SON DAKİKA

#Kürtçe

HABER DEĞER - Kürtçe haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kürtçe haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mümtaz'er Türköne'den Kapsamlı Süreç Analizi: "Mayın Eşeği Olmaya Razıyım" Haber

Mümtaz'er Türköne'den Kapsamlı Süreç Analizi: "Mayın Eşeği Olmaya Razıyım"

Eşik Aşıldı: Kürt Siyaseti Artık Masanın Kurucu Unsuru Mümtaz'er Türköne kaleme aldığı yazısında, Türkiye siyasetinde kritik bir eşiğin geride bırakıldığını ve hem Kürtler hem de Türkiye için büyük bir kazanım elde edildiğini belirtti. Kendisini Kürt kimliği ile çerçeveleyen siyasi hareketin, Türkiye politikasının meşru, yasal ve bütünleyici bir unsuru haline geldiğinin altını çizen Türköne, "Bütünleyici parça tabirinin altını çiziyorum. Artık Kürt siyasetinin önceliklerini, tercihlerini, stratejilerini, kararlarını dikkate almadan hiç kimse adım atamayacak" değerlendirmesinde bulundu. İktidarların yüzde 5'lik seçmen kitlelerinin tercihiyle belirlendiği bir ülkede kemiksiz yüzde 10'luk oy kütlesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan yazar, üç yıl önce "demlenmek" suçlamalarıyla hedef alınan DEM Parti'nin bugün iktidarın ömrünü uzatmak için iş birliği yapacağı iddialarının konuşulduğu bir konuma geldiğini ifade etti. Dağdan inenlerle birlikte çoğulcu bir Kürt siyasetinin demokratik rekabete hazırlandığını belirten Türköne, farklı fikirlerin açıkça tartışıldığı bir dönemin kapıda olduğunu kaydetti. Öcalan'ın Stratejisi ve "Kaideli Devlet" Vurgusu Gündemdeki tartışmaların "AKP’ye destek verirler mi?", "Anayasa pazarlığıyla iktidara teslim olurlar mı?" gibi sığ sorulardan ibaret olmadığını belirten Türköne, meseleye daha derinlemesine yaklaşılması gerektiğini savundu. Kürt siyasetinin aktüel siyasi hesaplara bu kadar kolay kapılma lüksünün olmadığını ifade eden yazar, Abdullah Öcalan'ın stratejisini şu sözlerle analiz etti: "Öcalan ‘norm devlet’ lafını, AKP ve Saray ile arasına mesafe koymak için kullanıyor. Ayakta kalmak ve ömrünü uzatmak için çırpınan ‘kurulu’ iktidarı değil, devletin kurumsal yapısını ve ‘kurucu’ iradesini yani kaideli devleti muhatap alıyor." Öcalan'ın ulus devlet idealini bileşenlerine ayırarak demokratik cumhuriyet adı altında yeni bir sentez ürettiğini belirten Türköne, Dünkü DEM Parti kongresinde verilen mesajlara bakarak bu yeni sentezin tam olarak kavranamadığını, Tuncer Bakırhan'ın dile getirdiği "Üçüncü Yol" önerisinin ise ideolojik değil politik bir yelpazeyi hedef aldığını ifade etti. "Mayın Tarlası" ve "Mayın Eşeği" Benzetmesi Suların durulmasının ardından kartların yeniden dağıtılacağı bir normalleşme aşamasına girileceğini belirten Türköne, aktüel siyasetin sisi-pusu altında asıl tehlikeli zeminin o zaman karşımıza çıkacağını vurguladı. Yazısının en dikkat çekici bölümünde, tarladaki mayınların ön yargılardan ve ezberlerden oluştuğunu belirten Türköne, şu tarihi benzetmeyi yaptı: "Kaçakçılar mayınlı araziden geçerken önlerinde, arkasındaki ağırlıkları sürükleyen bir eşek yürür. Hesapça mayın eşeği yolu temizleyecektir. Kürt sorunu konuşulduğu zaman, Türk tarafının mayın eşeği olma görevi, hasbelkader bana düştü. ‘Apo’yu paşa yapalım’ sözüyle, ‘Öcalan muhatap alınmalı’ diyeli neredeyse 17 sene olmuş. ‘Diyarbakır’ın adı Amed olabilir’ lafını tam 20 sene önce etmiş ve hemen toplu linçe tabi tutulmuştum. Bahçeli, Amedspor’un Süper Lig’e çıkmasını tebrik ederken, bana geçen yıllara, çekilen acılara hayıflanmak düşüyor. Şikayetçi değilim. Yeter ki gelecek nesiller bizim yaşadığımız saçmalıklara maruz kalmasın. Nesli tükenmek üzere olan eşekler sevimli ve ciddi yaratıklardır. Ben mayın eşeği olmaya razıyım." Özünde Bir Kürtçe Sorunu Türkiye'nin çözmek için altın değerinde bir fırsat yakaladığı Kürt sorununun özünde bir "Kürtçe sorunu" olduğunu savunan Türköne, Türk ve Kürt milliyetçilerinin tekrarladığı ezberlerin bir kenara bırakılması gerektiğini belirtti. Yıllardır çekilen acıların temelinde devletin yasakçı zihniyetinin yattığını ifade eden yazar, Kenan Evren döneminde çıkarılan yasakları hatırlatarak şu tespiti yaptı: "Anadili bir insanın namusudur. Yasaklamak, insanı bütünüyle yok saymaktır... Devlet katında üretilen ve uygulanan yasakların elbette toplum katında yansımaları oldu. Kürtçe düşmanlığı önyargıların ve devlet politikalarının eseri. Vatandaşının anadiline saygı göstermeyen bir devlet, onların rızalarını talep edemez. Bugün Kürt sorununu çözmeye azmetmiş devlete, Kürtçeye saygı gösterme görevi ve sorumluluğu düşüyor." Bu kapsamda Türkiye'nin Kürtçe eğitime eksiksiz bir şekilde hazırlanması gerektiğini savunan Türköne; okul öncesinden yükseköğretime kadar her kademede kamu kaynaklarının seferber edilmesini, sosyal bilgiler ve fen derslerinin de Kürtçe verilebilmesini ve anadili Türkçe olan vatandaşların da Kürtçe öğrenmesinin teşvik edilmesini önerdi. Kürtçenin Yeni Düşmanı: Serbest Piyasa Düzeni Yazısının son bölümünde bölgesel gelişmelere de değinen Türköne; Erbil'deki tabela uygulamalarını, Süleymaniye'de Kürtçe okulların kapanmasını ve Suriye'deki eğitim tartışmalarını örnek göstererek Kürtçenin karşısındaki en büyük yeni tehdidin devlet yasaklarından ziyade kapitalist serbest piyasa düzeni olduğunu belirtti. Pazarın ihtiyaçlarına göre dillerin kullanım alanının belirlendiğini, ailelerin çocuklarının geleceği için Arapça, Türkçe veya İngilizceyi daha cazip bulduğunu ifade eden yazar, Kürtçenin geleceğinin hem bölgesel hem de küresel ölçekte ciddi meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu vurgulayarak yazısını tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Suriye'de Kürtçe okullarda seçmeli ders olacak Haber

