstergesi, 18 Ağustos tarihinde İsrail savaş uçaklarının Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Ebu Zuhur Hava Üssü’nü sekiz ayrı hava saldırısıyla hedef alması oldu. Tel Aviv yönetimi, bu saldırının gerekçesi olarak Türkiye’nin üsse olası bir askeri konuşlanma planını engelleme ve güvenlik dengelerini koruma amacını öne sürdü. Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, saldırıdan günler önce Türk askeri yetkililerinin üssü ziyaret ettiğini belirtirken; Ankara ise saldırı öncesinde veya sırasında üste hiçbir Türk heyetinin bulunmadığını açıkladı. Türk makamları İsrail’in hamlesini bölgesel barışı ve istikrarı hedef alan "kabul edilemez ve pervasız bir provokasyon" olarak nitelendirdi. Bu olay, benzer şekilde Nisan 2025'te Türkiye'nin inceleme yaptığı iddia edilen T4, Palmira ve Hama hava üslerinin İsrail tarafından vurulmasını akıllara getirdi.
İsrail’in Hareket Alanı Daralıyor mu?
Çatışma verilerini izleyen uluslararası kuruluş ACLED'in Orta Doğu Araştırma Müdürü Muaz El Abdullah, İsrail'in Suriye hava sahasındaki serbest hareket alanının yavaş yavaş daralmaya başladığını ifade ediyor. Abdullah, Esed rejiminin devrilmesinden hemen sonra İsrail'in yakaladığı operasyonel fırsat penceresinin kapandığına ve hava saldırılarının sıklığının belirli dönemlere kıyasla azaldığına dikkat çekiyor. Buna rağmen İsrail, stratejik hedeflerine ulaşmak amacıyla zaman zaman hava saldırılarına, zaman zaman da güney hattındaki kara sızmalarına ve güvenlik baskılarına başvurmayı sürdürüyor. Analistler, Washington yönetiminin İbrahim Anlaşmaları ekseninde gerilimi düşürme çabalarına rağmen sahadaki gerçekliğin çok daha kırılgan olduğunu vurguluyor.
Rusya’nın Boşluğunu Kim Dolduracak?
Rejim değişikliği öncesinde Suriye hava sahasının büyük bir bölümü Rusya'nın askeri kontrolü altındaydı ve Moskova ile Tel Aviv arasında kurulan çatışmasızlık mekanizması sayesinde İsrail, İran bağlantılı hedeflere yönelik saldırılarını koordine edebiliyordu. Ancak yeni dönemde dengelerin tamamen değiştiği görülüyor. Amerikan Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Orion Policy Institute Kıdemli Uzmanı Süleyman Özeren, Türkiye’nin Rusya’nın geçmişteki rolünü birebir üstlenemeyeceğini ve mevcut aşamada İsrail’i Suriye içindeki tüm operasyonlarından tamamen caydıracak bir pozisyonda olmadığını savunuyor. Özeren'e göre Ebu Zuhur gibi Türkiye sınırına çok yakın bir noktanın bombalanması, hem Şam'daki Ahmed eş-Şara yönetimine hem de Ankara’ya doğrudan verilmiş bir gözdağı niteliği taşıyor.
Küresel risk istihbarat şirketi RANE’in Orta Doğu ve Kuzey Afrika analisti Kristin Ronzi, sahada fiili bir etki alanları bölünmesinin oluştuğunu aktarıyor. Buna göre Türkiye Suriye’nin kuzey hava sahasında belirleyici bir kontrole sahipken, İsrail ülkenin güneyinde baskın güç konumunu koruyor. Ancak son saldırılar, İsrail’in operasyonel menzilini kuzeye ve orta kesimlere doğru esnetme niyetinde olduğunu kanıtlıyor. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın İsrail'in son adımlarını "gereksiz bir tırmanma" olarak tanımlaması, Washington'ın Şam ile yeni ilişkiler geliştirirken Ankara ile Tel Aviv arasında doğrudan bir askeri sürtüşme yaşanmasını istemediğini ortaya koyuyor.
