SON DAKİKA

#Insan Hakları

HABER DEĞER - Insan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AİHM'in Osman Kavala kararı yarın açıklanıyor Haber

AİHM'in Osman Kavala kararı yarın açıklanıyor

Strazburg'dan beklenen kritikkKarar Uluslararası hukuk ve siyasetin en önemli dosyaları arasında gösterilen Osman Kavala davasında gözler yeniden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) çevrildi. Gezi Parkı davası nedeniyle tutuklu bulunan Kavala'nın temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı ikinci başvuru sonuçlandı. Heyetin tarafları dinlediği duruşmayı 25 Mart tarihinde Strazburg'da tamamlayan Büyük Daire, nihai kararını yarın saat 10.00'da Fransa'nın Strazburg kentindeki İnsan Hakları Binası'nda düzenlenecek halka açık oturumda ilan edecek. Açıklanacak bu karar, Türkiye ile Avrupa Konseyi ilişkilerinin geleceği bakımından büyük bir önem taşıyor. "Kavala v. Türkiye (no. 2)" dosyasında hangi ihlaller var? "Kavala v. Türkiye (no. 2)" adıyla ele alınan dava, mahkemenin 2019 yılındaki ilk kararından sonra süregelen tutukluluğu ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla neticelenen tüm yargılama aşamalarını inceliyor. Başvuru dilekçesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, kanunsuz ceza olmaz ilkesi, iade, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı maddelerinin ihlal edildiği savunuluyor. Ayrıca başvuruda, hak ve özgürlüklere getirilen kısıtlamaların siyasi ya da öngörülen amaçlar haricinde kullanılmasını yasaklayan AİHS'nin 18'inci maddesinin de ihlal edildiği vurgulanıyor. Geçmişten bugüne yargılama süreci AİHM, 2019 yılında açıkladığı ilk kararında Osman Kavala'nın tutukluluğunun hukuka aykırı olduğunu tespit ederek derhal serbest bırakılmasını istemişti. İç hukukta bu kararın karşılık bulmaması ve tahliyenin gerçekleşmemesi üzerine 2022'de AİHM Büyük Dairesi, Türkiye'nin mahkeme kararlarına uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar vermişti. Ulusal yargı sürecinde ise İstanbul'da görülen davada Kavala, 25 Nisan 2022 tarihinde Gezi Parkı eylemleri gerekçe gösterilerek "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış, bu ceza 2023 yılında Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tunus siyasetinin tarihi figürü Raşid el-Gannouchi hayatını kaybetti Haber

