SON DAKİKA

#Toplum

HABER DEĞER - Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anne Minguzzi’den Bakan Tunç’a “Hakkımı helal etmiyorum” çıkışı Haber

Anne Minguzzi’den Bakan Tunç’a “Hakkımı helal etmiyorum” çıkışı

İstanbul’un Kadıköy ilçesinde, kaykay malzemesi almak için gittiği Salı Pazarı yakınında uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi’nin ölümünün üzerinden bir yıl geçti. Minguzzi için saldırının gerçekleştiği noktaya yakın parkta düzenlenen anma töreninde yurttaşlar “Ahmet için adalet” sloganları attı. Anmada adalet talebi yükseldi Törene Minguzzi’nin anne ve babası Yasemin ve Andre Minguzzi’nin yanı sıra çok sayıda yurttaş ve siyasi isim katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, CHP Parti Meclisi üyesi Baran Seyhan ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ aileye destek veren isimler arasında yer aldı. Anne Minguzzi: “Hakkımı helal etmiyorum” Kalabalığa hitap eden anne Yasemin Minguzzi, bir yıldır adalet taleplerinin karşılanmadığını vurgulayarak, “Katile çocuk diyen, her kim diyorsa hakkımı helal etmiyorum. Bir yıl geçti, yasa çıkmadı; hakkımı helal etmiyorum” dedi. Mevcut yasal düzenlemelerin çocukları korumadığını söyleyen Minguzzi, adalet mücadelesini sürdürmekte kararlı olduklarını ifade etti. Bakan Tunç’a doğrudan çağrı Yasemin Minguzzi konuşmasının devamında Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a seslenerek, “Yılmaz Tunç, duy sesimi. Hiçbir şeyden korkmuyorum. Durmayacağım” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Baba Minguzzi: “Öfkeyle değil, sorumlulukla buradayım” Anne Minguzzi’nin ardından söz alan baba Andre Minguzzi, konuşmasına “Bir baba olarak buradayım; öfkeyle değil, sorumlulukla” diyerek başladı. Oğlunun öldürüldüğü yerin bir yaşam alanı olması gerektiğini vurgulayan Minguzzi, “Mattia bir sembol değildi; o bir çocuktu. Çocukları koruması gereken bir dünya, onu koruyamadı” ifadelerini kullandı. Anıt hafıza ve sorumluluk için dikildi Tören kapsamında, Mattia Ahmet Minguzzi için hazırlanan ve üzerinde kaykay ile güvercin figürleri bulunan anıt parkta yerini aldı. Baba Minguzzi, anıtın acıyı değil, toplumsal hafızayı ve sorumluluğu temsil ettiğini belirterek, “Öldürülen her çocuk, bütün toplum için bir kayıptır” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aydoğan Doğan, Bilal Erdoğan meselesini değerlendirdi: Peşin hükümle siyaset olur mu? Haber

Aydoğan Doğan, Bilal Erdoğan meselesini değerlendirdi: Peşin hükümle siyaset olur mu?

