Süleymancılar Dosyası: Bilinmeyen Yüzü, Güç, Para ve Nüfuz Ağı
Süleymancılar Dosyası: Bilinmeyen Yüzü, Güç, Para ve Nüfuz Ağı
Süleymancılar cemaatinin kapalı yapısı, liderlik krizi ve siyasi pazarlıkları gündemde. Fatih Süleyman Denizolgun yozlaşmayı ifşa ederken, Alihan Kuriş yönetiminin FETÖ ile ilişkili olduğu ve cenaze törenine heyet gönderdiği artık çok açık bir şekilde gözler önünde.
Haber Giriş Tarihi: 27.07.2026 18:54
Haber Güncellenme Tarihi: 27.07.2026 19:13
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Türkiye’nin en kapalı, hiyerarşik ve sorgulanması güç dinsel yapılanmalarından biri olan Süleymancılar cemaati, onlarca yıldır "eğitim" ve "yurt" faaliyetleri maskesi altında devasa bir sosyal ve ekonomik ağ inşa etti. Kamusal denetimin uzağında tutulmaya çalışılan bu yapı; hiyerarşik yönetimi, yurtlardaki genç zihinler üzerindeki baskıcı disiplin anlayışı ve kaynağı tam olarak açıklanamayan finansal kaynaklarıyla toplumun farklı kesimlerinde ciddi endişeler yaratmaya devam ediyor.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve kamu otoritelerinin denetim yetkilerinin adeta sınırlarında dolaşan, kendi iç disiplinini ve kurallarını devlet hukukunun üzerinde tutan bu cemaat, bugün sadece dinsel bir topluluk değil; eğitimden ticarete, siyasi pazarlıklardan insan kaynağı devşirmeye uzanan karmaşık bir nüfuz ağı görünümündedir.
Kimdir Bu Süleymancılar?
Süleymancılar, kendilerini resmiyette "Süleyman Hilmi Tunahan’ın Talebeleri" olarak adlandıran, Nakşibendi kökenli fakat zamanla kendi iç dinamikleri ve katı kurallarıyla diğer tarikatlardan tamamen ayrışmış, Türkiye’nin en kapalı ve hiyerarşik cemaatlerinden biridir.
Yapılanmanın temelleri, Osmanlı’nın son döneminde yetişmiş bir medrese hocası olan Süleyman Hilmi Tunahan (1888–1959) tarafından atılmıştır. 1924 yılındaki Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve medreselerin kapatılması sürecinin ardından Tunahan, din eğitiminin gizlice ve alternatif yollarla sürdürülmesi gerektiğine inanarak, özel Kur'an kursları üzerinden kendi talebe ağını oluşturmaya başladı.
Süleyman Hilmi Tunahan’ın ölümünden sonra cemaat, klasik bir tasavvufi tarikat olmaktan çıkarak kurumsallaşmış ve kapalı bir "eğitim ve yurt imparatorluğuna" dönüştü.
Tunahan’ın damadı ve eski milletvekili olan Kemal Kaçar, cemaati büyüten ve devlete/siyasete entegre eden isim oldu. Bu dönemde dernekler, vakıflar ve pansiyonlu öğrenci yurtları üzerinden Türkiye genelinde yüzlerce tesis açıldı. Daha sonra Tunahan’ın torunu ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un liderliğinde cemaat, ticari alanlara ve yurt dışı (özellikle Almanya ve Avrupa) yapılanmalarına ağırlık verdi. Alihan Kuriş’in başa geçmesiyle cemaat, iç iktidar kavgaları ve kitlesel çözülmelerle anılan en tartışmalı dönemine girdi.
Cemaat içi hiyerarşi mutlaktır. Üst yönetimin, bölge ve yurt sorumlularının talimatları sorgulanamaz. Talebelik ve mensubiyet bağı, kişisel hayatın her alanını kuşatır. Cemaat mensupları ticaretten evliliğe, eğitimden sosyal hayata kadar tüm ihtiyaçlarını cemaat içindeki ağlar üzerinden karşılamaya teşvik edilir. Dış dünyayla ve diğer dini gruplarla ilişki kurmak hoş karşılanmaz.