Suriye Hava Gücünün Geleceği ve Kırmızı Çizgiler
İsrail, rejim sonrası dönemde gerçekleştirdiği operasyonlarla Suriye'nin eski Sovyet yapımı hava savunma sistemlerini ve MiG-29 gibi savaş uçaklarını büyük ölçüde etkisiz hale getirdi. Şam yönetiminin hava kuvvetlerini ve hava savunmasını yeniden inşa etme çabaları ise İsrail tarafından doğrudan bir "kırmızı çizgi" olarak görülüyor. Hatta Türk savunma sanayii şirketi ASELSAN tarafından Şam Uluslararası Havalimanı’na kurulan HTRS-100 Hava Trafik Kontrol Radar Sistemi bile Tel Aviv'de hava üstünlüğüne karşı potansiyel bir risk olarak değerlendirildi.
Analizler, Şam'ın yeni hava kuvvetleri yapılanmasında en büyük desteği Türkiye'den almasının kuvvetle muhtemel olduğunu belirtiyor. Suriye Hava Harp Okulu'ndan mezun olan personelin varlığı bu hazırlığı doğrularken, Şam'ın mali kısıtlar ve İsrail baskısı nedeniyle doğrudan pahalı savaş uçakları filosu kurmak yerine Türk insansız hava aracı (İHA/SİHA) teknolojisine ve eğitimine yönelebileceği değerlendiriliyor. Sonuç olarak Suriye semaları, Washington'ın diplomatik arabuluculuk çabalarının yetersiz kalması durumunda Ankara ile Tel Aviv arasındaki stratejik çekişmenin en sıcak cephelerinden biri olmaya devam edecek gibi görünüyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Suriye Semalarında İsrail ve Türkiye Karşı Karşıya mı Geliyor?
Suriye'de rejim sonrası Türkiye ve İsrail arasında hava sahası nüfuz mücadelesi tırmanıyor. İsrail'in 18 Ağustos'ta Ebu Zuhur Üssü'ne saldırısı gerilimi artırırken, iki ülke arasında stratejik bir çekişme yaşandığı vurgulanıyor.
Orta Doğu merkezli yayın organı The New Arab sitesinde gazeteci ve analist Paul Iddon imzasıyla yayımlanan kapsamlı analiz, Beşşar Esed rejiminin çöküşünün ardından Suriye hava sahasında İsrail ile Türkiye arasında giderek belirginleşen nüfuz mücadelesini ele alıyor. Analize göre, Şam’daki rejim değişikliğinin ardından Suriye semalarında neredeyse hiçbir engelle karşılaşmadan operasyon yürüten İsrail, Türkiye’nin bölgedeki artan askeri ve lojistik varlığı nedeniyle yeni kısıtlamalar ve stratejik engellerle karşı karşıya kalıyor. Bölgedeki son hava saldırıları ve karşılıklı açıklamalar, Amerikan menşeli gelişmiş hava unsurlarına sahip iki güçlü bölgesel aktörün Suriye üzerindeki rekabetini hızla tırmandırdığını gösteriyor.
Ebu Zuhur Saldırısı ve Tırmanan Gerilim
Gerilimin en somut göstergesi, 18 Ağustos tarihinde İsrail savaş uçaklarının Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Ebu Zuhur Hava Üssü’nü sekiz ayrı hava saldırısıyla hedef alması oldu. Tel Aviv yönetimi, bu saldırının gerekçesi olarak Türkiye’nin üsse olası bir askeri konuşlanma planını engelleme ve güvenlik dengelerini koruma amacını öne sürdü. Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, saldırıdan günler önce Türk askeri yetkililerinin üssü ziyaret ettiğini belirtirken; Ankara ise saldırı öncesinde veya sırasında üste hiçbir Türk heyetinin bulunmadığını açıkladı. Türk makamları İsrail’in hamlesini bölgesel barışı ve istikrarı hedef alan "kabul edilemez ve pervasız bir provokasyon" olarak nitelendirdi. Bu olay, benzer şekilde Nisan 2025'te Türkiye'nin inceleme yaptığı iddia edilen T4, Palmira ve Hama hava üslerinin İsrail tarafından vurulmasını akıllara getirdi.
İsrail’in Hareket Alanı Daralıyor mu?