Türkiye siyasetinde bazı isimler vardır; yaptıklarıyla değil, taşıdıkları soyadıyla tartışılırlar. Bilal Erdoğan ismi de uzun süredir bu listenin en üst sıralarında yer alıyor. Henüz hiçbir resmi siyasi görevi yokken, bir panelde yaptığı konuşma günlerce manşetlerde kalabiliyor. Peki gerçekten tartıştığımız şey Bilal Erdoğan’ın söyledikleri mi, yoksa onun kim olduğu mu? Bu soruyu sormadan “nepotizm”, “hanedanlık”, “veliaht” gibi kavramları art arda sıralamak, meseleyi kolaycı bir yere sıkıştırmak anlamına geliyor. Oysa Türkiye gibi siyasetle toplumsal hafızanın iç içe geçtiği bir ülkede, bazı figürleri yalnızca soyadı üzerinden okumak, gerçeği eksik bırakıyor. Genç, eğitimli ve küresel bir profil Bilal Erdoğan’ı sevelim ya da sevmeyelim; ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var: Bu ülkede az sayıda siyasal figür, onun sahip olduğu akademik ve uluslararası birikime sahip. ABD ve Avrupa merkezli üniversitelerde eğitim almış, kamu yönetimi ve siyaset teorisi üzerine çalışmış, birden fazla dil bilen, küresel kurumlarda bulunmuş bir isimden söz ediyoruz. Bu noktada dürüst olmak gerekiyor. Türkiye’de “gençlik” ve “liyakat” kavramları yıllardır yan yana getiriliyor ama pratiğe nadiren yansıyor. Bilal Erdoğan ise tam da bu tartışmanın ortasında duruyor. Yaşı itibarıyla genç, birikimi itibarıyla donanımlı ve siyasetle ilişkisi bakımından alışıldık kalıpların dışında bir figür. Siyasetin dışından siyaseti okumak Bilal Erdoğan’ın en çok eleştirildiği noktalardan biri, “siyaset yapmadan siyasete etki etmek” iddiası. Ancak burada gözden kaçırılan bir detay var; Bilal Erdoğan bugüne kadar ne milletvekilliğine aday oldu ne bir parti yönetiminde görev aldı ne de bir devlet makamında yer aldı. Buna rağmen konuşmaları bu kadar yankı buluyorsa, bu durum onun “gizli iktidar”ından çok, Türkiye’de siyasetin ne kadar semboller üzerinden okunduğunu gösteriyor. Kimi yurttaşlar için Bilal Erdoğan, babasının devamı; kimileri için ise muhafazakâr camiada yetişmiş yeni bir kuşağın temsilcisi. Asıl soru şu; Siyaset yalnızca parti rozetleriyle mi yapılır, yoksa fikirle, vizyonla ve toplumsal alanda kurulan ilişkilerle mi? Bir liderlik mirası mı, kendi yolunu arayan bir isim mi? Bilal Erdoğan’ın babası elbette Türkiye siyasetinin son yirmi yılına damga vurmuş bir figür. Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderin oğlu olmak, kaçınılmaz olarak hem büyük bir avantaj hem de ağır bir yük. Ancak tam da bu nedenle şu tespiti yapmak gerekiyor: Bilal Erdoğan, bugüne kadar babasının siyasi gücüne yaslanarak bir makam talep etmedi. Tam tersine, sivil toplum alanında kalmayı tercih etti; eğitim, kültür ve gençlik çalışmalarıyla görünür oldu. Bu tercih, “hazır koltuk” beklentisi içinde olan klasik siyasetçi profiliyle örtüşmüyor. Bu durum, onu otomatik olarak “lider adayı” yapar mı? Hayır. Ama “olamaz” demeyi de fazlasıyla iddialı kılar. Türkiye’de lider çocukları meselesi ve çifte standart Türkiye siyasi tarihinde lider çocuklarının siyasete girmesi yeni bir olgu değil. Sağdan sola, milliyetçilikten İslamcılığa kadar birçok gelenekte bu örnekler yaşandı. Ancak dikkat çekici olan şu: Söz konusu isimler çoğu zaman bu kadar sert ve peşin bir reddiyeyle karşılaşmadı. Bilal Erdoğan söz konusu olduğunda ise tartışma henüz başlamadan bitiriliyor. Daha aday olmadan, daha bir pozisyon almadan “olamaz” deniliyor. Bu refleks, gerçekten demokrasi hassasiyetinden mi kaynaklanıyor, yoksa politik kamplaşmanın doğal sonucu mu? Bu soruyu sormak, Bilal Erdoğan’ı savunmak değil; siyasal tutarlılığı savunmaktır. Ama evet, yurttaşların kaygıları da gerçek Tüm bunlar söylenirken, yurttaşların itirazlarını yok saymak da mümkün değil. Gücün aile çevresinde yoğunlaştığı algısı, Türkiye toplumunda ciddi bir rahatsızlık yaratıyor. Kamu kaynakları, vakıflar, ayrıcalık iddiaları gibi başlıklar, yalnızca Bilal Erdoğan’a değil, mevcut siyasal düzene yöneltilmiş eleştiriler. Bu noktada mesele, bir kişinin yetkinliğiyle sınırlı değil; sistemin şeffaflığı ve eşitliğiyle ilgili. Bilal Erdoğan’ın olası bir siyasi rolü, bu kaygıları giderecek şekilde açık, denetlenebilir ve toplumsal rızaya dayalı olmak zorunda. Peşin hüküm mü, gerçek bir değerlendirme mi? Bilal Erdoğan bugün ne bir parti lideri ne bir bakan ne de bir milletvekili. Ama hakkında yazılanlara bakıldığında, sanki çoktan bütün bu görevleri üstlenmiş gibi davranılıyor. Bu durum, aslında onun gücünden çok, Türkiye’de siyasal algının nasıl çalıştığını gösteriyor. Belki de asıl mesele şu; Bilal Erdoğan’a haksızlık yapılıyor olabilir mi? Henüz sahaya çıkmamış bir ismi, yalnızca soyadı üzerinden mahkûm etmek, demokratik reflekslerle ne kadar uyumlu? Yanıtı zaman gösterecek. Ama şurası kesin; Eğer Türkiye genç, eğitimli ve dünyayla temas kurabilen bir siyasal kuşak arıyorsa, bu arayışta bazı isimleri baştan silmek yerine, onları dikkatle izlemek daha adil bir tutum olabilir. Aydoğan DOĞAN

