SON DAKİKA

#Kayyum

HABER DEĞER - Kayyum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kayyum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Gürlek açıkladı: 13 şirkete kayyum Haber

Bakan Gürlek açıkladı: 13 şirkete kayyum

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında 32 şüpheli gözaltına alınırken, sektörün önde gelen 13 şirketine denetim kayyumu atandı. Bakan Gürlek’ten "Piyasa Düzeni" Vurgusu Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonun temel gıda tedarik zincirinin korunması ve vatandaşların ekonomik haklarının güvence altına alınması amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Bakan Gürlek, "Vatandaşlarımızın ekonomik haklarını zedeleyen, piyasa düzenini bozmaya teşebbüs eden ve haksız kazanç sağlamaya yönelik hiçbir usulsüzlüğe müsamaha gösterilmeyecektir" açıklamasında bulundu. Denetim Altına Alınan Şirketler Soruşturma çerçevesinde faaliyetlerinin hukuka uygunluğunu denetlemek üzere kayyum atanan şirketler şunlar oldu: Şenpiliç, Orvital, AS Ofis, Bakpiliç, Banvit, Bupiliç, Ak Piliç, Er Piliç, Hastavuk, Keskinoğlu, Abalıoğlu Lezita, Ay-Pi ve Gedik Tavukçuluk. 32 Üst Düzey Yönetici ve Şüpheliye İşlem Operasyon, Rekabet Kurumu, MASAK ve emniyet birimlerinin koordineli çalışmasıyla yürütüldü. Aralarında Banvit CEO’su Tolga Gündüz, Akpiliç Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fahrettin Aksoy ve Lezita Yönetim Kurulu Üyesi Ergun Abalıoğlu gibi sektörün önemli isimlerinin de bulunduğu 32 şüpheli hakkında gözaltı, arama ve el koyma işlemleri uygulandı. Yetkililer, gıda tedarik zincirinde aksama yaşanmaması adına kayyumların sadece denetim yetkisiyle şirket faaliyetlerini takip edeceğini ve sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesinin hedeflendiğini ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

55 ilde yasa dışı bahis ve siber suç operasyonu gerçekleştirildi Haber

55 ilde yasa dışı bahis ve siber suç operasyonu gerçekleştirildi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "sanal bahis belasının kökünü kurutma" talimatları doğrultusunda İçişleri Bakanlığı ile koordineli şekilde gerçekleştirilen bu dev operasyonlar, 55 ili kapsayan geniş bir ağa ulaştı. Nevşehir merkezli bahis operasyonu Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada, vatandaşların banka ve kripto para hesaplarını kullanarak yasa dışı bahis faaliyetleri yürüten şebekeye yönelik büyük bir baskın düzenlendi. 28 ili kapsayan ve 120 adrese eş zamanlı olarak gerçekleştirilen operasyonlarda, hesaplarında 10 milyar TL işlem hacmi tespit edilen 107 şüpheli gözaltına alındı. İstanbul merkezli dolandırıcılık operasyonu İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi tarafından yürütülen diğer soruşturmada ise, kurumsal kimlikleri taklit ederek sahte yatırım grupları üzerinden vatandaşları dolandıran bir şebeke hedef alındı. 27 ilde düzenlenen baskınlarda 114 şüpheli hakkında gözaltı işlemi yapıldı. Yapılan teknik incelemelerde, 269 mağdurun yaklaşık 600 milyon TL zarara uğratıldığı ve şüpheli hesaplarda 60 milyar TL’lik işlem hacmi bulunduğu saptandı. Milyarlarca liralık mal varlığına el konuldu Suç gelirleriyle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlarda, suçtan elde edildiği belirlenen milyarlarca liralık mal varlığına tedbir uygulandı. İstanbul merkezli operasyon kapsamında 4 şirket, 15 akaryakıt istasyonu ve çeşitli taşınmazlara kayyum atanırken, banka hesapları ve kripto varlıklara el konuldu. Bakan Gürlek, "siber alandaki her türlü suç organizasyonuna karşı adli ve idari mekanizmaların tavizsiz şekilde çalışmaya devam edeceğini" vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Cumhurbaşkanlığı kararıyla yeniden açıldı Haber

