SON DAKİKA

Öcalan'ın Çaldıran Denklemi ve Ebul Vefa Örneği 

Yazının Giriş Tarihi: 10.10.2026 10:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.10.2026 10:53

Öcalan'ın uzun süredir Türk-Kürt birlikteliğine dair, tarihi gönderme yaptığı üç dönemden birisi, tabir yerinde ise "Çaldıran sendromu" ile ilgilidir. İdris-i Bitlisi ile Yavuz Sultan Selim arasındaki ilişkinin, Alevi hafızasında oluşturduğu travma, bu konuda objektif bir tarih tartışması yapabilmeyi oldukça zorlaştırmaktadır.

Ortaya çıkan yeni tarihi belgeler, İdris-i Bitlisi'nin, Yavuz'dan önce Şah İsmail ile kurmaya çalıştığı temas ve elde etmeye çalıştığı güvence konusunda, farklı ipuçları verse de, konu artık bir tarihi gerçekliği ortaya çıkartma boyutunu, çoktan aşmıştır.

Aleviler ve Alevilikle ilgili kurulan her cümle, yeni bir kaygı ve polemiğe zemin oluşturmaktadır. Bu konuyu tümüyle korku ve ön yargılardan arınarak tartışabilmek, son derece zordur.

Türklerle Kürtler arasındaki tarihi birlikteliğe, olumlu örnek vermeye çalışırken, maksadı aşacak bir duruma sebebiyet vermeme noktasında, herkes, hepimiz dikkatli olmalıyız. "Türk ve Kürt Sünnileri bir araya gelip, Alevilere yönelik kıyım yapacaklar(!)" korkusu yüzyılların ortaya çıkarttığı bir psikolojiyi ifade etmektedir. Bunu daha da pekiştirecek yaklaşımlara fırsat vermemek gerekir.

Bir korkunun, haklı ya da gerçekçi temellere dayanıp dayanamadığı konusundan daha önemli ve öncelikli olan, acıları tazelemeden, onarıcı adalet iklimine zemin oluşturmaktır. Yüzleşelim derken yeni hesaplaşmalara fırsat vermemektir. Ötekisi olan her ittifak, yeni bir tartışma konusu olur.

Özellikle Kürt ve Arap Alevileri içindeki, İslam ve yorumlanış biçimi ile ilgili tartışmalar, başlı başına bir dikkat ve özen gerektirir. Türkmen Alevi nüfusun daha Türk milliyetçiliğine yakın konumlanışı ve geçmişten beri ulusalcı Türk sol siyaseti içerisindeki ilişkileri dolayısıyla, konunun hassasiyeti daha da yükselmektedir.

Öcalan'ın mesajına Alevi çevrelerin verdiği tepki ve DEM Partisi yöneticilerinin süreci yönetme konusunda sergilediği performans, yarınlar için de ciddi bir risk oluşturmaktadır. Bu konuda atılması gereken iki taraflı adımlar vardır.

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin Hacı Bektaş duyarlılığı sembolik olarak da son derece dikkatle ve önemle takip edilmelidir. Bir taraftan, Türk milliyetçisi çevrelerin Alevilikle ilgili çalışmalarda, Kürt ve Arap Alevilerini de dışlamayan çabalar içine girmesi gerekirken, diğer yandan, Öcalan'ın katkı sunduğu süreçte yeni söylem önerilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Türk Kürt birlikteliğine yönelik olumlu örneklerden birisi, Çaldıran'dan ziyade Beylikler dönemi ve Ahilik Kurumu neden olmasın ? Hem birinci, hem ikinci Fetret dönemlerinde, yani Moğol ve Timur saldırılarında, Anadolu'da birliği ve kardeşliği tesis eden ana zemin Ahiliği de ortaya çıkartan fütüvvet ruhu ve Melami, Kalenderi, Vefai, Bayrami felsefedir.

Ege sınırlarına kadar gelen, Kürt ve Türk Beyleri Anadolu'da büyük bir barış ve dayanışma zemini inşa etmiştir. Merkezi otoritenin yaşadığı zaafı telafi edecek düzeyde bir toplumsal örgütlenme örneği sergilenmiştir. Hangi beyliklerin Kürt hangilerinin Türk olduğunu tasnif etmeye çalışan yaklaşımlar yerine, Anadolu'da Türk Kürt varlığının tarihsel köklerinin yaygınlığına ve derinliğine odaklanmak yarınlar için çok daha kıymetli katkı sunabilir. Böylece hem Alevilerin sürece dair kaygıları görece azaltılır, hem de Ebu'l Vefa gibi sembol isimlerin etrafında, Ahilik gibi bir dayanışma ekonomisinin, kimlik sorunlarına çözüm üretme kapasitesi ön plana çıkarılabilir. Belki Öcalan'ın Demokratik Cumhuriyet Hareketinin öncü sembol ismi Edebalı'nın piri Ebul Vefa olabilir. Anadolu topraklarında zemin bulacak toplumcu sivil siyasetin ortak paydası Ahilik üzerinden oluşturulabilir. Dayanışma ekonomisi, kimlik siyasetinin travmalarına çare olabilir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.