BEŞ YILIN ARDINDAN TALİBAN YÖNETİMİ VE HALKIN SESSİZLİĞİ
Yazının Giriş Tarihi: 13.08.2026 09:14
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.08.2026 09:16
Taliban’ın Afganistan’da yeniden iktidara gelmesinin üzerinden beş yıl geçti. Ancak geçen beş yıl Afganistan’a güçlü ve kurumsal bir devlet kazandırmak yerine, daha merkezi, daha kapalı ve daha dar bir yönetim anlayışını ortaya çıkardı.
Bugün Afganistan’da önemli kararların geniş bir devlet mekanizması içinde değil, dar bir çevrede şekillendiği yönündeki eleştiriler giderek artıyor. Kurumların zayıfladığı, karar alma süreçlerinin şeffaf olmadığı bir ülkede güçlü devletten söz etmek mümkün değildir.
Hukuk mu, iktidarın aracı mı?
Hukukun amacı toplumu korumak ve adaleti sağlamaktır. Ancak hukuk kapalı kapılar ardında hazırlanıyor, toplumun görüşü alınmıyor ve eleştiri ağır biçimde cezalandırılıyorsa, burada ciddi bir sorun vardır.
Devletin görevi vatandaşını susturmak değil, onun hakkını korumaktır. Eleştiriyi suç itirazı tehdit olarak gören bir yönetim, kurumları güçlendirmez, korkuyu güçlendirir. Güçlü devlet, güçlü lider demek değildir. Güçlü devlet, bağımsız kurum, adalet, liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik demektir.
Halk neden sessiz?
Taliban yönetimine karşı neden geniş ve sürekli bir toplumsal tepki görülmüyor?
Bu sessizliği halkın memnuniyeti olarak yorumlamak büyük bir yanılgı olur. Çünkü sessizlik her zaman rıza değildir.Korku, ekonomik sıkıntı, işsizlik, baskı ve muhalefetin ağır bedelleri insanları susturabilir. Yıllarca savaş yaşamış bir toplumun önce güvenlik ve hayatta kalmayı düşünmesi de anlaşılabilir bir durumdur.
Bu nedenle sokaklarda büyük bir protesto olmaması, toplumun bütün uygulamaları kabul ettiği anlamına gelmez.
Milyonlarca Afgan neden ülkesini terk etti?
Bir yönetimin meşruiyeti yalnızca ülkede kalanların sessizliğiyle ölçülemez. Afganistan dışında yaşayan milyonlarca Afgan da bu tablonun bir parçasıdır. İnsanlar güvenlik, eğitim, iş, ekonomik gelecek ve özgürlük arayışıyla ülkelerini terk ediyor. Bu durum, Taliban yönetiminin toplumun beklentileriyle ne kadar örtüştüğü sorusunu gündeme getiriyor.
Beş yıl iktidarda kalmak, halkın rızasını kazanmak anlamına gelmez. İktidarın devamı ile toplumsal meşruiyet aynı şey değildir.
Afganistan’ın geleceği ne olacak? Afganistan; farklı etnik, kültürel, mezhepsel ve bölgesel kimliklerin bir arada yaşadığı bir ülkedir. Böyle bir toplumu yalnızca merkezden verilen kararlarla yönetmeye çalışmak, yeni sorunların kapısını açabilir.
Afganistan’ın ihtiyacı yalnızca yeni bir iktidar değildir. Afganistan’ın ihtiyacı adil, kapsayıcı, şeffaf ve hesap verebilir bir devlet düzenidir. Devlet halktan korkmamalıdır. Halk da devletten korkmamalıdır. Çünkü korkuyla sağlanan sessizlik, kalıcı istikrar değildir.
Afganistan’ın gerçek ihtiyacı sessiz bir toplum değil, özgürce konuşabilen ve geleceğine karar verebilen bir halktır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Cavit Obayd
BEŞ YILIN ARDINDAN TALİBAN YÖNETİMİ VE HALKIN SESSİZLİĞİ
Taliban’ın Afganistan’da yeniden iktidara gelmesinin üzerinden beş yıl geçti. Ancak geçen beş yıl Afganistan’a güçlü ve kurumsal bir devlet kazandırmak yerine, daha merkezi, daha kapalı ve daha dar bir yönetim anlayışını ortaya çıkardı.
Bugün Afganistan’da önemli kararların geniş bir devlet mekanizması içinde değil, dar bir çevrede şekillendiği yönündeki eleştiriler giderek artıyor. Kurumların zayıfladığı, karar alma süreçlerinin şeffaf olmadığı bir ülkede güçlü devletten söz etmek mümkün değildir.
Hukuk mu, iktidarın aracı mı?
Hukukun amacı toplumu korumak ve adaleti sağlamaktır. Ancak hukuk kapalı kapılar ardında hazırlanıyor, toplumun görüşü alınmıyor ve eleştiri ağır biçimde cezalandırılıyorsa, burada ciddi bir sorun vardır.
Devletin görevi vatandaşını susturmak değil, onun hakkını korumaktır. Eleştiriyi suç itirazı tehdit olarak gören bir yönetim, kurumları güçlendirmez, korkuyu güçlendirir. Güçlü devlet, güçlü lider demek değildir. Güçlü devlet, bağımsız kurum, adalet, liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik demektir.
Halk neden sessiz?
Taliban yönetimine karşı neden geniş ve sürekli bir toplumsal tepki görülmüyor?
Bu sessizliği halkın memnuniyeti olarak yorumlamak büyük bir yanılgı olur. Çünkü sessizlik her zaman rıza değildir.Korku, ekonomik sıkıntı, işsizlik, baskı ve muhalefetin ağır bedelleri insanları susturabilir. Yıllarca savaş yaşamış bir toplumun önce güvenlik ve hayatta kalmayı düşünmesi de anlaşılabilir bir durumdur.
Bu nedenle sokaklarda büyük bir protesto olmaması, toplumun bütün uygulamaları kabul ettiği anlamına gelmez.
Milyonlarca Afgan neden ülkesini terk etti?
Bir yönetimin meşruiyeti yalnızca ülkede kalanların sessizliğiyle ölçülemez. Afganistan dışında yaşayan milyonlarca Afgan da bu tablonun bir parçasıdır. İnsanlar güvenlik, eğitim, iş, ekonomik gelecek ve özgürlük arayışıyla ülkelerini terk ediyor. Bu durum, Taliban yönetiminin toplumun beklentileriyle ne kadar örtüştüğü sorusunu gündeme getiriyor.
Beş yıl iktidarda kalmak, halkın rızasını kazanmak anlamına gelmez. İktidarın devamı ile toplumsal meşruiyet aynı şey değildir.
Afganistan’ın geleceği ne olacak? Afganistan; farklı etnik, kültürel, mezhepsel ve bölgesel kimliklerin bir arada yaşadığı bir ülkedir. Böyle bir toplumu yalnızca merkezden verilen kararlarla yönetmeye çalışmak, yeni sorunların kapısını açabilir.
Afganistan’ın ihtiyacı yalnızca yeni bir iktidar değildir. Afganistan’ın ihtiyacı adil, kapsayıcı, şeffaf ve hesap verebilir bir devlet düzenidir. Devlet halktan korkmamalıdır. Halk da devletten korkmamalıdır. Çünkü korkuyla sağlanan sessizlik, kalıcı istikrar değildir.
Afganistan’ın gerçek ihtiyacı sessiz bir toplum değil, özgürce konuşabilen ve geleceğine karar verebilen bir halktır.