Aydoğan Doğan: Halep bir sahanın değil, bir siyasetin çöküşüdür!
Suriye iç savaşının en sembolik kentlerinden biri olan Halep üzerinden yürütülen tartışmalar yeniden alevlenirken, insan hakları aktivisti ve siyasetçi Aydoğan Doğan’dan dikkat çeken bir analiz geldi. Doğan, X hesabından yaptığı paylaşımda Halep’in bir coğrafyanın kaybı değil; bir siyasal aklın, bir dilin ve bir hayalin çöküşünü temsil ettiğini ifade etti.
Halep neden bir kırılma anı olarak görülüyor?
Aydoğan Doğan’a göre Halep, yalnızca askeri dengelerin değiştiği bir cephe değil; bölgesel siyasetin, ideolojik okumaların ve stratejik aklın sınandığı bir laboratuvar işlevi gördü. Bu nedenle Halep’te yaşananlar, sahadaki güç kayıplarından ziyade siyaseti doğru okuma kapasitesinin yitirilmesine işaret ediyor.
Doğan, Türkiye’de uzun yıllardır “süreç” adı altında sürdürülen siyasal yaklaşımın, değişen bölgesel ve küresel koşulları okumakta başarısız olduğunu savunuyor. Bu yaklaşımın, kendini tekrar eden bir dil ve sorgulanmayan bir ezber ürettiğini belirtiyor.
“Askeri değil, entelektüel bir yenilgi”
Doğan’a göre yaşanan tablo, klasik bir askeri yenilgiden çok daha derin bir anlam taşıyor. Ona göre Halep’te ortaya çıkan sonuç, entelektüel ve stratejik bir tükenmişliğin dışavurumu niteliğinde. Siyasetin, değişen güç dengelerini ve yeni devlet reflekslerini okuyamaması, bu sürecin temel kırılma noktası olarak öne çıkıyor.
Değişen küresel dengeler ve okunamayan gerçeklik
Analizde dikkat çekilen bir diğer başlık ise küresel ve bölgesel güç dengeleri. Aydoğan Doğan, ABD, Rusya, İran ve Çin ekseninde şekillenen yeni uluslararası denklemlerin romantik beklentilerle okunmaya devam edildiğini vurguluyor. Ona göre bu yaklaşım, sahadaki gerçeklik ile siyasal dil arasında derin bir kopuş yarattı.
Doğan bu noktada şu ifadeyi kullanıyor:
“Bugün mesele kimin haklı olduğu değil, kimin zamanı doğru okuyabildiği meselesidir.”
Bu sözler, ideolojik doğruların tek başına yeterli olmadığını; zamanlama, güç analizi ve gerçeklik okumasının siyasetin temel unsurları olduğunu ortaya koyuyor.
Romantik siyaset eleştirisi: Dil ile saha arasındaki uçurum
Aydoğan Doğan’a göre Halep örneği, siyasetin romantik hayallerle değil, soğuk gerçeklerle yürütülmesi gerektiğini bir kez daha gösterdi. Saha gerçekliğiyle uyumsuz kurulan siyasal dil, yalnızca stratejik hatalara değil, aynı zamanda toplumsal algının yanlış yönlendirilmesine de neden oldu.
Bu yönüyle Halep, yalnızca bir kentin değil; bir siyasal tahayyülün tükenişi olarak okunmalı.
“Bir coğrafyanın değil, bir hayalin kapanış sahnesi”
Doğan’ın değerlendirmesinde en çarpıcı vurgu ise Halep’in sembolik anlamına dair oldu. Paylaşımında Halep’i şu sözlerle tanımladı:
“Halep; bir coğrafyanın değil,
bir siyasetin,
bir dilin
ve bir hayalin kapanış sahnesidir.”
Bu tespit, Halep sonrası dönemde Türkiye’de ve bölgede yeni bir siyasal dile ve yeni bir stratejik akla duyulan ihtiyacı da gündeme taşıyor.
Halep sonrası dönem için yeni bir siyaset arayışı
Aydoğan Doğan’a göre Halep sonrası süreç, eski ezberlerle sürdürülemez. Yeni dönemin; eleştirel düşünen, öğrenen ve değişen gerçeklikleri esas alan bir siyasal akıl üzerinden inşa edilmesi gerekiyor. Aksi halde benzer kırılmaların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuyor.