İsrail’de yeni Yahudi-Arap parti: “Oyunuzu Çöpe Atmayacağız”
İsrail’de yeni Yahudi-Arap parti: “Oyunuzu Çöpe Atmayacağız”
Rula Daood ve Alon-Lee Green liderliğinde, Yahudi ve Arapları eşit yurttaşlık zemininde buluşturan 'Hepimiz İçin Bir Yer' partisi kuruldu. Parti; barış, ekonomik adalet ve ortak gelecek hedefiyle Netanyahu sonrası yeni bir siyasi dil sunuyor.
Haber Giriş Tarihi: 25.06.2026 18:30
Haber Güncellenme Tarihi: 25.06.2026 18:40
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Haaretz’te yayımlanan görüş yazısı, İsrail siyasetinde uzun süredir bastırılan bir soruyu yeniden gündeme taşıdı: Yahudiler ve Araplar aynı partide, eşit temsil ve ortak gelecek fikri etrafında gerçek bir siyasal merkez kurabilir mi? “A Place for Us All / Hepimiz İçin Bir Yer” adıyla kurulan yeni Yahudi-Arap parti, kendisini sadece Netanyahu karşıtı bir seçim hamlesi olarak göstermiyor, İsrail toplumunun savaş, yoksulluk, güvenlik krizi, Arap kentlerindeki şiddet ve Filistin meselesi karşısında çöken siyasal diline alternatif olarak konumlandırıyor.
Partinin eş başkanları Rula Daood ve Alon-Lee Green, yıllardır Yahudi-Arap ortak mücadelesi yürüten Standing Together hareketinden geliyor. Bu arka plan önemli. Çünkü yeni parti, klasik sol partilerin dar ideolojik diliyle ya da Arap partilerinin yalnızlaştırılmış temsil alanıyla sınırlı kalmak istemiyor. Tam tersine, Arap ve Yahudi yurttaşların gündelik hayatını aynı siyasal zeminde buluşturmayı hedefliyor: Hayat pahalılığı, konut krizi, eğitim, savaşın toplum üzerindeki yükü, Arap mahallelerinde organize suç ve İsrail-Filistin barışı.
Bu çıkış, İsrail’de seçim atmosferinin sertleştiği bir döneme denk geldi. Netanyahu bloğu, savaş siyaseti ve aşırı sağ ortaklarıyla ayakta kalmaya çalışırken, muhalefet cephesinde de parçalı ve kırılgan bir tablo var. Naftali Bennett, Yair Lapid ve Gadi Eisenkot çevresinde oluşan merkez-sağ muhalefet, Netanyahu’yu devirmeyi hedefliyor; ancak bu hattın Filistin meselesinde cesur bir demokratik dönüşüm programı sunduğunu söylemek zor. Bennett’in geçmişte Arap partileriyle yeniden koalisyon kurmaya mesafeli açıklamaları, İsrail muhalefetinin temel açmazını gösteriyor: Netanyahu karşıtlığı var, fakat eşit yurttaşlık fikri hâlâ merkeze alınmış değil.
Yeni Yahudi-Arap partinin iddiası tam da burada anlam kazanıyor. İsrail’de Arap seçmenler uzun yıllardır siyasetin hem ihtiyaç duyulan hem de dışlanan kitlesi oldu. 2021’de Mansur Abbas liderliğindeki Ra’am’ın koalisyona katılması tarihi bir eşikti; fakat bu deneyim sağın sert saldırıları ve koalisyonun kırılganlığı içinde kısa sürede yıprandı. Bugün Arap partileri yeniden ortak liste tartışmaları yürütürken, yeni parti bu alanın dışına taşan bir model öneriyor: Arapların sadece Araplara, Yahudilerin sadece Yahudilere seslendiği ayrışmış siyaset yerine, ortak yurttaşlık zemininde kurulan iki dilli, iki toplumlu bir siyaset.
Ancak bu iddianın önünde ciddi engeller var. İsrail toplumunda 7 Ekim sonrası güvenlikçi dalga derinleşti. Gazze savaşı, Batı Şeria’daki fiili ilhak adımları, yerleşimci hareketin güç kazanması ve aşırı sağın devlet aygıtı üzerindeki etkisi, ortak yaşam siyasetini daha da zorlaştırdı. Reuters’ın aktardığı son gelişmelerde Batı Şeria’daki arkeolojik alanların İsrail denetimine alınmasına dönük yasa girişimi, Filistinliler ve İsrailli insan hakları çevreleri tarafından fiili ilhak hamlesi olarak yorumlanıyor. Bu tablo, yeni partinin İsrail devletinin yöneldiği tarihsel rota ile de mücadele edeceğini gösteriyor.