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Cumhurbaşkanlığı kararıyla yeniden açıldı

TMSF denetimine geçen Can Holding’e ait İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatılmasına yönelik adından resmi olarak geri adım atıldı. Yakın tarihte ilan edilen ilk karar doğrultusunda eğitim kurumunun faaliyetlerine son verilmesi ve buradaki öğrencilerin Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne (MSGSÜ) nakledilmesi kararlaştırılmıştı. Protestoların ardından karar yürürlükten kaldırıldı Ancak öğrencilerin geçiş yapacağı MSGSÜ bünyesinde pek çok akademik bölümün, dersliğin ve laboratuvar altyapısının bulunmaması, üniversite bileşenlerinin günlerce süren kitlesel protestolarına ve yoğun tepkilerine yol açtı. Öğrenci eylemlerinin ardından söz konusu karardan vazgeçildi. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin kapatılmasına dair hüküm, Resmi Gazete’de yayımlanan yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararı ile resmen iptal edildi ve üniversite yeniden açıldı. İptal hükmü Resmi Gazete'de yayımlandı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de ilan edilen kararda "Kurucu vakfına kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılmasına dair 21/5/2026 tarihli ve 11384 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının yürürlükten kaldırılmasına, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının yazısı üzerine, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek 11 inci maddesi gereğince karar verilmiştir." ifadelerine yer verildi. Gösterilerde yaralanan öğrenciler olmuştu Kapatılma ilanının hemen ardından Bilgi Üniversitesi öğrencileri hak kaybı yaşamamak adına sokaklara çıkmıştı. Günlerce devam eden protesto gösterilerinde emniyet güçleri ile öğrenciler sık sık karşı karşıya geldi. Güvenlik birimlerinin müdahalede bulunduğu eylemlerde bazı öğrencilerin yaralandığı bilgisi basına yansımıştı. Can Holding’e yönelik operasyon geçmişi Eylül 2025 döneminde Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen adli soruşturma kapsamında, Can Holding çatısı altında faaliyet gösteren şirketlere TMSF tarafından el konulmuş ve kayyum yönetimi getirilmişti. Gerçekleştirilen bu operasyon operasyon çerçevesinde, yükseköğretim kurumunun bağlı bulunduğu Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı'nın idari yönetimi de mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılarak, yerlerine YÖK üyelerinin de dahil olduğu yeni bir kayyum heyeti görevlendirilmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İstanbul Bilgi Üniversitesi kapatıldı: Öğrenciler Mimar Sinan'a devrediliyor Haber

