SON DAKİKA

#Iş Güvencesi

HABER DEĞER - Iş Güvencesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iş Güvencesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de sessiz bir kırılma mı yaşanıyor? Haber

Türkiye’de sessiz bir kırılma mı yaşanıyor?

Toplumun temel dinamiklerinden biri olarak görülen evlilik kurumunda dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı. Türkiye’de evlenme çağında olup hiç evlenmemiş yurttaşların sayısının 20 milyona ulaştığı bildirildi. Açıklanan veriler, ülkede evlilik oranlarının düşüş eğilimini sürdürdüğünü ve demografik yapıda önemli bir değişimin yaşandığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, ekonomik koşullar, yaşam standartları, kariyer öncelikleri ve toplumsal dönüşümün bu artışta belirleyici rol oynadığını değerlendiriyor. Evlilik oranlarındaki düşüş demografik yapıyı etkiliyor Son yıllarda Türkiye genelinde evlilik sayılarında belirgin bir azalma gözlenirken, evlenme çağındaki bireyler arasında hiç evlenmemiş olanların sayısının 20 milyona ulaşması dikkat çekti. Bu durum, yalnızca bireysel tercihlerin değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal şartların da evlilik kararını doğrudan etkilediğini gösteriyor. Artan konut fiyatları, düğün maliyetleri ve geçim sıkıntısı, gençlerin evlilik planlarını ertelemesine ya da tamamen vazgeçmesine neden oluyor. Ekonomik koşullar evlilik kararında belirleyici oluyor Uzmanlara göre özellikle genç yurttaşlar arasında iş güvencesi ve gelir istikrarı sağlanmadan evlilik adımı atılmıyor. Büyükşehirlerde yaşam maliyetlerinin yükselmesi, kira fiyatlarının artışı ve temel ihtiyaç harcamalarındaki yükseliş, evlilik kararını doğrudan etkiliyor. Ekonomik bağımsızlık sağlanmadan kurulan birlikteliklerin sürdürülebilirliğine dair kaygılar da evlilik yaşını yukarı çekiyor. Toplumsal dönüşüm bireysel tercihleri öne çıkarıyor Öte yandan, değişen toplumsal değerler ve bireyselleşmenin artması da evlilik oranlarını etkileyen faktörler arasında gösteriliyor. Kariyer planlaması, kişisel gelişim hedefleri ve özgür yaşam tercihleri, özellikle büyük şehirlerde evliliğin zorunlu bir yaşam aşaması olarak görülmemesine yol açıyor. Uzmanlar, bu dönüşümün yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını, küresel ölçekte benzer eğilimlerin yaşandığını belirtiyor. Ortaya çıkan tablo, Türkiye toplumunun demografik ve sosyolojik açıdan yeni bir eşikten geçtiğine işaret ediyor. Evlilik kurumundaki bu değişimin uzun vadede nüfus artış hızına ve aile yapısına nasıl yansıyacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kadınlar kariyere “kırık basamaklarla” başlıyor: Eşitsizlik daha ilk adımda ortaya çıkıyor Haber

Kadınlar kariyere “kırık basamaklarla” başlıyor: Eşitsizlik daha ilk adımda ortaya çıkıyor

