72 Kişiden 30 Milyona: Dünyanın En Büyük Sessiz Yürüyüşü Kerbela'ya Neden Akıyor?
72 Kişiden 30 Milyona: Dünyanın En Büyük Sessiz Yürüyüşü Kerbela'ya Neden Akıyor?
Her yıl milyonlarca kişi, Hz. Hüseyin'in anısına Necef'ten Kerbela'ya 90 kilometrelik gönüllü bir yürüyüş gerçekleştiriyor. Geçen yıl 30 milyona ulaşan katılım, modern çağın en büyük sivil dayanışma ve manevi buluşmalarından biri olarak görülüyor.
Haber Giriş Tarihi: 24.06.2026 14:18
Haber Güncellenme Tarihi: 24.06.2026 14:42
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Dünyanın en büyük kitlesel insan hareketi hangisi?
Bu soruya birçok kişi hac ibadetini, Olimpiyat Oyunları'nı ya da Hindistan'daki Kumbh Mela'yı örnek gösteriyor. Oysa her yıl Muharrem ayının son günlerinde Irak'ın güneyinde gerçekleşen bir yürüyüş, katılımcı sayısıyla modern çağın en büyük gönüllü insan buluşmalarından birine dönüşüyor. Ne konser var, ne spor müsabakası, ne siyasal miting... Milyonlarca insan tek bir isim uğruna aynı yolda yürüyor: Hüseyin.
Bu yürüyüşün son durağı ise Kerbela.
Muharrem'in onuncu günü olan Aşura'da Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin'in ve beraberindeki 72 kişinin şehid edildiği Kerbela, yaklaşık bin üç yüz elli yıldır tarihî bir olayın yaşandığı şehir olarak görülmüyor. Bugün milyonlarca insan için adalet, direniş, fedakârlık ve zulme karşı vicdanın sembolü olarak kabul ediliyor.
Her yıl dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler önce Necef'e ulaşıyor. Burada ilk durak, Hz. Ali'nin türbesi. Irak'ın kutsal şehirlerinden biri olan Necef'te milyonlarca insan günlerce Hz. Ali'nin kabrini ziyaret ediyor. Ardından başlayan yolculuk ise modern dünyada benzeri az görülen bir insan hareketine dönüşüyor.
Necef ile Kerbela arasındaki yaklaşık 90 kilometrelik yol yürünerek kat ediliyor. Sadece birkaç saatlik sembolik bir yürüyüş değil... Üç gün, dört gün, bazen daha uzun süren bu yolculuk boyunca insanlar aynı hedefe doğru ilerliyor. Yaşlılar, çocuklar, engelliler, savaş gazileri, din adamları, üniversite öğrencileri, doktorlar, işçiler... Farklı ülkelerden, farklı dilleri konuşan milyonlarca insan tek bir rota üzerinde buluşuyor.
Herkes Hüseyin'in Misafirleri
Yol boyunca sayıları on binleri bulan hizmet noktaları kuruluyor. Yürüyenlerden hiçbir ücret alınmıyor. 90 km boyunca sigara hariç her şey ücretsiz. Yemek, su, dinlenme alanı, sağlık hizmeti, ulaşım desteği ve hatta ayak masajına kadar uzanan gönüllü hizmet ağı tamamen halk tarafından finanse ediliyor. Ziyaretçiler misafir, hizmet edenler ise bunu ibadet kabul ediyor. Bu yüzden Kerbela yürüyüşü dünyanın en büyük gönüllü dayanışma organizasyonlarından biri olarak görülüyor.
Necef’ten Kerbelaya kadar Amerika’ya ölüm, İsrail’e ölüm sloganlarıyla tarihin en teo-politik yürüyüşü yapılıyor. Rakamlar ise dikkat çekici. Irak makamlarının açıkladığı verilere göre geçen yıl Aşura ve Erbain döneminde Kerbela'yı ziyaret edenlerin sayısı yaklaşık 30 milyona ulaştı. Bu sayı birçok ülkenin nüfusunu geride bırakıyor. Her yıl milyonlarca insan yüzlerce kilometre yol kat ederek aynı noktada buluşuyor.
Fakat asıl dikkat çekici olan rakamlar değil.