Yapılanmanın ana omurgasını, ortaokul, lise ve üniversite çağındaki gençlerin kaldığı özel yurtlar oluşturur. Yoksul ailelerin çocukları "ücretsiz eğitim ve barınma" vaadiyle bu kapalı devre sisteme dahil edilir. Kuruluş felsefesi "Kur'an öğretimi" olarak başlasa da, bugün gelinen noktada Süleymancılar; devasa gayrimenkulleri, finansal şirketleri, yurt dışı fonları ve kontrol ettikleri binlerce yurtla kamusal denetimin dışında kalan dev bir gölge yapı niteliğindedir.
Liderlik Krizi ve Yozlaşma: Fatih Süleyman Denizolgun’dan Çarpıcı Açıklamalar
Süleymancılar, dışarıya karşı sergilediği son derece kapalı, monolitik ve "siyaset üstü" imajının aksine, tarihinin en derin meşruiyet ve yozlaşma krizini yaşıyor. Cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu ve eski milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun’un kamuoyuna yansıyan sarsıcı açıklamaları, bu kapalı yapının içindeki kırılmayı, kirli siyasi pazarlıkları ve ahlaki erozyonu birinci ağızdan gözler önüne seriyor.
Denizolgun, 2016 yılında eski lider Arif Ahmet Denizolgun’un vefatının ardından cemaat yönetiminin geçirdiği dönüşümü, siyasi ve maddi çıkar ilişkilerini şu sözlerle ifşa ediyor:
"Amcamın vefatı 2016'dan sonra o günden beri cemaatimiz tamamıyla dedemin çizgisinden çıktı. Çok ciddi yanlışlıklar var. Hem itikadi anlamda var, hem ahlaki anlamda var, hem yozlaşma var.
2019'da İBB seçimlerinde Süleymancıların İmamoğlu'nu desteklemesi karşılığında cemaate imtiyazlar sunulduğu doğrudur. Başka vilayetlerde de pazarlıklar vardı. İhanetler var. Çok ciddi maddi çıkar işbirlikleri var. Bunlar Devletin, Milletin, Dedem Süleyman Hilmi Tunahan'ın çizgisinden uzaklaşan işler.
Cemaatin tabanında çok büyük erime, çözülmeler var. Tabanda şu anda meşruiyet sorunu var. Yani yönetim tabandaki meşruiyetini de yitirdi. Kamuoyundaki meşruiyetini yitirdi. Diğer cemaatler, Ehl-i Sünnet itikadındaki diğer cemaatlerin nezdindeki meşruiyetini yitirdi. Hatta işte hem diğer kamuoyu nezdinde olsun, partiler nezdinde olsun, hatta yurt dışı dengelerinde bile meşruiyeti yok şu andaki bizim cemaatin."
İnanç Maskesi Altında Siyasi ve Maddi Pazarlıklar
Kurucu ailenin doğrudan içinden gelen bu ifşalar, Süleymancılar yapılanmasının dini bir topluluk olmanın ötesine geçerek tamamen maddi çıkar, rant ve siyasi pazarlık odağına dönüştüğünü kanıtlar nitelikte:
Denizolgun’un "İBB seçimleri ve diğer vilayetlerdeki pazarlıklar" vurgusu, cemaat tepe yönetiminin oy potansiyelini bir pazarlık unsuru olarak kullandığını, belediyeler ve siyasi aktörlerle "imtiyaz ve maddi çıkar" karşılığında masaya oturduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Cemaatin kuruluş amacı olan dini eğitim ve manevi hizmet söylemi, üst yönetimin kişisel, ticari ve siyasi hırslarına kurban edilmiş durumda. Yönetimin girdiği şaibeli ilişkiler ve kapalı devre çıkar ağları, cemaat bünyesinde ciddi bir ahlaki çöküşü ve itikadi savrulmayı beraberinde getirdi. Yapılanma bugün sadece samimi kendi tabanında değil; diğer dini gruplar, devlet kademeleri, siyasi partiler ve uluslararası dengeler nezdinde de tüm inandırıcılığını ve meşruiyetini yitirmiş durumdadır.
ABD’deki Cenazede Ön Saflar: Alihan Kuriş’in Gönderdiği Özel Heyet
Süleymancılar ile FETÖ arasındaki "dirsek teması" ve karanlık ittifak iddiaları, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in ABD’de gerçekleşen cenaze töreninde belgelenen somut görüntülerle yeni bir boyuta taşındı. Aydınlıkgazetesinin haberine göre; cemaatin mevcut lideri Alihan Kuriş’in talimatıyla ABD’deki cenaze törenine özel bir Süleymancılar heyeti katıldı.