Suriye'de Kürtçe okullarda seçmeli ders olacak

Eğitim düzenlemesi ve uygulama esasları Suriye'deki siyasi ve askeri bütünleşme adımlarının ardından eğitim alanında da köklü değişiklikler hayata geçiriliyor. Eğitim ve Öğretim Bakanlığı tarafından ilan edilen yeni talimatnameler doğrultusunda Kürtçe dili resmi eğitim mekanizmasına dahil edildi. Alınan kararla beraber Kürtçe, 2026-2027 eğitim ve öğretim yılından itibaren ülke genelindeki okullarda ilk defa seçmeli ders olarak öğrencilerin karşısına çıkacak. Bakanlık tarafından hazırlanan yönergeye göre, söz konusu ders tüm sınıf kademelerinde haftada 2 saat süreyle işlenebilecek. Öğrencilerin bu dersten elde edecekleri notlar not ortalamasına dahil edilecek; fakat bu puanlar doğrudan sınıf geçme veya sınıfta kalma durumunu etkilemeyecek. Yıl başından bu yana kapsamlı bir hazırlık yürüten Suriye Ulusal Eğitim Müfredatı Geliştirme Merkezi, farklı bölgelerden gelen uzmanların katkısıyla ders materyallerinin basımını bitirdi. Ayrıca Eğitim Bakanlığı, 17 Ağustos tarihinde yaptığı açıklamada, gerekli sınav ve pedagojik formasyon aşamalarını başarıyla geçen çok sayıda kadrolu ve sözleşmeli Kürtçe öğretmeninin göreve başlatılacağını bildirdi. Tarihsel arka plan Eğitim ve Öğretim Bakanı Muhammed Abdurrahman Türko, eğitime dair yaptığı açıklamada okulların ayrıştırıcı değil, aksine toplumsal aidiyetin pekiştiği merkezler olması gerektiğine dikkat çekti. Bu reformun yasal dayanağını ise Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın 16 Ocak tarihinde onayladığı 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi oluşturuyor. İlgili kararnamede, Kürt kökenli vatandaşların Suriye toplumunun asli unsuru olduğu vurgulanarak Kürtçe resmi olarak "ulusal dil" statüsüne kavuşturuldu. Bu sayede, özellikle Kürt nüfusun yoğunlukta olduğu doğu bölgeleri başta olmak üzere pek çok yerde devlet ve özel okul bünyesinde derslerin önü açılmış oldu. Suriye'deki Kürt topluluğunun dil ve kimlik hakları, 1962 yılındaki Haseke nüfus sayımı ve Baas Partisi'nin 1963'te iktidarı ele geçirmesiyle birlikte uzun yıllar boyunca baskılara ve yasaklamalara maruz kalmıştı. 2011'de başlayan iç savaş sonrasındaki gelişmeler ve son dönemde SDG'nin Suriye ordusu ile devlet bünyesine tamamen entegre olmasını sağlayan 10 Mart 2025 ile 29 Ocak 2026 tarihli uzlaşmalar, bu yeni dönüşüm sürecinin temelini oluşturdu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sosyal medyada “pilot notu” iddiası: Çok dilli mesaj tartışma yarattı Haber

