12 Eylül’ün Üniversite ve Kamu Tasfiyesi: "1402’likler"
12 Eylül’ün Üniversite ve Kamu Tasfiyesi: "1402’likler"
12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında Türkiye'nin toplumsal, akademik ve idari hayatında açılan en derin yaralardan biri, Millî Güvenlik Kurulu'nun 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu’na yaptığı eklemeyle hayata geçirilen geniş çaplı tasfiyeler oldu. Tek satırlık "Sıkıyönetim Komutanlığının isteği üzerine görevinize son verilmiştir" yazısıyla görevlerinden koparılan kamu görevlileri, kamuoyunda "1402’likler" olarak anılmaya başladı.
Haber Giriş Tarihi: 12.09.2026 18:23
Haber Güncellenme Tarihi: 12.09.2026 18:38
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Akademiden Sokağa En Geniş Tasfiye
Her ne kadar bu yetki tüm kamu çalışanlarını kapsasa da, "1402’lik" tanımı hafızalarda en çok üniversitelerden uzaklaştırılan aydın, akademisyen ve öğretim elemanlarıyla özdeşleşti. Sıkıyönetim komutanlıklarının talebi ve "sol eğilimli oldukları, 12 Eylül rejimine ve YÖK’e karşı çıktıkları" gibi gerekçelerle 15 Kasım 1982’ye gelindiğinde sadece üniversitelerdeki görevine son verilen öğretim üyesi ve araştırma görevlisi sayısı 148’e ulaştı. Tasfiye dalgası 1983 yılına kadar sürerken, süreç genel toplamda kamudaki yaklaşık 5 bin çalışanın işinden olmasına yol açtı. Türkiye’de siyasi gerekçelerle üniversitelere vurulan bu darbe, akademik eğitimin seviyesini düşürürken kurumların özerkliğini de büyük ölçüde zedeledi.
Tasfiyeye uğrayan isimler arasında; Alpaslan Işıklı, Bahri Savcı, Bülent Tanör, Emre Kongar, Haluk Gerger, İdris Küçükömer, İlber Ortaylı, Korkut Boratav, Mete Tunçay, Murat Sarıca, Rona Aybay, Sencer Divitçioğlu, Server Tanilli, Tarık Zafer Tunaya, Sungur Savran, Şevket Pamuk, Yakup Kepenek, Yalçın Küçük, Taha Parla, Oruç Aruoba, Ömer Madra ve Baskın Oran gibi ülkenin düşünce ve bilim hayatına yön veren pek çok akademisyen yer aldı. Uygulama sadece akademisyenlerle sınırlı kalmadı; tiyatro oyuncuları (Şevket Dinçel, Taner Barlas, Orhan Alkaya vb.), ana sınıfı öğretmenleri ve ilkokul müdürlerine kadar çok farklı kesimlerden kamu çalışanları absürt gerekçelerle (örneğin ana sınıfı öğrencilerine komünizm propagandası yapmak veya isimsiz ihbarlar) bu mağduriyetin öznesi haline geldi.
Uluslararası Alanda "Kara Liste" ve ILO Denetimi
1402’likler meselesi sadece ülke içinde hukuki bir mücadele alanı olmakla kalmadı, Türkiye’nin uluslararası alandaki itibarını da sarstı. Özellikle Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) denetim organlarında Türkiye, bu tasfiyeler nedeniyle ağır şekilde eleştirildi.
ILO, 1402’likler uygulamasını 111 sayılı İş ve Meslekte Ayrımcılık Sözleşmesi’nin (ırk, renk, siyasal inanç vb. temelinde ayrımcılık yasağı) açık bir ihlali olarak kabul etti. Bu gerekçeyle Türkiye; 1983, 1984, 1985, 1987, 1989, 1990 ve 1991 yıllarında ILO’nun Aplikasyon (Uygulama/Konferans) Komitesi'nin gündemine müdavim olarak alındı. Vahim hak ihlallerinin görüldüğü ülkelerin dahil edildiği ve günlük dilde "kara liste" olarak bilinen özel paragraf uygulamasına ise Türkiye, 111 sayılı sözleşmeye aykırılıkları nedeniyle 1983 ve 1989 yıllarında işçi ve işveren gruplarının ortak kararıyla dahil edildi.
Siyasi mülahazalarla ve amir kanaatleriyle gerçekleştirilen bu keyfi uzaklaştırmalar, Türkiye’nin çalışma yaşamı tarihindeki en ağır hukuksuzluk örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
12 Eylül’ün Üniversite ve Kamu Tasfiyesi: "1402’likler"
12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında Türkiye'nin toplumsal, akademik ve idari hayatında açılan en derin yaralardan biri, Millî Güvenlik Kurulu'nun 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu’na yaptığı eklemeyle hayata geçirilen geniş çaplı tasfiyeler oldu. Tek satırlık "Sıkıyönetim Komutanlığının isteği üzerine görevinize son verilmiştir" yazısıyla görevlerinden koparılan kamu görevlileri, kamuoyunda "1402’likler" olarak anılmaya başladı.
Akademiden Sokağa En Geniş Tasfiye
Her ne kadar bu yetki tüm kamu çalışanlarını kapsasa da, "1402’lik" tanımı hafızalarda en çok üniversitelerden uzaklaştırılan aydın, akademisyen ve öğretim elemanlarıyla özdeşleşti. Sıkıyönetim komutanlıklarının talebi ve "sol eğilimli oldukları, 12 Eylül rejimine ve YÖK’e karşı çıktıkları" gibi gerekçelerle 15 Kasım 1982’ye gelindiğinde sadece üniversitelerdeki görevine son verilen öğretim üyesi ve araştırma görevlisi sayısı 148’e ulaştı. Tasfiye dalgası 1983 yılına kadar sürerken, süreç genel toplamda kamudaki yaklaşık 5 bin çalışanın işinden olmasına yol açtı. Türkiye’de siyasi gerekçelerle üniversitelere vurulan bu darbe, akademik eğitimin seviyesini düşürürken kurumların özerkliğini de büyük ölçüde zedeledi.
Tasfiyeye uğrayan isimler arasında; Alpaslan Işıklı, Bahri Savcı, Bülent Tanör, Emre Kongar, Haluk Gerger, İdris Küçükömer, İlber Ortaylı, Korkut Boratav, Mete Tunçay, Murat Sarıca, Rona Aybay, Sencer Divitçioğlu, Server Tanilli, Tarık Zafer Tunaya, Sungur Savran, Şevket Pamuk, Yakup Kepenek, Yalçın Küçük, Taha Parla, Oruç Aruoba, Ömer Madra ve Baskın Oran gibi ülkenin düşünce ve bilim hayatına yön veren pek çok akademisyen yer aldı. Uygulama sadece akademisyenlerle sınırlı kalmadı; tiyatro oyuncuları (Şevket Dinçel, Taner Barlas, Orhan Alkaya vb.), ana sınıfı öğretmenleri ve ilkokul müdürlerine kadar çok farklı kesimlerden kamu çalışanları absürt gerekçelerle (örneğin ana sınıfı öğrencilerine komünizm propagandası yapmak veya isimsiz ihbarlar) bu mağduriyetin öznesi haline geldi.
Uluslararası Alanda "Kara Liste" ve ILO Denetimi
1402’likler meselesi sadece ülke içinde hukuki bir mücadele alanı olmakla kalmadı, Türkiye’nin uluslararası alandaki itibarını da sarstı. Özellikle Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) denetim organlarında Türkiye, bu tasfiyeler nedeniyle ağır şekilde eleştirildi.
ILO, 1402’likler uygulamasını 111 sayılı İş ve Meslekte Ayrımcılık Sözleşmesi’nin (ırk, renk, siyasal inanç vb. temelinde ayrımcılık yasağı) açık bir ihlali olarak kabul etti. Bu gerekçeyle Türkiye; 1983, 1984, 1985, 1987, 1989, 1990 ve 1991 yıllarında ILO’nun Aplikasyon (Uygulama/Konferans) Komitesi'nin gündemine müdavim olarak alındı. Vahim hak ihlallerinin görüldüğü ülkelerin dahil edildiği ve günlük dilde "kara liste" olarak bilinen özel paragraf uygulamasına ise Türkiye, 111 sayılı sözleşmeye aykırılıkları nedeniyle 1983 ve 1989 yıllarında işçi ve işveren gruplarının ortak kararıyla dahil edildi.
Siyasi mülahazalarla ve amir kanaatleriyle gerçekleştirilen bu keyfi uzaklaştırmalar, Türkiye’nin çalışma yaşamı tarihindeki en ağır hukuksuzluk örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.
haberdeger.com
Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist
En Çok Okunan Haberler