SON DAKİKA

#Insan Hakları

HABER DEĞER - Insan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Demokrasi maskesi düşüyor: ABD’de idam rejimi geri dönüyor! Haber

Demokrasi maskesi düşüyor: ABD’de idam rejimi geri dönüyor!

ABD’de uzun süredir tartışılan ölüm cezası politikalarında sert bir dönüş yaşanıyor. ABD Adalet Bakanlığı, yaptığı açıklamayla federal infazların yeniden hızlandırılacağını ve alternatif yöntemlerin masaya yatırıldığını duyurdu. Zehirli iğne geri, sıra kurşuna dizmede Açıklamaya göre, Donald Trump’ın ilk döneminde kullanılan pentobarbital içeren zehirli iğne protokolü yeniden yürürlüğe giriyor. Bununla birlikte, infaz yöntemlerinin genişletilerek “kurşuna dizme” gibi uygulamaların da devreye alınabileceği belirtildi. ABD’de bazı eyaletlerde halihazırda yasal olan bu yöntemlerin federal düzeyde tartışmaya açılması, insan hakları savunucularının tepkisini çekti. Biden döneminin sınırlamaları kaldırılıyor Joe Biden döneminde getirilen infaz moratoryumunun kaldırıldığı açıklandı. 2021’de dönemin Adalet Bakanı Merrick Garland tarafından başlatılan sınırlama süreci böylece sona erdirilmiş oldu. Yeni süreçte, onlarca dosyada ölüm cezası talep edilmesine yeniden onay verildi. “Adalet” adı altında hızlandırılmış infaz Bakanlık, infaz süreçlerinin hızlandırılması için bürokratik prosedürlerin sadeleştirileceğini duyurdu. Temyiz süreçlerinin kısaltılması ve mahkûmların af başvurularına sınırlama getirilmesi de gündemde. Eleştirmenlere göre bu adımlar, hukuki denetimi zayıflatırken geri dönüşü olmayan cezaların daha hızlı uygulanmasının önünü açıyor. “Gölge demokrasi” eleştirileri büyüyor ABD’nin yıllardır dünyaya “demokrasi” ve “insan hakları” söylemiyle yön verdiğini hatırlatan uzmanlar, bu kararların ciddi bir çelişki yarattığını belirtiyor. Özellikle “kurşuna dizme” gibi yöntemlerin yeniden tartışılması, modern hukuk sistemlerinden uzaklaşıldığı yönünde yorumlanıyor. Kamuoyu desteği düşüşte Veriler ise toplumun bu politikalara eskisi kadar destek vermediğini gösteriyor. Araştırmalara göre ölüm cezasına destek oranı son yıllarda ciddi şekilde geriledi. Buna rağmen ABD Adalet Bakanlığı’nın attığı bu adımlar, ABD’de devletin cezalandırma gücünü daha da sertleştirme yönünde ilerlediğine işaret ediyor. Tartışma derinleşiyor ABD’de infaz yöntemlerinin genişletilmesi, sadece hukuki değil aynı zamanda etik ve siyasi bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre, bu gelişmeler küresel ölçekte “insan hakları” söylemi ile uygulamalar arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne seriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İletişim Başkanı Duran’dan İsrail’e: Bu sözde yasa açık bir zulüm Haber