İş dünyasında kadınların üst düzey pozisyonlara ulaşmasını zorlaştıran engeller uzun süredir “cam tavan” metaforuyla açıklanıyordu. Ancak yeni araştırmalar, sorunun çok daha erken başladığını gösteriyor. “Broken Rung” yani “kırık basamak” olarak adlandırılan bu durum, kadınların kariyerlerinin ilk adımlarında karşılaştıkları fırsat eşitsizliğinin ilerleyen yıllardaki liderlik ihtimallerini sınırladığını ortaya koyuyor. Destek eksikliği kariyerin başında belirleyici oluyor Rapora göre şirketlerin yalnızca yüzde 54’ü kadınların kariyer gelişimini yüksek öncelik olarak görüyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılık söylemi yaygın olsa da somut uygulamaların sınırlı kalması, özellikle kadın liderliği programlarının geri çekilmesiyle daha görünür hale geliyor. Bu eğilim, önümüzdeki yıllar için yapısal bir risk alanına işaret ediyor. Kadınların kariyer hedeflerinin daha düşük olduğu yönündeki yaygın algı da verilerle örtüşmüyor. Kadınların yüzde 80’i terfi etmek isterken bu oran erkeklerde yüzde 86. Ancak asıl fark motivasyonda değil, erişilen destek düzeyinde ortaya çıkıyor. Aynı mentorluk ve yönetsel destek sağlandığında bu farkın ortadan kalktığı belirtiliyor. Giriş seviyesinde üst düzey bir lider tarafından desteklenen kadınların oranı yüzde 31’de kalırken, erkeklerde bu oran yüzde 45’e ulaşıyor. Bu tablo, eşitsizliğin kariyerin en başında kalıcı hale gelebildiğini gösteriyor. Sorun zirvede değil, ilk basamakta başlıyor Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, raporun kadınların iş hayatında karşılaştığı zorlukların bireysel değil, yapısal olduğuna işaret ettiğini belirtiyor. Bal’a göre kariyerin ilk yıllarında yaşanan destek eksikliği yalnızca terfi hızını değil, uzun vadede liderlik deneyiminin sürdürülebilirliğini de etkiliyor. İlk basamakta verilen ya da verilmeyen desteğin, yıllar sonra karar mekanizmalarında kimlerin yer alacağını belirlediğine dikkat çekiyor. Raporda ayrıca kıdemli kadın liderlerin yüzde 70’inin son bir yılda sık sık tükenmişlik yaşadığına yer veriliyor. Özellikle dönüşüm dönemlerinde daha fazla sorumluluk üstlenen ve görev süresi görece kısa olan kadın liderlerde hem tükenmişlik hem de iş güvencesi kaygısı daha belirgin hale geliyor. Bu durum, liderlikte dayanıklılığın yalnızca bireysel çabayla değil, kurumsal destek mekanizmalarıyla mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlara göre 2026, kadınların kariyer gelişimini yeterince sahiplenmeyen kurumlar açısından bir eşik olabilir. Gerekli adımlar atılmadığı takdirde şirketlerin yetenek kaybı ve sürdürülebilirlik riskiyle karşı karşıya kalabileceği değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Medya kulislerini sallayan depremde flaş gelişme Haber

Medya kulislerini sallayan depremde flaş gelişme

Yönetim kadrosu sil baştan değişti Dün yaşanan ayrılıkların ardından Sözcü Medya Grubu’nda kartlar yeniden dağıtıldı ve grubun başkanlığı görevine Yılmaz Özdil getirildi. Bu stratejik hamleyle birlikte Özdil, hem Sözcü ve Korkusuz gazetelerini hem de televizyonu kapsayan çatı yapının en yetkili ismi oldu. Televizyon kanadındaki operasyonel liderlik ise deneyimli isimlere emanet edildi. Yapılan görevlendirmeler sonucunda İpek Özbey yeni dönemde Sözcü TV Genel Yayın Yönetmeni koltuğuna otururken, gazetenin köşe yazarlarından Güney Öztürk ise Sözcü TV Genel Müdürü olarak atandı. Tasfiye edilen kadronun yerleri doldu Bu köklü ve hızlı değişim, aralarında üst düzey yöneticilerin de bulunduğu 14 basın emekçisinin işine son verilmesinin hemen ertesi günü gerçekleşti. Kanal yönetimi, önceki gün Genel Yayın Yönetmeni Özgür Çakmakçı, Haber Koordinatörü Hakan Durmuş ve Haber Müdürü Emel Okaygün gibi kilit isimlerin de dahil olduğu geniş bir kadroyla yollarını ayırma kararı almıştı. Bu tasfiye sürecinde sadece yöneticiler değil, sunucular, muhabirler ve kameramanlar da işsiz kalırken, yaşananlar medya sektöründe çalışan yurttaşların iş güvencesi sorununu bir kez daha gözler önüne serdi. Veda mesajında dikkat çeken vurgu Görevine son verilen eski Genel Yayın Yönetmeni Özgür Çakmakçı, çalışma arkadaşlarına gönderdiği duygusal veda mesajında yaklaşık üç yıllık serüvenin sona erdiğini belirtti. Çakmakçı, Sözcü TV’nin kısa sürede ülkenin en güvenilir haber kaynaklarından biri haline geldiğini ve tüm siyasi baskılara, karartmalara rağmen reytinglerde zirveye yerleştiğini ifade etti. Mesajında plazaların değil sokakların asıl çalışma alanı olduğuna dikkat çeken Çakmakçı, elde edilen başarının tüm Türkiye halkına umut olan basın emekçilerinin, bağımsız gazetecilik ısrarıyla gerçekleştiğinin altını çizdi.