İstanbul Bilgi Üniversitesi kapatıldı: Öğrenciler Mimar Sinan'a devrediliyor

Can Holding bünyesindeki holding iştiraklerine yönelik yürütülen adli soruşturmalar ve kayyum sürecinin ardından, İstanbul Bilgi Üniversitesi için yolun sonuna gelindi. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) mevzuatı uyarınca kapatılan kurumun binlerce öğrencisinin mağdur olmaması adına garantör üniversite sistemi devreye sokuldu. Holding operasyonları ve kayyum süreci kapatmayı getirdi İstanbul Bilgi Üniversitesi, 2019 yılında Can Holding bünyesine geçmesinin ardından holdinge yönelik düzenlenen geniş kapsamlı adli operasyonların odağı haline gelmişti. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Eylül 2025'te düzenlenen operasyonda, aralarında üniversitenin eski rektörü Prof. Dr. Mehmet Remzi Sanver ve Mehmet Kenan Tekdağ gibi isimlerin de bulunduğu çok sayıda yönetici "suç örgütü kurmak", "kaçakçılık" ve "kara para aklama" suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Bu adli sürecin ardından Küçükçekmece 9. Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla üniversitenin mütevelli heyeti görevden uzaklaştırılarak yerine kayyum heyeti atanmıştı. Kayyum yönetimi her ne kadar eğitim faaliyetlerinin kesintisiz süreceğini taahhüt etse de, gelinen noktada holdinge ait şirketlerin tasfiyesi ve mali açmazlar nedeniyle YÖK tarafından üniversitenin faaliyet izninin tamamen kaldırılmasına karar verildi. Eğitim hakları Mimar Sinan güvencesinde olacak Alınan şok karar sonrası en çok merak edilen konu binlerce öğrencinin akademik geleceği oldu. YÖK mevzuatına göre bir vakıf üniversitesi kapatıldığında, öğrencilerin hak kaybı yaşamaması için resmi garantör devlet üniversitesi sorumluluğu devralıyor. Bu kapsamda İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin tüm eğitim, staj ve diploma süreçleri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi kontrolüne geçti. Öğrenciler, Bilgi Üniversitesi'nde okudukları mevcut bölümlere denk veya en yakın programlarda eğitimlerini MSGSÜ güvencesinde tamamlayacak. Mezuniyet aşamasına gelen veya eğitimine devam eden öğrencilerin diplomaları ve transkript gibi akademik belgeleri de devralan kurum tarafından tanzim edilecek. Akademik kadro ve yol haritası bekleniyor Üniversiteye yeni öğrenci alımı tamamen durdurulurken, önümüzdeki günlerde YÖK, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve tasfiye masası tarafından detaylı bir geçiş takvimi yayınlanacak. Bu yol haritasıyla öğrencilerin hangi kampüslerde ders başı yapacağı, harç ödemeleri ve Bilgi Üniversitesi bünyesinde görev yapan akademik ve idari personelin akıbetinin ne olacağı netlik kazanacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yasa dışı bahis operasyonunun detayları: Uluslararası ağ çökertildi Haber

Yasa dışı bahis operasyonunun detayları: Uluslararası ağ çökertildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “Paymix” soruşturması kapsamında, yasa dışı bahis faaliyetleri ve suç gelirlerinin aklanmasına yönelik geniş çaplı bir operasyon gerçekleştirildi. MASAK ve İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün çalışmaları sonucu, ulusal ve uluslararası bağlantıları bulunan organize bir yapı ortaya çıkarıldı. Milyar dolarlık yasa dışı hacim Yapılan incelemelerde, Malta merkezli kripto varlık hizmet sağlayıcısı Fincrypto UAB (Paymix) isimli ödeme kuruluşunun yasa dışı bahis organizasyonlarına finansal altyapı sağladığı tespit edildi. Suçtan elde edilen gelirlerin paravan şirketler, çok katmanlı transfer zincirleri ve kripto varlık işlemleri aracılığıyla aklandığı belirlenirken, yapı üzerinden aylık yaklaşık 1 milyar dolarlık işlem hacmi oluştuğu ortaya konuldu. Şirketlere kayyum atandı 6 Mart ve 13 Mart tarihlerinde düzenlenen operasyonlarda toplam 30 şüpheliye yönelik eş zamanlı baskınlar gerçekleştirildi. Operasyonlar kapsamında çok sayıda taşınmaz, araç, banka ve kripto varlık hesabına el konuldu. Soruşturma kapsamında Pentech Bilişim Teknolojileri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Beluza Yazılım Bilişim Teknolojileri Turizm Tarım Gıda ve İnşaat Yatırımları Limited Şirketi ile Pen Telekomünikasyon ve Data Merkezi Limited Şirketi’ne mahkeme kararıyla TMSF kayyum olarak atandı. Yapılan teknik ve dijital analizlerde, bu şirketlere ait bazı sunucular üzerinden 49 yasa dışı bahis sitesine altyapı ve barındırma hizmeti sağlandığı, çok sayıda kullanıcı verisinin sistemlerde tutulduğu ve banka hesaplarının yasa dışı faaliyetlerde kullanıldığı belirlendi. Paymix-3 operasyonu: 38 şüpheliye baskın Soruşturmanın devamında 5 Mayıs’ta “Paymix-3” operasyonu gerçekleştirildi. Operasyon kapsamında 1’i cezaevinde bulunan, 15’inin yurt dışında örgütün finansal ve teknik yapısını yönettiği değerlendirilen, 22’si ise yurt içinde olmak üzere toplam 38 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Şüphelilere ait 26 araç, 18 konut, 18 tarla ve bahçe, 3 iş yeri ile 535 banka ve kripto para hesabına el konuldu. Yurt dışında bulunan şüpheliler hakkında kırmızı bülten çıkarıldığı öğrenildi. Altyapılar çökertildi Suç gelirlerinin kripto varlıklar üzerinden transfer edilerek nakit ve altına çevrildiği, sahte ticari işlemlerle finansal sisteme sokulduğu ve çok katmanlı bir aklama mekanizması kurulduğu tespit edildi. Operasyon kapsamında yasa dışı bahis sitelerine ait teknik altyapılar hedef alınarak, Pentech bünyesindeki sunucular devre dışı bırakıldı ve çok sayıda yasa dışı bahis sitesinin faaliyetleri durduruldu. Ayrıca suç gelirleriyle finanse edildiği değerlendirilen Bildiğin Kasap Gıda Üretim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne de TMSF tarafından kayyum atandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

