Kişisel gelişim dünyasının en popüler inançlarından biri yeniden tartışılıyor. Uzmanlara göre çekim yasasının bazı yorumları, fark edilmeden bireyi suçlayan bir psikolojik baskıya dönüşebiliyor.
Haber Giriş Tarihi: 13.02.2026 11:25
Haber Güncellenme Tarihi: 13.02.2026 11:27
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
İnsanın yalnızca düşünceleriyle hayatını şekillendirebileceğini savunan “çekim yasası”, son yıllarda psikologların eleştirdiği bir yaklaşım haline geldi. Uzmanlar, bu inancın aşırı yorumlandığında bireyin yaşadığı olumsuzlukların sorumluluğunu tamamen kendisine yükleyebileceğini ve suçluluk ile utanç duygularını artırabileceğini belirtiyor.
Pozitif düşünce söylemi bazen mağduru suçlayabiliyor
Uzmanlara göre çekim yasası, insanların negatif deneyimlerini kendi düşüncelerinin sonucu olarak görmesine yol açabiliyor. Bu durum kişinin kendini yetersiz hissetmesine, özgüveninin düşmesine ve harekete geçme motivasyonunun azalmasına neden olabiliyor.
Bilimsel kanıt tartışması sürüyor
Çekim yasası; olumlu ya da olumsuz düşüncelerin benzer deneyimleri hayatımıza çektiğini öne süren bir inanç olarak tanımlanıyor. Ancak bu iddiayı destekleyen ampirik bilimsel kanıt bulunmadığı ve yaklaşımın çoğu zaman sahte bilim olarak değerlendirildiği ifade ediliyor.
Toksik pozitiflik ve gerçekliğin inkârı riski
Araştırmacılar, bu düşünce biçiminin “toksik pozitiflik” üretme potansiyeline dikkat çekiyor. Kişi yalnızca olumlu düşünmeye zorlandığında, gerçek sorunlarıyla yüzleşmek yerine onları bastırabilir ve bu da psikolojik iyileşmeyi geciktirebilir.
Psikolojik manipülasyonla benzerlik kuruluyor
Gaslighting, bireyin kendi algısını ve gerçekliğini sorgulamasına yol açan bir manipülasyon türü olarak tanımlanıyor. Böyle bir ortamda kişi sürekli eksik hissetmeye başlayabilir ve yaptığı her şeyi yanlış gördüğünü düşünebilir.
Uzmanlar dengeli yaklaşım öneriyor
Uzmanlara göre hedef belirlemek ve olumlu düşünmek faydalı olabilir; ancak bunun somut adımlar, eleştirel düşünme ve gerçekçi değerlendirmelerle desteklenmesi gerekiyor. Aksi halde yalnızca düşünceye dayalı beklentiler, kişisel gelişimi desteklemek yerine bireyi pasifliğe itebilir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Çekim yasası tartışması: Manevi gaslighting uyarısı
Kişisel gelişim dünyasının en popüler inançlarından biri yeniden tartışılıyor. Uzmanlara göre çekim yasasının bazı yorumları, fark edilmeden bireyi suçlayan bir psikolojik baskıya dönüşebiliyor.
İnsanın yalnızca düşünceleriyle hayatını şekillendirebileceğini savunan “çekim yasası”, son yıllarda psikologların eleştirdiği bir yaklaşım haline geldi. Uzmanlar, bu inancın aşırı yorumlandığında bireyin yaşadığı olumsuzlukların sorumluluğunu tamamen kendisine yükleyebileceğini ve suçluluk ile utanç duygularını artırabileceğini belirtiyor.
Pozitif düşünce söylemi bazen mağduru suçlayabiliyor
Uzmanlara göre çekim yasası, insanların negatif deneyimlerini kendi düşüncelerinin sonucu olarak görmesine yol açabiliyor. Bu durum kişinin kendini yetersiz hissetmesine, özgüveninin düşmesine ve harekete geçme motivasyonunun azalmasına neden olabiliyor.
Bilimsel kanıt tartışması sürüyor
Çekim yasası; olumlu ya da olumsuz düşüncelerin benzer deneyimleri hayatımıza çektiğini öne süren bir inanç olarak tanımlanıyor. Ancak bu iddiayı destekleyen ampirik bilimsel kanıt bulunmadığı ve yaklaşımın çoğu zaman sahte bilim olarak değerlendirildiği ifade ediliyor.
Toksik pozitiflik ve gerçekliğin inkârı riski
Araştırmacılar, bu düşünce biçiminin “toksik pozitiflik” üretme potansiyeline dikkat çekiyor. Kişi yalnızca olumlu düşünmeye zorlandığında, gerçek sorunlarıyla yüzleşmek yerine onları bastırabilir ve bu da psikolojik iyileşmeyi geciktirebilir.
Psikolojik manipülasyonla benzerlik kuruluyor
Gaslighting, bireyin kendi algısını ve gerçekliğini sorgulamasına yol açan bir manipülasyon türü olarak tanımlanıyor. Böyle bir ortamda kişi sürekli eksik hissetmeye başlayabilir ve yaptığı her şeyi yanlış gördüğünü düşünebilir.
Uzmanlar dengeli yaklaşım öneriyor
Uzmanlara göre hedef belirlemek ve olumlu düşünmek faydalı olabilir; ancak bunun somut adımlar, eleştirel düşünme ve gerçekçi değerlendirmelerle desteklenmesi gerekiyor. Aksi halde yalnızca düşünceye dayalı beklentiler, kişisel gelişimi desteklemek yerine bireyi pasifliğe itebilir.
haberdeger.com
Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist
En Çok Okunan Haberler