İletişim Başkanı Duran’dan İsrail’e: Bu sözde yasa açık bir zulüm

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Parlamentosu’nda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanması öngörülen idam düzenlemesini sert sözlerle kınadı. Duran, düzenlemeyi “hukuksuzluk ve ayrımcılığın yeni bir boyutu” olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail Parlamentosu’nda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanması planlanan idam düzenlemesine tepki gösterdi. Duran, söz konusu düzenlemeyi “şiddetle kınadığını ve telin ettiğini” belirterek, bunun hukukun üstünlüğünü hiçe sayan bir adım olduğunu vurguladı. Açıklamasında, düzenlemenin ayrımcılığı derinleştirdiğini ve bir halkı topyekûn cezalandırmayı meşrulaştırmaya çalıştığını ifade etti. Düzenlemeyi, İsrail’in Filistinlilere yönelik politikalarının bir devamı olarak değerlendiren Duran, bunun sistematik baskı ve şiddetin yeni bir aşamaya ulaştığını gösterdiğini kaydetti. Irkçı ve ayrımcı uygulamaların ne hukukta ne de insanlık değerlerinde karşılığı olduğunu dile getirdi. Uluslararası topluma da çağrıda bulunan Duran, bu tür uygulamalar karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini belirterek, adalet, insan hakları ve evrensel değerler adına somut adımlar atılmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Duran açıklamasında ayrıca, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin her zaman Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğini ifade ederek, Filistin davasını savunmanın insani bir sorumluluk olduğunu kaydetti.

Taliban’dan karanlık düzenleme: Kölelik geri geldi Haber

Taliban’dan karanlık düzenleme: Kölelik geri geldi

Taliban yeni ceza yasasını resmen uygulamaya aldı Afganistan’da iktidarı elinde bulunduran Taliban, ülkede uygulanacak yeni ceza usullerini kamuoyuna duyurdu. Açıklanan düzenlemelerde ceza hukukunun dini kimlik, mezhep, cinsiyet ve toplumsal statüye göre farklı işletileceği belirtildi. Yeni yasalar, Afganistan toplumunun tamamını kapsayan köklü ve sert değişiklikler içeriyor. Ceza hukukunda kölelik açık biçimde tanımlandı Afganistanlı insan hakları örgütü Rawadari’nin raporuna göre, yeni ceza usullerinde “efendi” ve “köle” kavramları açık şekilde yer aldı. Kölelerin cezalandırılması yetkisi doğrudan efendilere bırakılırken, bu durum modern ceza hukukunda köleliğin fiilen meşrulaştırılması olarak değerlendirildi. Toplum dört sınıfa ayrıldı, cezalar statüye bağlandı Taliban düzenlemeleriyle toplum; din alimleri, seçkinler, orta sınıf ve alt sınıf olmak üzere dört ayrı sosyal sınıfa ayrıldı. Yasaya göre bir suç din alimi tarafından işlendiğinde yalnızca uyarı yeterli görülürken, seçkinler için mahkemeye çağrı ve uyarı öngörülüyor. Orta sınıf için hapis cezası uygulanırken, alt sınıfa mensup kişiler için hapisle birlikte bedensel cezalar gündeme geliyor. Muhalifler için ölüm cezası yetkisi tanındı Yeni ceza usulleri, Taliban mahkemelerine muhalifler ve eleştirmenler hakkında ölüm cezası kararı verme yetkisi tanıyor. “İsyancı” olarak tanımlanan kişilerin kamuya zarar verdiği ve bu zararın ancak öldürülmeleriyle ortadan kaldırılabileceği savunuluyor. İhbar zorunlu hale getirildi, bireylere cezalandırma yetkisi verildi Taliban karşıtı faaliyetleri yetkililere bildirmeyen yurttaşlar için hapis cezası öngörülüyor. Ayrıca bireylerin, “günah” işlendiğine tanık olmaları halinde kişileri doğrudan cezalandırabilmesine izin veriliyor. Bu düzenleme, keyfi şiddetin yasal zemin kazanması olarak yorumlanıyor. Kız çocuklarının eğitimi tamamen yasaklandı Yeni yasalarla birlikte kız çocuklarının eğitimi mutlak biçimde yasaklanıyor. Bunun yanı sıra dans etmek, dans edenleri izlemek ve “ahlaksızlık” olarak tanımlanan mekânlarda bulunmak da suç kapsamına alındı. Ancak bu mekânların ne olduğu net biçimde tanımlanmadı. Şiddet ve çocuklara yönelik ağır ihlaller meşrulaştırıldı Ceza yasalarında, kemik kırığına ya da derinin yırtılmasına yol açmadığı sürece şiddetin serbest bırakıldığı belirtiliyor. Çocuk istismarı ve çocuklara yönelik şiddet için açık bir ceza öngörülmezken, bir babanın 10 yaşındaki çocuğunu dini gerekçelerle cezalandırmasına izin veriliyor. Mezhep değiştirenler için hapis cezası getirildi Taliban’ın esas aldığı Hanefi mezhebi dışında bir mezhebe geçenler “kafir” olarak tanımlanıyor. Bu kişilerin hapis cezasıyla karşı karşıya kalacağı düzenlemelerde açıkça ifade ediliyor. Akrabalık bağı olmayan kadın ve erkeğin bir arada bulunması da suç sayılıyor. Uluslararası hukuk ve insan hakları ilkeleri yok sayılıyor Yeni ceza usulleri, adil yargılanma hakkı, temel özgürlükler ve insan haklarına ilişkin uluslararası standartların açık ihlali olarak değerlendiriliyor. Taliban, 2021’de ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin ardından kontrolü ele geçirdiği ülkede, bu tür uygulamaları sürdürmekte kararlı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aydoğan Doğan: Kobanê’de çocuklar ölürken siyaset susamaz! Haber

