SON DAKİKA

#Egzersiz

HABER DEĞER - Egzersiz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Egzersiz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ramazan’da sağlıklı oruç: Sahurdan iftara doğru beslenme rehberi Haber

Ramazan’da sağlıklı oruç: Sahurdan iftara doğru beslenme rehberi

1 Mart’ta başlayacak Ramazan Ayı’nda oruç tutan yurttaşlar için beslenme düzeni günlük yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Gün doğumundan gün batımına kadar süren açlık ve susuzluk sürecine vücudu hazırlamak için sahurda doğru gıdalar tercih etmek, iftarda ise mideyi yormadan dengeli öğünler oluşturmak gerekiyor. Sağlık sorunu olanlar ya da düzenli ilaç kullananların ise oruç öncesinde doktor görüşü alması öneriliyor. Sahurda uzun süre tok tutan besinler öne çıkıyor Sahur, gün boyunca enerjiyi korumanın en önemli basamağı olarak görülüyor. Protein ve lif açısından zengin yumurta, yoğurt, peynir, tam tahıllar, baklagiller ve yulaf gibi besinler sindirimi yavaşlatarak tokluk süresini uzatıyor. Su içeriği yüksek meyve ve sebzeler de susuzluk hissini azaltmaya yardımcı oluyor. İşlenmiş, aşırı tuzlu ve şekerli gıdalar ise hem susuzluğu artırdığı hem de kan şekerinde dalgalanma yarattığı için sınırlandırılmalı. Sahurda ağır ve yağlı yemeklerden kaçınmak, hem sindirim hem de uyku kalitesi açısından önem taşıyor. İftarda mideyi yormayan dengeli başlangıç öneriliyor Uzun saatler aç kalan bedenin ani ve ağır yemeklerle zorlanmaması gerektiği belirtiliyor. Orucu su ve hurma gibi hafif bir başlangıçla açmak, ardından çorba ve salata gibi kolay sindirilen besinlerle devam etmek öneriliyor. Ana öğünde protein kaynakları (et, tavuk, balık veya baklagiller), sebze yemekleri, tam tahıllar ve yoğurt gibi ürünlerle dengeli bir tabak oluşturulması vücudun ihtiyaçlarını karşılıyor. Aşırı yağlı, kızartılmış ve şekerli yiyecekler hazımsızlık, kilo artışı ve ani enerji düşüşüne yol açabiliyor. Su tüketimi ve yaşam alışkanlıkları belirleyici Uzmanlar, iftar ile sahur arasındaki sürede su tüketiminin zamana yayılması gerektiğini vurguluyor. Kafeinli içeceklerin susuzluğu artırabileceği belirtilirken, hafif egzersiz, yürüyüş ve stres azaltıcı aktivitelerin enerji seviyesini korumaya yardımcı olduğu ifade ediliyor. Yeterli uyku ve porsiyon kontrolü de Ramazan boyunca sağlıklı kalmanın temel unsurları arasında yer alıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ultra işlenmiş gıdalar kalbi tehdit ediyor: Risk yüzde 47 artabilir Haber

Ultra işlenmiş gıdalar kalbi tehdit ediyor: Risk yüzde 47 artabilir

Modern beslenme alışkanlıklarını mercek altına alan yeni bir çalışma, ultra işlenmiş gıdaları sık tüketen bireylerde kalp-damar hastalıkları riskinin belirgin biçimde yükseldiğini gösterdi. ABD’de gerçekleştirilen araştırmada, bu tür gıdaları en fazla tüketen yetişkinlerin kalp krizi veya felç geçirme ihtimalinin yüzde 47 daha yüksek olduğu bildirildi. Ultra işlenmiş gıda nedir, neden riskli? Ultra işlenmiş gıdalar; üretim sürecinde doğal yapısı büyük ölçüde değiştirilen, genellikle yüksek miktarda şeker, tuz, doymuş yağ ve katkı maddesi içeren ürünler olarak tanımlanıyor. Uzmanlara göre bu ürünlerde doğal besin öğeleri azalırken, vücudun alışık olmadığı bileşenler artıyor. Araştırmalar, bu gıdaların obezite, yüksek tansiyon, kolesterol bozuklukları ve insülin direnci gibi sağlık sorunlarıyla bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca yüksek tüketimin vücutta iltihap göstergelerini artırabileceği de belirtiliyor. 4 bin 700’den fazla yetişkin incelendi Çalışmada, ABD Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırması’nın (NHANES) 2021–2023 verileri kullanıldı. Toplam 4 bin 787 yetişkinin iki günlük ayrıntılı beslenme kayıtları analiz edilerek kalori alımının ne kadarının ultra işlenmiş ürünlerden geldiği hesaplandı. Yaş, cinsiyet, sigara kullanımı ve gelir gibi değişkenler dikkate alındığında bile en yüksek tüketim grubunda kalp krizi ve felç riskinin yüzde 47 daha fazla olduğu görüldü. Uzmanlardan temkinli yorum Araştırmacılar, bulguların doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmadığını ancak güçlü bir bağlantıya işaret ettiğini vurguladı. Daha uzun süreli ve kapsamlı klinik çalışmaların yapılması gerektiği ifade edildi. Uzmanlar, kalp sağlığını korumak için ultra işlenmiş gıdaların azaltılmasını; düzenli egzersiz, sigarayı bırakma ve dengeli beslenme gibi alışkanlıklarla desteklenmesini öneriyor. Araştırmanın sonuçları The American Journal of Medicine dergisinde yayımlandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bilimsel araştırma açıkladı: İnsanlar fiziksel olarak hangi yaşta zirve yapıyor? Haber