CHP’ye kayyum atanacağı iddiaları gündeme geldi Haber

CHP’ye kayyum atanacağı iddiaları gündeme geldi

Ankara kulislerinde “mutlak butlan” davası bağlamında CHP’ye kayyum ihtimali konuşuluyor. Son günlerde Adalet Bakanlığı’ndaki görev değişikliklerinin ardından CHP’ye yönelik kayyum iddiaları yeniden gündeme geldi. Ankara kulisleri, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin “mutlak butlan” davasının istinaf aşamasında olmasının ve yeni Adalet Bakanı’nın atanmasının bazı çevrelerde kayyum tartışmalarını tetiklediğini aktarıyor. Bu iddialara göre, eğer istinaf sürecinde olağanüstü bir karar çıkarsa parti yönetimine kayyum atama olasılığı gündeme gelebilir. İddialar kulislerdeki siyasi değerlendirmelere dayanıyor. Özellikle Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek’in CHP’nin kurultay davalarındaki rolü tartışılırken, bazı siyasetçiler bu gelişmeyi “hukuki süreçten öte siyasi bir işaret” olarak yorumladı. CHP’nin hukuk kurmayları ise davanın istinaf aşamasında olduğunu ve henüz hukuken kayyum atanmasını gerektirecek bir durumun ortaya çıkmadığını belirtiyor. Resmî merciler mesnetsiz iddialar konusunda uyardı. Daha önce CHP’ye kayyum atanacağı yönündeki sosyal medya paylaşımları üzerine Adalet Bakanlığı açıklama yapmış, bu tür iddiaların “halkı yanıltıcı” olduğunu vurgulamıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da bu iddiaları yaydığı gerekçesiyle sosyal medya paylaşımları hakkında soruşturma başlatmıştı. CHP yönetimi olası kayyum iddialarını reddediyor. CHP kanadı da daha önce benzer açıklamalarda bulunarak, partiye kayyum atanmasının hem hukuken mümkün olmadığını hem de ülke demokrasisi açısından kabul edilemez olduğunu belirtti. CHP liderleri, bu tür iddiaları siyasi manipülasyon olarak nitelendiriyor ve partinin demokratik süreçlerle yönetildiğini savunuyor. Kamuoyunda tartışma sürüyor. Kayyum iddiaları, hem siyasi kulislerde hem de kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı merak konusu olmaya devam ediyor. İddialar, CHP’nin iç hukuk mücadelesi ile partinin siyasi rotasını da etkileme potansiyeline sahip. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ahmet Özer: CHP’li olduğum ve Kürt olduğum için mi ceza aldım? Haber

Ahmet Özer: CHP’li olduğum ve Kürt olduğum için mi ceza aldım?