Aydoğan Doğan: Kobanê’de çocuklar ölürken siyaset susamaz!

İnsan hakları savunucusu ve siyasetçi Aydoğan Doğan, sosyal medya platformu X üzerinden art arda yaptığı açıklamalarda, komşu ülkede yaşanan sivil katliamlara karşı Ankara’nın izlediği politikayı eleştirdi. Doğan, “denge politikası” söylemiyle sürdürülen sessizliğin ahlaki bir çöküşe işaret ettiğini belirterek, güvenlik merkezli yaklaşımın adalet üretmediğini ifade etti. "Ankara’nın sessizliği tarafsızlık değil, suç ortaklığı" Doğan, “Türkiye bugün susarak tarafsız kalmıyor, susarak suça ortak oluyor” sözleriyle iktidarın tutumunu hedef aldı. Komşu ülkede sivillerin yaşamını yitirdiği bir tabloda seyirci kalmanın ahlaki olarak savunulamayacağını belirten Doğan, adalet üretmeyen güvenlik politikalarının yalnızca daha fazla şiddet yarattığını dile getirdi. "Kürt halkı her kriz anında yalnız bırakılıyor" “Kürtler yine yalnız, yine terk edilmiş” ifadelerini kullanan Doğan, bölgede yaşanan her pazarlık ve kriz sürecinde ilk feda edilenin Kürt halkı olduğunu savundu. Geçmişte IŞİD’e karşı verilen mücadelede yalnız bırakıldıklarını hatırlatan Doğan, bugün ise Şam’a bağlı silahlı yapıların insafına terk edildiklerini ifade etti. "Dış güçlere yaslanan politikaların bedelini halklar ödüyor" Rojava yönetiminin yıllarca ABD’ye bel bağladığını söyleyen Doğan, “Kendi halkına değil, Pentagon’a güvendi” sözleriyle eleştirisini sürdürdü. Washington’un bölgeden çekildiğini, geride ise yıkım ve kan kaldığını dile getiren Doğan, bu coğrafyada gerçek kurtuluşun dış güçlerde değil, halkların dayanışmasında olduğunu kaydetti. "Kobanê’de yaşananlar bütün bölgenin utancı" Doğan, Kobanê’de akan kanın yalnızca Kürt halkının değil, tüm bölgenin utancı olduğunu belirterek, sessiz kalanların tarihe not düştüğünü söyledi. “Susmak, zulmün yanında durmaktır” diyen Doğan, “bize ne” diyenlerin de bu sorumluluktan kaçamayacağını vurguladı. "Vicdan sesini yükseltmeli" Kürt halkının sahipsiz olmadığını ifade eden Doğan, bu ülkede hâlâ vicdan ve adalet talebinin bulunduğunu söyledi. Doğan, “Kobanê yalnız değildir, yalnız bırakılmamalıdır” sözleriyle siyaset kurumunu ve toplumu sessizliği bozarak insani ve ahlaki sorumluluk almaya çağırdı. Kobanê’de Katliam Var, Ankara Seyrediyor!Bugün Kobanê kuşatma altındadır.Bugün Rojava’da siviller hedef alınmaktadır.Bugün Kürt halkı, Şam’ın himayesindeki HTŞ artığı çetelerin insafına terk edilmiştir.Bu yaşananlar “çatışma” değildir.Bu, açık bir insanlık suçudur.Ve bu…— Aydoğan Doğan (@Aydogan0658) January 27, 2026