Asıl soru şu:
Nasıl oluyor da tarihte sadece 72 kişinin bulunduğu bir direniş, on dört asır sonra milyonlarca insanı harekete geçirmeye devam ediyor?
Kerbela'nın etkisini anlamaya çalışanlar, bu olayı sıradan bir savaş olarak değerlendirmiyor. Çünkü burada iki ordunun mücadelesinden çok daha fazlası yaşandı. Bir tarafta dönemin en büyük siyasî ve askerî gücü vardı. Diğer tarafta ise sayıca son derece küçük bir topluluk.
Hz. Hüseyin'in kendisine biat etmesi istenen yönetimi meşru görmemesi, bu nedenle ailesi ve yakınlarıyla birlikte ölüm pahasına direnmesi, Kerbela'yı İslam tarihinin en güçlü ahlaki anlatılarından biri hâline getirdi. Bu yüzden Kerbela, birçok araştırmacıya göre askerî bir yenilgi olmasına rağmen kültürel ve ahlaki anlamda tarihin en büyük zaferlerinden biri olarak okunuyor.
Bugün Necef'ten Kerbela'ya yürüyen insanların büyük bölümü kendilerini yalnızca bir ziyaretçi olarak görmüyor. Onlar bu yürüyüşü, Hz. Hüseyin'in yarım bıraktığı adalet çağrısına sembolik bir katılım olarak değerlendiriyor. Yol boyunca taşınan bayraklarda, okunan mersiyelerde ve atılan sloganlarda ortak tema hep aynı: Zulüm karşısında susmamak.
Ortak Vicdanın Görünürlüğü
Bu nedenle Kerbela yürüyüşü sadece Şiilerin gerçekleştirdiği bir dini ritüel olarak açıklanamıyor. Son yıllarda Sünni Müslümanlardan Hristiyanlara kadar farklı ülkelerden gelen ziyaretçilere kadar çok geniş bir katılımın oluşması, bu yürüyüşün giderek evrensel bir vicdan anlatısına dönüştüğünü göstermektedir. Hristiyan din adamları, sosyalist bireyler, sünniler her sene bu yürüyüşten beri durmamaktadır. En ilginç ziyaretlerden biri ise Putin’in akıl hocalarından olan Alexander Dugin ziyaretiydi.
Dugin, milyonlarca insanın hiçbir maddi karşılık beklemeden aynı hedefe doğru yürümesini "modern dünyanın açıklamakta zorlandığı manevi bir hadise" olarak tanımladı. Ona göre Kerbela bireyciliğin egemen olduğu çağda ortak vicdanın yeniden görünür hâle geldiği eşsiz bir toplumsal deneyimdi.
Diğer taraftan Batı kamuoyunda Ortadoğu çoğu zaman savaşlar, mezhep çatışmaları, terör örgütleri, otoriter rejimler ve insani krizlerle anılır. Uluslararası haber bültenlerinde Irak denildiğinde akla çoğunlukla bombalar, işgaller ve güvenlik sorunları gelir. Oysa Muharrem ve özellikle Erbain günlerinde aynı coğrafya bambaşka bir tabloya sahne olur.
Yüzlerce kilometre boyunca uzanan yolda milyonlarca insan tek bir hedefe doğru yürürken, devletlerden çok toplumun kendisi görünür hâle gelir. Bu nedenle Erbain yürüyüşü, modern dünyanın en büyük sivil dayanışma organizasyonlarından biri olarak görülüyor. Çünkü bu organizasyonun merkezinde devlet değil, halk bulunuyor.
Yol boyunca kilometrelerce uzanan çadırlarda ziyaretçilere günün her saati ücretsiz yemek dağıtılıyor. Su, çay, kahve, meyve, dinlenme alanları, sağlık hizmetleri, çocuk bakım noktaları ve yaşlılara yönelik destek ekipleri tamamen gönüllüler tarafından sağlanıyor. Binlerce aile evlerini hiç tanımadıkları insanlara açıyor. Yabancılar birkaç dakika içinde misafir, ev sahipleri ise hizmet etmeyi ibadet sayan gönüllülere dönüşüyor.