Esenyurt Cumhuriyet Meydanı’nda yurttaşlarla bir araya gelen Ahmet Özer, “Kent Uzlaşısı” davasında kendisine verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasını değerlendirdi. Kararın hukuki değil siyasi olduğunu öne süren Özer, “Bu dosyada örgüt üyeliğine dair tek bir somut delil yok. Olmayan bir örgüte üyelikten ceza verildi. Bu karar, barış ve çözüm sürecine darbe vurmuştur” dedi. “Siyasi bir operasyonla tutuklandım” Özer, 30 Ekim’de tutuklanmasının bir “siyasi operasyon” olduğunu savunarak, Esenyurt’ta halkın iradesinin kayyum yoluyla gasp edildiğini söyledi. “Seçimle kazanılan bir belediyeye kayyum atandı. Halk iradesi yok sayıldı” ifadelerini kullandı. “Delil yok, dosya boş” Hakkındaki iddiaların dayanaksız olduğunu belirten Özer, yargılamada kitapları, katıldığı kültürel etkinlikler ve yaptığı taziye telefonlarının suçlama konusu edildiğini anlattı. “Bir roman yazdığım için, bir festival düzenlediğim için, bir taziyede bulunduğum için örgüt üyeliğiyle suçlanıyorum. Bu akıl ve hukuk dışıdır” dedi. Dosyada gizli tanık beyanlarının da güvenilir olmadığını savundu. “Hukuka güven ciddi biçimde zedelendi” Türkiye’de yargıya güvenin ciddi biçimde azaldığını öne süren Özer, “En çok güvenmemiz gereken kurum hukuktur. Hukuk siyasallaşırsa toplumun çimentosu çöker” değerlendirmesinde bulundu. “Çifte standart sorusu” Özer konuşmasında şu soruları yöneltti: “Ben CHP’li değil de AK Parti’nin belediye başkanı olsaydım bu ceza verilir miydi? Ben Kürt olmasaydım yargılanır mıydım? Kürt kimliğini terörle eşitleyen bir anlayışla barış süreci yürütülebilir mi?” Bahçeli’ye teşekkür Mahkeme kararına tepki gösteren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını önemsediklerini belirten Özer, “Sayın Bahçeli’nin dosyanın vicdani karşılığı olmadığı yönündeki beyanına teşekkür ediyorum. Ancak artık söz değil, icraat bekliyoruz” dedi. Özer, istinaf ve Yargıtay aşamalarında kararın bozulacağına inandığını ifade ederek, “Bu karar halkın vicdanında yok hükmündedir. En büyük terazi halkın vicdanıdır” diye konuştu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Şok iddia: En büyük tehlike Özgür Özel yönetimindeki CHP Haber

