Göreve gelindiğinden bu yana geçen yıllara rağmen, Ayazağa'da sel sularında sürüklenen İETT otobüsünün çatısına çıkıp can havliyle yardım bekleyen vatandaşların görüntüsü veya Esenyurt'ta sokak ortasında metrelerce sürüklenen insanlar, yönetimsel zafiyetin üzerinin örtülemeyecek boyutta olduğunu gösterir.
Haber Giriş Tarihi: 15.10.2026 10:30
Haber Güncellenme Tarihi: 15.10.2026 10:48
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
İstanbul, tarihi boyunca coğrafi yapısı ve iklimsel geçişleri nedeniyle sağanak yağışlarla imtihan edilen bir megakent olmuştur. Ancak kentin bu iklimsel şartlara karşı göstereceği direnç, yerel yönetimlerin vizyonu ve vaat ettikleri altyapı hamlelerinin ne ölçüde hayata geçirildiğiyle doğrudan ilgilidir. 2023 yılının Eylül ayında Unkapanı Yağmur Suyu Tüneli projesi kapsamında "Sel ve su baskınlarını Tarihi Yarımada'da tarihe gömeceğiz" iddiasıyla yola çıkan Ekrem İmamoğlu belediyeciliği, gelinen noktada ciddi bir Söylem-Eylem uyumsuzluğuyla karşı karşıya kalmıştır. Fatih’te atılan nutuklar ve Unkapanı-Aksaray-Vatan Caddesi hattındaki tünel projeleri, kağıt üzerinde ve görkemli basın toplantılarında kentin geleceğini güvence altına alıyor gibi sunulmuştu. Ne var ki, yaşanan son felakette Fatih Balat'ta su birikintisinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 14 yaşındaki çocuğumuz ve kent geneline yayılan 1.277 su baskını ile 15 heyelan bilançosu, atılan adımların ne kadar eksik ve yüzeysel kaldığını acı bir şekilde tescillemiştir. Tarihi Yarımada'da tarihe gömüleceği iddia edilen su baskınları, ne yazık ki masum bir evladımızın yaşamını tarihten silen kentsel bir trajediye dönüşmüştür.
Vitrinde Şov, Sokakta Trajedi
İmamoğlu yönetiminin belediyecilik anlayışındaki en temel kusur, altyapı sorunlarını entegre ve bütüncül bir şehir planlamasıyla çözmek yerine, bölge bölge yürütülen PR ağırlıklı nokta projelerle sınırlı tutmasıdır. 2023 yılında Unkapanı Yağmur Suyu Tüneli ile Haliç’e yağmur suyu aktarma, birleşik sistem kanalları ayrıştırma gibi vaatler sunulmuştu. Ancak modern bir megakentin altyapı yönetimi, sadece belirli caddelerin altına tünel kazmakla bitmez. Yapılması gereken, havza bazlı mikroskobik yağmur suyu drenaj hatlarının tespiti, ızgara temizliklerinin periyodik ve kesintisiz sürdürülmesi, dere yataklarının doğal akışına kavuşturulması ve kentsel dönüşüm süreçlerinde geçirimsiz yüzeylerin (betonlaşmanın) önüne geçilmesidir. Oysa İBB yönetimi, Fatih'te 2,7 kilometrelik tünel kazmayı büyük bir zafer gibi sunarken; Esenyurt Haramidere’de, Başakşehir İkitelli’de, Sultangazi’de ve Bayrampaşa’da yolların göle dönmesine, alt geçitleri ve metro istasyonlarını su basmasına seyirci kalmıştır. Yüzey sularının tahliyesini sağlayacak mikro drenaj ağları tamamlanmamış, kamu binalarının ve ulaşım hatlarının su tahliye kapasiteleri iklim krizinin getirdiği yeni yağış rejimlerine göre revize edilmemiştir.