Cenaze töreninden kamuoyuna yansıyan görüntülerde, cemaat üyelerinin kendilerine özgü dua etme biçimleriyle (ellerin duruş şekli) saf tutması ve törenin en ön sıralarında yer alması dikkat çekti. Bu durum, iki kapalı yapı arasındaki ilişkinin sadece ideolojik bir yakınlık değil, doğrudan hiyerarşik ve organizasyonel bir temas düzeyinde olduğunu kanıtlar nitelikte.
FETÖ’nün devlet içerisine sızma, himmet adı altında devasa finans yönetme ve tabanını şartsız itaatle konsolide etme stratejisinin birebir aynısını uygulayan Alihan Kuriş yönetimi, bu son hamlesiyle "milli güvenlik tehdidi" boyutundaki şüpheleri haklı çıkardı.
Terör örgütü liderinin cenazesine heyet gönderme cüreti; cemaatin artık bağımsız bir dini topluluk olmadığını, aksine küresel güç odaklarının ve Türkiye karşıtı örgütlerin kontrolündeki kullanışlı bir aparata dönüştüğünü açıkça göstermektedir.
"Sahibinin Niyetine": Şifreli Hatimler, Devasa Yurt Ağları ve Siyasi-Örgütsel Övgüler
Süleymancılar ile FETÖ arasındaki gizli ittifakın boyutları, sadece ABD’deki cenazeye temsilci göndermekle sınırlı kalmadı. Cemaat içinden sızan bilgiler ve örgüt yöneticilerinin beyanları, bu bağın arka planında son derece sistemik ve gizli bir yürütme mekanizmasının olduğunu gösteriyor.
Cemaat kaynaklarının aktardığı bilgilere göre, Alihan Kuriş’in doğrudan talimatıyla Süleymancılara ait dünyadaki tüm yurtlarda Fetullah Gülen için hatimler okutuldu. Türkiye genelinde yaklaşık 2 bin öğrenci yurdunu ve binlerce genci kontrol altında tutan yapıda, bu organizasyon kapalı devre ve "şifreli" bir dille yürütüldü.
Tepkilerden ve olası sızmalardan çekinen yönetimin, okunacak hatimlerde Gülen’in ismini açıkça kullanmak yerine “Sahibinin niyetine” ifadesini kod olarak belirlediği ileri sürüldü. Kur'an-ı Kerim tilavetlerinin ve edilen duaların bu gizli parolayla FETÖ elebaşına ithaf edilmesi, cemaatin kendi içindeki dezenformasyon ve gizlilik disiplinini gözler önüne seriyor.
Firari FETÖ Yöneticisinden Kuriş’e Açık Destek: "İnşallah Kardeş Kardeşe Hizmet Ederler"
İki yapı arasındaki "kardeşlik" ilişkisi, terör örgütünün üst düzey isimleri tarafından da saklanmıyor. Cenazede en ön safta yer alan firari FETÖ yöneticilerinden Hamdullah Öztürk’ün, Temmuz 2022’de kişisel YouTube kanalında Alihan Kuriş için sarf ettiği şu sözler adeta bir ittifak belgesi niteliğinde:
"Allah muvaffak etsin. İşi zor. Yolu yokuş. İnşallah bu insanlar da bu engelleri aşarak kardeş kardeşe hizmet ederler."
Öztürk’ün "kardeş kardeşe hizmet" temennisi, 15 Temmuz sonrasında devlete ve millete karşı aynı cephede konumlanan bu iki yapının ajanda birliğini açıkça tescilliyor.
