Israel Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da
Israel Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da
Israel Hayom'a göre İsrail ve Suudi Arabistan, 2006'dan beri İran'a karşı gizli bir istihbarat ve güvenlik işbirliği yürütüyor. İlişkiler; siber güvenlik, Pegasus yazılımı ve stratejik bilgi paylaşımıyla derinleşerek devam ediyor.
Haber Giriş Tarihi: 17.10.2026 12:30
Haber Güncellenme Tarihi: 17.10.2026 12:34
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Ortadoğu’da dengeleri değiştiren en hassas konulardan biri olan Tel Aviv ile Riyad arasındaki ilişkiler, kamuoyuna yansıyan resmi diplomatik temasların çok ötesinde, derin bir istihbarat ve güvenlik işbirliğine dayanıyor. İsrail basınından Israel Hayom gazetesinde yayımlanan kapsamlı haberler ve uluslararası uluslararası güvenlik kaynakları, iki ülke arasındaki örtülü ortaklığın tarihsel gelişimini ve günümüzdeki boyutlarını gözler önüne seriyor.
Temellerin Atılışı: Üçüncü Taraf Aracılığıyla Yürütülen Gizli Temaslar
İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki istihbarat trafiğinin kökleri 2000’li yılların ortalarına kadar uzanıyor. 2006 yılında dönemin Mossad Başkanı Meir Dagan’ın liderliğinde şekillenmeye başlayan bu gizli kanallar, ilk dönemlerde doğrudan temaslar yerine üçüncü ülkeler üzerinden yürütüldü.
Mossad’ın dış ilişkilerden sorumlu Tevel Birimi bünyesinde Ortadoğu Dairesi Başkanlığı yapmış olan Eyal Tzir Cohen’in aktardığına göre, bu ilk safhalarda Amerikalı veya Avrupalı ortakların aracı olduğu dolaylı buluşmalar tercih ediliyordu. Washington’daki diplomasi resepsiyonlarında ya da uluslararası zirvelerde üçüncü taraf tanıdıkların yardımıyla organize edilen kısa ve gizli görüşmeler, iki ülkenin ilk temas zeminini oluşturdu.
Dolaylı Mesajlaşmadan Doğrudan Liderlik Kanallarına
Zaman içerisinde Tel Aviv yönetimi, bu üçüncü taraf temaslarını doğrudan uzmanlar düzeyine ve ardından üst düzey siyasi liderliğe taşımayı hedefledi. Suudi tarafı, İsrail ile olan bağlarının kamuoyuna sızması durumunda yaşanabilecek siyasi ve toplumsal reaksiyonlardan ciddi endişe duysa da, ortak tehdit algısı bu direncin kırılmasında etkili oldu.
İsrail istihbaratı, doğrudan askeri veya stratejik değeri düşük görünen bazı sınırlı operasyonlarda dahi Suudi yetkililerle bir araya gelmeyi öncelik haline getirdi. Buradaki temel amacın, kurumlar arasında "kişisel güven ve temas ağları" inşa ederek işbirliğini kraliyet ailesinin üst kademelerine kadar iletmek olduğu belirtiliyor.
Riyad'da Görev Yapan Danışmanlar ve Teknolojik İşbirliği
Riyad yönetiminin talepleri doğrultusunda İsrailli güvenlik uzmanları ve teknoloji danışmanları, Suudi Arabistan’ın başkentinde kurulan mekanizmalarda örtülü şekilde yer almaya başladı. İki taraf arasındaki dengede Suudi Arabistan üst düzey nitelikli istihbarat, siber güvenlik yazılımları ve askeri danışmanlık talep ederken; İsrail ise bölgenin en güçlü ve varlıklı Arap ülkesiyle kalıcı bağlar kurarak İran’a karşı bölgesel bir denge unsuru oluşturmayı hedefledi.
Bu teknolojik ve istihbarat ortaklığının kamuoyuna sızan en belirgin örneklerinden biri, NSO Group tarafından geliştirilen Pegasus casus yazılımının Suudi Arabistan’a temini olmuştu. Bunun yanı sıra, Yemen’deki Husi hareketine karşı mücadelede Suudi Arabistan’ın ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) üzerinden İsrail’den hava ve hedef istihbaratı desteği talep ettiği, karşılığında ise İsrail keşif uçaklarına birtakım kolaylıklar sağlandığı iddiaları uluslararası basında geniş yer buldu.
Dış İstihbarat Ortaklıkları (FORINT) ve Diplomatik Kaldıraç
İsrail istihbarat literatüründe "FORINT" (Foreign Intelligence) olarak adlandırılan bu uluslararası bilgi paylaşım ağları, Tel Aviv’in dünya genelinde 25’ten fazla ülkeyle yürüttüğü kapsamlı bir stratejinin parçasıdır.
Bu paylaşımlar sadece bölgesel terör eylemlerini veya suikast girişimlerini engellemekle kalmayıp, İsrailli liderler için güçlü bir diplomatik koz işlevi de görüyor. Hayat kurtarıcı ya da kritik bir güvenlik tehdidini bertaraf eden istihbaratın iletilmesinin ardından sağlanan bu örtülü destek, resmi diplomatik tanınma olmasa bile Tel Aviv’in küresel ve bölgesel aktörler üzerindeki nüfuzunu artırmasını sağlıyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Israel Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da
Israel Hayom'a göre İsrail ve Suudi Arabistan, 2006'dan beri İran'a karşı gizli bir istihbarat ve güvenlik işbirliği yürütüyor. İlişkiler; siber güvenlik, Pegasus yazılımı ve stratejik bilgi paylaşımıyla derinleşerek devam ediyor.