Tunus siyasetinin tarihi figürü Raşid el-Gannouchi hayatını kaybetti

Tunus'ta 2011 devriminin ardından ülkesine dönerek demokrasi ve uzlaşı sürecinde başrol oynamış olan deneyimli siyasetçi, Kays Said yönetiminin tek adam rejimi inşa etme sürecinde hedef aldığı muhaliflerin başında geliyordu. 1941 yılında Tunus'un güneyindeki Gabes vilayetine bağlı El-Hamme kasabasında tarımcı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Gannuşi, Ez-Zeytune Medresesi'ndeki eğitiminin ardından Kahire, Şam ve Paris Sorbonne Üniversitesi'nde felsefe doktorasını tamamlamıştı. Geçmişte Habib Burgiba ve Zeynel Abidin Bin Ali rejimleri döneminde de defalarca hapis ve sürgün yaşamış olan Gannuşi, 2011 sonrasında Tunus'un en büyük siyasi aktörlerinden birine dönüşerek 2019 yılında Meclis Başkanlığı görevine seçilmişti. Tek adam rejiminin hedefi oldu Ülkedeki siyasi kırılma noktası, 25 Temmuz 2021'de Cumhurbaşkanı Kays Said'in meclisi askıya alması ve yetkileri tekeline almasıyla derinleşti. Bu süreçte Said yönetimi tarafından "devlet güvenliğine karşı komplo", "terör örgütü üyeliği" ve yabancı fon iddiaları gibi birbiri ardına açılan davalarla hedef alınan Gannuşi, Nisan 2023'te evine düzenlenen baskınla gözaltına alındı ve tutuklandı. Mahkemelerin "Said'in emirlerini yerine getiren" yapılar olduğunu belirterek duruşmalara katılmayı reddeden Gannuşi, ardı arkası kesilmeyen yargılamalar sonucunda toplamda uzun yıllara varan hapis cezalarına çarptırıldı. Tunus'ta muhalefet partileri ve insan hakları örgütleri bu yargılamaları siyasi rakipleri tasfiye etme hamlesi olarak nitelendirirken, Said ise adımlarının ülkeyi kaostan kurtarma amacı taşıdığını savunuyordu. Tecrit ve aşırı sıcaklar ölüme sürükledi İlerleyen yaşına, Parkinson gibi kronik rahatsızlıklarına ve cezaevindeki ağır tecrit koşullarına rağmen adil yargılama hakkından yoksun bırakılan Gannuşi'nin trajik sonu, son dönemde cezaevinde yaşadığı hak ihlalleriyle hızlandı. Uluslararası Sınır Tanımayan Kadın Gazeteciler (WJWC) örgütünün ve 2011 Nobel Barış Ödülü sahibi Tevekkül Karman'ın da defalarca dikkat çektiği üzere, Murnakiye Cezaevi'nde 50 dereceyi bulan aşırı sıcaklar, yetersiz havalandırma ve temel sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılma gibi zalimce uygulamalar Gannuşi'nin bedenini tüketti. Siyasi tutuklulara destek olmak amacıyla geçmişte açlık grevleri de yürüten, son bir ay içinde defalarca hastaneye kaldırılmasına rağmen hastanede bulunduğu süre boyunca ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmeyerek dış dünyayla irtibatı tamamen kesilen Gannuşi, uluslararası toplumun tüm çağrılarına rağmen kritik eşiğe sürklendi. Tunus makamlarının hukuki ve ahlaki olarak sorumlu tutulduğu bu ölüm, Tunus'taki demokratik kazanımların tasfiye edilmesinin ve hukuki çöküşün en acı halkası olarak kayıtlara geçti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Srebrenitsa Soykırımı’nın 31. yılı: 10 kurban daha uğurlanıyor Haber

Srebrenitsa Soykırımı’nın 31. yılı: 10 kurban daha uğurlanıyor

Katledilen binlerce kurbandan kimlik tespiti yapılan 10’u daha, bugün Potoçari Anıt Mezarlığı’nda gerçekleştirilen cenaze töreniyle toprağa veriliyor. 31 yıldır dinmeyen acı 11 Temmuz 1995 tarihinde, Ratko Mladiç komutasındaki Sırp birlikleri tarafından gerçekleştirilen soykırımın acısı, aradan geçen 31 yıla rağmen tazeliğini koruyor. Potoçari Anıt Merkezi'nde düzenlenen anma törenine; Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkeden devlet yetkilileri, büyükelçiler, soykırım kurbanlarının aileleri ve binlerce katılımcı akın etti. 10 yeni defin ile toplam sayı 6 Bin 782 oldu Kimlik tespiti tamamlanan ve ailelerinin onayı alınan 10 kurbanın defniyle birlikte Potoçari Anıt Mezarlığı'ndaki defin sayısı 6 bin 782’ye yükseldi. Hâlâ 1000'den fazla kurbanın cenazesine ise ulaşılamadığı belirtiliyor. Bugün toprağa verilen kurbanlar arasında en genç isim 20 yaşındaki Senad Jusic, en yaşlı isim ise 56 yaşındaki Ramo Dautovic oldu. Bugün defnedilen diğer isimler ise şöyle: Muriz Barakovic, Hamed Music, Ramo Alic, Muhidin Osmanovic, Huso Cerimovic, Nuko Nukic, Ahmet Guster ve Asım Kunic. 11 Temmuz 1995: Srebrenitsa'da ne olmuştu? Tarihe kara bir leke olarak geçen Srebrenitsa katliamı, bir dizi sistematik insan hakları ihlali ve uluslararası koruma zafiyetiyle gerçekleşmişti. 11 Temmuz 1995'te Srebrenitsa, Sırp güçlerinin eline geçmiş, Birleşmiş Milletler bünyesinde görev yapan Hollandalı barış gücü askerlerine sığınan sivil Boşnaklar, güvenli bölge vaadine rağmen Sırp askerlerine teslim edilmişti. Kadın ve çocukların ayrılmasının ardından, yaşları 12 ile 77 arasında değişen en az 8 bin 372 Boşnak erkek; ormanlık alanlarda, fabrikalarda ve depolarda sistematik bir şekilde katledildi. Failler, izlerini gizlemek amacıyla kurbanları toplu mezarlara gömdü. Savaş sonrasında başlatılan arama çalışmalarıyla, bu mezarların parçalanıp farklı yerlere taşındığı tespit edildi. Bugün gerçekleştirilen tören, bu acının unutulmaması ve adaletin tecellisi için küresel çapta verilen bir mesaj olma niteliğini taşıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Yeşil Yol”, geçmişten bugüne uzanan bir adalet hikâyesi! Haber