Sosyal medyada “pilot notu” iddiası: Çok dilli mesaj tartışma yarattı

Sosyal medyada paylaşılan bir görsel, kısa sürede geniş yankı uyandırdı. Paylaşımda, düşürülen savaş uçaklarının pilotlarının üzerinde bulunduğu iddia edilen ve birden fazla dilde yazılmış bir metin yer aldı. Metinde, İngilizce ve bölge dillerinde “Ben Amerikalıyım ve senin dilini konuşmuyorum. Sana zarar vermeyeceğim. Lütfen bana yiyecek, su, barınak ve giysi ver; mümkünse bir doktor çağır. Amerikan ya da dost kuvvetlere ulaşmama yardım et. Adımı ve bu numarayı Amerikan makamlarına ilettiğinde ödüllendirileceksin” ifadeleri bulunuyor. Görselde Amerikan bayrağı yer alırken, metnin Arapça, Farsça, Türkçe ve Kürtçe dahil olmak üzere farklı dillerde basıldığı görülüyor. İddia, bölgedeki sıcak gelişmelerle birlikte sosyal medya platformlarında hızla yayılırken, bazı kullanıcılar bunun askeri personel için standart bir uygulama olabileceğini savundu; bazıları ise görüntünün güncel olaylarla bağlantısının net olmadığını dile getirdi. Konuyla ilgili resmi makamlardan ya da bağımsız doğrulama kuruluşlarından henüz bir açıklama yapılmadı. Görselin nerede, ne zaman ve hangi olayla bağlantılı olarak çekildiğine dair doğrulanmış bilgi bulunmuyor. Uzmanlar, kriz ve çatışma dönemlerinde sosyal medyada dolaşıma giren içeriklerin bağlamından koparılarak paylaşılabildiğine dikkat çekerek, kullanıcıların doğrulanmamış iddialar konusunda temkinli olması gerektiğini vurguluyor. Söz konusu iddia kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, resmi bir doğrulama gelene kadar içeriğin teyitsiz olduğu belirtiliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İzmir’de lise birincisi Asmin Yıldız tutuklandı! Haber

İzmir’de lise birincisi Asmin Yıldız tutuklandı!

