SON DAKİKA

Yeşiller hâlâ İngiliz siyasetini etkileyebilir mi?

Yeşiller’in İşçi Partisi üzerindeki baskısını sürdürebilmesinin önündeki en büyük engellerden biri ise kendi içindeki görüş ayrılıkları. Parti konferansında kabul edilen ve Siyonizm’i ırkçılık olarak nitelendiren önerge, parti içinde ciddi tartışmalara ve bölünmelere yol açtı.

Haber Giriş Tarihi: 13.10.2026 11:59
Haber Güncellenme Tarihi: 13.10.2026 12:02
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Yeşiller hâlâ İngiliz siyasetini etkileyebilir mi?

İngiltere politikası, son dönemde sol kanattaki güç dengelerinin yeniden şekillendiği kritik bir süreçten geçiyor. The New Arab’da yayımlanan analiz haberine göre, Holborn ve St Pancras ara seçiminde Yeşil Parti lideri Zack Polanski’nin elde ettiği sonuç, Yeşiller’in İşçi Partisi karşısındaki yükseliş ivmesini ve bu durumun İngiltere siyasetindeki yansımalarını yeniden tartışmaya açtı. Seçimi İşçi Partisi adayı Sagal Abdi-Wali %45,2’lik oy oranıyla kazanırken, Polanski %32,8’de kaldı. Her ne kadar bu sonuç İşçi Partisi ve Başbakan Andy Burnham için nefes aldırıcı bir galibiyet olsa da sol seçmenin Yeşiller’e kayma potansiyeli hükümet üzerinde ciddi bir baskı unsuru olmaya devam ediyor.

İşçi Partisi’nin Sol Flankı Sıkılaştırma Stratejisi ve Filistin

Keir Starmer döneminde kan kaybeden ve sol seçmenin tepkisini çeken İşçi Partisi, Burnham liderliğinde daha toparlayıcı ve sol değerlere hitap eden bir söylem benimsedi. Bu stratejik değişim, Yeşiller’in İşçi Partisi tabanından oy çalma hızını bir miktar kesti. Anketler ve kamuoyu araştırmaları, Burnham’ın özellikle İsrail ve Filistin politikasındaki tonunu sertleştirmesi ve Avrupa Birliği ile daha yakın ilişkileri savunmasının, Yeşiller’e yönelen seçmenin bir kısmını yeniden İşçi Partisi’ne yaklaştırdığını gösteriyor.

Yine de üniversite eğitimi almış genç seçmenler ve etnik azınlık grupları arasında İşçi Partisi’ne yönelik şüpheci yaklaşım varlığını koruyor. Hükümetin dış politikadaki adımlarını yetersiz bulan bu kitle, Yeşiller için potansiyel bir taban oluşturmayı sürdürüyor.

Yeşiller ile İşçi Partisi arasındaki en belirgin kırılma hatlarından biri dış politika, özellikle de Filistin meselesi üzerinde şekilleniyor. İşçi Partisi hükümeti, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerden gelen ürünlerin ithalatını yasaklama ve aşırılık yanlısı yerleşimcilere yaptırım uygulama kararı alarak politikasında belirli bir revizyona gitti. Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın söylemlerindeki yumuşama, hükümetin sol kanattan gelen tepkileri sönümlendirme çabasını gözler önüne serdi.

Ancak Yeşiller için bu adımlar oldukça yetersiz. Parti; İsrail’e yönelik tam bir silah ambargosu, kapsamlı yaptırımlar ve askeri iş birliğinin tamamen sonlandırılmasını savunuyor. Bu durum, İşçi Partisi’nin sunduğu temkinli reformlar ile Yeşiller’in radikal talepleri arasında net bir çizgi çekiyor ve Filistin konusuna hassasiyet gösteren seçmenler için Yeşiller’i güçlü bir alternatif haline getiriyor.

Parti İçi Bölünmeler ve İdeolojik Tartışmalar

Yeşiller’in İşçi Partisi üzerindeki baskısını sürdürebilmesinin önündeki en büyük engellerden biri ise kendi içindeki görüş ayrılıkları. Parti konferansında kabul edilen ve Siyonizm’i ırkçılık olarak nitelendiren önerge, parti içinde ciddi tartışmalara ve bölünmelere yol açtı. Parti lideri Polanski’nin bu oylamada yer almaması ve ardından yaptığı eleştirel açıklamalar ile partinin milletvekillerinin çoğunluğunun önergeye karşı çıkması, iç dengelerin ne kadar hassas olduğunu gösterdi.

Bu tür iç tartışmalar, Yeşiller’in daha geniş seçmen kitlelerine ulaşma ve güvenilir bir yönetim alternatifi sunma kapasitesini sınırlandırabilir. Sol blokta geniş tabanlı bir koalisyon kurmak isteyen partinin, iddialı dış politika söylemleri ile iç birliğini koruma arasında hassas bir denge kurması gerekiyor.

Seçim Başarısı İçin Yerel ve Evrensel Stratejiler

İngiltere’nin dar bölge çoğunluk sisteminde (First-Past-The-Post) Yeşiller’in ulusal düzeyde kitlesel bir başarı elde etmesi oldukça güç. Bu nedenle parti, genel bir oy patlamasından ziyade belirli merkezlerde yoğunlaşarak mevzi kazanmayı hedefliyor. Hannah Spencer’ın Gorton ve Denton’daki zaferi, doğru strateji ve yerel örgütlenmeyle Yeşiller’in seçim kazanabileceğini kanıtladı.

Ulusal alanda etki yaratabilmek için Yeşiller’in kira artışlarına tavan getirilmesi gibi doğrudan vatandaşın günlük yaşamına dokunan ekonomik ve sosyal politikalar geliştirmesi şart. İç şehirlerde İşçi Partisi’nin kalesi sayılan seçim bölgelerinde rekabeti canlı tutmak, Parlamento’daki kısıtlı sandalye sayısına rağmen Yeşiller’e İşçi Partisi politikalarını sola çekme gücü veriyor.

Holborn ara seçimi, İşçi Partisi’nin sol kanattaki kan kaybını durdurabileceğini gösterse de Yeşiller’in İngiliz siyasetindeki dönüştürücü rolünün tamamen bittiği anlamına gelmiyor. İşçi Partisi’nin vaat ettiği reformları hayata geçirememesi veya toplumsal beklentileri karşılamakta yetersiz kalması durumunda, Yeşiller için yeni bir fırsat penceresi açılabilir.

Ancak bu fırsatı değerlendirebilmek, Yeşiller Partisi’nin iç disiplinini sağlamasına, net ve uygulanabilir bir politika programı ortaya koymasına bağlı. Önümüzdeki dönemde Yeşiller’in ana hedefi, yalnızca tepki oylarını toplayan bir protesto partisi olmaktan çıkıp, İşçi Partisi’ni sürekli denetleyen ve politika yapım süreçlerini doğrudan etkileyen kalıcı bir siyasi aktör olarak konumunu sağlamlaştırmak olacaktır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.