Partinin en önemli avantajı ise genç seçmenlerde ve siyasetten kopmuş kesimlerde karşılık bulma ihtimali. Haaretz’teki yazının başlığında yer alan “oyunuzu çöpe atmayacağız” vurgusu, İsrail’de küçük sol partilere yönelen klasik eleştiriyi hedef alıyor. Seçmenlere verilen mesaj açık: Bu girişim romantik bir protesto hareketi değil, Knesset’e girmeyi ve siyasal dengeyi değiştirmeyi hedefleyen örgütlü bir parti projesi. Jerusalem Post’un aktardığına göre parti, genç seçmenleri sandığa çekebileceğini ve Netanyahu-Smotrich-Ben-Gvir hattını geriletme mücadelesine katkı sunacağını savunuyor.
Yine de belirleyici soru şudur: Bu parti İsrail solunun eski hatalarını aşabilecek mi? İsrail’de barış kampı uzun süredir hem toplumsal meşruiyet hem de siyasal güç kaybı yaşıyor. Filistin meselesinde adil çözüm fikri, güvenlik söylemi tarafından bastırıldı. Merkez muhalefet ise çoğu zaman Netanyahu’nun otoriterleşmesine itiraz ederken, işgal düzeninin kendisiyle yeterince hesaplaşmadı. Yeni Yahudi-Arap parti, eşit yurttaşlık ve barış söylemini ekonomik adalet, güvenlik ve gündelik hayat sorunlarıyla birleştirebilirse, klasik sol nostaljinin ötesine geçebilir.
Bu nedenle “Hepimiz İçin Bir Yer”in önemi sandalye sayısından ibaret değil. İsrail siyasetinde Arapların yalnızca pazarlık unsuru, Yahudilerin ise güvenlik korkusuyla yönetilen çoğunluk olarak görüldüğü düzenin dışına çıkma arayışını temsil ediyor. Başarısız olursa, bu girişim bir kez daha “ortak yaşam siyaseti İsrail’de karşılık bulmuyor” yorumlarına malzeme yapılacak. Başarılı olursa, Netanyahu sonrası İsrail’in siyasal dil değişimiyle de tartışılabileceğini gösterecek.
Bugün İsrail’de asıl mücadele Netanyahu’nun gidip gitmemesinden daha derin bir yerde yaşanıyor. Soru, Netanyahu sonrası kurulacak düzenin yine güvenlikçi, ayrımcı ve Filistin meselesini erteleyen bir merkez siyaset mi olacağı; yoksa Yahudi ve Arap yurttaşların eşitliği üzerine kurulan yeni bir demokratik tahayyülün mü doğacağıdır. Yeni parti, bu ikinci ihtimali temsil etmeye çalışıyor. Fakat bu ihtimalin gerçeğe dönüşmesi, sadece iyi niyetli bir ortaklık söylemine değil, savaş düzenine, işgale, ekonomik eşitsizliğe ve etnik hiyerarşiye aynı anda meydan okuyabilecek siyasal cesarete bağlı olacak.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İsrail’de yeni Yahudi-Arap parti: “Oyunuzu Çöpe Atmayacağız”
Rula Daood ve Alon-Lee Green liderliğinde, Yahudi ve Arapları eşit yurttaşlık zemininde buluşturan 'Hepimiz İçin Bir Yer' partisi kuruldu. Parti; barış, ekonomik adalet ve ortak gelecek hedefiyle Netanyahu sonrası yeni bir siyasi dil sunuyor.
Haaretz’te yayımlanan görüş yazısı, İsrail siyasetinde uzun süredir bastırılan bir soruyu yeniden gündeme taşıdı: Yahudiler ve Araplar aynı partide, eşit temsil ve ortak gelecek fikri etrafında gerçek bir siyasal merkez kurabilir mi? “A Place for Us All / Hepimiz İçin Bir Yer” adıyla kurulan yeni Yahudi-Arap parti, kendisini sadece Netanyahu karşıtı bir seçim hamlesi olarak göstermiyor, İsrail toplumunun savaş, yoksulluk, güvenlik krizi, Arap kentlerindeki şiddet ve Filistin meselesi karşısında çöken siyasal diline alternatif olarak konumlandırıyor.
Partinin eş başkanları Rula Daood ve Alon-Lee Green, yıllardır Yahudi-Arap ortak mücadelesi yürüten Standing Together hareketinden geliyor. Bu arka plan önemli. Çünkü yeni parti, klasik sol partilerin dar ideolojik diliyle ya da Arap partilerinin yalnızlaştırılmış temsil alanıyla sınırlı kalmak istemiyor. Tam tersine, Arap ve Yahudi yurttaşların gündelik hayatını aynı siyasal zeminde buluşturmayı hedefliyor: Hayat pahalılığı, konut krizi, eğitim, savaşın toplum üzerindeki yükü, Arap mahallelerinde organize suç ve İsrail-Filistin barışı.
Bu çıkış, İsrail’de seçim atmosferinin sertleştiği bir döneme denk geldi. Netanyahu bloğu, savaş siyaseti ve aşırı sağ ortaklarıyla ayakta kalmaya çalışırken, muhalefet cephesinde de parçalı ve kırılgan bir tablo var. Naftali Bennett, Yair Lapid ve Gadi Eisenkot çevresinde oluşan merkez-sağ muhalefet, Netanyahu’yu devirmeyi hedefliyor; ancak bu hattın Filistin meselesinde cesur bir demokratik dönüşüm programı sunduğunu söylemek zor. Bennett’in geçmişte Arap partileriyle yeniden koalisyon kurmaya mesafeli açıklamaları, İsrail muhalefetinin temel açmazını gösteriyor: Netanyahu karşıtlığı var, fakat eşit yurttaşlık fikri hâlâ merkeze alınmış değil.