“Yeşil Yol”, geçmişten bugüne uzanan bir adalet hikâyesi!

Yeşil Yol (The Green Mile), 1935 yılında Louisiana’daki Cold Mountain Hapishanesi’nin idam koğuşunda geçiyor. Koğuşun sorumlusu Paul Edgecomb, mahkûmların infaz odasına giderken yürüdüğü yeşil renkli koridor nedeniyle “Yeşil Yol” olarak anılan bölümde görev yapıyor. Hikâye, iki küçük kızın öldürülmesi suçundan idama mahkûm edilen John Coffey’nin koğuşa getirilmesiyle başlıyor. Fiziksel görünümüyle ilk anda dikkat çeken Coffey, kısa süre içinde sakin tavrı ve hassas kişiliğiyle gardiyanların ilgisini çekiyor. Paul Edgecomb ve çalışma arkadaşları, Coffey’nin alışılmışın dışında özelliklere sahip olduğunu fark ediyor. Film, Coffey’nin geçmişine ilişkin soruların ortaya çıkmasıyla birlikte hapishanedeki karakterlerin kararlarına odaklanıyor. Hikâye boyunca mahkûmlar, gardiyanlar ve yöneticiler arasındaki ilişkiler üzerinden insan davranışları ve vicdani tercihler işleniyor. Yeşil Yol, adalet ve önyargı kavramlarını merkeze alıyor Film, idam cezası uygulamasını arka planına alırken adalet sisteminin işleyişine dair soruları da gündeme getiriyor. Bir kişinin suçlu kabul edilmesiyle gerçeğin ortaya çıkması arasındaki fark, hikâyenin temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. John Coffey’nin yaşadıkları, dış görünüş, toplumsal konum ve önyargıların insanlar hakkında verilen kararları nasıl etkileyebildiğini gösteriyor. Film, karakterlerin olaylara yaklaşımı üzerinden adaletin yalnızca kurallar ve kararlarla değil, insan davranışlarıyla da ilişkili olduğunu anlatıyor. Paul Edgecomb’un Coffey’ye yaklaşımı ise görev sorumluluğu ile kişisel vicdan arasındaki dengeyi yansıtıyor. Bu yönüyle Yeşil Yol, bir hapishane hikâyesinin ötesine geçerek merhamet, empati ve sorumluluk üzerine kurulu bir anlatı sunuyor. Yeşil Yol neden bugün de önemini koruyor? Yeşil Yol, gösterime girmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen adalet, insan hakları ve idam cezası tartışmalarıyla ilişkilendirilen filmler arasında yer alıyor. Film, yanlış ya da eksik kararların geri döndürülemez sonuçlar doğurabileceğini hatırlatıyor. Yapım, yargı süreçlerinde tanıklıkların, toplumsal önyargıların ve dönemin koşullarının etkisini hikâyesinin bir parçası hâline getiriyor. Bu nedenle film, adaletin yalnızca hukuki bir süreç değil, aynı zamanda insan hayatını doğrudan etkileyen bir mesele olduğunu vurguluyor. Filmde öne çıkan merhamet ve empati temaları da günümüzde karşılık buluyor. Karakterlerin zor koşullarda aldıkları kararlar, izleyiciye insan ilişkileri ve sorumluluk duygusu üzerine düşünme alanı açıyor. Yeşil Yol, Stephen King’in 1996 yılında yayımlanan aynı adlı romanından sinemaya uyarlandı. King, kitabı ilk olarak altı ayrı kısa kitapçık hâlinde yayımladı; eser daha sonra tek ciltte bir araya getirildi. Yönetmen Frank Darabont kimdir? Frank Darabont, 1959 yılında Fransa’da doğdu. Çocuk yaşta ailesiyle birlikte ABD’ye taşınan Darabont, sinema kariyerine senarist olarak başladı. Özellikle Stephen King eserlerinden yaptığı uyarlamalarla tanındı. Darabont, Yeşil Yoldan önce 1994 yapımı Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption) filmini yönetti. Yine Stephen King’in eserinden uyarlanan film, zaman içinde sinema tarihinin öne çıkan yapımları arasında yer aldı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Pakistanlı insan hakları savunucusu Mahrang Baloch'a ömür boyu hapis Haber

