SON DAKİKA

Mazlum Abdi Neden Paris ve Roma Yolunda?

SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, SDG-Şam entegrasyon sürecini, siyasi temsili ve enerji sahalarını görüşmek üzere İtalya ve Fransa'ya kritik bir ziyaret gerçekleştirecek. Ziyaret, yeni Suriye'nin inşasında Kürtlerin rolünü belirlemeyi hedefliyor.

Haber Giriş Tarihi: 17.06.2026 09:45
Haber Güncellenme Tarihi: 17.06.2026 09:59
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Mazlum Abdi Neden Paris ve Roma Yolunda?

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin İtalya ve Fransa’yı kapsayan Avrupa turu önümüzde ki günlerde başlayacak. Ziyaret, Suriye iç savaşının ardından şekillenen yeni düzenin en kritik başlıklarından biri olan SDG-Şam entegrasyon sürecinin uluslararası boyutunu ortaya koyuyor. Paris ve Roma’daki görüşmelerin merkezinde askeri entegrasyon, siyasi temsil, enerji sahalarının geleceği ve Kuzeydoğu Suriye'nin statüsü bulunuyor. Ancak masanın görünmeyen tarafında çok daha büyük bir mücadele yaşanıyor: Suriye'nin yeniden inşasında kimin söz sahibi olacağı sorusu.

2025 yılında Ahmed el-Şara ile Mazlum Abdi arasında imzalanan anlaşma, SDG'nin askeri ve sivil kurumlarının aşamalı biçimde Suriye devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu. Anlaşma kapsamında sınır kapıları, petrol sahaları, kamu kurumları ve güvenlik mekanizmalarının Şam ile koordinasyon içinde yeniden düzenlenmesi hedeflenmişti. Ardından 2026 başında yeni bir entegrasyon mutabakatı ortaya çıktı ve ortak komiteler kuruldu. Buna rağmen süreç hâlâ tamamlanabilmiş değil. Entegrasyonun nasıl yapılacağı, SDG birliklerinin hangi statüyle Suriye ordusuna katılacağı ve yerel yönetimlerin hangi yetkileri koruyacağı konusunda ciddi görüş ayrılıkları sürüyor.

Tam da bu nedenle Avrupa turu önem kazanıyor. Paris, SDG açısından uzun yıllardır Washington'dan sonraki en önemli uluslararası destek merkezi konumunda bulunuyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron son aylarda yaptığı açıklamalarda SDG ile Şam arasındaki anlaşmanın eksiksiz uygulanması gerektiğini vurguladı ve Kürtlerin yeni Suriye'nin siyasal mimarisinde temsil edilmesi gerektiğini savundu.

Bu yaklaşımın arkasında insani kaygılardan çok güvenlik hesapları yatıyor. Fransız güvenlik kurumları, SDG'nin kontrol ettiği kamplarda ve cezaevlerinde bulunan binlerce IŞİD mensubunun geleceğini Avrupa güvenliği açısından kritik görüyor. Özellikle Hol ve Roj kampları, Avrupa başkentlerinde yıllardır bir güvenlik dosyası olarak değerlendiriliyor. Fransa, SDG'nin zayıflaması veya Şam ile yaşanabilecek yeni bir kriz sonucunda IŞİD'in yeniden toparlanabileceğinden endişe ediyor. Paris yönetiminin son aylarda yaptığı açıklamalar da bu kaygıyı açık biçimde ortaya koyuyor.

İtalya'nın ilgisi ise daha farklı. Roma, son dönemde Akdeniz güvenliği, enerji koridorları ve göç meselesi üzerinden Suriye dosyasına daha aktif yaklaşmaya başladı. Avrupa Birliği içinde Suriye'nin yeniden inşası gündemi yavaş yavaş güç kazanırken, Kuzeydoğu Suriye'deki petrol ve doğal gaz sahalarının geleceği ekonomik açıdan önemli bir başlık haline geliyor. SDG'nin kontrol ettiği bölgeler, savaş sonrası Suriye'nin en değerli enerji kaynaklarının bulunduğu alanları kapsıyor. 2025'teki anlaşmalar da bu enerji sahalarının merkezi devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu.

Burada dikkat çekici bir çelişki bulunuyor. Şam yönetimi ülkenin üniter yapısını güçlendirmek isterken, SDG ise yerel idari kazanımlarını korumaya çalışıyor. Mazlum Abdi son aylarda yaptığı açıklamalarda entegrasyonun başladığını söylese de yerel güvenlik kurumlarının ve bazı idari yapıların korunması gerektiğini vurgulamaya devam ediyor.

Başka bir ifadeyle mesele artık "entegrasyon olacak mı?" sorusu değil; "entegrasyon hangi şartlarda olacak?" sorusudur.

Avrupa turunun görünmeyen aktörlerinden biri de Amerika Birleşik Devletleri.

Washington son iki yılda doğrudan ön planda görünmemeye çalışsa da SDG ile Şam arasındaki anlaşmaların oluşmasında kritik rol oynadı. Çeşitli diplomatik temaslarda Amerikan temsilcilerinin yer alması ve Abdi'nin uluslararası görüşmelerinde ABD desteğinin hissedilmesi dikkat çekiyor. Birçok gözlemci, Washington'ın SDG'yi tamamen terk etmek yerine onu yeni Suriye denklemine kontrollü biçimde entegre etmeye çalıştığını düşünüyor.

Kürt siyaseti açısından bakıldığında ise Avrupa turu başka bir mesaj taşıyor.

Mazlum Abdi, bu ziyaretlerle yalnızca Şam ile yürütülen müzakereleri desteklemeye çalışmıyor. Aynı zamanda uluslararası aktörlere şu mesajı veriyor: "Yeni Suriye kurulurken Kürtler masanın dışında bırakılmamalıdır."

Bu nedenle Paris ve Roma temasları, askeri bir entegrasyon görüşmesinden çok daha geniş anlam taşıyor. Görüşmeler; anayasal düzen, yerel yönetimlerin geleceği, enerji gelirlerinin paylaşımı, güvenlik mekanizmalarının yeniden tasarlanması ve Kürtlerin siyasal temsil gücü gibi başlıklara uzanıyor.

Önümüzdeki aylarda sürecin kaderini belirleyecek üç kritik dosya bulunuyor.

Birincisi, SDG savaşçılarının Suriye ordusuna hangi modelle dahil edileceği. İkincisi, Asayiş gibi yerel güvenlik kurumlarının geleceği. Üçüncüsü ise petrol ve doğal gaz sahalarının yönetimi.

Eğer bu üç başlıkta uzlaşma sağlanırsa, Suriye iç savaşının en karmaşık dosyalarından biri kapanabilir. Ancak tarafların birbirine duyduğu güvensizlik, sahadaki farklı güç merkezleri ve bölgesel aktörlerin hesapları dikkate alındığında sürecin kolay ilerlemesi beklenmiyor.

Bu nedenle Mazlum Abdi'nin Avrupa turu, bir diplomatik nezaket ziyareti olarak okunamaz. Paris ve Roma'da yapılacak görüşmeler, Kuzeydoğu Suriye'nin geleceğini, Kürtlerin yeni Suriye içindeki yerini ve hatta Ortadoğu'nun savaş sonrası jeopolitiğini etkileme potansiyeli taşıyor. Avrupa başkentlerinde verilecek mesajlar, Şam'daki müzakere masasının dengesini değiştirebilir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.