Bilimsel araştırma açıkladı: İnsanlar fiziksel olarak hangi yaşta zirve yapıyor?

İsveç’te yürütülen uzun soluklu bir araştırma, fiziksel performansın yaşam boyunca nasıl değiştiğine dair dikkat çekici sonuçlar sundu. 1974 yılında 16 yaşındaki katılımcılarla başlayan ve tam 47 yıl süren çalışmada, aynı bireyler düzenli aralıklarla incelendi. Araştırmacılar; aerobik kapasite, kas dayanıklılığı ve kas gücü gibi temel fiziksel göstergeleri ölçerek insan bedeninin performans eğrisini ortaya çıkardı. Zirve 30’lu yaşların ortasında Elde edilen verilere göre kas dayanıklılığı ve aerobik kapasite, 20’li yaşların sonu ile 30’lu yaşların ortasında en yüksek seviyeye ulaşıyor. Ortalama olarak ise genel fiziksel kapasitenin 35 yaş civarında tavan yaptığı görülüyor. Bu noktadan sonra düşüş başlasa da ilk yıllarda gerileme oldukça sınırlı kalıyor ve yıllık kayıp genellikle yüzde 1’in altında seyrediyor. Ancak yaş ilerledikçe bu oran artarak yüzde 2,5’e kadar çıkabiliyor. Araştırma, 60’lı yaşların başına gelindiğinde bireylerin zirve dönemlerine kıyasla fiziksel kapasitenin yüzde 30 ila 48’ini kaybettiğini gösteriyor. Kas gücünde kadın–erkek farkı Kas gücü açısından zirve yaşı cinsiyete göre farklılık gösteriyor. Erkekler genellikle 20’li yaşların sonlarında en yüksek seviyeye ulaşırken, kadınlarda bu nokta yaklaşık 19 yaş civarında görülüyor. Egzersiz zirveyi değiştirmiyor, düşüşü yavaşlatıyor Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise düzenli sporun zirve yaşını ileri taşımaması. Hayat boyu aktif kalan bireyler de benzer yaş aralığında en yüksek performansa ulaşıyor. Ancak fiziksel olarak aktif kişiler, ilerleyen yaşlarda daha yüksek fitness seviyelerini koruyor ve kapasite kaybı daha yavaş gerçekleşiyor. Araştırmanın başyazarı Maria Westerståhl’a göre egzersiz, performans düşüşünü tamamen engellemese de önemli ölçüde azaltıyor. Uzmanlar, genç yaşlardan itibaren hareketli bir yaşam tarzının benimsenmesinin, ilerleyen yıllarda hem fiziksel kapasiteyi hem de yaşam kalitesini korumada kritik rol oynadığına dikkat çekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dopamin detoksu: Kaçmak değil, sistemi yeniden ayarlamak Haber