Pakistanlı insan hakları savunucusu Mahrang Baloch'a ömür boyu hapis

Pakistan'ın Belucistan eyaletinde faaliyet gösteren insan hakları aktivisti Mahrang Baloch, bir paramiliter askerin öldürülmesine ilişkin davada ömür boyu hapis cezası aldı. Belucistan Birlik Komitesi (BYC) lideri olan Baloch ile birlikte aktivist Sibghatullah da aynı davada suçlu bulundu. Mahkeme, iki ismin 2024 yılında Gwadar kentinde düzenlenen bir protesto sırasında yaşanan olaylarda ortak sorumluluk taşıdığına hükmetti. Savcılık, Baloch ve Sibghatullah'ın protestocuları güvenlik güçlerine karşı kışkırttığını ve bunun sonucunda paramiliter asker Shabbir Ahmed'in hayatını kaybettiğini öne sürdü. Yetkililer, protesto sırasında kalabalığın bir güvenlik aracına taş ve sopalarla saldırdığını, Ahmed'in gruptan ayrıldıktan sonra darbedilerek öldürüldüğünü iddia etti. Ancak Mahrang Baloch ve avukatları suçlamaları reddetti. Aktivistler, davanın siyasi saiklerle yürütüldüğünü savunarak yargılama sürecini boykot etti. Quetta'daki Terörle Mücadele Mahkemesi, sanıkların "yasadışı toplantının organizasyonunda yer aldıklarını ve askerin öldürülmesinde ortak amaç doğrultusunda hareket ettiklerini" belirterek ömür boyu hapis cezası verdi. Mahkeme ayrıca sanıkların, hayatını kaybeden askerin ailesine 200 bin Pakistan rupisi tazminat ödemesine hükmetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Demokrasi maskesi düşüyor: ABD’de idam rejimi geri dönüyor! Haber

Demokrasi maskesi düşüyor: ABD’de idam rejimi geri dönüyor!