Venezuela’da su balonu oynayan çocuklara ‘vatana ihanet’ suçlaması: 25 kişi gözaltına alındı Haber

Venezuela’da su balonu oynayan çocuklara ‘vatana ihanet’ suçlaması: 25 kişi gözaltına alındı

Venezuela’nın doğusundaki işçi sınıfı kenti Barcelona’da, Karnaval kutlamalarının parçası olarak düzenlenen su balonu oyunu, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle sonuçlandı. Yaşları 13 ile 25 arasında değişen çocuklar ve gençler, “vatana ihanet” suçlamasıyla gözaltına alındı. Olay, Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasından iki gün sonra, 5 Ocak’ta meydana geldi. Görgü tanıklarının ve ailelerin aktardığına göre, Neverí Nehri kıyısında toplanan çocuklar ve gençler su balonlarıyla oyun oynarken polis ve Ulusal Muhafız birlikleri bölgeye geldi. Müdahale sırasında ateş açıldığı, kalabalığın panik içinde dağıldığı belirtildi. Toplam 25 kişi gözaltına alındı. “Donald Trump’ı destekliyorsunuz” suçlaması Gözaltına alınan 17 yaşındaki bir çocuk, bir polis memurunun kendisine küfrederek “Hepinizi mahvedeceğim. Donald Trump’ı destekliyorsunuz” dediğini aktardı. Aileler ve görgü tanıkları, gözaltıların herhangi bir somut delile dayanmadığını ifade etti. The New York Times muhabirleri, gözaltına alınanların yaşadığı mahallede çocuklar ve aileleriyle görüştü. Görüşülen kişiler, hükümetten misilleme görme korkusuyla isimlerinin açıklanmasını istemedi. Reşit olmayanlar serbest, yetişkinler cezaevinde Mahkeme belgelerine göre, 15’i reşit olmayan çocuk olmak üzere 25 kişi “vatana ihanet” dahil çeşitli suçlamalarla hakim karşısına çıkarıldı. Tepkilerin artması ve ailelerin sosyal medyada başlattığı kampanyaların ardından, 15 çocuk Venezuela’dan ayrılmama ve ayda bir mahkemeye çıkma şartıyla serbest bırakıldı. Ancak 18 yaş üzerindeki 10 kişi hâlâ tutuklu bulunuyor. Tutukluların aileleri, cezaevindeki koşulların kötü olduğunu ve sağlık sorunları yaşayan gençlerin durumundan endişe duyduklarını dile getirdi. 19 yaşındaki bir tutuklunun ablası Scarlett Ruiz, kardeşinin uykusuzluk ve fiziksel yıpranma yaşadığını belirtirken, epilepsi hastası bir gencin annesi oğlunun nöbet geçirme riskinden kaygı duyduğunu söyledi. Baskı ve korku iklimi İnsan hakları savunucuları, olayın Venezuela’da son dönemde artan baskı ortamının bir parçası olduğunu vurguluyor. İnternet özgürlüğü aktivisti Andrés Azpúrua, güvenlik güçlerinin vatandaşları keyfi şekilde durdurup telefonlarını kontrol ettiğini ve muhalif görülen kişilerin hedef alındığını ifade etti. İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ise bazı polislerin vatandaşlardan para sızdırdığını kabul ederek, “Burada gaspın yeri yok” açıklamasında bulundu. Maduro’nun yakalanmasının ardından ilan edilen olağanüstü hâl, güvenlik güçlerine geniş yetkiler tanırken, muhalefet ve insan hakları örgütleri bu durumun keyfi gözaltıları artırdığı görüşünde. Aileler ise tek taleplerinin çocuklarının serbest bırakılması olduğunu vurguluyor: “Biz siyasi insanlar değiliz. Tek istediğimiz çocuklarımızın özgürlüğü.” haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kuveyt, ABD’nin göçmen vizesi yasağı listesine neden alındı? Haber

Kuveyt, ABD’nin göçmen vizesi yasağı listesine neden alındı?

