SON DAKİKA

Avrupa liderleri savaşa hazırlanıyor. İşçiler ise savaşı durdurmak için örgütleniyor

Avrupa coğrafyasında savaş hazırlıkları artık kağıt üzerindeki bir olasılık olmaktan çıkıp günlük hayatın bir parçası haline geldi. Doğu Avrupa’dan İskandinavya’ya kadar pek çok hükümet, vatandaşlarına olası bir askeri çatışma durumuna hazırlıklı olmaları yönünde çağrılarda bulunuyor.

Haber Giriş Tarihi: 12.10.2026 10:33
Haber Güncellenme Tarihi: 12.10.2026 10:37
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Avrupa liderleri savaşa hazırlanıyor. İşçiler ise savaşı durdurmak için örgütleniyor

Middle East Eye portalında John Rees imzasıyla yayımlanan analiz yazısına göre, Avrupa liderlerinin Rusya ile olası bir çatışmaya hazırlanması ve Gazze’deki İsrail saldırılarına yönelik suç ortaklığı, kıta genelinde istihdam, maaşlar ve askeri üretim üzerinden büyük bir mücadeleyi tetiklemiş durumda. Hükümetlerin toplumun her kesimini kapsayan bir "savaş ekonomisi" inşa etme gayretine karşılık, emekçiler ve öğrenciler artan askeri harcamalara, zorunlu askerlik adımlarına ve savunma sanayisindeki çalışma koşullarına karşı direnç gösteriyor.

Kıta Genelinde Tırmanan Savaş Havası

Avrupa coğrafyasında savaş hazırlıkları artık kağıt üzerindeki bir olasılık olmaktan çıkıp günlük hayatın bir parçası haline geldi. Doğu Avrupa’dan İskandinavya’ya kadar pek çok hükümet, vatandaşlarına olası bir askeri çatışma durumuna hazırlıklı olmaları yönünde çağrılarda bulunuyor. Polonya yeni uyarılarda bulunurken, Almanya ulusal düzeyde savunma tatbikatları yapıyor ve siren sistemlerini test ediyor. Baltık ülkeleri askeri tatbikatlarını sıklaştırırken Litvanya, başkent Vilnius’un olası bir saldırı anında nasıl tahliye edileceğine dair kapsamlı senaryolar hazırlıyor. Finlandiya hükümeti ise toplumun zihinsel ve pratik olarak savaşın getireceği yıkıcı etkilere hazır olması gerektiğini ısrarla vurguluyor. Batı Avrupa cephesinde de benzer bir hareketlilik gözleniyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, istihbarat başkanlarının uluslararası durumun hızla kötüleştiğine dair brifinglerini dinlemek üzere siyasi parti liderlerini Elysee Sarayı’nda topluyor. NATO ise Rus sabotajları, siber saldırılar ve kundaklama girişimleri konusundaki söylemlerini her geçen gün sertleştiriyor. Ancak sokaktaki vatandaş ve işçi sınıfı, siyasetçilerin yarattığı bu "savaş hummasına" ikna olmuş görünmüyor.

Airbus Örneği

Avrupa hükümetleri savunma şirketlerinden üretimi hızlandırmalarını talep ederken, üretimin merkezinde yer alan işçiler haklarını aramak için iş bırakıyor. İspanya’da Airbus tesislerinde çalışan binlerce işçi, şirketin sunduğu ücret ve çalışma koşulları teklifini reddederek greve gitti. UGT ve CGT sendikalarının öncülük ettiği bu grev, hem ticari uçak hem de askeri nakliye uçağı ile uydu parçaları üreten sekiz ayrı tesiste üretimi ciddi şekilde yavaşlattı. Şirketin teslimat hedeflerini tutturmasını zorlaştıran bu eylemler, Avrupa’nın yeniden silahlanma hamlesinin ne kadar kırılgan bir zemine oturduğunu kanıtlıyor. İşverenlerin mühendis, teknisyen ve vasıflı işçi bulmakta zorlandığı bu dönemde tedarik zinciri o kadar sıkıştı ki, şirket fabrikalar arasında parça taşımak için dev nakliye uçakları kiralamak zorunda kaldı. İspanya Sanayi Bakanlığı’nın arabuluculuğu ve işçilerin kararlı duruşu sonucunda, enflasyona endeksli zamlar ve uzaktan çalışma haklarının korunduğu bir uzlaşı sağlandı. Bu mücadele, kıtanın askeri hamlesinin bağımlı olduğu stratejik sektörlerde işçilerin ne kadar büyük bir güce sahip olduğunu açıkça gösterdi.