Bahçeli’den Öcalan gündemine dair miting yorumu: Mahzurlu bir yanı yok Haber

Bahçeli’den Öcalan gündemine dair miting yorumu: Mahzurlu bir yanı yok

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan ile yürütülen temasların kamuoyunda yarattığı tartışmalar sürerken, Demokratik Toplum Platformu’nun çağrısıyla yapılacak miting hakkında ilk değerlendirmesini yaptı. Bahçeli, mitingin nerede, ne zaman ve hangi çerçevede ele alınması gerektiğine dair net bir tutum ortaya koydu. Miting ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında görülüyor Bahçeli, DEM Parti öncülüğünde Demokratik Toplum Platformu tarafından 4 Ocak 2026’da Diyarbakır’da düzenlenecek mitingin demokratik haklar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bahçeli, “Kanaatimce DEM Parti’nin 4 Ocak 2026’da düzenleyeceği mitingin hiçbir mahsurlu yanı yoktur” ifadelerini kullandı. Bahçeli’den tansiyonu düşüren yaklaşım Açıklama, Öcalan ile yapılan görüşmeler ve bu görüşmelerin siyasal yansımalarına dair tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi. Bahçeli’nin sözleri, mitinglere ve siyasal ifade alanına yönelik daha yumuşak bir ton olarak değerlendirildi. Öcalan görüşmeleri sonrası MHP’nin tutumu netleşiyor Son dönemde kamuoyunda, DEM Parti ile Öcalan arasında yürütülen temasların ardından MHP’nin nasıl bir pozisyon alacağı merak ediliyordu. Bahçeli’nin bu açıklaması, sürecin sokak ve mitingler üzerinden kriminalize edilmemesi gerektiği yönünde bir mesaj olarak yorumlandı. Siyasal tartışma zemini genişliyor Bahçeli’nin miting açıklaması, Türkiye toplumunda ifade özgürlüğü, siyasal katılım ve barışçıl toplantı hakkı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Açıklama, farklı siyasi aktörler arasında tansiyonun nasıl şekilleneceğine dair önemli bir işaret olarak görülüyor.

"Cinle tartıştı" videosu rekor kırdı, Diyanet sessizliği tepki çekti: Bu alan şarlatanlara kaldı! Haber

"Cinle tartıştı" videosu rekor kırdı, Diyanet sessizliği tepki çekti: Bu alan şarlatanlara kaldı!

5 saatte yarım milyon izlendi Sosyal medyada dolaşıma giren videoda, bir kişinin cinlerle iletişime geçtiği ve onları yönettiği iddia edildi. Sadece tek bir hesaptan 5 saatte 500 bin izlenmeye ulaşan bu görüntüler, toplumun "cin" konusundaki hassasiyetini ve zaafını bir kez daha gözler önüne serdi. Gazeteci Erciş, bu ilginin bilimsel ve dini temelden yoksun devasa bir kazanç kapısına dönüştüğünü; havas kitapları, cin çıkarma seansları ve muska ticaretinin bazı yapılar eliyle bir "sömürü sektörüne" evrildiğini vurguladı. Dört mezhepte de hüküm açık: "Yalancıdır" Erciş, İslam fıkhının dört büyük mezhebi (Hanefi, Maliki, Şafii, Hanbeli) kaynaklarını referans göstererek bu tür iddiaların dindeki yerini net bir şekilde hatırlattı. Alimlerin ortak görüşüne göre; peygamberler dışında kimse cinleri göremez. Onlarla konuştuğunu, yönettiğini veya emir verdiğini iddia eden kişi fıkıh alimlerine göre ya "yalancı" ya da "akılca kusurlu" kabul edilir ve şahitliği geçersiz sayılır. Tarih boyunca bu tür iddialar, toplum inancını sömüren tehlikeli pratikler olarak kategorize edilmiştir. Diyanet’in boşluğu güvenlik sorununa dönüşüyor Eleştirilerin odağında ise Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu konudaki pasif tutumu yer aldı. Kurumun yeterli, net ve sürekli bir bilgilendirme yapmaması nedeniyle oluşan otorite boşluğunun istismarcılar tarafından doldurulduğuna dikkat çekildi. Mesele sadece dini bir tartışma olmaktan çıkıp; insanların korku yoluyla psikolojik ve maddi olarak sömürüldüğü, aile düzenlerinin bozulduğu ve tedavi yerine üfürükçülere yönlendirildiği toplumsal bir güvenlik sorununa dönüşmüş durumda. Uzmanlar, Diyanet'in acilen harekete geçerek bu bilgi kirliliğini gidermesi gerektiğini savunuyor. Gazeteci Emre Erciş'in X paylaşımının tamamını görmek için tıklayınız!