Sınıfta çekilen video “örgüt propagandası” sayıldı İzmir’in Menemen ilçesindeki Haldun Koşay Anadolu Lisesi son sınıf öğrencileri, boş derste müzik açarak halay çekti. Sınıfta çekilen bu video, bir öğrencinin TikTok hesabında paylaşıldı. Kısa sürede “Hafıza” adlı bir sosyal medya hesabı tarafından alıntılanan görüntü, 600 binden fazla kişiye ulaştı ve tartışma yarattı. Videoda çalan müziğin içeriği nedeniyle, “örgüt propagandası” iddiasıyla beş öğrenci hakkında soruşturma başlatıldı. Okul birincisi Asmin Yıldız, savcının talebiyle tutuklanarak Aliağa Şakran Kadın Cezaevi’ne gönderildi. Avukatı: “Kürtçe bilmeyen bir öğrencinin farkında olmadan çektiği video suç sayılamaz” Asmin Yıldız’ın avukatı Zeynep Sedef Özdoğan, İzmir Barosu’nda düzenlenen basın açıklamasında süreci anlattı: “Sınıfta öğrenciler halay çekiyor, Asmin de bunu TikTok hesabında paylaşıyor. Kürtçe bilmediği için şarkının içeriğinin farkında değil. Videonun altına herhangi bir açıklama da yazmıyor. Ancak sosyal medyada hızla yayılan görüntü, linç kampanyasına dönüşüyor. Asmin tepkileri görünce özür dileyerek videoyu kaldırıyor. Buna rağmen gece yarısı evi basılarak gözaltına alınıyor ve ertesi gün tutuklanıyor.” Özdoğan, Asmin’in “kaçma şüphesi” iddiasıyla tutuklandığını belirterek, bunun hukukla bağdaşmadığını söyledi. “Asmin Cumhuriyet Savcısı olmak istiyordu” Avukat Özdoğan, Asmin’in eğitimine ve hedeflerine vurgu yaparak şunları kaydetti: “Cumhuriyet Savcısı olmak isteyen, hukuk okumak isteyen bir çocuk bu. Ülkesine hizmet etmek, adaletin bir parçası olmak istiyor. Ama şimdi o hayaller cezaevi duvarları ardında. Biz diyoruz ki: Asmin’in yeri cezaevi değil, okul sıraları ve ailesinin yanı olmalı.” Ailesine yönelik tehditler: “Okula gitseydi öldürürdük” Asmin’in teyzesi Didem Bozkur, basın toplantısında ailenin tehdit mesajları aldığını belirtti: “Aileye ‘Asmin okula gitseydi öldürürdük’ şeklinde mesajlar geliyor. Bu tehditler nedeniyle aile tedirgin. Biz sadece adalet istiyoruz.” Anne Sevgi Yıldız ise kızının üniversiteye hazırlandığını söyleyerek gözyaşları içinde şu ifadeleri kullandı: “Kızımın bir paylaşım yüzünden elimizden alınmasını hak etmiyoruz. Asmin ders çalışan, hayalleri olan bir çocuk. Kızımın yeri okul sıraları, cezaevi değil.” Baro ve hukukçular sürecin takipçisi İzmir Barosu Genel Sekreteri Zöhre Dalkıran, Asmin Yıldız’ın tutukluluğuna tepki göstererek, konunun takipçisi olacaklarını belirtti. Avukat Özdoğan ise Anayasa’nın 19., 25., 26. ve 42. maddelerini hatırlatarak, ifade özgürlüğü ve eğitim hakkının ihlal edildiğini söyledi. Eğitim yerine cezaevi tartışması büyüyor Asmin Yıldız’ın tutuklanması, sosyal medyada ve hukuk çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Öğrencinin eğitim hakkı ve ifade özgürlüğü temelinde tahliye edilmesi çağrıları artarken, hukukçular sürecin “ifade özgürlüğü sınırlarını aşan bir yargı uygulaması” olduğunu savunuyor.

Mehmet Uçum: Egemenliğin ve birliğin dili Türkçe! Haber

Mehmet Uçum: Egemenliğin ve birliğin dili Türkçe!