Yeni Yahudi-Arap partinin iddiası tam da burada anlam kazanıyor. İsrail’de Arap seçmenler uzun yıllardır siyasetin hem ihtiyaç duyulan hem de dışlanan kitlesi oldu. 2021’de Mansur Abbas liderliğindeki Ra’am’ın koalisyona katılması tarihi bir eşikti; fakat bu deneyim sağın sert saldırıları ve koalisyonun kırılganlığı içinde kısa sürede yıprandı. Bugün Arap partileri yeniden ortak liste tartışmaları yürütürken, yeni parti bu alanın dışına taşan bir model öneriyor: Arapların sadece Araplara, Yahudilerin sadece Yahudilere seslendiği ayrışmış siyaset yerine, ortak yurttaşlık zemininde kurulan iki dilli, iki toplumlu bir siyaset.
Ancak bu iddianın önünde ciddi engeller var. İsrail toplumunda 7 Ekim sonrası güvenlikçi dalga derinleşti. Gazze savaşı, Batı Şeria’daki fiili ilhak adımları, yerleşimci hareketin güç kazanması ve aşırı sağın devlet aygıtı üzerindeki etkisi, ortak yaşam siyasetini daha da zorlaştırdı. Reuters’ın aktardığı son gelişmelerde Batı Şeria’daki arkeolojik alanların İsrail denetimine alınmasına dönük yasa girişimi, Filistinliler ve İsrailli insan hakları çevreleri tarafından fiili ilhak hamlesi olarak yorumlanıyor. Bu tablo, yeni partinin İsrail devletinin yöneldiği tarihsel rota ile de mücadele edeceğini gösteriyor.
Partinin en önemli avantajı ise genç seçmenlerde ve siyasetten kopmuş kesimlerde karşılık bulma ihtimali. Haaretz’teki yazının başlığında yer alan “oyunuzu çöpe atmayacağız” vurgusu, İsrail’de küçük sol partilere yönelen klasik eleştiriyi hedef alıyor. Seçmenlere verilen mesaj açık: Bu girişim romantik bir protesto hareketi değil, Knesset’e girmeyi ve siyasal dengeyi değiştirmeyi hedefleyen örgütlü bir parti projesi. Jerusalem Post’un aktardığına göre parti, genç seçmenleri sandığa çekebileceğini ve Netanyahu-Smotrich-Ben-Gvir hattını geriletme mücadelesine katkı sunacağını savunuyor.
Yine de belirleyici soru şudur: Bu parti İsrail solunun eski hatalarını aşabilecek mi? İsrail’de barış kampı uzun süredir hem toplumsal meşruiyet hem de siyasal güç kaybı yaşıyor. Filistin meselesinde adil çözüm fikri, güvenlik söylemi tarafından bastırıldı. Merkez muhalefet ise çoğu zaman Netanyahu’nun otoriterleşmesine itiraz ederken, işgal düzeninin kendisiyle yeterince hesaplaşmadı. Yeni Yahudi-Arap parti, eşit yurttaşlık ve barış söylemini ekonomik adalet, güvenlik ve gündelik hayat sorunlarıyla birleştirebilirse, klasik sol nostaljinin ötesine geçebilir.
Bu nedenle “Hepimiz İçin Bir Yer”in önemi sandalye sayısından ibaret değil. İsrail siyasetinde Arapların yalnızca pazarlık unsuru, Yahudilerin ise güvenlik korkusuyla yönetilen çoğunluk olarak görüldüğü düzenin dışına çıkma arayışını temsil ediyor. Başarısız olursa, bu girişim bir kez daha “ortak yaşam siyaseti İsrail’de karşılık bulmuyor” yorumlarına malzeme yapılacak. Başarılı olursa, Netanyahu sonrası İsrail’in siyasal dil değişimiyle de tartışılabileceğini gösterecek.
Bugün İsrail’de asıl mücadele Netanyahu’nun gidip gitmemesinden daha derin bir yerde yaşanıyor. Soru, Netanyahu sonrası kurulacak düzenin yine güvenlikçi, ayrımcı ve Filistin meselesini erteleyen bir merkez siyaset mi olacağı; yoksa Yahudi ve Arap yurttaşların eşitliği üzerine kurulan yeni bir demokratik tahayyülün mü doğacağıdır. Yeni parti, bu ikinci ihtimali temsil etmeye çalışıyor. Fakat bu ihtimalin gerçeğe dönüşmesi, sadece iyi niyetli bir ortaklık söylemine değil, savaş düzenine, işgale, ekonomik eşitsizliğe ve etnik hiyerarşiye aynı anda meydan okuyabilecek siyasal cesarete bağlı olacak.
En Çok Okunan Haberler