SON DAKİKA

ABD AFGANİSTAN’DAN NEDEN ÇEKİLDİ VE AFGAN HALKI GERÇEKTEN YALNIZ MI BIRAKILDI?

Yazının Giriş Tarihi: 26.05.2026 11:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.05.2026 11:03

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi, yalnızca bir askeri operasyonun sona ermesi değil, aynı zamanda son yirmi yılın en büyük jeopolitik kırılmalarından biri olarak tarihe geçti. 2001 yılında başlayan savaş, Amerika’nın en uzun savaşı oldu ve yirmi yıl boyunca terörle mücadele demokrasi özgürlük veulus inşası söylemleriyle sürdürüldü. Ancak 2021 yılında Taliban’ın yeniden iktidarı ele geçirmesiyle birlikte tüm dünya şu soruyu sormaya başladı bunca yılın sonunda geriye ne kaldı? ABD 11 Eylül 2001 saldırısı Afganistan’a girme bahanesi oldu İlk hedef netti El Kaide’yi yok etmek ve Usame Bin Ladin’i koruyan Taliban yönetimini devirmek. Kısa sürede Taliban yönetimi dağıtıldı ve Amerika öncülüğündeki kuzeyde Mareşal Raşit dostum güçleri kontrolü sağladı. Ancak Afganistan’da savaş ilerledikçe operasyonun kapsamı değişmeye başladı. Artık mesele sadece terör örgütlerini ortadan kaldırmak değildi. Batı destekli yeni bir Afgan devleti kurulmak isteniyordu. Amerika ve müttefikleri Afganistan’da yeni bir anayasa hazırladı, seçimler düzenledi, güvenlik güçleri oluşturdu ve milyarlarca dolarlık yatırımlarla devlet kurumları kurmaya çalıştı. Özellikle büyük şehirlerde eğitim, medya ve kadın hakları alanında önemli değişimler yaşandı. Üniversiteler açıldı, kadınlar çalışma hayatına katıldı, genç nesiller daha özgür bir ortamda yetişmeye başladı. Fakat bu değişimlerin büyük kısmı ülkenin tamamına yayılamadı. Kırsal bölgelerde Taliban etkisi devam etti ve merkezi yönetim birçok yerde güçlü bir otorite kuramadı.

Afganistan’daki en büyük sorunlardan biri, kurulan sistemin büyük ölçüde dış desteğe bağımlı olmasıydı. Afgan ordusu Amerikan hava desteği olmadan hareket etmekte zorlanıyordu. Devlet kurumları 2001’den itibaren 2021 yıllına kadar ciddi yolsuzluk sorunlarıyla karşı karşıyaydı. Hamid Karzai ve Eşref Gani Ahmadzai dönemleri Afganistan son yılda en sıkıntılı bir yönetim olarak biliniyor. Özelikle 2014 seçimleri sonrası Gani yönetimde Halkın önemli bir kısmı hükümete güven duymuyordu. Yirmi yıl boyunca milyarlarca dolar harcanmasına rağmen güçlü ve kendi ayakları üzerinde duran bir devlet yapısı oluşturulamadı. Bu süreçte Amerika içinde de Afganistan savaşına yönelik destek giderek azaldı. Binlerce Amerikan askeri hayatını kaybetmiş, on binlercesi yaralanmıştı. Savaşın ekonomik maliyeti ise trilyonlarca doları bulmuştu. Amerikan kamuoyu artık şu soruyu yüksek sesle sormaya başlamıştı bu savaş gerçekten kazanılabilir mi? Çünkü Taliban tamamen yok edilememiş, aksine yıllar içinde yeniden güç kazanmıştı.

Öte yandan Amerika’nın küresel öncelikleri de değişiyordu. Washington yönetimi artık dikkatini Orta Doğu’dan çok Çin ile rekabete, Pasifik bölgesine ve ekonomik sorunlara çevirmişti. Afganistan’daki uzun savaş hem maddi hem siyasi anlamda Amerika için büyük bir yük haline gelmişti. Bu nedenle Donald Trump döneminde Taliban ile doğrudan görüşmeler başladı ve 2020’de Doha Anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, Amerikan askerlerinin Afganistan’dan çekilmesinin önünü açtı.

Joe Biden yönetimi göreve geldiğinde artık geri dönüş çok zordu. Biden’ın yaklaşımı açıktı Afganistan’da sonsuza kadar kalamayız. Ona göre Amerika’nın temel hedefi El Kaide’yi zayıflatmak ve Bin Ladin’i etkisiz hale getirmekti; bu hedef yıllar önce gerçekleşmişti. Ancak çekilme süreci planlandığı gibi ilerlemedi. Taliban çok kısa sürede ilerledi ve Afgan ordusu beklenenden hızlı çöktü. Dünyanın hafızasında en çok yer eden görüntüler ise Kabil Havalimanı’nda yaşanan kaos oldu. İnsanlar ülkeden kaçabilmek için uçaklara akın etti. Bazıları hareket eden askeri uçaklara tutunmaya çalıştı. Yıllarca Amerika ile çalışan tercümanlar, gazeteciler, akademisyenler ve insan hakları savunucuları büyük bir korku içinde kaldı. Çünkü Taliban’ın geri dönüşü, özellikle kadın hakları ve ifade özgürlüğü konusunda büyük endişe yarattı.Afgan halkının önemli bir kısmı kendisini terk edilmiş hissetti. Çünkü yirmi yıl boyunca verilen özgürlük demokrasi ve modernleşme vaatleri, Taliban’ın yeniden iktidara gelişiyle büyük ölçüde anlamını yitirdi. Özellikle kadınlar için hayat ciddi biçimde değişti. Kız çocuklarının eğitimi kısıtlandı, kadınların çalışma alanları daraltıldı ve toplumsal özgürlükler büyük ölçüde geriye gitti. Bugün Afganistan’da yalnızca ekonomik kriz değil, aynı zamanda büyük bir insani kriz yaşanıyor. İşsizlik, yoksulluk ve göç sorunu milyonlarca insanı etkiliyor. Uluslararası yardımların azalması ve Afganistan’ın dünya sisteminden büyük ölçüde izole edilmesi, halkın yaşam şartlarını daha da ağırlaştırıyor. Birçok Afgan için günlük hayat artık hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda. Afganistan savaşı, aynı zamanda dış müdahalelerin sınırlarını gösteren önemli bir örnek haline geldi. Çünkü askeri güçle bir ülkeyi dönüştürmenin, demokrasi inşa etmenin ve toplum mühendisliği yapmanın sanıldığı kadar kolay olmadığı görüldü. Kültürel yapı, toplumsal dengeler, yerel güç ilişkileri ve tarihsel gerçekler dikkate alınmadan kurulan sistemler, dış destek çekildiğinde ayakta kalmakta zorlandı.Amerika Afganistan’dan çekildi, ancak geride sadece yıkılmış bir ülke bırakmadı. Aynı zamanda uluslararası siyasette güven, müdahale politikaları ve insan hakları konusunda derin tartışmalar bıraktı. Bugün hâlâ birçok insan şu soruyu soruyor: Afganistan gerçekten özgürleştirilmeye mi çalışıldı, yoksa büyük güçlerin çıkar savaşlarının ortasında mı kaldı? Busorunun cevabı hala net değil. Ancak kesin olan bir şey varAfganistan halkı, onlarca yıl süren savaşların en ağır bedelini ödemeye devam ediyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.