Toplumla siyaset arasındaki ilişki sağlıksız bir boyuta ulaştığında, bu hem siyaseti hem toplumu kilitler. Toplumun siyasetten beklentisi hiç şüphesiz tek tipleştirilerek ele alınamaz.
İhtiyaç odaklı, hakkaniyetli makul talepler, toplum tarafından siyasete yönlendirilebileceği gibi, tam tersine haksız kazanç elde etme hırsı da, toplum içinden siyasete yönelik bir baskıya dönüşebilir. Bu ikisini birbirinden ayırt etmek, siyasetçinin toplumla sağlıklı ilişki kurmasının ilk adımıdır. Haklı talepleri siyasetin öncelikli görevi kabul edip, haksız beklentilere hayır diyebilmek, siyasi liderliğin gereğidir. Toplumun haksız beklentilerine prim veren siyasetçi, bir süre sonra kitle popülizminin esiri olur.
Toplumu gerçeklerle yüzleştirmek yerine, kandırarak ve umutlarıyla oynayarak kendisine alan açmaya çalışır. Topluma sırtını dönen siyasetçi gibi, toplumun peşinde sürüklenen siyasetçi de, toplumsal dönüşüme katkı sunamaz. Bazı konularda kitleler sağlıklı durum analizi yapamaz.
Duygularıyla, öfkesiyle, tepkisiyle tutum geliştirir. Türkiye'nin kırk yılına mal olan bir çatışmalı alanı kapatması, bir dönemi sonlandırması, topluma doğru anlatılmadığı takdirde doğal olarak tepki ile karşılanabilir. Bu tepkinin öncelikli nedeni de, toplumdan ziyade, onu provoke eden siyasi odaklardır.
Topluma anlatamamanın faturasını kendisine kesmek, kendisiyle ilgili cesur bir muhasebe geliştirmek yerine, toplumun tepki göstereceği gerekçesinin arkasına sığınmak, kolaya kaçmaktır.
Büyük siyasal açılımlar, kitlelere öncülük edilerek, riske girilerek hayata geçirilir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ayhan Bilgen
Siyaset Kitlenin Arkasından Gitmek Midir ?
Toplumla siyaset arasındaki ilişki sağlıksız bir boyuta ulaştığında, bu hem siyaseti hem toplumu kilitler. Toplumun siyasetten beklentisi hiç şüphesiz tek tipleştirilerek ele alınamaz.
İhtiyaç odaklı, hakkaniyetli makul talepler, toplum tarafından siyasete yönlendirilebileceği gibi, tam tersine haksız kazanç elde etme hırsı da, toplum içinden siyasete yönelik bir baskıya dönüşebilir. Bu ikisini birbirinden ayırt etmek, siyasetçinin toplumla sağlıklı ilişki kurmasının ilk adımıdır. Haklı talepleri siyasetin öncelikli görevi kabul edip, haksız beklentilere hayır diyebilmek, siyasi liderliğin gereğidir. Toplumun haksız beklentilerine prim veren siyasetçi, bir süre sonra kitle popülizminin esiri olur.
Toplumu gerçeklerle yüzleştirmek yerine, kandırarak ve umutlarıyla oynayarak kendisine alan açmaya çalışır. Topluma sırtını dönen siyasetçi gibi, toplumun peşinde sürüklenen siyasetçi de, toplumsal dönüşüme katkı sunamaz. Bazı konularda kitleler sağlıklı durum analizi yapamaz.
Duygularıyla, öfkesiyle, tepkisiyle tutum geliştirir. Türkiye'nin kırk yılına mal olan bir çatışmalı alanı kapatması, bir dönemi sonlandırması, topluma doğru anlatılmadığı takdirde doğal olarak tepki ile karşılanabilir. Bu tepkinin öncelikli nedeni de, toplumdan ziyade, onu provoke eden siyasi odaklardır.
Topluma anlatamamanın faturasını kendisine kesmek, kendisiyle ilgili cesur bir muhasebe geliştirmek yerine, toplumun tepki göstereceği gerekçesinin arkasına sığınmak, kolaya kaçmaktır.
Büyük siyasal açılımlar, kitlelere öncülük edilerek, riske girilerek hayata geçirilir.