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, 21 Ocak 2026 itibarıyla 75 ülkenin vatandaşlarına göçmen vizesi verilmesini askıya aldı. Listeye, ABD’nin NATO dışı en yakın müttefiklerinden biri olan Kuveyt’in de eklenmesi dikkat çekti. Körfez Savaşı’ndan bu yana Washington’la güçlü askeri ve siyasi bağlar kuran Kuveyt’in karara dahil edilmesi, “neden” sorusunu gündeme taşıdı. Güçlü müttefiklik ilişkisine rağmen Kuveyt, 1990-1991 Körfez Savaşı’ndan bu yana ABD’nin bölgedeki en önemli ortaklarından biri olarak öne çıkıyor. 2003 Irak işgali ve ABD’nin IŞİD’e karşı yürüttüğü operasyonlarda kritik rol üstlenen ülkede bugün yaklaşık 13 bin 500 Amerikan askeri bulunuyor. Pentagon, vize yasağının açıklandığı gün Kuveyt’e yönelik 800 milyon dolarlık silah satışını Kongre’ye bildirdi. ABD Ordusu Merkez Komutanlığı’nda görev yapmış Asha Castleberry, karara ilişkin yaptığı değerlendirmede “Kuveyt’le köklü ve güçlü ilişkilerimiz nedeniyle gerçekten şaşırdım” dedi. Siyasi manevra iddiası Analistler, kararın güvenlikten ziyade siyasi baskı aracı olabileceğini savunuyor. Emory Üniversitesi’nden Körfez uzmanı Courtney Freer, bunun Trump yönetiminin Kuveyt’le belirli konularda pazarlık yapmak için kullandığı bir taktik olabileceğini belirtti. Freer, özellikle Kuveyt’in İsrail’le normalleşmeye kesin olarak karşı çıkmasının Washington’daki rahatsızlığı artırmış olabileceğine dikkat çekti. Müslüman Kardeşler faktörü Kararın arkasında Müslüman Kardeşler meselesinin de olabileceği ifade ediliyor. Trump yönetimi, bazı ülkelerdeki Müslüman Kardeşler yapılanmalarını terör örgütü ilan etmişti. Ortadoğu Demokrasi Merkezi’nden Abdullah Alaoudh, Kuveyt’in bu örgüte karşı diğer Körfez ülkeleri kadar sert bir tutum almamasının ABD’de baskı unsuru haline gelmiş olabileceğini söyledi. Alaoudh, vize yasağını “tamamen siyasi” olarak nitelendirdi. Vatandaşlıktan çıkarılmalar ve insan hakları Son iki yılda Kuveyt’te on binlerce kişinin vatandaşlıktan çıkarıldığına dair iddialar da kararla ilişkilendiriliyor. Geçmiş ABD yönetimleri bu uygulamaları insan hakları ihlali olarak değerlendirebilirdi. Ancak uzmanlara göre Trump yönetimi döneminde insan hakları, dış politikada belirleyici bir unsur olmaktan büyük ölçüde çıktı. Net bir açıklama yok ABD Dışişleri Bakanlığı, Kuveyt’in neden listeye alındığına ve yasağın kimleri kapsadığına dair sorulara henüz resmi bir yanıt vermedi. Uzmanlar ise bu kararın, ABD’ye yakın diğer Körfez ülkeleri için de “dokunulmaz olmadıkları” yönünde bir mesaj taşıyabileceğini ifade ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.