SON DAKİKA

Çok Partili Çürüme

Yazının Giriş Tarihi: 19.08.2025 23:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.08.2025 00:04

Particilik tarihimiz, Cumhuriyet öncesine dayanıyor. 2. Meşrutiyet yıllarında, o günün Avrupa'sından esinlenerek ortaya çıkan gençlik hareketleri, siyasal programlar etrafında partileştileştiler. Siyasi partiler elbette insanlar eliyle yürütülür ve sorunların ne kadarının particilik sisteminden, ne kadarının insan unsurundan kaynaklandığını ayırt etmek son derece güçtür.

Geçtiğimiz yüzyılın başında, birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de uzun bir tek partili dönem yaşandı. Birkaç başarısız denemeden sonra İkinci Dünya Savaşı'nın doğurduğu Dünya dengeleri bizi de çok partili denklemin içine çekti. Bu kısa yazıda, tek parti dönemi ile çok partili hayatın karşılaştırmasını yapmaya vaktimiz el vermeyeceği için, doğrudan bugünkü tehlikelere dikkat çekmeye çalışacağız.

Türkiye'nin yakın döneme kadar devam eden vesayet sorunu, bugün yerini yeni bir tehdide bırakmış durumda. Siyasi partilerin parayla kurdukları ilişki ve siyasal çürüme, gün geçtikçe yeni bir vesayet riskini büyüttü. Aday belirlemeler, kurultaylar, belediyelerin denetlenemeyen parayla tahakküm gücü, gün geçtikçe siyasal hayatı kuşatmaya başladı.

CHP'nin yaşadığı süreç İYİ Parti'de bazı milletvekili adayı belirleme yöntemleri, iktidar içerisinde özellikle yargı süreçlerine müdahale nin mali güç devşirmeye dönüşmesi, hepimizi topyekün mücadele edilmesi gereken bir felakete doğru bir sürüklüyor. Bu çürümeyi, siyasi fanatizm ve kutuplaşmayı körükleyerek aşmaya çalışmak da, daha kötü bir noktaya doğru ilerlemeye zemin oluşturuyor.

Kutuplaşmanın doğurduğu toplumsal kopuş, doğal olarak sorun çözmeye odaklı bir siyaseti değil, kavgaya, çatışmaya odaklı gettolaşmaya, ortam oluşturuyor. Bu kısır döngü, kutuplaştıkça çürümeyi halının altına süpürmek, çürüdükçe hamaset siyasetiyle kirliliği örtmeyi denemek biçiminde devam ediyor.

Ortadoğu da Netanyahu saldırganlığının ortaya çıkarttığı tehdit, Suriye'de kilitlenmeye ve askeri müdahaleye yaklaşan gelişmeler karşısında, siyasetin ciddi bir arınma yaşama mecburiyeti var. Mecliste bir komisyon kurarak, son 40 yılımızı kilitleyen bloke eden bir sorunun tümüyle ortadan kalkması hedeflenirken, komisyon içerisinde sergilenen refleksler bizim eski parti alışkanlıklarına esaretimizi bir kez daha gözler önüne serdi.

Sorun çözmeye odaklı, ezber bozan, muhatabını anlamaya, ortak haklı kurmaya dönük çabanın zorluğu karşısında, kolaya kaçıp eski ezber ve sloganlarla, "dostlar alışverişte görsün" mantığı hızlı biçimde sirayet etti. Silah bırakmayı ve fesih sürecini kolaylaştırması, hızlandırması, cesaretlendirmesi gereken siyaset kurumu, acil yasal düzenlemelere odaklanmak yerine, toplumsal algıya tersinden müdahaleye başladı.

Sürecin başlangıcında hem beklenti, hem inanç çok daha güçlü iken, gün geçtikçe siyasetin sağlıksız yaklaşımları nedeniyle başarıya dair inanç azalıyor, beklenti zayıflıyor. Bu durumda konunun tamamlanıp istenen noktanın yakalanması, sadece bürokrasinin, yargının, güvenlik birimlerinin omuzlarında kalıyor. Bu ağır yükü, siyasetin sorumluluk paylaşarak üstlenmesi gerekirken, aktüel polemik alışkanlıkları her şeyi mahvediyor.

Eğer siyasi partiler tehlikenin ciddiyetinin farkına vararak, kısa sürede kendine gelmezse, Türkiye özellikle Suriye'ye askeri müdahale vesilesiyle, içeride de sert politikalara dönme ihtimalinin arefesine gelip dayanmış görünüyor. Çok partili hayatın, 1.Dünya Savaşı'nda Osmanlı'ya ödettiği ağır bedelin ikincisini, Türkiye Cumhuriyeti'nin 2. yüzyılına girerken hepimize ödetme lüksü olmadığını görmek gerekiyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.