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, bu haftaki Pazar yazısında “Egemenliğin ve birliğin dili Türkçe” başlıklı makalesinde, Türkçenin devlet dili olarak taşıdığı milli ve anayasal önemi vurguladı. Anadolu Ajansı için kaleme aldığı yazısında Uçum, hem Türkçenin konumuna hem de Kürtçe ve diğer yaşayan dillerin özgürlük alanlarına değindi. “Türkçe dokunulmazdır” Uçum, yazısında Türkçenin yalnızca iletişim dili değil, aynı zamanda Türkiye halkının birliğini ve egemenliğini temsil eden kurucu unsur olduğunu belirtti: “Türkler, Kürt yurttaşlar, Araplar, Zazalar, Lazlar, Çerkezler, Gürcüler… Kısacası Türkiye toplumunun bütün unsurları bu ülkenin ayrılmaz parçalarıdır. Objektif bir realite olarak Türkçe de Türkiye halkının parçası, yani birliğin dilidir.” Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Türkçenin “devletin dili” olmasının değişmez ve tartışılmaz bir anayasal ilke olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Milli birliğimizin harcı olan Türkçenin devletin dili yani tek resmi dil şeklinde muhafaza edilmesi bekanın gereğidir. Hiç kimsenin de bunu tartıştığı yoktur. Türkçe dokunulmazdır.” Uçum, Türkçenin “egemen tek dil” konumunun, millet egemenliği ilkesinin doğal sonucu olduğunu vurguladı: “Egemenlik Türkiye halkının oluşturduğu Türk Milletine ait olduğu için, milletin dili olan Türkçe de egemen tek dildir.” “Kürtçe ve diğer yaşayan diller insan özgürlüğünün parçasıdır” Mehmet Uçum, Türkçenin devlet dili olarak taşıdığı statünün diğer dillerle karıştırılmaması gerektiğini, ancak her anadilin öğrenilme ve kullanılma özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğunu belirtti. “Türkçe ile diğer dilleri aynı statüye koymak doğru değildir. Bununla birlikte bütün anadiller, bu dillerin öğrenilmesi ve kullanılması insanın özgürlüğüyle ilgilidir. Devletin görevi bu özgürlük alanını tanımak ve gerekli imkânları sağlamaktır.” Uçum, geçmişteki yasak ve inkâr politikalarına da değinerek, “12 Eylül Faşizmi döneminde anadillerin yasaklandığını, bu durumun demokratikleşme süreciyle aşıldığını” ifade etti. “Erdoğan devrimiyle dil özgürlüğü genişledi” Uçum, Türkiye’de farklı dil ve lehçelere yönelik özgürlük alanlarının genişlemesini “Erdoğan devrimi” olarak tanımladı: “2003 yılında başlayan ve 2014’te 2923 sayılı Kanun’la düzenlenen reformlarla, farklı dil ve lehçelerin öğretimi ve kullanımı güvence altına alınmıştır. Bu uygulamalar on yılı aşkın süredir devam ediyor.” “Yaşayan Diller ve Lehçeler” dersi kapsamında Kürtçe (Kurmanca ve Zazaca), Lazca, Gürcüce, Arnavutça, Boşnakça gibi dillerin devlet okullarında seçmeli ders olarak okutulduğunu hatırlatan Uçum, Kürtçe dil eğitimi ve yayıncılığında sağlanan özgürlükleri tek tek sıraladı. Kürtçe’nin kamusal alandaki yeri Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Kürtçe’nin eğitimden siyasete, kültürden medya alanına kadar geniş bir çerçevede özgürleştirildiğini belirtti: “Kürtçe dil dersi devlet okullarında ve özel okullarda seçmeli olarak alınabiliyor. Üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümleri kuruldu, Kürtçe dil kursları açmak mümkün. Q, X, W gibi harflerin kullanımına izin verildi.” Uçum, ayrıca devletin kültürel kurumlarında da Kürtçe üretimlerin desteklendiğini vurguladı: “Kültür Bakanlığı Kürt edebiyatının önde gelen eserlerini yayınlıyor. Devlet Tiyatroları Kürtçe oyunlar sahneliyor. TRT Kurdi’nin 24 saat Kürtçe yayın yapması da bu dönemin eseridir.” “Yeni anayasa, dil özgürlüklerini teminat altına almalı” Yazısının sonunda Uçum, yeni anayasa hazırlıkları kapsamında Türkiye’deki dil rejiminin hukuki güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirtti: “Yeni anayasa hayata geçtiğinde, Türkiye’deki geleneksel ve yaşayan bütün dil ve lehçelerin kavuştuğu özgürlüklere anayasal dayanak sağlanabilir. Örneğin, ‘günlük yaşamda kullanılan başka dillerin öğretimine ilişkin hususlar kanunla düzenlenir’ hükmüyle bu durum güvenceye alınabilir.” Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Türkçenin egemen tek dil olarak varlığını koruyacağını, bunun yanında Kürtçe dahil tüm anadillerin öğrenilmesi ve kullanılmasının anayasal teminat altına alınabileceğini söyledi. “Türkçenin egemen ve birleştirici tek dil olması değiştirilemez bir kuraldır. Ancak bu, diğer dillerin özgürce yaşamasıyla çelişmez; aksine Türkiye toplumunun zenginliğidir.” Mehmet Uçum’un “Egemenliğin ve birliğin dili Türkçe” başlıklı yazısı, Türkçenin devlet dili olarak korunmasının milli egemenliğin temeli olduğunu, ancak Kürtçe ve diğer dillerin özgürlük alanlarının da insan hakları perspektifinden güçlendirilmesi gerektiğini savunan, hem merkeziyetçi hem çoğulcu bir yaklaşım sunuyor. “Türkçe egemen dil olmaya devam edecek, ama bu topraklarda konuşulan her dil de yaşama hakkına sahip olacak.”