Türkiye’nin dört bir yanındaki 2 bine yakın öğrenci yurdunda barınan on binlerce genç; dinsel tüzel kişilik maskesi altında, küresel odağa dönüşmüş bir yönetimin ve gizli örgüt ajandalarının etkisine açık hale getirilmiş durumdadır. "Kardeşlik" adı altında meşrulaştırılmaya çalışılan bu karanlık ilişki, cemaatin artık masum bir yurt işletmeciliği değil, devlet denetiminin acilen müdahale etmesi gereken bir güvenlik riski olduğunu netleştirmektedir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Süleymancılar Dosyası: Bilinmeyen Yüzü, Güç, Para ve Nüfuz Ağı
Süleymancılar cemaatinin kapalı yapısı, liderlik krizi ve siyasi pazarlıkları gündemde. Fatih Süleyman Denizolgun yozlaşmayı ifşa ederken, Alihan Kuriş yönetiminin FETÖ ile ilişkili olduğu ve cenaze törenine heyet gönderdiği artık çok açık bir şekilde gözler önünde.
Türkiye’nin en kapalı, hiyerarşik ve sorgulanması güç dinsel yapılanmalarından biri olan Süleymancılar cemaati, onlarca yıldır "eğitim" ve "yurt" faaliyetleri maskesi altında devasa bir sosyal ve ekonomik ağ inşa etti. Kamusal denetimin uzağında tutulmaya çalışılan bu yapı; hiyerarşik yönetimi, yurtlardaki genç zihinler üzerindeki baskıcı disiplin anlayışı ve kaynağı tam olarak açıklanamayan finansal kaynaklarıyla toplumun farklı kesimlerinde ciddi endişeler yaratmaya devam ediyor.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve kamu otoritelerinin denetim yetkilerinin adeta sınırlarında dolaşan, kendi iç disiplinini ve kurallarını devlet hukukunun üzerinde tutan bu cemaat, bugün sadece dinsel bir topluluk değil; eğitimden ticarete, siyasi pazarlıklardan insan kaynağı devşirmeye uzanan karmaşık bir nüfuz ağı görünümündedir.
Kimdir Bu Süleymancılar?
Süleymancılar, kendilerini resmiyette "Süleyman Hilmi Tunahan’ın Talebeleri" olarak adlandıran, Nakşibendi kökenli fakat zamanla kendi iç dinamikleri ve katı kurallarıyla diğer tarikatlardan tamamen ayrışmış, Türkiye’nin en kapalı ve hiyerarşik cemaatlerinden biridir.
Yapılanmanın temelleri, Osmanlı’nın son döneminde yetişmiş bir medrese hocası olan Süleyman Hilmi Tunahan (1888–1959) tarafından atılmıştır. 1924 yılındaki Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve medreselerin kapatılması sürecinin ardından Tunahan, din eğitiminin gizlice ve alternatif yollarla sürdürülmesi gerektiğine inanarak, özel Kur'an kursları üzerinden kendi talebe ağını oluşturmaya başladı.
Süleyman Hilmi Tunahan’ın ölümünden sonra cemaat, klasik bir tasavvufi tarikat olmaktan çıkarak kurumsallaşmış ve kapalı bir "eğitim ve yurt imparatorluğuna" dönüştü.
Tunahan’ın damadı ve eski milletvekili olan Kemal Kaçar, cemaati büyüten ve devlete/siyasete entegre eden isim oldu. Bu dönemde dernekler, vakıflar ve pansiyonlu öğrenci yurtları üzerinden Türkiye genelinde yüzlerce tesis açıldı. Daha sonra Tunahan’ın torunu ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un liderliğinde cemaat, ticari alanlara ve yurt dışı (özellikle Almanya ve Avrupa) yapılanmalarına ağırlık verdi. Alihan Kuriş’in başa geçmesiyle cemaat, iç iktidar kavgaları ve kitlesel çözülmelerle anılan en tartışmalı dönemine girdi.
Cemaat içi hiyerarşi mutlaktır. Üst yönetimin, bölge ve yurt sorumlularının talimatları sorgulanamaz. Talebelik ve mensubiyet bağı, kişisel hayatın her alanını kuşatır. Cemaat mensupları ticaretten evliliğe, eğitimden sosyal hayata kadar tüm ihtiyaçlarını cemaat içindeki ağlar üzerinden karşılamaya teşvik edilir. Dış dünyayla ve diğer dini gruplarla ilişki kurmak hoş karşılanmaz.
