İran ile ABD barışmaz. İsrail’in inancına göre “Büyük İsrail”in kurulması için bölgenin kaosa sürüklenmesi ve kıyametin zorlanması anlayışı vardır. Gazze Savaşı ve İran’la yaşanan süreç boyunca İsrail toplumunun çoğunluğu bu yönde düşünmektedir. İsrail askerlerinin omuzlarında yer alan “Büyük İsrail” haritası bunun en açık delilidir.
İşin en hazin yanı, Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı Arap ülkelerinin İsrail’e destek vermesidir. Oysa bu haritalar, Arap coğrafyasının büyük bir bölümünü de kapsamaktadır.
İsrail bölgede barış istemez. Bunun en büyük delili, Hamas içinde barış yanlısı liderlerin öldürülmesi ve sahada sadece askeri unsurların önünün açılmasıdır. Çünkü askerler uzlaşmaz, savaşır. Aynı durum İran’da da yaşanmıştır; uzlaşma anlayışına sahip liderlerin ortadan kaldırılması, müzakere kapılarının kapanması ve sahada yalnızca askeri aklın bırakılması anlamına gelir. Bu, bölgede sadece savaş istendiğinin açık göstergesidir.
İsrail, kendi inancı doğrultusunda bölgede sürekli savaşların çıkmasını ister. Amaç, kıyameti zorlamak ve “Büyük İsrail”i kurmaktır. Bu anlayışla hareket eden bir aktörün ABD’yi de etkisi altına aldığı açıktır.
Bu noktada ABD ile İran barışamaz. Savaş, ABD ve İsrail’in istediği gibi gitmediği için ortaya çıkan herhangi bir “barış”, gerçekte sadece bir moladır. Bu durum, Pakistan-Hindistan savaşında Pakistan’ın direnci karşısında Hindistan’ın yaşadığı şaşkınlığa benzer; taraflar yeniden hazırlanmak için zaman kazanır.
Aynı süreç İran üzerinden de yürütülmektedir. İran ile ABD arasındaki olası uzlaşma, büyük bir barışın değil, yaklaşan büyük bir savaşın hazırlığıdır. Çünkü süreç, ABD ve İsrail’in beklediği gibi ilerlememiştir ve yeniden konumlanma ihtiyacı doğmuştur.
Bu nedenle İran, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan sıranın kendilerine geleceğini bilmek zorundadır. Bu gelişmelerden ders çıkarılmalı ve buna göre net bir yol haritası belirlenmelidir. Aksi halde bölgede barış olmaz; yalnızca savaş, ölüm ve yıkım olur.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Şükrü Kırboğa
ABD VE İRAN ARASINDA MOLA MI, BARIŞ MI?
İran ile ABD barışmaz. İsrail’in inancına göre “Büyük İsrail”in kurulması için bölgenin kaosa sürüklenmesi ve kıyametin zorlanması anlayışı vardır. Gazze Savaşı ve İran’la yaşanan süreç boyunca İsrail toplumunun çoğunluğu bu yönde düşünmektedir. İsrail askerlerinin omuzlarında yer alan “Büyük İsrail” haritası bunun en açık delilidir.
İşin en hazin yanı, Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı Arap ülkelerinin İsrail’e destek vermesidir. Oysa bu haritalar, Arap coğrafyasının büyük bir bölümünü de kapsamaktadır.
İsrail bölgede barış istemez. Bunun en büyük delili, Hamas içinde barış yanlısı liderlerin öldürülmesi ve sahada sadece askeri unsurların önünün açılmasıdır. Çünkü askerler uzlaşmaz, savaşır. Aynı durum İran’da da yaşanmıştır; uzlaşma anlayışına sahip liderlerin ortadan kaldırılması, müzakere kapılarının kapanması ve sahada yalnızca askeri aklın bırakılması anlamına gelir. Bu, bölgede sadece savaş istendiğinin açık göstergesidir.
İsrail, kendi inancı doğrultusunda bölgede sürekli savaşların çıkmasını ister. Amaç, kıyameti zorlamak ve “Büyük İsrail”i kurmaktır. Bu anlayışla hareket eden bir aktörün ABD’yi de etkisi altına aldığı açıktır.
Bu noktada ABD ile İran barışamaz. Savaş, ABD ve İsrail’in istediği gibi gitmediği için ortaya çıkan herhangi bir “barış”, gerçekte sadece bir moladır. Bu durum, Pakistan-Hindistan savaşında Pakistan’ın direnci karşısında Hindistan’ın yaşadığı şaşkınlığa benzer; taraflar yeniden hazırlanmak için zaman kazanır.
Aynı süreç İran üzerinden de yürütülmektedir. İran ile ABD arasındaki olası uzlaşma, büyük bir barışın değil, yaklaşan büyük bir savaşın hazırlığıdır. Çünkü süreç, ABD ve İsrail’in beklediği gibi ilerlememiştir ve yeniden konumlanma ihtiyacı doğmuştur.
Bu nedenle İran, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan sıranın kendilerine geleceğini bilmek zorundadır. Bu gelişmelerden ders çıkarılmalı ve buna göre net bir yol haritası belirlenmelidir. Aksi halde bölgede barış olmaz; yalnızca savaş, ölüm ve yıkım olur.