"Kader" Doyumsuzluğu
İmamoğlu belediyeciliği, yaşanan her kriz anında suçu iklim krizine, geçmiş dönemlerin ihmallerine ya da merkezi hükümetin uygulamalarına (örneğin Melen Barajı tartışmalarına) havale etmeyi bir alışkanlık haline getirmiştir. Şüphesiz metrekareye düşen aşırı yağış miktarları olağanüstü bir iklim olayına işaret edebilir. Fakat yerel yöneticiliğin varlık sebebi, zaten bu olağanüstü durumlara karşı kentin direncini artırmaktır. Göreve gelindiğinden ve yerini Vekili Nuri Aslan'a bıraktığından bu yana geçen yıllara rağmen, Ayazağa'da sel sularında sürüklenen İETT otobüsünün çatısına çıkıp can havliyle yardım bekleyen vatandaşların görüntüsü veya Esenyurt'ta sokak ortasında metrelerce sürüklenen insanlar, yönetimsel zafiyetin üzerinin örtülemeyecek boyutta olduğunu gösterir. Yağmur suyu ve atık su hatlarının ayrıştırılması vaadi, sadece kentin belli başlı birkaç caddesinde sembolik olarak kalmış; çeper ilçelerde ve sanayi bölgelerinde kentin kronikleşmiş altyapı çöküşüne köklü bir neşter vurulamamıştır. Yapılması gereken kentsel altyapı master planını revize edip tüm ilçelerde eş zamanlı bir seferberlik başlatmakken, belediyecilik enerjisi büyük oranda vitrin projelerine ve siyasi polemiklere harcanmıştır.
İhmalin Faturası
Bir kentin gelişmişlik düzeyi, en zorlu hava şartlarında dahi vatandaşının can ve mal güvenliğini ne ölçüde koruyabildiğiyle ölçülür. İstanbul’un bugün geldiği noktada 800’den fazla konutun, yüzlerce iş yerinin sular altında kalması, esnafın biriken suları kovalarla tahliye etmeye çalışması ve daha da vahimi parkta biriken suyun altındaki açık elektrik kablolarının kentin göbeğinde bir evladımızın canını alması, teknik bir yetersizlikten öte ağır bir idari ihmaldir. Park ve bahçelerdeki elektrik altyapısının su baskınlarına karşı yalıtılmamış olması, İBB ve bağlı kuruluşlarının denetim yetersizliğini gözler önüne sermektedir. "Tarihe gömeceğiz" iddiasıyla ilan edilen vaatler, kentin altyapı krizini çözmeye yetmemiş; planlama eksikliği, denetimsizlik ve koordinasyonsuzluk İstanbul'u her kuvvetli yağmurda yeniden felaketle yüzleşen çaresiz bir kente dönüştürmüştür.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ekrem İmamoğlu Belediyeciliği Sular Altında Kaldı
Göreve gelindiğinden bu yana geçen yıllara rağmen, Ayazağa'da sel sularında sürüklenen İETT otobüsünün çatısına çıkıp can havliyle yardım bekleyen vatandaşların görüntüsü veya Esenyurt'ta sokak ortasında metrelerce sürüklenen insanlar, yönetimsel zafiyetin üzerinin örtülemeyecek boyutta olduğunu gösterir.
İstanbul, tarihi boyunca coğrafi yapısı ve iklimsel geçişleri nedeniyle sağanak yağışlarla imtihan edilen bir megakent olmuştur. Ancak kentin bu iklimsel şartlara karşı göstereceği direnç, yerel yönetimlerin vizyonu ve vaat ettikleri altyapı hamlelerinin ne ölçüde hayata geçirildiğiyle doğrudan ilgilidir. 2023 yılının Eylül ayında Unkapanı Yağmur Suyu Tüneli projesi kapsamında "Sel ve su baskınlarını Tarihi Yarımada'da tarihe gömeceğiz" iddiasıyla yola çıkan Ekrem İmamoğlu belediyeciliği, gelinen noktada ciddi bir Söylem-Eylem uyumsuzluğuyla karşı karşıya kalmıştır. Fatih’te atılan nutuklar ve Unkapanı-Aksaray-Vatan Caddesi hattındaki tünel projeleri, kağıt üzerinde ve görkemli basın toplantılarında kentin geleceğini güvence altına alıyor gibi sunulmuştu. Ne var ki, yaşanan son felakette Fatih Balat'ta su birikintisinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 14 yaşındaki çocuğumuz ve kent geneline yayılan 1.277 su baskını ile 15 heyelan bilançosu, atılan adımların ne kadar eksik ve yüzeysel kaldığını acı bir şekilde tescillemiştir. Tarihi Yarımada'da tarihe gömüleceği iddia edilen su baskınları, ne yazık ki masum bir evladımızın yaşamını tarihten silen kentsel bir trajediye dönüşmüştür.