Yapılanmanın ana omurgasını, ortaokul, lise ve üniversite çağındaki gençlerin kaldığı özel yurtlar oluşturur. Yoksul ailelerin çocukları "ücretsiz eğitim ve barınma" vaadiyle bu kapalı devre sisteme dahil edilir. Kuruluş felsefesi "Kur'an öğretimi" olarak başlasa da, bugün gelinen noktada Süleymancılar; devasa gayrimenkulleri, finansal şirketleri, yurt dışı fonları ve kontrol ettikleri binlerce yurtla kamusal denetimin dışında kalan dev bir gölge yapı niteliğindedir.
Liderlik Krizi ve Yozlaşma: Fatih Süleyman Denizolgun’dan Çarpıcı Açıklamalar
Süleymancılar, dışarıya karşı sergilediği son derece kapalı, monolitik ve "siyaset üstü" imajının aksine, tarihinin en derin meşruiyet ve yozlaşma krizini yaşıyor. Cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu ve eski milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun’un kamuoyuna yansıyan sarsıcı açıklamaları, bu kapalı yapının içindeki kırılmayı, kirli siyasi pazarlıkları ve ahlaki erozyonu birinci ağızdan gözler önüne seriyor.
Denizolgun, 2016 yılında eski lider Arif Ahmet Denizolgun’un vefatının ardından cemaat yönetiminin geçirdiği dönüşümü, siyasi ve maddi çıkar ilişkilerini şu sözlerle ifşa ediyor:
"Amcamın vefatı 2016'dan sonra o günden beri cemaatimiz tamamıyla dedemin çizgisinden çıktı. Çok ciddi yanlışlıklar var. Hem itikadi anlamda var, hem ahlaki anlamda var, hem yozlaşma var.
2019'da İBB seçimlerinde Süleymancıların İmamoğlu'nu desteklemesi karşılığında cemaate imtiyazlar sunulduğu doğrudur. Başka vilayetlerde de pazarlıklar vardı. İhanetler var. Çok ciddi maddi çıkar işbirlikleri var. Bunlar Devletin, Milletin, Dedem Süleyman Hilmi Tunahan'ın çizgisinden uzaklaşan işler.
Cemaatin tabanında çok büyük erime, çözülmeler var. Tabanda şu anda meşruiyet sorunu var. Yani yönetim tabandaki meşruiyetini de yitirdi. Kamuoyundaki meşruiyetini yitirdi. Diğer cemaatler, Ehl-i Sünnet itikadındaki diğer cemaatlerin nezdindeki meşruiyetini yitirdi. Hatta işte hem diğer kamuoyu nezdinde olsun, partiler nezdinde olsun, hatta yurt dışı dengelerinde bile meşruiyeti yok şu andaki bizim cemaatin."
İnanç Maskesi Altında Siyasi ve Maddi Pazarlıklar
Kurucu ailenin doğrudan içinden gelen bu ifşalar, Süleymancılar yapılanmasının dini bir topluluk olmanın ötesine geçerek tamamen maddi çıkar, rant ve siyasi pazarlık odağına dönüştüğünü kanıtlar nitelikte:
Denizolgun’un "İBB seçimleri ve diğer vilayetlerdeki pazarlıklar" vurgusu, cemaat tepe yönetiminin oy potansiyelini bir pazarlık unsuru olarak kullandığını, belediyeler ve siyasi aktörlerle "imtiyaz ve maddi çıkar" karşılığında masaya oturduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Cemaatin kuruluş amacı olan dini eğitim ve manevi hizmet söylemi, üst yönetimin kişisel, ticari ve siyasi hırslarına kurban edilmiş durumda. Yönetimin girdiği şaibeli ilişkiler ve kapalı devre çıkar ağları, cemaat bünyesinde ciddi bir ahlaki çöküşü ve itikadi savrulmayı beraberinde getirdi. Yapılanma bugün sadece samimi kendi tabanında değil; diğer dini gruplar, devlet kademeleri, siyasi partiler ve uluslararası dengeler nezdinde de tüm inandırıcılığını ve meşruiyetini yitirmiş durumdadır.
ABD’deki Cenazede Ön Saflar: Alihan Kuriş’in Gönderdiği Özel Heyet
Süleymancılar ile FETÖ arasındaki "dirsek teması" ve karanlık ittifak iddiaları, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in ABD’de gerçekleşen cenaze töreninde belgelenen somut görüntülerle yeni bir boyuta taşındı. Aydınlık gazetesinin haberine göre; cemaatin mevcut lideri Alihan Kuriş’in talimatıyla ABD’deki cenaze törenine özel bir Süleymancılar heyeti katıldı.