Alışık Olmayan Örgütlenme
Bu tabloyu ilk kez gören birçok yabancı gazeteci ve akademisyen ortak bir şaşkınlığı dile getiriyor. Böylesine devasa bir organizasyonun büyük ölçüde gönüllü ağlarla ayakta kalabilmesi, modern sosyal bilimlerin alışık olduğu örgütlenme modellerinin dışında bir örnek oluşturuyor.
Bu yönüyle Kerbela yolu, güvenin yeniden üretildiği bir kamusal alana dönüşüyor. Yol boyunca yürüyen biri cebindeki parayı kullanmakta zorlanıyor. Çünkü neredeyse hiçbir şey satılmıyor. İkram reddedildiğinde ise gönüllüler çoğu zaman ısrar ediyor. Onlar için hizmet eden kişi, hizmet alan kişiden daha büyük bir manevi kazanç elde ettiğine inanıyor. Modern ekonominin alışveriş mantığı burada yerini bambaşka bir ilişkiye bırakıyor. İnsanlar tüketici değil misafir oluyor. Ev sahibi ise satıcı değil, hizmetkâr olmayı tercih ediyor.
Belki de bu yüzden Kerbela yürüyüşünün en dikkat çekici yönü sayıların büyüklüğü değildir. Asıl dikkat çekici olan, milyonlarca insanın birbirini tanımadığı hâlde birbirine güvenebilmesidir.
Dünyanın birçok yerinde güvenlik kaygısıyla çevrili büyük organizasyonlar yoğun polis tedbirleriyle yürütülürken, Kerbela yolunda düzeni büyük ölçüde ortak inanç, gönüllülük ve karşılıklı sorumluluk duygusu ayakta tutuyor.
Kerbela'nın asıl mesajı belki de tam burada ortaya çıkıyor.
Bir zamanlar yalnız bırakılan 72 kişinin hatırası, bugün milyonlarca yabancının birbirine ev sahipliği yaptığı dünyanın en büyük gönüllü dayanışma yürüyüşüne dönüşmüş durumda. Bu nedenle Kerbela geçmişte yaşanan ahlaki tercihi bugünün dünyasında yeniden üretme çabasıdır. Bu yürüyüşün asıl gücü de tam olarak buradan doğuyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
72 Kişiden 30 Milyona: Dünyanın En Büyük Sessiz Yürüyüşü Kerbela'ya Neden Akıyor?
Her yıl milyonlarca kişi, Hz. Hüseyin'in anısına Necef'ten Kerbela'ya 90 kilometrelik gönüllü bir yürüyüş gerçekleştiriyor. Geçen yıl 30 milyona ulaşan katılım, modern çağın en büyük sivil dayanışma ve manevi buluşmalarından biri olarak görülüyor.
Dünyanın en büyük kitlesel insan hareketi hangisi?
Bu soruya birçok kişi hac ibadetini, Olimpiyat Oyunları'nı ya da Hindistan'daki Kumbh Mela'yı örnek gösteriyor. Oysa her yıl Muharrem ayının son günlerinde Irak'ın güneyinde gerçekleşen bir yürüyüş, katılımcı sayısıyla modern çağın en büyük gönüllü insan buluşmalarından birine dönüşüyor. Ne konser var, ne spor müsabakası, ne siyasal miting... Milyonlarca insan tek bir isim uğruna aynı yolda yürüyor: Hüseyin.
Bu yürüyüşün son durağı ise Kerbela.
Muharrem'in onuncu günü olan Aşura'da Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin'in ve beraberindeki 72 kişinin şehid edildiği Kerbela, yaklaşık bin üç yüz elli yıldır tarihî bir olayın yaşandığı şehir olarak görülmüyor. Bugün milyonlarca insan için adalet, direniş, fedakârlık ve zulme karşı vicdanın sembolü olarak kabul ediliyor.
Her yıl dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler önce Necef'e ulaşıyor. Burada ilk durak, Hz. Ali'nin türbesi. Irak'ın kutsal şehirlerinden biri olan Necef'te milyonlarca insan günlerce Hz. Ali'nin kabrini ziyaret ediyor. Ardından başlayan yolculuk ise modern dünyada benzeri az görülen bir insan hareketine dönüşüyor.