Vitrinde Şov, Sokakta Trajedi
İmamoğlu yönetiminin belediyecilik anlayışındaki en temel kusur, altyapı sorunlarını entegre ve bütüncül bir şehir planlamasıyla çözmek yerine, bölge bölge yürütülen PR ağırlıklı nokta projelerle sınırlı tutmasıdır. 2023 yılında Unkapanı Yağmur Suyu Tüneli ile Haliç’e yağmur suyu aktarma, birleşik sistem kanalları ayrıştırma gibi vaatler sunulmuştu. Ancak modern bir megakentin altyapı yönetimi, sadece belirli caddelerin altına tünel kazmakla bitmez. Yapılması gereken, havza bazlı mikroskobik yağmur suyu drenaj hatlarının tespiti, ızgara temizliklerinin periyodik ve kesintisiz sürdürülmesi, dere yataklarının doğal akışına kavuşturulması ve kentsel dönüşüm süreçlerinde geçirimsiz yüzeylerin (betonlaşmanın) önüne geçilmesidir. Oysa İBB yönetimi, Fatih'te 2,7 kilometrelik tünel kazmayı büyük bir zafer gibi sunarken; Esenyurt Haramidere’de, Başakşehir İkitelli’de, Sultangazi’de ve Bayrampaşa’da yolların göle dönmesine, alt geçitleri ve metro istasyonlarını su basmasına seyirci kalmıştır. Yüzey sularının tahliyesini sağlayacak mikro drenaj ağları tamamlanmamış, kamu binalarının ve ulaşım hatlarının su tahliye kapasiteleri iklim krizinin getirdiği yeni yağış rejimlerine göre revize edilmemiştir.
"Kader" Doyumsuzluğu
İmamoğlu belediyeciliği, yaşanan her kriz anında suçu iklim krizine, geçmiş dönemlerin ihmallerine ya da merkezi hükümetin uygulamalarına (örneğin Melen Barajı tartışmalarına) havale etmeyi bir alışkanlık haline getirmiştir. Şüphesiz metrekareye düşen aşırı yağış miktarları olağanüstü bir iklim olayına işaret edebilir. Fakat yerel yöneticiliğin varlık sebebi, zaten bu olağanüstü durumlara karşı kentin direncini artırmaktır. Göreve gelindiğinden ve yerini Vekili Nuri Aslan'a bıraktığından bu yana geçen yıllara rağmen, Ayazağa'da sel sularında sürüklenen İETT otobüsünün çatısına çıkıp can havliyle yardım bekleyen vatandaşların görüntüsü veya Esenyurt'ta sokak ortasında metrelerce sürüklenen insanlar, yönetimsel zafiyetin üzerinin örtülemeyecek boyutta olduğunu gösterir. Yağmur suyu ve atık su hatlarının ayrıştırılması vaadi, sadece kentin belli başlı birkaç caddesinde sembolik olarak kalmış; çeper ilçelerde ve sanayi bölgelerinde kentin kronikleşmiş altyapı çöküşüne köklü bir neşter vurulamamıştır. Yapılması gereken kentsel altyapı master planını revize edip tüm ilçelerde eş zamanlı bir seferberlik başlatmakken, belediyecilik enerjisi büyük oranda vitrin projelerine ve siyasi polemiklere harcanmıştır.
İhmalin Faturası
Bir kentin gelişmişlik düzeyi, en zorlu hava şartlarında dahi vatandaşının can ve mal güvenliğini ne ölçüde koruyabildiğiyle ölçülür. İstanbul’un bugün geldiği noktada 800’den fazla konutun, yüzlerce iş yerinin sular altında kalması, esnafın biriken suları kovalarla tahliye etmeye çalışması ve daha da vahimi parkta biriken suyun altındaki açık elektrik kablolarının kentin göbeğinde bir evladımızın canını alması, teknik bir yetersizlikten öte ağır bir idari ihmaldir. Park ve bahçelerdeki elektrik altyapısının su baskınlarına karşı yalıtılmamış olması, İBB ve bağlı kuruluşlarının denetim yetersizliğini gözler önüne sermektedir. "Tarihe gömeceğiz" iddiasıyla ilan edilen vaatler, kentin altyapı krizini çözmeye yetmemiş; planlama eksikliği, denetimsizlik ve koordinasyonsuzluk İstanbul'u her kuvvetli yağmurda yeniden felaketle yüzleşen çaresiz bir kente dönüştürmüştür.
En Çok Okunan Haberler