Siyasette yargı fırtınası: Demirtaş hakkında 7 yıla kadar hapis istemi Haber

Siyasette yargı fırtınası: Demirtaş hakkında 7 yıla kadar hapis istemi

Mersin’de açılan dosyada talep edilen ceza siyasetin gündemine oturdu Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında savcılık, zincirleme şekilde “Cumhurbaşkanına hakaret” gerekçesiyle 1 yıl 3 aydan 7 yıla kadar hapis cezası istedi. Dava, Demirtaş’ın Mersin ve Diyarbakır’daki konuşmalarına dayandırıldı ve iki dosyanın birleştirilmesine karar verildi. Savcılık, zincirleme suç değerlendirmesiyle üst sınırı işaret etti Esasa ilişkin mütalaada, isnat edilen fiillerin zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği savunuldu. Savcılık makamı, bu gerekçeyle Demirtaş hakkında üst sınırı zorlayan bir talepte bulundu. Ankara ve Mardin’deki ifadeleri kapsayan dosyaların birleştirilmesi talebi ise mahkeme tarafından reddedildi. Müşteki taraf daha ağır yaptırım istedi, savunma süre talep etti Duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile bağlanan müşteki avukatı, zincirleme suç yerine her bir eylem için ayrı ayrı cezalandırma talep etti. Demirtaş’ın avukatı ise mütalaaya karşı savunma hazırlamak üzere süre istedi; mahkeme bu talebi kabul etti. Mahkeme, tutukluluğun sürmesine karar verdi Halen Edirne F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan Demirtaş duruşmaya katılmadı. Hakim, mevcut halin devamına hükmetti; sanığın bir sonraki celsede hazır bulunmaması halinde “susma hakkını kullandığının kabul edileceği” ihtarında bulunuldu. Dava 6 Ocak’a ertelendi. Dosya, ifade özgürlüğü ve siyaset-yargı ilişkisini yeniden tartışmaya açtı Karar sürecinin, yalnızca bireysel bir yargılama değil; siyaset, ifade özgürlüğü ve yargının sınırlarının toplum nezdinde yeniden tartışılacağı bir eşik oluşturduğu yorumları yapılıyor. Gözler şimdi bir sonraki duruşmaya ve mahkemenin vereceği kritik karara çevrildi.

Mustafa Palancıoğlu'ndan '24 Kasım' mesajı Haber

Mustafa Palancıoğlu'ndan '24 Kasım' mesajı

Kayseri Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, öğretmenlerin toplum için taşıdığı öneme dikkat çekerek tüm öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutladı. Kayseri Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu bir kutlama mesajı yayınlayarak mesajında şu ifadelere yer verdi: "Melikgazi Belediyesi olarak eğitimin ve eğitimcilerin her zaman yanında ve destekçileri olduk. Kısa sürede ilçeye birçok okul yaparak; Türkiye'de en çok okul yapan belediye ünvanını kazandık. Çünkü eğitim en çok önem verdiğimiz hizmetler arasında yer alıyor. Okulları inşa etmek kadar, bu okullarda geleceği inşa eden çocukları yetiştiren öğretmenlerimiz de oldukça kıymetli. Eğitim toplumun temel taşıdır. Öğretmenlerimizin öğrenciler üzerinde ciddi emek ve fedakârlıkları var. Öğretmenlik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda geleceği şekillendiren kutlu bir görev. Eğitime verdiğimiz desteklerimiz artarak sürecek. Tüm öğretmenlerimize emekleri için minnettarız. Eğitime yapılan her yatırımın geleceğe yapılan yatırım olduğunun bilinciyle, öğretmenlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Bu vesile ile geleceğimizi aydınlatan tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, şükranlarımı sunuyorum. Bizler de belediyeler olarak tüm öğretmenlerin emeğiyle büyüyen bir nesil için gayretle çalışmayı, üretmeyi ve hizmet etmeyi sürdüreceğiz. Bilgisiyle, sevgisiyle, sabrıyla yolumuzu aydınlatan tüm öğretmenlerimizi saygıyla selamlıyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.