60 yıllık dev üretim üssü kapanıyor: Yüzlerce emekçi belirsizlikte Haber

60 yıllık dev üretim üssü kapanıyor: Yüzlerce emekçi belirsizlikte

Ne oldu, nerede oldu, ne zaman olacak ve kimleri etkileyecek? Kocaeli’nin Dilovası’nda 60 yıldır üretim yapan İzocam, burada yer alan taşyünü tesisinde üretimi 28 Aralık 2025 itibarıyla durdurma kararı aldığını duyurdu. Şirket, operasyonel kapanışın ardından üretimi Kayseri’deki tesislerine taşıyacak. Karar, fabrikada çalışan yüzlerce emekçiyi doğrudan etkilerken, “ne olacak?” sorusu yanıtını bulmuş değil. Şirket kapanma gerekçesini “verimlilik ve sürdürülebilirlik” olarak açıkladı İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, Dilovası tesisinin mevcut teknolojisinin sürdürülebilir bulunmadığını, modernizasyon için gerekli yatırımın ekonomik geri dönüşünün yetersiz kaldığını belirtti. Savcı, kararın şirketin uzun vadeli verimlilik, çevresel sorumluluk ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda alındığını ifade etti. Üretim Kayseri’ye taşınıyor ancak iş güvencesi hakkında takvim yok Şirket, taşyünü üretiminin Kayseri’de kesintisiz süreceğini duyurdu; fakat Dilovası’ndaki emekçilerin yeni tesise hangi koşullarla, kaç kişinin ve ne zaman geçebileceğine ilişkin ayrıntılı bir plan açıklanmadı. Bu durum, bölgedeki aileler için ekonomik belirsizliği derinleştiriyor. “Yasal mevzuata uygun süreç” vurgusu belirsizliği gidermedi Savcı, sürecin çalışan hakları ve yasal mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü, paydaşlarla şeffaf iletişim kurduklarını söyledi. Ancak mevcut açıklamalar, emekçilerin kıdem, tazminat, yer değişikliği, eğitim ve işe yerleştirme başlıklarında hangi güvencelere sahip olacağı sorularını yanıtlamıyor. Yerel ekonomi için kritik eşik Dilovası’ndaki kapanma, yalnızca fabrikayı değil; yan sanayiyi, lojistiği ve bölgedeki küçük işletmeleri de etkileme potansiyeli taşıyor. Bölge esnafı ve sendikalar, kararın istihdam ve yerel gelir üzerindeki yansımalarının ciddiyetine dikkat çekiyor. Karar kamuoyuna nasıl yansıdı? Sürecin ayrıntıları ilk olarak Dünya Gazetesi’ne yansıdı. Haberde, teknik fizibilite ve geri dönüş analizlerinin yönetim kurulunu üretimi sonlandırma yönünde karara götürdüğü aktarılırken, emekçilerin geleceğine ilişkin netlik olmadığı vurgulandı. Şimdi ne olacak? Gözler; şirketten somut takvim ve yazılı taahhüt içeren bir istihdam planına, yerel yönetimlerden ise bölge ekonomisini koruyacak tamamlayıcı adımlara çevrilmiş durumda. Emekçilerin “retorik güvenceler” yerine, somut hak ve tarih beklediği bu süreçte, yapılacak yeni açıklamalar belirleyici olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.