Şok iddia: En büyük tehlike Özgür Özel yönetimindeki CHP

Batı Asya Araştırmaları Enstitüsü (BAAE) Başkanı ve Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Yardımcıoğlu, Yeni Akit gazetesinde Muhammet Kutlu’ya verdiği röportajda, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi ve parti yönetimi hakkında dikkat çekici iddialarda bulundu. Yardımcıoğlu, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası CHP içinde örgütlendiğini savunarak, partinin mevcut yönetiminin Türkiye için ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu ileri sürdü. “15 Temmuz’dan sonra CHP içinde örgütlendiler” iddiası Röportajda konuşan Prof. Dr. Yardımcıoğlu, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından FETÖ yapılanmasının yön değiştirdiğini öne sürdü. Bu süreçte örgüt üyelerinin CHP çatısı altında toparlandığını iddia eden Yardımcıoğlu, ana muhalefet partisinin bu yapılanma tarafından ele geçirildiğini savundu. Yardımcıoğlu’na göre, söz konusu yapılanma CHP üzerinden yeniden devlet ve hükümet üzerinde etkili olmaya çalışıyor. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu hedefte Yardımcıoğlu, iddialarını daha da ileri taşıyarak, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı **Ekrem İmamoğlu**nu doğrudan hedef aldı. FETÖ’nün bu iki isim üzerinden siyasi bir yapılanma kurduğunu iddia eden Yardımcıoğlu, Özgür Özel’in parti içindeki konumunun “örgütsel bir planın parçası” olduğunu öne sürdü. “Kılıçdaroğlu hançerlenerek saf dışı bırakıldı” savı CHP’nin önceki Genel Başkanı **Kemal Kılıçdaroğlu**na ilişkin de iddialarda bulunan Yardımcıoğlu, kurultay sürecinde şaibe yaşandığını savundu. Kılıçdaroğlu’nun “arkasından hançerlenerek” parti yönetiminden uzaklaştırıldığını öne süren Yardımcıoğlu, kongrede rüşvet dağıtıldığı ve bu süreçte CHP’nin FETÖ bağlantılı yapılara teslim edildiğini iddia etti. “Kayyum atansın, kongre iptal edilsin” çağrısı Yardımcıoğlu, CHP’ye yönelik eleştirilerini kurumsal düzeye taşıyarak radikal bir müdahale çağrısında bulundu. Parti kongresinin “mutlak butlan” kararıyla iptal edilmesi gerektiğini savunan Yardımcıoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye kayyum olarak atanmasını önerdi. Bu adımın, partinin mevcut yönetimden kurtarılması için zorunlu olduğunu ileri sürdü. “CHP dış güçlerin aparatı haline geldi” iddiası Röportajın ilerleyen bölümünde CHP yönetiminin dış bağlantılarla hareket ettiğini öne süren Yardımcıoğlu, Özgür Özel’in Avrupa’daki temaslarını da bu çerçevede değerlendirdi. Özel’in Avrupa’daki sosyal demokrat çevrelerle kurduğu ilişkilerin arkasında FETÖ etkisi olduğunu iddia eden Yardımcıoğlu, CHP’nin “küreselci yapılar tarafından yönlendirilen bir aparat” haline getirildiğini savundu. “Silivri” çıkışıyla gerilim tırmandı Yardımcıoğlu’nun en sert açıklamaları ise röportajın son bölümünde geldi. CHP’yi “devlet ve millet için en büyük beka meselesi” olarak tanımlayan Yardımcıoğlu, Özgür Özel ve parti yönetimine yönelik tutuklama çağrısında bulundu. Dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğini savunan Yardımcıoğlu, CHP yönetiminin yargı önüne çıkarılmasını talep etti. Siyasi tartışmalar yeniden alevlenebilir Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu’nun bu açıklamaları, ana muhalefet partisi CHP ve özellikle Özgür Özel liderliğindeki yönetimi doğrudan hedef alması nedeniyle kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya aday. İddiaların siyasi arenada yeni tartışmaları beraberinde getirmesi bekleniyor.

Köy Enstitüleri geri mi dönüyor? Türkiye için yeni model önerisi! Haber

Köy Enstitüleri geri mi dönüyor? Türkiye için yeni model önerisi!

