SON DAKİKA

Rusya'nın Suriye'deki Askeri Üslerinin Geleceği

Esad sonrası Rusya, Suriye'den çekilmek yerine askeri varlığını 'yeniden formatlayarak' korumayı hedefliyor. Tartus ve Hmeymim üslerini lojistik merkezlere dönüştürmek isteyen Moskova, yeni yönetimle pragmatik bir ilişki yürütmeyi amaçlıyor.

Haber Giriş Tarihi: 25.06.2026 13:16
Haber Güncellenme Tarihi: 25.06.2026 13:19
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Rusya'nın Suriye'deki Askeri Üslerinin Geleceği

Beşşar Esad yönetiminin çöküşü, uzun yıllardır Ortadoğu jeopolitiğini şekillendiren en önemli kırılmalardan biri olarak görülüyor. Pek çok Batılı analiz, bu gelişmenin Rusya'nın Doğu Akdeniz'deki nüfuzunun da sonunu getireceğini öngörüyordu. Ancak The New Arab için Paul Iddon tarafından kaleme alınan son analiz, sahadaki gelişmelerin çok daha farklı bir yöne evrildiğini ortaya koyuyor. Moskova, Suriye'deki askeri varlığını sona erdirmek yerine yeniden tanımlamaya hazırlanıyor. Tartus Deniz Üssü ile Hmeymim Hava Üssü'nün geleceği konusunda Şam ile yürütülen müzakereler, Rusya'nın bölgeden çekilmeyi değil, değişen siyasi gerçekliğe uyum sağlayacak yeni bir askeri ve diplomatik model geliştirmeyi hedeflediğini gösteriyor. Bu durum Doğu Akdeniz'den Afrika'ya kadar uzanan geniş coğrafyada güç dengelerinin nasıl şekilleneceğine dair önemli ipuçları veriyor.

Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığı hiçbir zaman yalnızca Esad rejimini korumaya indirgenebilecek bir politika değildi. Kremlin açısından Suriye, Karadeniz'den Akdeniz'e uzanan deniz stratejisinin en kritik halkasını oluştururken aynı zamanda Afrika'da son yıllarda hızla genişleyen nüfuzunun da lojistik merkezi haline geldi. Bu nedenle Esad'ın iktidardan ayrılması Moskova için ciddi bir siyasi kayıp anlamına gelse de, Rus stratejistleri açısından asıl mesele rejimin kim olduğu değil, Rusya'nın bölgesel çıkarlarının nasıl korunacağı oldu. Nitekim son aylarda yaşanan diplomatik temaslar da Kremlin'in ideolojik bağlılıklardan ziyade jeopolitik sürekliliği önceleyen yaklaşımını doğruluyor.

Yeni Suriye yönetimi de Rusya ile ilişkileri tamamen koparmayı tercih etmedi. Bunun temel nedeni, ülkenin güvenlik altyapısının hâlâ büyük ölçüde Rus askeri teknolojisine bağımlı olmasıdır. On yıllardır kullanılan savaş uçakları, hava savunma sistemleri, tanklar ve ağır silahların bakımından mühimmat tedarikine kadar uzanan geniş bir alanda Rusya vazgeçilmez konumunu koruyor. Suriye ordusunun kısa vadede Batılı sistemlere geçmesi hem ekonomik hem de teknik nedenlerle mümkün görünmüyor. Bu nedenle Şam yönetimi, geçmişte Esad'a verdiği destek nedeniyle Moskova'yı eleştirse bile mevcut güvenlik ihtiyaçları nedeniyle Rusya ile kontrollü bir ilişki yürütmek zorunda kalıyor.

Rusya açısından ise yeni yönetimle diyalog kurmanın başka nedenleri de bulunuyor. Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile ilişkileri tarihinin en gergin dönemlerinden birini yaşayan Kremlin, uluslararası alanda tamamen yalnızlaşmamak için Ortadoğu'daki diplomatik ağını korumaya büyük önem veriyor. Türkiye, İran, Körfez ülkeleri ve İsrail ile aynı anda temas kurabilen az sayıdaki küresel aktörden biri olmayı sürdürebilmesi, büyük ölçüde Suriye'deki varlığını devam ettirebilmesine bağlı görülüyor.

Rusya'nın hedefi üsleri yeni döneme uyarlamak

Rus yetkililerin son aylarda kullandığı en dikkat çekici kavram "yeniden formatlama" oldu. İlk bakışta teknik bir ifade gibi görünen bu tanımlama aslında Moskova'nın yeni stratejisinin özünü yansıtıyor. Çünkü Kremlin artık Suriye'deki üslerini Esad dönemindeki gibi yoğun askeri operasyonların merkezi olarak değil, daha esnek ve çok amaçlı lojistik merkezler olarak değerlendirmek istiyor. Bu yaklaşım sayesinde hem yeni yönetimin egemenlik hassasiyetleri gözetilmiş olacak hem de Rusya Doğu Akdeniz'deki en önemli stratejik kazanımlarını kaybetmemiş olacak.