Çatışma verilerini izleyen uluslararası kuruluş ACLED'in Orta Doğu Araştırma Müdürü Muaz El Abdullah, İsrail'in Suriye hava sahasındaki serbest hareket alanının yavaş yavaş daralmaya başladığını ifade ediyor. Abdullah, Esed rejiminin devrilmesinden hemen sonra İsrail'in yakaladığı operasyonel fırsat penceresinin kapandığına ve hava saldırılarının sıklığının belirli dönemlere kıyasla azaldığına dikkat çekiyor. Buna rağmen İsrail, stratejik hedeflerine ulaşmak amacıyla zaman zaman hava saldırılarına, zaman zaman da güney hattındaki kara sızmalarına ve güvenlik baskılarına başvurmayı sürdürüyor. Analistler, Washington yönetiminin İbrahim Anlaşmaları ekseninde gerilimi düşürme çabalarına rağmen sahadaki gerçekliğin çok daha kırılgan olduğunu vurguluyor.
Rusya’nın Boşluğunu Kim Dolduracak?
Rejim değişikliği öncesinde Suriye hava sahasının büyük bir bölümü Rusya'nın askeri kontrolü altındaydı ve Moskova ile Tel Aviv arasında kurulan çatışmasızlık mekanizması sayesinde İsrail, İran bağlantılı hedeflere yönelik saldırılarını koordine edebiliyordu. Ancak yeni dönemde dengelerin tamamen değiştiği görülüyor. Amerikan Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Orion Policy Institute Kıdemli Uzmanı Süleyman Özeren, Türkiye’nin Rusya’nın geçmişteki rolünü birebir üstlenemeyeceğini ve mevcut aşamada İsrail’i Suriye içindeki tüm operasyonlarından tamamen caydıracak bir pozisyonda olmadığını savunuyor. Özeren'e göre Ebu Zuhur gibi Türkiye sınırına çok yakın bir noktanın bombalanması, hem Şam'daki Ahmed eş-Şara yönetimine hem de Ankara’ya doğrudan verilmiş bir gözdağı niteliği taşıyor.
Küresel risk istihbarat şirketi RANE’in Orta Doğu ve Kuzey Afrika analisti Kristin Ronzi, sahada fiili bir etki alanları bölünmesinin oluştuğunu aktarıyor. Buna göre Türkiye Suriye’nin kuzey hava sahasında belirleyici bir kontrole sahipken, İsrail ülkenin güneyinde baskın güç konumunu koruyor. Ancak son saldırılar, İsrail’in operasyonel menzilini kuzeye ve orta kesimlere doğru esnetme niyetinde olduğunu kanıtlıyor. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın İsrail'in son adımlarını "gereksiz bir tırmanma" olarak tanımlaması, Washington'ın Şam ile yeni ilişkiler geliştirirken Ankara ile Tel Aviv arasında doğrudan bir askeri sürtüşme yaşanmasını istemediğini ortaya koyuyor.
Suriye Hava Gücünün Geleceği ve Kırmızı Çizgiler
İsrail, rejim sonrası dönemde gerçekleştirdiği operasyonlarla Suriye'nin eski Sovyet yapımı hava savunma sistemlerini ve MiG-29 gibi savaş uçaklarını büyük ölçüde etkisiz hale getirdi. Şam yönetiminin hava kuvvetlerini ve hava savunmasını yeniden inşa etme çabaları ise İsrail tarafından doğrudan bir "kırmızı çizgi" olarak görülüyor. Hatta Türk savunma sanayii şirketi ASELSAN tarafından Şam Uluslararası Havalimanı’na kurulan HTRS-100 Hava Trafik Kontrol Radar Sistemi bile Tel Aviv'de hava üstünlüğüne karşı potansiyel bir risk olarak değerlendirildi.
Analizler, Şam'ın yeni hava kuvvetleri yapılanmasında en büyük desteği Türkiye'den almasının kuvvetle muhtemel olduğunu belirtiyor. Suriye Hava Harp Okulu'ndan mezun olan personelin varlığı bu hazırlığı doğrularken, Şam'ın mali kısıtlar ve İsrail baskısı nedeniyle doğrudan pahalı savaş uçakları filosu kurmak yerine Türk insansız hava aracı (İHA/SİHA) teknolojisine ve eğitimine yönelebileceği değerlendiriliyor. Sonuç olarak Suriye semaları, Washington'ın diplomatik arabuluculuk çabalarının yetersiz kalması durumunda Ankara ile Tel Aviv arasındaki stratejik çekişmenin en sıcak cephelerinden biri olmaya devam edecek gibi görünüyor.
En Çok Okunan Haberler