Türkiyenin kalbi İstanbul'da Kürtçe ders coşkusu Haber

Türkiyenin kalbi İstanbul'da Kürtçe ders coşkusu

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ortaokullarında (5-8. sınıflar) "Yaşayan Diller ve Lehçeler" seçmeli dersi kapsamında Kurmancî ve Zazakî (Kırmançkî) lehçeleriyle okutulan Kürtçe, ülke genelinde yaklaşık 60 bin öğrenci tarafından 2025-2026 eğitim-öğretim yılında tercih edildi. Dersin açılması için bir okulda en az 10 öğrencinin seçmesi gereken bu zenginlik, bazı yerlerde yeterli limite ulaşmasa bile talepteki artışla birlikte Türkiye'nin her köşesinde ilgi görmeye başladı. Bu yıl, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun yanı sıra Batı illerinde de yankı bulan Kürtçe seçmeli ders, İstanbul gibi kozmopolit bir metropolün göbeğinde de çokça rağbet gördü. Esenyurt İnönü Mahallesi'ndeki Sultan Alparslan Ortaokulu'nda, 75 öğrencinin tercihiyle iki ayrı sınıf oluşturuldu ve ilk dersler büyük bir heyecanla başladı. Okulun sevilen öğretmeni Serhat Deli'nin üstlendiği bu derslerde, öğrencilerin heyecanlı olduğu görüldü. Bugün sosyal medyada paylaşılan görüntüler, sınıfın neşeli atmosferini gözler önüne seriyor. Öğrenciler, Kürtçe şarkılar eşliğinde kelimeleri öğrenirken, aralarındaki bağın güçlendiği açıkça görülüyor. Bir videoda, gençler "Merhaba"dan başlayarak geleneksel masallara uzanan bir yolculuğa çıkıyor; bir fotoğrafta ise sınıfın renkli tahtası, Türkiye'nin çok kültürlü zengin mirasını simgeliyor. Yakın dönem verilerine göre, Kürtçe seçmeli ders ağırlıklı olarak Bingöl (6.230 öğrenci), Diyarbakır (5.104), Mardin (4.941), Batman (3.400), Van (1.757), Şırnak (1.383), Hakkari (1.092), Mersin (650), Bitlis (324), Şanlıurfa (435), Elazığ (132) ve Tunceli (282) gibi illerde tercih ediliyor. İl merkezlerine odaklanan bu sayılar, ilçeler dahil edildiğinde toplam 25.644'e ulaştı. Ancak Esenyurt gibi ülkenin Batısında yer alan bir bölgedeki bu gelişme, dağılımın sadece Doğu illeriyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Türkiye'nin her karış toprağında kültürel çeşitliliğin yeşerdiğini müjdeliyor. Av. Suphi Özgen gibi birçok eğitim gönüllüsünün uzun soluklu mücadelesinin bir sonucu olan gelişmeler ülkenin diyalog ortamına katkı sunuyor. Özgen, "Bu, gençlerimizin anadillerini öğrenme hakkının bir zaferi" derken, bu dönem okul idaresi ve velilerin desteğiyle iki sınıf daha açıldığını vurguluyor. Esenyurt'un çok kültürlü mahallelerinde büyüyen çocuklar, Kürtçeyi öğrenirken sadece bir dil değil, ortak bir mirası da kucaklıyor. Bu, Türkiye'nin zenginliklerini –Türkçe'nin enginliğiyle Kürtçe'nin melodik tınısını, Anadolu'nun bin yıllık hikayelerini– bir araya getirerek, geleceğe köprü kuran bir adım. Türkiye'nin gücü, işte bu birliktelikte yatıyor. Farklı lehçelerimiz, dillerimiz ve geleneklerimiz, bizi "Türkiyelilik" ruhuyla daha da güçlendiriyor. Esenyurt'taki küçük sınıflar, büyük bir mesaj veriyor: Beraberliğimizle, çeşitliliğimizle daha güçlüyüz. Her birimiz, bu mozaiğin rengarenk bir parçasıyız; bu renkler, vatan sevgimizin en güzel yansıması. Bugün paylaşılan o görüntülerdeki çocuk gülümsemeleri, yarınların Türkiyesi'ni aydınlatacak umut ışıklarıdır. Eğitimde, kültürde ve kalplerde birleşmek, en büyük zenginliğimiz olsun.Türkiyelilik onurlu kimliğimiz olsun. Haber: Edip Yetmişsekiz

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.