SON DAKİKA

Pepe Escobar Analizi: Pakistan-Suudi Arabistan-Yemen Düğümü Nasıl Çözülecek?

Strategic Culture Foundation (SCF) bünyesinde yayımlanan Pepe Escobar imzalı analiz haber, Orta Doğu ve Güney Asya hattında tırmanan gerilim ile diplomatik denklemleri gözler önüne seriyor.

Haber Giriş Tarihi: 17.10.2026 11:41
Haber Güncellenme Tarihi: 17.10.2026 11:54
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Pepe Escobar Analizi: Pakistan-Suudi Arabistan-Yemen Düğümü Nasıl Çözülecek?

Yemen’deki Ensarullah (Husiler) yönetiminin Temsilciler Meclisi Başkanı Yahya Ali al-Ra'i, Pakistan Ulusal Meclis Başkanı Sardar Ayaz Sadiq’e gönderdiği özel bir mektupla Islamabad’dan Sana ile Riyad arasında arabuluculuk yapmasını talep etti. Bu doğrudan parlamenter temas, Mekke Savunma İttifakı kapsamında Suudi Arabistan’a askeri taahhütleri bulunan Pakistan üzerindeki bölgesel baskıların arttığı bir dönemde kritik bir diplomasi kanalı açıyor.

Pakistan’ın Hassas Askeri ve Diplomatik Denge Arayışı

İslamabad ve Tahran’daki üst düzey kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, Pakistan yönetimi Ensarullah’a karşı herhangi bir karada saldırı harekatına katılmayacağını ve Yemen topraklarına asker sokmayacağını kesin bir dille vurguluyor. Pakistan Suudi Arabistan ile imzaladığı savunma anlaşmaları gereği Suudi topraklarını, sınır hattını ve İHA/füze saldırılarını korumakla yükümlü olsa da doğrudan Yemen içindeki çatışmalardan uzak durmaya çalışıyor. Saha Müşiri Asım Munir, İran Dışişleri Bakanı Arakçi üzerinden Ensarullah ile temas kurarak nüfuzunu arabuluculuk yönünde kullanmasını talep etti. Ancak Aden’de veya Suudi-Yemen sınır hattında görev yapan olası Pakistanlı askeri danışmanların varlığı, İslamabad’ın tarafsızlık vaatlerini test eden hassas bir unsur olarak öne çıkıyor.

Hürmüz Boğazı

ABD ve İran hattında diplomatik seçenekler tıkanma noktasına gelmişken, Tahran yönetimi jeopolitik dengeleri değiştirecek radikal adımlar atıyor. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi (SNSC), Hürmüz Boğazı geçiş ücretlerini yalnızca İran riyali üzerinden tahsil etme kararı aldı. ABD dolarını tamamen devre dışı bırakan bu yeni mekanizma, Çin’in CIPS (Çin Uluslararası Elektronik Ödeme Sistemi) platformu ile entegre bir şekilde çalışacak. Küresel deniz ticaretinde yuan ile CIPS üzerinden elektronik satın alım yapılıp ardından riyale çevrilerek ödenecek bu harçlar, Tahran için hem döviz girdisi sağlayacak hem de ulusal para birimini güçlendirecek bir finansal kalkan işlevi görüyor. Diğer yandan Tahran, Pakistan kanalıyla ABD tarafına ilettiği mesajda, uzlaşma koşullarından taviz vermeyeceğini ve olası bir ABD askeri müdahalesine tamamen hazırlıklı olduğunu bildirdi.

Yemen Savaşında Tırmanan Şiddet ve Altyapı Hedefleri

Suudi-Yemen cephesinde ise çatışmalar şiddetlenerek devam ediyor. Yemen Silahlı Kuvvetleri ve Ensarullah unsurları, Suudi Arabistan’ın batısındaki Cidde ve Yanbu rafinerilerini, doğu kıyı tesislerini ve iki bölgeyi bağlayan Doğu-Batı petrol boru hattını balistik füzeler ve kamikaze İHA’larla hedef alıyor. Suudi Arabistan’ın ABD menşeili Patriot ve PAC-3 hava savunma sistemlerinin bu füze saldırıları karşısında yetersiz kaldığı gözlemleniyor. Ayrıca Aden Uluslararası Havalimanı yakınındaki Badr askeri kampına düzenlenen saldırılarda üst düzey Suudi askeri yetkililerin hedef alındığı bildiriliyor. Suudi tarafının yaklaşık 200 bin kişilik toplam askeri gücüne karşılık, Yemen’deki silahlı grupların hızlıca 800 bin kişiye varan bir insan kaynağını seferber edebilme kapasitesi askeri dengeleri ağır biçimde etkiliyor.

Sahada Yabancı Savaşçılar ve Bölgesel Riskler

Yemen’deki çatışma alanlarının kontrol altına alınması sırasında ele geçirilen yabancı pasaportlar, bölgesel ve uluslararası vekalet savaşlarının ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Kızıldeniz kıyısında kontrolü sağlayan Ensarullah güçleri; Kuveyt, Katar, Türkiye ve Suriye menşeili kişilere ait dokümanlar ve DAEŞ/El-Kaide unsurlarıyla bağlantılı yabancı savaşçı izleri tespit ettiğini öne sürüyor. Suriye’den Yemen’e kaydırıldığı belirtilen cihatçı unsurların Aden ve çevresinde konuşlandırılması, bölgedeki güvenlik mimarisini daha da karmaşık hale getiriyor. Babülmendep Boğazı’nın denetimi sayesinde İsrail’in Eylat Limanı’na giden deniz ticaretini kesintiye uğratan Ensarullah, Suudi Arabistan’ın bölgedeki ticari ve jeopolitik projelerini de doğrudan sekteye uğratıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş krizleri, petro-kimya tesislerine yönelik doğrudan misillemeler veya ABD’nin bölgedeki askeri varlığına yapılacak olası saldırılar, tüm Orta Doğu’yu kontrolsüz bir çatışma sarmalına sürükleme potansiyelini koruyor.

Pepe Escobar’ın yazısı şöyle bitmektedir:

"Tüm tabloyu göz önünde bulundurduğumuzda, tek bir kıvılcım yüzünden her şey altüst olabilir.

Olasılıklar arasında şunlar yer alıyor: Yemen’in Suudi Arabistan’a büyük kayıplara yol açacak bir saldırısı; Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti uygulamasında bir karmaşa; Amerikan provokasyonunun ardından İran’ın Körfez İşbirliği Konseyi’ndeki bir petrol şeyhini hedef alan bir saldırısı; yine Amerikan provokasyonunun ardından İran bağlantılı bir ABD üssüne saldırı; ve hepsinden önemlisi, bir sosyopatın zorla başlattığı “kara, hava ve deniz” CENTCOM (yanlış) macerası.

Emniyet kemerlerinizi bağlayın.”

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.