SON DAKİKA

Bu, Rusya'nın istediği dünya değil

Foreign Affairs'te yayımlanan analiz, Rusya'da Putin sonrası olası lider değişiminin Batı'nın beklediği dönüşümü yaratmayabileceğini savunuyor. Yazıda, güvenlik bürokrasisinin ve milliyetçiliğin sert çizgiyi sürdüreceği vurgulanıyor.

Haber Giriş Tarihi: 07.05.2026 10:06
Haber Güncellenme Tarihi: 07.05.2026 10:10
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Bu, Rusya'nın istediği dünya değil

ABD merkezli dış politika dergisi Foreign Affairs’ta yayımlanan dikkat çekici bir analiz, Rusya’nın yalnızca Vladimir Putin’den ibaret olmadığını ve Kremlin’de olası bir lider değişiminin Batı’nın beklediği türden bir dönüşüm yaratmayabileceğini savundu. “Bu, Rusya'nın istediği dünya değil” başlıklı analizde, Rusya’daki siyasal kültürün, güvenlik devleti anlayışının ve “büyük güç” fikrinin Putin sonrasında da varlığını sürdürebileceği öne sürüldü.

Analize göre Batı’da sıkça dile getirilen “Putin giderse savaş biter” yaklaşımı, Moskova’daki derin devlet reflekslerini ve Rus toplumundaki milliyetçi dönüşümü yeterince hesaba katmıyor. Özellikle Ukrayna savaşının ardından Rusya’da oluşan “kuşatılmış kale” psikolojisinin, Kremlin’deki elitler kadar toplumun önemli bir kısmında da kökleştiği belirtiliyor.

Yazıda dikkat çeken en önemli değerlendirmelerden biri, Putin sonrası dönemde göreve gelebilecek isimlerin de büyük ölçüde aynı güvenlik bürokrasisi içinden çıkacak olması. Analizde, Rusya’nın gelecekteki liderlerinin Batı’yla uzlaşmaya açık liberal figürler değil; Sovyet sonrası güvenlik aygıtı içinde yetişmiş, devletçi ve sert çizgiyi benimseyen kadrolar olacağı ifade edildi. Bu nedenle Moskova’nın dış politikada köklü bir yön değişikliğine gitmesinin zor olduğu vurgulandı.

Foreign Affairs çevrelerinde tartışma yaratan değerlendirmelerden biri de, Rus toplumunun önemli bölümünün ekonomik refahtan çok “küresel güç olma” fikrine öncelik verdiği yönündeki tespit oldu. Analizde yer verilen kamuoyu araştırmalarına göre birçok Rus vatandaşının, ağır ekonomik yaptırımlara rağmen savaşın sürmesini ve ülkenin “güçlü devlet” kimliğini korumasını desteklediği belirtildi.

Analiz, Kremlin’in yalnızca askeri değil ideolojik bir dönüşüm geçirdiğini de savunuyor. Rusya’nın artık kendisini Batı sistemine entegre olmaya çalışan bir ülkeden ziyade, alternatif bir medeniyet kutbu olarak gördüğü ifade ediliyor. Özellikle 2023’te yayımlanan Rus dış politika doktrininde ABD’nin “kolektif Batı’nın lideri” olarak tanımlanması ve çok kutuplu dünya vurgusunun öne çıkarılması, bu dönüşümün resmi zemini olarak değerlendiriliyor.

Öte yandan analizde, Ukrayna savaşının Rusya’yı ekonomik ve diplomatik açıdan yıprattığı da kabul ediliyor. Avrupa enerji pazarının büyük ölçüde kaybedildiği, Moskova’nın giderek Çin’e bağımlı hale geldiği ve savaş ekonomisinin uzun vadede ciddi sosyal sorunlar yaratabileceği ifade ediliyor. Ancak buna rağmen Kremlin’in geri adım atmasının kolay olmadığı; çünkü savaşın artık yalnızca jeopolitik değil, aynı zamanda rejimin meşruiyet meselesine dönüştüğü belirtiliyor.

Analizde dikkat çeken bir başka bölüm ise, Rusya’da olası bir “yenilgi” senaryosunun demokratikleşmeden çok daha sert bir milliyetçi dalgayı tetikleyebileceği uyarısı oldu. Yazıya göre Kremlin’in Ukrayna’da geri adım atması, ülkede “ihanet” söylemini güçlendirebilir ve daha radikal güç odaklarının ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu nedenle Batı’nın “Putin sonrası Rusya” beklentilerinin gerçekçi olmayabileceği savunuldu.

Son dönemde Kremlin’e yakın bazı çevrelerde de benzer tartışmaların yapıldığı görülüyor. Kremlin bağlantılı Valdai Kulübü’nün yayımladığı raporlarda, Rusya’nın eski Sovyet coğrafyasındaki etkisinin azaldığı ancak Moskova’nın yeni bir küresel denge arayışında olduğu ifade edilmişti.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.