Köy Enstitülerinden ilham alan yeni model anlatılıyor Yerel Yönetimler Vakfı Kurucu Başkan Yardımcısı Mehmet Anıl Korkmaz, vakfın çıkış noktasını Cumhuriyet’in kalkınma hamleleri ve Köy Enstitüleri deneyimiyle ilişkilendiriyor. Korkmaz’a göre Türkiye’nin kalkınma süreci Köy Enstitüleri’nin kapanmasıyla “duraksadı” ve bugün için daha güncel bir modele ihtiyaç var. Bu nedenle vakıf, “Köy Enstitülerinin modern versiyonu” olarak tanımlanan Belediye Enstitüsü kavramını geliştirdi. Korkmaz, bu modeli “yerelden kalkınma ve demokrasi” çerçevesinde tanımlayarak, vakfın kurumsal yapısının da bu amaçla kurulduğunu söylüyor. “Bilinçli seçmen” değil “bilinçli aday” vurgusu öne çıkıyor Korkmaz, yerel siyasetin en temel probleminin seçmen değil aday profili olduğunu savunuyor. Ona göre “bilinçli aday” modeli, yerel yönetimleri dönüştürecek ana halka. Belediye Enstitüsü bu nedenle 20’den fazla ders içeren geniş bir eğitim programı hazırlıyor. Hedef, yurttaşların yalnızca seçmen değil, sahaya inmeye hazır “donanımlı adaylar” haline gelmesi. Ademi merkeziyetçiliğe mesafeli ama yerel revizyona açık Yerel yönetimlerin yetki alanlarının artırılması Türkiye’de sık sık “ademi merkeziyetçilik” tartışmasıyla ilişkilendiriliyor. Korkmaz ise bu kavrama mesafeli. “Üniter devlet” vurgusu yapan Korkmaz, yerel reformların merkezi yapıya karşı bir siyasal ayrışma değil, teknik bir iyileştirme olduğunu savunuyor. İdari vesayet tartışmasında hakem–futbolcu benzetmesi dikkat çekiyor Korkmaz, merkezin belediyeler üzerindeki denetim yetkisini “hakemin futbolcu üzerindeki etkisi”ne benzetiyor. Bu yapının doğru kullanılması gerektiğini, denetimin müdahaleye dönüşmemesi gerektiğini belirtiyor. Aynı zamanda İstanbul gibi büyükşehirlerin bakanlık bütçelerini aşan mali güçlere sahip olduğunu hatırlatarak, “tam bir hiyerarşi ilişkisi olmadığını” öne sürüyor. Kayyum konusunda denge arayışı: “Varsa atansın ama derhal seçim” Türkiye’de en sert tartışma başlıklarından biri olan kayyum uygulamaları konusunda Korkmaz hem yolsuzluk hem sandık iradesi üzerinden konuşuyor. Yolsuzluğu “yurttaşın cebinden çalınması” olarak nitelendiren Korkmaz, bu durumda kayyum dahil yaptırımların meşru olduğunu söylüyor. Ancak kritik bir şart ekliyor: “Kayyum atanıyorsa belediye derhal seçime götürülmeli. Halk kendi başkanını yeniden seçmeli.” Korkmaz’a göre sorun kayyumun varlığı değil, seçilmiş belediye yönetimi yerine uzun yıllar kalıcı bir atanmış yönetimin işletilmesi. Halk meclislerine mesafeli ama katılım hakkına kapı açık Sosyalist yerinden yönetim modellerinde sık kullanılan halk meclisleri, katılımcı bütçe ve komünal yönetim gibi mekanizmalara temkinli yaklaşan Korkmaz, belediye meclislerini “zaten halk meclisleri” olarak tanımlıyor. Alternatif yapıları “ideolojik bir alan” olarak görüyor, fakat yurttaş katılımını destekliyor: Belediye meclis toplantılarına katılım, imar planlarına itiraz ve yerel denetim mekanizmalarının aktif kullanılmasını teşvik ediyor. Şeffaflık tartışmasında “yarım şeffaflık” eleştirisi geliyor Korkmaz, belediyelerin ihale süreçlerindeki seçici şeffaflığı eleştiriyor. Bazı ihaleleri yayınlayıp bazılarını gizlemenin güven inşa etmediğini, aksine kuşku yarattığını söylüyor. Bu nedenle yerel şeffaflığın yalnızca siyasi vitrin olarak değil, tüm süreçlerde uygulanması gerektiğini savunuyor. Vakıf kendisini nasıl tanımlıyor? Röportajın genel çerçevesi, Yerel Yönetimler Vakfı’nın kendisini şu konumda gördüğünü gösteriyor: Üniter devlete bağlı Yerelden kalkınma odaklı Yolsuzluk karşıtı Kayyumda “seçime dönüş” şartını savunan Yerel demokrasiyi teknik ve anayasal reformlarla güçlendirmeyi hedefleyen bir aktör Buna karşın vakfın “bilinçli seçmen” yerine “bilinçli aday”ı merkeze koyması, bazı çevrelerce “yerel demokrasinin tabandan değil, yukarıdan inşa edilmesi” şeklinde yorumlanabilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.