Necef ile Kerbela arasındaki yaklaşık 90 kilometrelik yol yürünerek kat ediliyor. Sadece birkaç saatlik sembolik bir yürüyüş değil... Üç gün, dört gün, bazen daha uzun süren bu yolculuk boyunca insanlar aynı hedefe doğru ilerliyor. Yaşlılar, çocuklar, engelliler, savaş gazileri, din adamları, üniversite öğrencileri, doktorlar, işçiler... Farklı ülkelerden, farklı dilleri konuşan milyonlarca insan tek bir rota üzerinde buluşuyor.
Herkes Hüseyin'in Misafirleri
Yol boyunca sayıları on binleri bulan hizmet noktaları kuruluyor. Yürüyenlerden hiçbir ücret alınmıyor. 90 km boyunca sigara hariç her şey ücretsiz. Yemek, su, dinlenme alanı, sağlık hizmeti, ulaşım desteği ve hatta ayak masajına kadar uzanan gönüllü hizmet ağı tamamen halk tarafından finanse ediliyor. Ziyaretçiler misafir, hizmet edenler ise bunu ibadet kabul ediyor. Bu yüzden Kerbela yürüyüşü dünyanın en büyük gönüllü dayanışma organizasyonlarından biri olarak görülüyor.
Necef’ten Kerbelaya kadar Amerika’ya ölüm, İsrail’e ölüm sloganlarıyla tarihin en teo-politik yürüyüşü yapılıyor. Rakamlar ise dikkat çekici. Irak makamlarının açıkladığı verilere göre geçen yıl Aşura ve Erbain döneminde Kerbela'yı ziyaret edenlerin sayısı yaklaşık 30 milyona ulaştı. Bu sayı birçok ülkenin nüfusunu geride bırakıyor. Her yıl milyonlarca insan yüzlerce kilometre yol kat ederek aynı noktada buluşuyor.
Fakat asıl dikkat çekici olan rakamlar değil.
Asıl soru şu:
Nasıl oluyor da tarihte sadece 72 kişinin bulunduğu bir direniş, on dört asır sonra milyonlarca insanı harekete geçirmeye devam ediyor?
Kerbela'nın etkisini anlamaya çalışanlar, bu olayı sıradan bir savaş olarak değerlendirmiyor. Çünkü burada iki ordunun mücadelesinden çok daha fazlası yaşandı. Bir tarafta dönemin en büyük siyasî ve askerî gücü vardı. Diğer tarafta ise sayıca son derece küçük bir topluluk.
Hz. Hüseyin'in kendisine biat etmesi istenen yönetimi meşru görmemesi, bu nedenle ailesi ve yakınlarıyla birlikte ölüm pahasına direnmesi, Kerbela'yı İslam tarihinin en güçlü ahlaki anlatılarından biri hâline getirdi. Bu yüzden Kerbela, birçok araştırmacıya göre askerî bir yenilgi olmasına rağmen kültürel ve ahlaki anlamda tarihin en büyük zaferlerinden biri olarak okunuyor.
Bugün Necef'ten Kerbela'ya yürüyen insanların büyük bölümü kendilerini yalnızca bir ziyaretçi olarak görmüyor. Onlar bu yürüyüşü, Hz. Hüseyin'in yarım bıraktığı adalet çağrısına sembolik bir katılım olarak değerlendiriyor. Yol boyunca taşınan bayraklarda, okunan mersiyelerde ve atılan sloganlarda ortak tema hep aynı: Zulüm karşısında susmamak.
Ortak Vicdanın Görünürlüğü
Bu nedenle Kerbela yürüyüşü sadece Şiilerin gerçekleştirdiği bir dini ritüel olarak açıklanamıyor. Son yıllarda Sünni Müslümanlardan Hristiyanlara kadar farklı ülkelerden gelen ziyaretçilere kadar çok geniş bir katılımın oluşması, bu yürüyüşün giderek evrensel bir vicdan anlatısına dönüştüğünü göstermektedir. Hristiyan din adamları, sosyalist bireyler, sünniler her sene bu yürüyüşten beri durmamaktadır. En ilginç ziyaretlerden biri ise Putin’in akıl hocalarından olan Alexander Dugin ziyaretiydi.