Sendikalar ve Raylı Sistemlerde Sivil Üretim Vurgusu

İşçi hareketinin askeri harcamalara ve savaş politikalarına karşı tepkisi yalnızca ücret pazarlıklarıyla sınırlı kalmıyor. İskoçya’da demiryolu sendikaları (RMT, Aslef ve TSSA), hükümetten yeni tren filosu ihalesinde yer alan İspanyol üretici CAF şirketini listeden çıkarmasını talep etti. Şirketin, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında yürüttüğü hafif raylı sistem projesinde yer alması ve Birleşmiş Milletler’in insan hakları veritabanında bulunması bu tepkinin ana sebebini oluşturuyor. Makinistler sendikası Aslef, üyelerinin bu şirket tarafından üretilen trenleri kullanmayı reddedeceğini açıkça duyurdu. Öte yandan, İngiltere’deki Sendikalar Kongresi (TUC) delegeleri, askeri harcamaların artırılmasına karşı çıkan bir önergeyi büyük bir çoğunlukla kabul etti. Sendika temsilcileri, kamusal kaynakların ve yetişmiş iş gücünün savunma sanayisi yerine toplumsal fayda sağlayacak sivil sektörlere, kamu hizmetlerine ve geleceğin yeşil endüstrilerine aktarılması gerektiğini savunuyor.

Limanlarda Boykot ve Sokaklarda Askerlik Karşıtı Öğrenci Eylemleri

Savaş karşıtı örgütlenme, lojistik hatlarından eğitim kurumlarına kadar geniş bir alana yayılıyor. Aralarında Fransa, Yunanistan, İspanya, İtalya, Fas ve Türkiye’den Liman-İş’in de bulunduğu en az altı ülkeden liman işçileri sendikaları, Gazze’deki savaşı protesto etmek ve İsrail’e silah taşıyan gemileri durdurmak amacıyla uluslararası eylem ve grev kararları alıyor. Akdeniz ve Avrupa’nın 20’den fazla limanında kargo operasyonlarını kilitleyen liman işçileri, kamu kaynaklarının savaş ekonomisi ve altyapının askerileştirilmesi için değil, halkın sosyal ihtiyaçları için harcanması gerektiğini belirtiyor. Almanya’da ise genç nesil, zorunlu askerlik geri getirilmesi planlarına karşı kitlesel protestolar düzenliyor. Ülke genelinde 45 binden fazla ortaöğretim öğrencisi, Savunma Bakanlığı’nın 18 yaşındaki gençleri zorunlu sağlık taramasına çağırma kararının ardından dersleri boykot etti. Yüzden fazla şehirde sokağa çıkan gençler, zorunlu yoklamaların kaldırılmasını ve adım adım zorunlu askerliğe dönülmesini hedefleyen yasaların iptal edilmesini talep ediyor.

Avrupa siyaseti, savaş hazırlıklarına ve askeri yatırımlara odaklanmış bir siyasi elit ile yeniden silahlanma bedelini kendi maaşları, işleri ve yaşam standartlarıyla ödemek istemeyen milyonlarca çalışan ve genç arasında ciddi bir çatışmaya sahne oluyor. Şirket fabrikalarındaki grevlerden limanlardaki iş bırakma eylemlerine, sendika kongrelerinden lise öğrencilerinin sokak gösterilerine kadar uzanan bu hareketlilik, hükümetlerin militarist politikalarına karşı kıta çapında şekillenen direncin ilk somut adımları olarak değerlendiriliyor. Savaş ekonomisi ile toplumsal refah arasındaki bu çekişmenin, önümüzdeki dönemde Avrupa’nın sosyo-politik geleceğini belirleyen ana unsur olacağı öngörülüyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.