Dopamin detoksu: Kaçmak değil, sistemi yeniden ayarlamak

Dopamini “sıfırlamak” mümkün mü? Bilimsel açıdan bakıldığında dopamini tamamen sıfırlamak mümkün değil. Dopamin, beynin motivasyon, öğrenme ve ödül mekanizmalarında temel rol oynayan bir nörotransmitter. Yaşam sürdüğü sürece bu sistem çalışmaya devam ediyor. Asıl sorun, dopaminin yokluğu değil; sürekli ve yoğun uyarılarla sistemin aşırı yüklenmesi. Uzmanlar, sosyal medya, hızlı tüketilen içerikler, sık bildirimler, düzensiz beslenme ve hareketsizlik gibi faktörlerin dopamin sistemini “sürekli patlama modunda” tuttuğunu belirtiyor. Bu durum zamanla odaklanma güçlüğü, motivasyon kaybı ve günlük hayattan alınan keyfin azalması gibi sonuçlara yol açabiliyor. Dopamin detoksu neyi amaçlıyor? Dopamin detoksu, kısa süreli bir ceza ya da radikal bir kopuş olarak değil, alışkanlıkları yeniden düzenlemeye yönelik bir başlangıç adımı olarak değerlendiriliyor. Amaç; hızlı ve yapay dopamin artışlarını azaltarak, beynin daha dengeli ve sürdürülebilir bir motivasyon düzeyine yeniden alışmasını sağlamak. Bu yaklaşımda temel hedefler şöyle özetleniyor: Aşırı ve otomatik uyarıcıları azaltmak Doğal dopamin kaynaklarına (hareket, üretim, sosyal bağlar, doğa) alan açmak Odaklanma ve süreklilik gerektiren faaliyetleri desteklemek Günlük hayatta nasıl uygulanabilir? Uzmanlara göre dopamin detoksu “ya hep ya hiç” şeklinde uygulanmak zorunda değil. Küçük ve sürdürülebilir adımlar yeterli olabiliyor: Bildirimleri azaltmak: Özellikle sosyal medya bildirimlerini kapatmak veya kontrol saatleri belirlemek. Tek işe odaklanmak: Aynı anda birden fazla işle uğraşmak yerine, kısa sürelerle tek bir göreve odaklanmak. Hızlı içerik ve şeker tüketimini fark etmek: Bu ikilinin birlikte dopamin piklerini artırdığına dikkat çekiliyor. Hareketi destek olarak görmek: Düzenli yürüyüş, hafif egzersiz veya kısa fiziksel aktiviteler dopamin sisteminin doğal dengesine katkı sağlıyor. En sık yapılan hata: Kendini cezalandırmak Uzmanlar, dopamin detoksu sürecinde en büyük riskin kişinin kendine aşırı sert davranması olduğunu vurguluyor. Alışkanlıkların uzun sürede oluştuğu ve bir günde tamamen değişmesinin gerçekçi olmadığı hatırlatılıyor. Detoksun amacı iradeyi zorlamak değil, sinir sistemine nefes aldırmak. Dopamin detoksu, mucizevi bir yöntem ya da hızlı bir çözüm olarak görülmemeli. Daha çok, yoğun uyarı çağında zihinsel dengeyi yeniden kurmaya yönelik bir farkındalık süreci olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bazen çözüm daha fazla zorlamak değil, sistemi yavaşlatmaya izin vermekle başlıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Masabaşı çalışanlar için egzersiz rehberi Haber

Masabaşı çalışanlar için egzersiz rehberi

Modern çalışma hayatının vazgeçilmezi olan masabaşı işler, uzun vadede hem fiziksel hem de zihinsel yorgunluğa neden oluyor. Gün içinde hareketsiz kalmak; kas gerginliği, duruş bozukluğu ve kan dolaşımının yavaşlaması gibi sorunları beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre, gün içerisinde 5–10 dakikalık kısa egzersiz molaları, hem vücudu canlandırıyor hem de odaklanmayı ve verimi artırıyor. Üstelik bu egzersizleri ofiste, sandalyeden kalkmadan bile yapmak mümkün. İşte Ofiste Kolayca Yapılabilecek Basit Egzersizler: Boyun ve omuz rahatlatma Başınızı yavaşça sağa ve sola çevirin Omuzlarınızı yukarı kaldırıp bırakın Boyun tutulmalarını ve omuz gerginliğini azaltır Sandalyede esneme Kollarınızı yukarı kaldırarak derin nefes alın Gövdenizi hafifçe sağa ve sola esnetin Sırt kaslarını gevşetir, kan dolaşımını hızlandırır Bilek ve el egzersizleri Bileklerinizi daire şeklinde çevirin Parmaklarınızı açıp kapatın Klavye ve mouse kullanımına bağlı ağrıları azaltır Bacak ve ayak hareketleri Ayak parmaklarınızı yukarı-aşağı hareket ettirin Topuklarınızı yerden kaldırıp indirin Kan dolaşımını destekler, bacaklardaki uyuşmayı önler Uzmanlar, düzenli olarak yapılan kısa egzersizlerin: Enerji seviyesini yükselttiğini Stresi azalttığını Bel ve boyun fıtığı riskini düşürdüğünü İş verimliliğini artırdığını belirtiyor. Günde sadece birkaç dakikanızı ayırarak hem bedeninizi hem zihninizi yenileyebilirsiniz. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.