ABD’de uzun süredir tartışılan ölüm cezası politikalarında sert bir dönüş yaşanıyor. ABD Adalet Bakanlığı, yaptığı açıklamayla federal infazların yeniden hızlandırılacağını ve alternatif yöntemlerin masaya yatırıldığını duyurdu. Zehirli iğne geri, sıra kurşuna dizmede Açıklamaya göre, Donald Trump’ın ilk döneminde kullanılan pentobarbital içeren zehirli iğne protokolü yeniden yürürlüğe giriyor. Bununla birlikte, infaz yöntemlerinin genişletilerek “kurşuna dizme” gibi uygulamaların da devreye alınabileceği belirtildi. ABD’de bazı eyaletlerde halihazırda yasal olan bu yöntemlerin federal düzeyde tartışmaya açılması, insan hakları savunucularının tepkisini çekti. Biden döneminin sınırlamaları kaldırılıyor Joe Biden döneminde getirilen infaz moratoryumunun kaldırıldığı açıklandı. 2021’de dönemin Adalet Bakanı Merrick Garland tarafından başlatılan sınırlama süreci böylece sona erdirilmiş oldu. Yeni süreçte, onlarca dosyada ölüm cezası talep edilmesine yeniden onay verildi. “Adalet” adı altında hızlandırılmış infaz Bakanlık, infaz süreçlerinin hızlandırılması için bürokratik prosedürlerin sadeleştirileceğini duyurdu. Temyiz süreçlerinin kısaltılması ve mahkûmların af başvurularına sınırlama getirilmesi de gündemde. Eleştirmenlere göre bu adımlar, hukuki denetimi zayıflatırken geri dönüşü olmayan cezaların daha hızlı uygulanmasının önünü açıyor. “Gölge demokrasi” eleştirileri büyüyor ABD’nin yıllardır dünyaya “demokrasi” ve “insan hakları” söylemiyle yön verdiğini hatırlatan uzmanlar, bu kararların ciddi bir çelişki yarattığını belirtiyor. Özellikle “kurşuna dizme” gibi yöntemlerin yeniden tartışılması, modern hukuk sistemlerinden uzaklaşıldığı yönünde yorumlanıyor. Kamuoyu desteği düşüşte Veriler ise toplumun bu politikalara eskisi kadar destek vermediğini gösteriyor. Araştırmalara göre ölüm cezasına destek oranı son yıllarda ciddi şekilde geriledi. Buna rağmen ABD Adalet Bakanlığı’nın attığı bu adımlar, ABD’de devletin cezalandırma gücünü daha da sertleştirme yönünde ilerlediğine işaret ediyor. Tartışma derinleşiyor ABD’de infaz yöntemlerinin genişletilmesi, sadece hukuki değil aynı zamanda etik ve siyasi bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre, bu gelişmeler küresel ölçekte “insan hakları” söylemi ile uygulamalar arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne seriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İletişim Başkanı Duran’dan İsrail’e: Bu sözde yasa açık bir zulüm Haber

İletişim Başkanı Duran’dan İsrail’e: Bu sözde yasa açık bir zulüm

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Parlamentosu’nda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanması öngörülen idam düzenlemesini sert sözlerle kınadı. Duran, düzenlemeyi “hukuksuzluk ve ayrımcılığın yeni bir boyutu” olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail Parlamentosu’nda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanması planlanan idam düzenlemesine tepki gösterdi. Duran, söz konusu düzenlemeyi “şiddetle kınadığını ve telin ettiğini” belirterek, bunun hukukun üstünlüğünü hiçe sayan bir adım olduğunu vurguladı. Açıklamasında, düzenlemenin ayrımcılığı derinleştirdiğini ve bir halkı topyekûn cezalandırmayı meşrulaştırmaya çalıştığını ifade etti. Düzenlemeyi, İsrail’in Filistinlilere yönelik politikalarının bir devamı olarak değerlendiren Duran, bunun sistematik baskı ve şiddetin yeni bir aşamaya ulaştığını gösterdiğini kaydetti. Irkçı ve ayrımcı uygulamaların ne hukukta ne de insanlık değerlerinde karşılığı olduğunu dile getirdi. Uluslararası topluma da çağrıda bulunan Duran, bu tür uygulamalar karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini belirterek, adalet, insan hakları ve evrensel değerler adına somut adımlar atılmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Duran açıklamasında ayrıca, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin her zaman Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğini ifade ederek, Filistin davasını savunmanın insani bir sorumluluk olduğunu kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.