Dugin, milyonlarca insanın hiçbir maddi karşılık beklemeden aynı hedefe doğru yürümesini "modern dünyanın açıklamakta zorlandığı manevi bir hadise" olarak tanımladı. Ona göre Kerbela bireyciliğin egemen olduğu çağda ortak vicdanın yeniden görünür hâle geldiği eşsiz bir toplumsal deneyimdi.
Diğer taraftan Batı kamuoyunda Ortadoğu çoğu zaman savaşlar, mezhep çatışmaları, terör örgütleri, otoriter rejimler ve insani krizlerle anılır. Uluslararası haber bültenlerinde Irak denildiğinde akla çoğunlukla bombalar, işgaller ve güvenlik sorunları gelir. Oysa Muharrem ve özellikle Erbain günlerinde aynı coğrafya bambaşka bir tabloya sahne olur.
Yüzlerce kilometre boyunca uzanan yolda milyonlarca insan tek bir hedefe doğru yürürken, devletlerden çok toplumun kendisi görünür hâle gelir. Bu nedenle Erbain yürüyüşü, modern dünyanın en büyük sivil dayanışma organizasyonlarından biri olarak görülüyor. Çünkü bu organizasyonun merkezinde devlet değil, halk bulunuyor.
Yol boyunca kilometrelerce uzanan çadırlarda ziyaretçilere günün her saati ücretsiz yemek dağıtılıyor. Su, çay, kahve, meyve, dinlenme alanları, sağlık hizmetleri, çocuk bakım noktaları ve yaşlılara yönelik destek ekipleri tamamen gönüllüler tarafından sağlanıyor. Binlerce aile evlerini hiç tanımadıkları insanlara açıyor. Yabancılar birkaç dakika içinde misafir, ev sahipleri ise hizmet etmeyi ibadet sayan gönüllülere dönüşüyor.
Alışık Olmayan Örgütlenme
Bu tabloyu ilk kez gören birçok yabancı gazeteci ve akademisyen ortak bir şaşkınlığı dile getiriyor. Böylesine devasa bir organizasyonun büyük ölçüde gönüllü ağlarla ayakta kalabilmesi, modern sosyal bilimlerin alışık olduğu örgütlenme modellerinin dışında bir örnek oluşturuyor.
Bu yönüyle Kerbela yolu, güvenin yeniden üretildiği bir kamusal alana dönüşüyor. Yol boyunca yürüyen biri cebindeki parayı kullanmakta zorlanıyor. Çünkü neredeyse hiçbir şey satılmıyor. İkram reddedildiğinde ise gönüllüler çoğu zaman ısrar ediyor. Onlar için hizmet eden kişi, hizmet alan kişiden daha büyük bir manevi kazanç elde ettiğine inanıyor. Modern ekonominin alışveriş mantığı burada yerini bambaşka bir ilişkiye bırakıyor. İnsanlar tüketici değil misafir oluyor. Ev sahibi ise satıcı değil, hizmetkâr olmayı tercih ediyor.
Belki de bu yüzden Kerbela yürüyüşünün en dikkat çekici yönü sayıların büyüklüğü değildir. Asıl dikkat çekici olan, milyonlarca insanın birbirini tanımadığı hâlde birbirine güvenebilmesidir.
Dünyanın birçok yerinde güvenlik kaygısıyla çevrili büyük organizasyonlar yoğun polis tedbirleriyle yürütülürken, Kerbela yolunda düzeni büyük ölçüde ortak inanç, gönüllülük ve karşılıklı sorumluluk duygusu ayakta tutuyor.
Kerbela'nın asıl mesajı belki de tam burada ortaya çıkıyor.
Bir zamanlar yalnız bırakılan 72 kişinin hatırası, bugün milyonlarca yabancının birbirine ev sahipliği yaptığı dünyanın en büyük gönüllü dayanışma yürüyüşüne dönüşmüş durumda. Bu nedenle Kerbela geçmişte yaşanan ahlaki tercihi bugünün dünyasında yeniden üretme çabasıdır. Bu yürüyüşün asıl gücü de tam olarak buradan doğuyor.
En Çok Okunan Haberler