Özellikle Tartus Deniz Üssü bu planın merkezinde bulunuyor. Soğuk Savaş'ın son dönemlerinden itibaren Rus donanmasının Akdeniz'deki en önemli lojistik noktası olan Tartus, bugün de Karadeniz Filosunun Akdeniz'e açılan kapısı niteliğinde. Rus savaş gemileri burada bakım yapabiliyor, mühimmat ikmali gerçekleştirebiliyor ve uzun süreli görevler için hazırlıklarını tamamlayabiliyor. Eğer Moskova bu tesisi tamamen kaybederse Akdeniz'deki sürekli askeri varlığını da ciddi ölçüde zayıflatmış olacak. Bu nedenle Rusya'nın Tartus konusunda taviz vermesi oldukça düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.

Benzer şekilde Hmeymim Hava Üssü de son yıllarda Rus dış politikasının beklenenden çok daha önemli unsurlarından biri haline geldi. Ukrayna savaşından önce daha çok Suriye operasyonlarının merkezi olarak bilinen üs, zaman içerisinde Afrika'ya yönelik askeri ve lojistik faaliyetlerin ana hava koridoruna dönüştü. Libya'dan Mali'ye, Orta Afrika Cumhuriyeti'nden Sudan'a kadar birçok noktaya yapılan personel ve malzeme sevkiyatında Hmeymim kritik rol oynuyor. Batılı güvenlik çevreleri de Rusya'nın Afrika'daki etkisinin önemli bölümünün bu üs üzerinden sürdürüldüğünü değerlendiriyor.

Tam da bu nedenle Moskova'nın Suriye'deki askeri varlığını sadece iki üs üzerinden değerlendirmek eksik kalıyor. Aslında tartışılan mesele, Rusya'nın Akdeniz'deki jeopolitik konumunun geleceği. Eğer Tartus ve Hmeymim korunursa Kremlin Kuzey Afrika ve Sahel bölgesinde de etkisini sürdürebilecek. Aksi durumda ise son on yılda büyük maliyetlerle kurduğu bölgesel nüfuz ağının önemli bir kısmını yeniden inşa etmek zorunda kalacak.

Rusya'nın son haftalarda Tartus Limanı'na yeniden büyük çaplı askeri ve lojistik sevkiyat gerçekleştirmesi de bu stratejinin sembolik olmanın ötesinde, fiili olarak uygulanmaya başladığını gösteriyor. Bu sevkiyatlar aynı zamanda Moskova'nın yeni Suriye yönetimiyle belirli ölçüde mutabakat sağlayabildiğine işaret ediyor. Eğer taraflar arasında ciddi bir kriz yaşansaydı Rus gemilerinin limana erişimi bu kadar rahat şekilde devam edemezdi.

Suriye küresel rekabetin düğüm noktası

Bugün Suriye'ye bakıldığında görünen tablo, on yıl önceki iç savaş dinamiklerinden oldukça farklı. Suriye, ABD ile Rusya arasındaki rekabetin, Türkiye'nin güvenlik politikalarının, İran'ın bölgesel nüfuz mücadelesinin ve Körfez ülkelerinin ekonomik yatırımlarının aynı anda kesiştiği çok katmanlı bir jeopolitik alan haline geldi. Bu nedenle Rusya'nın üsleri konusunda verilecek her karar bölgenin tamamındaki güç dengesini etkileme potansiyeline sahip.

Ahmed el-Şaraa yönetimi de bu gerçeğin farkında hareket ediyor. Yeni yönetim, Batı ile ilişkileri normalleştirmeye çalışırken aynı zamanda Rusya'yı tamamen dışlamanın ülkeye yeni güvenlik sorunları doğurabileceğini biliyor. Bu nedenle Şam'ın izlediği politika, tek bir blokla hareket etmek yerine çok yönlü diplomatik denge kurmaya dayanıyor. Bu yaklaşım, son yıllarda Körfez ülkelerinin ve hatta Türkiye'nin dış politikalarında görülen pragmatik çizgiyle de büyük ölçüde örtüşüyor.

Batılı başkentlerde ise Rusya'nın Suriye'deki varlığını koruma ihtimali dikkatle izleniyor. Çünkü Esad'ın devrilmesinin ardından Moskova'nın bölgeden çekileceği yönündeki beklenti gerçekleşmedi. Aksine Kremlin, askeri varlığını daha düşük görünürlükte fakat daha sürdürülebilir bir modele dönüştürerek uzun vadeli kalıcılık sağlamaya çalışıyor. Bu durum, Ukrayna savaşı nedeniyle ciddi baskı altında bulunan Rusya'nın küresel stratejik kapasitesini beklenenden daha başarılı şekilde koruyabildiğini gösteriyor.

Suriye'de yaşanan dönüşüm, Rusya'nın Ortadoğu'dan çekildiği değil, yöntem değiştirdiği yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Moskova artık Esad rejimini ayakta tutan askeri güç olmaktan ziyade, yeni Suriye'nin güvenlik mimarisinde yer edinmeye çalışan pragmatik bir aktör görünümü veriyor. Tartus ve Hmeymim üslerinin geleceği bu nedenle iki askeri tesisin akıbeti olarak okunmamalı. Bu üsler, Rusya'nın Akdeniz'deki kalıcılığının, Afrika'ya uzanan stratejik koridorunun ve çok kutuplu dünya düzeninde büyük güç statüsünü koruma çabasının somut sembolleri haline gelmiş durumda. Önümüzdeki aylarda Şam ile Moskova arasında yapılacak anlaşmalar, Ortadoğu'daki yeni güç mimarisinin de hangi yönde şekilleneceğini belirleyen en kritik gelişmeler arasında yer alacak.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.