Ortadoğu’da dengeleri değiştiren en hassas konulardan biri olan Tel Aviv ile Riyad arasındaki ilişkiler, kamuoyuna yansıyan resmi diplomatik temasların çok ötesinde, derin bir istihbarat ve güvenlik işbirliğine dayanıyor. İsrail basınından Israel Hayom gazetesinde yayımlanan kapsamlı haberler ve uluslararası uluslararası güvenlik kaynakları, iki ülke arasındaki örtülü ortaklığın tarihsel gelişimini ve günümüzdeki boyutlarını gözler önüne seriyor.
Temellerin Atılışı: Üçüncü Taraf Aracılığıyla Yürütülen Gizli Temaslar
İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki istihbarat trafiğinin kökleri 2000’li yılların ortalarına kadar uzanıyor. 2006 yılında dönemin Mossad Başkanı Meir Dagan’ın liderliğinde şekillenmeye başlayan bu gizli kanallar, ilk dönemlerde doğrudan temaslar yerine üçüncü ülkeler üzerinden yürütüldü.
Mossad’ın dış ilişkilerden sorumlu Tevel Birimi bünyesinde Ortadoğu Dairesi Başkanlığı yapmış olan Eyal Tzir Cohen’in aktardığına göre, bu ilk safhalarda Amerikalı veya Avrupalı ortakların aracı olduğu dolaylı buluşmalar tercih ediliyordu. Washington’daki diplomasi resepsiyonlarında ya da uluslararası zirvelerde üçüncü taraf tanıdıkların yardımıyla organize edilen kısa ve gizli görüşmeler, iki ülkenin ilk temas zeminini oluşturdu.
Dolaylı Mesajlaşmadan Doğrudan Liderlik Kanallarına
Zaman içerisinde Tel Aviv yönetimi, bu üçüncü taraf temaslarını doğrudan uzmanlar düzeyine ve ardından üst düzey siyasi liderliğe taşımayı hedefledi. Suudi tarafı, İsrail ile olan bağlarının kamuoyuna sızması durumunda yaşanabilecek siyasi ve toplumsal reaksiyonlardan ciddi endişe duysa da, ortak tehdit algısı bu direncin kırılmasında etkili oldu.
İsrail istihbaratı, doğrudan askeri veya stratejik değeri düşük görünen bazı sınırlı operasyonlarda dahi Suudi yetkililerle bir araya gelmeyi öncelik haline getirdi. Buradaki temel amacın, kurumlar arasında "kişisel güven ve temas ağları" inşa ederek işbirliğini kraliyet ailesinin üst kademelerine kadar iletmek olduğu belirtiliyor.
Riyad'da Görev Yapan Danışmanlar ve Teknolojik İşbirliği
Riyad yönetiminin talepleri doğrultusunda İsrailli güvenlik uzmanları ve teknoloji danışmanları, Suudi Arabistan’ın başkentinde kurulan mekanizmalarda örtülü şekilde yer almaya başladı. İki taraf arasındaki dengede Suudi Arabistan üst düzey nitelikli istihbarat, siber güvenlik yazılımları ve askeri danışmanlık talep ederken; İsrail ise bölgenin en güçlü ve varlıklı Arap ülkesiyle kalıcı bağlar kurarak İran’a karşı bölgesel bir denge unsuru oluşturmayı hedefledi.
Bu teknolojik ve istihbarat ortaklığının kamuoyuna sızan en belirgin örneklerinden biri, NSO Group tarafından geliştirilen Pegasus casus yazılımının Suudi Arabistan’a temini olmuştu. Bunun yanı sıra, Yemen’deki Husi hareketine karşı mücadelede Suudi Arabistan’ın ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) üzerinden İsrail’den hava ve hedef istihbaratı desteği talep ettiği, karşılığında ise İsrail keşif uçaklarına birtakım kolaylıklar sağlandığı iddiaları uluslararası basında geniş yer buldu.
Dış İstihbarat Ortaklıkları (FORINT) ve Diplomatik Kaldıraç
İsrail istihbarat literatüründe "FORINT" (Foreign Intelligence) olarak adlandırılan bu uluslararası bilgi paylaşım ağları, Tel Aviv’in dünya genelinde 25’ten fazla ülkeyle yürüttüğü kapsamlı bir stratejinin parçasıdır.
Bu paylaşımlar sadece bölgesel terör eylemlerini veya suikast girişimlerini engellemekle kalmayıp, İsrailli liderler için güçlü bir diplomatik koz işlevi de görüyor. Hayat kurtarıcı ya da kritik bir güvenlik tehdidini bertaraf eden istihbaratın iletilmesinin ardından sağlanan bu örtülü destek, resmi diplomatik tanınma olmasa bile Tel Aviv’in küresel ve bölgesel aktörler üzerindeki nüfuzunu artırmasını sağlıyor.
En Çok Okunan Haberler