Cenaze töreninden kamuoyuna yansıyan görüntülerde, cemaat üyelerinin kendilerine özgü dua etme biçimleriyle (ellerin duruş şekli) saf tutması ve törenin en ön sıralarında yer alması dikkat çekti. Bu durum, iki kapalı yapı arasındaki ilişkinin sadece ideolojik bir yakınlık değil, doğrudan hiyerarşik ve organizasyonel bir temas düzeyinde olduğunu kanıtlar nitelikte.
FETÖ’nün devlet içerisine sızma, himmet adı altında devasa finans yönetme ve tabanını şartsız itaatle konsolide etme stratejisinin birebir aynısını uygulayan Alihan Kuriş yönetimi, bu son hamlesiyle "milli güvenlik tehdidi" boyutundaki şüpheleri haklı çıkardı.
Terör örgütü liderinin cenazesine heyet gönderme cüreti; cemaatin artık bağımsız bir dini topluluk olmadığını, aksine küresel güç odaklarının ve Türkiye karşıtı örgütlerin kontrolündeki kullanışlı bir aparata dönüştüğünü açıkça göstermektedir.
"Sahibinin Niyetine": Şifreli Hatimler, Devasa Yurt Ağları ve Siyasi-Örgütsel Övgüler
Süleymancılar ile FETÖ arasındaki gizli ittifakın boyutları, sadece ABD’deki cenazeye temsilci göndermekle sınırlı kalmadı. Cemaat içinden sızan bilgiler ve örgüt yöneticilerinin beyanları, bu bağın arka planında son derece sistemik ve gizli bir yürütme mekanizmasının olduğunu gösteriyor.
Cemaat kaynaklarının aktardığı bilgilere göre, Alihan Kuriş’in doğrudan talimatıyla Süleymancılara ait dünyadaki tüm yurtlarda Fetullah Gülen için hatimler okutuldu. Türkiye genelinde yaklaşık 2 bin öğrenci yurdunu ve binlerce genci kontrol altında tutan yapıda, bu organizasyon kapalı devre ve "şifreli" bir dille yürütüldü.
Tepkilerden ve olası sızmalardan çekinen yönetimin, okunacak hatimlerde Gülen’in ismini açıkça kullanmak yerine “Sahibinin niyetine” ifadesini kod olarak belirlediği ileri sürüldü. Kur'an-ı Kerim tilavetlerinin ve edilen duaların bu gizli parolayla FETÖ elebaşına ithaf edilmesi, cemaatin kendi içindeki dezenformasyon ve gizlilik disiplinini gözler önüne seriyor.
Firari FETÖ Yöneticisinden Kuriş’e Açık Destek: "İnşallah Kardeş Kardeşe Hizmet Ederler"
İki yapı arasındaki "kardeşlik" ilişkisi, terör örgütünün üst düzey isimleri tarafından da saklanmıyor. Cenazede en ön safta yer alan firari FETÖ yöneticilerinden Hamdullah Öztürk’ün, Temmuz 2022’de kişisel YouTube kanalında Alihan Kuriş için sarf ettiği şu sözler adeta bir ittifak belgesi niteliğinde:
"Allah muvaffak etsin. İşi zor. Yolu yokuş. İnşallah bu insanlar da bu engelleri aşarak kardeş kardeşe hizmet ederler."
Öztürk’ün "kardeş kardeşe hizmet" temennisi, 15 Temmuz sonrasında devlete ve millete karşı aynı cephede konumlanan bu iki yapının ajanda birliğini açıkça tescilliyor.
Türkiye’nin dört bir yanındaki 2 bine yakın öğrenci yurdunda barınan on binlerce genç; dinsel tüzel kişilik maskesi altında, küresel odağa dönüşmüş bir yönetimin ve gizli örgüt ajandalarının etkisine açık hale getirilmiş durumdadır. "Kardeşlik" adı altında meşrulaştırılmaya çalışılan bu karanlık ilişki, cemaatin artık masum bir yurt işletmeciliği değil, devlet denetiminin acilen müdahale etmesi gereken bir güvenlik riski olduğunu netleştirmektedir.
En Çok Okunan Haberler